Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten b...

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.
                                                               
Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim).
UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.
                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Özellikle son dönemlerin en önemli sağlık problemlerinden bir tanesi de, hiç şüphesiz ki fazla kilo. Bu sorun, beraberinde getirdiği sağlı...

Büyük Beden Gecelik Modelleri

Özellikle son dönemlerin en önemli sağlık problemlerinden bir tanesi de, hiç şüphesiz ki fazla kilo. Bu sorun, beraberinde getirdiği sağlık problemlerinin yanı sıra fiziksel görünümde de görsel rahatsızlıklara sebep oluyor. Zira fazla kilo söz konusu olunca özellikle bayanlar, tüm giyim ürünlerinde dilediği kıyafeti bulmakta zorlandığı gibi gecelik modelleri seçiminde de bir hayli sorun yaşamakta. Bununla birlikte tüm bunlara çare olarak her kiloya uygun gecelik modellerine gereksinim olduğunu fark eden iç giyim sektörleri, bu konuda alarma geçti ve en güzel Büyük Beden Gecelik modellerini müşterileri ile buluşturdu.

Büyük Beden Gecelik Modelleri


Siz de göz zevkinize en iyi şekilde hitap edebilecek olan ve bedeninize uygun zengin bir yelpazeye sahip büyük beden gecelik modellerine sahip olabilmek İçin online alışveriş sitemizde yer alan birbirinden şık ve göz kamaştırıcı gecelik modellerine göz gezdirebilir, dilediğiniz modele istediğiniz an sipariş yoluyla sahip olabilirsiniz. Böylece siz de en beğendiğiniz modelin bedeninize uygun seçeneğini satın alarak rahatlıkla keyfini sürebilirsiniz.


Her Model ve Renkte Büyük Beden Gecelik Modelleri 

Sitemizde yer alan büyük beden gecelik modelleri o kadar geniş bir seçenek yelpazesine sahip ki beğendiğiniz modelin yanı sıra arzu ettiğiniz renk seçeneklerini de geceliklerde kolaylıkla bulmanız mümkün. Siyahtan fuşyaya, ekru ve aklınıza gelebilecek diğer tüm renkleri büyük beden gecelik modellerinde rahatlıkla bulabilirsiniz. Estetik mükemmelliğin yanı sıra bir o kadar da kullanışlı ve rahat olan bu Gecelik Modelleri sizleri her anlamda memnun edecek ve kendine hayran bırakacak. Bu gecelikler içerisinde kendinizi tıpkı bir kuş gibi hafif hissedecek, en güzel gecelerinizi yine bu geceliklerle yaşayacaksınız.

Büyük Beden Gecelik Modelleri

Büyük beden seçeneklerimiz elbette ki yalnızca Fantazi Gecelik takımları ile sınırlı değil. Bedeninize uygun her türlü büyük beden iç giyim modellerine sitemiz üzerinden rahatlıkla göz gezdirebilir, dilediğiniz gibi inceleyebilirsiniz.

Eğer siz de en estetik ve en kullanışlı büyük beden iç giyim modellerini satın almak istiyorsanız hemen sitemize tıklayın ve en iyi kaliteye aynı zamanda en uygun fiyata sahip olun. Unutmayın, bunun için yapmanız gereken sadece sitemizi ziyaret etmek ve dilediğiniz ürünü tek tıkla satın almak.

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Okullar hazır yaz tatilindeyken bu kurabiyelerden yapın; çocuklar sabah kahvaltısında yada öğlen arası atıştırmalık olarak yanında bir bard...

Tırtıl Kurabiye Tarifi

Okullar hazır yaz tatilindeyken bu kurabiyelerden yapın; çocuklar sabah kahvaltısında yada öğlen arası atıştırmalık olarak yanında bir bardak süt eşliğinde çok güzel yiyorlar. Üstelik bu tarz kurabiyelerin lezzetli olup, olmadığını anlamak için çocukların lezzeti denemesi gerekiyor. Onlar sırf çok emek harcanarak yapılmış, olmamış diyerek haksızlık etmeyeyim. Demez. Olmamışsa direk yüzüne ''Olmamış...'' Der. Ama olmuşsa da ağzında kurabiye parçacıkları savrularak; ''Immm çok güzel olmuş!'' Der. Bizimde evin gurmesi olan Efe den bu kurabiye geçti. Üstelik bir kez değil. Birkaç kez yapılıp, beğenildiği için gönül rahatlığı ile arşivimde bekleyen tırtıl kurabiye tarifini bugün sizlerle paylaşmak istiyorum...


Tırtıl kurabiye nasıl yapılır?


Tırtıl kurabiye gördüğünüz üzere sahip olduğu şekilden dolayı tırtıl adını almış. Bu şekli küçük bir aparat sayesinde çok kolay şekilde elde edebiliyorsunuz. Aşağıdaki resim kolejinde de gördüğünüz üzere küçük huni şeklinde olan bu aparatı, züccaciye, mutfak ıvır zıvırı satan market reyonunda, milyoncularda yada pazardan bulabilirsiniz. Ben yaklaşık 4 sene önce bir pazardan 1,5 TL ye almıştım. Şimdi de olsa olsa 3 TL olmuştur diye tahmin ediyorum.

Tırıl kurabiye malzemeleri

  • Yarım Paket oda sıcaklığında margarin
  • Yarım su bardağı pudra şekeri
  • 1 yumurta
  • Yarım çay bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı nişasta
  • Yarım paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • Aldığı kadar un

Tırtıl kurabiye nasıl yapılır?


İlk olarak oda sıcaklığında beklettiğiniz tereyağını yoğurma kabına alın. Daha sonrada şeker, sıvı yağ, yumurtayı ekleyip, iyice karıştırın. Sonra nişasta, kabartma tozu ve vanilyayı da ilave edip, azar azar un ekleyerek yoğurun. Kulak memesi diye tabir edilen yumuşaklığa gelince yoğurmayı bırakın. Yani yumuşak bir hamur olacak. Ama ele yapışmayan yumuşaklıkta bir hamur olacak.

Tırtıl kurabiye nasıl yapılır?
Sonrada yoğurduğunuz hamurdan bir parça alıp tırtıl kalıbına koyunSonrada yukarıdaki resimde de gördüğünüz gibi parmağınız ile bastırarak, kalıptan istediğiniz uzunlukta tırtıllar oluşturun. 
Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine tırtılları sıktıktan sonra önceden ısıtılmış fırında 180 derecelik ısıdaki bir fırında kenarları hafif pembeleşene kadar pişirin. Sonrada soğumaya bırakın. Soğuyan kurabiyelerin üzerine en son süzgeç ile pudra şekeri serpiştirin.
Tırtıl kurabiye nasıl yapılır?
Sonrada bir fincan kahvenizin yanında eşlik edebilecek lezzet ve görüntüde harika tırtıl kurabiyeleriniz olmuş olur. Tabi çocuklardan size kalırsa. 🙈
Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyetler olsun!

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Ailecek gezmeye ne kadar düşkün bir aile olduğumuzu anlamışsınızdır. Ki en son 2.5 aylık kızım ile çıktığımız Amasra ve Safranbolu seyahati...

Bütçenize Uygun Oteller MNG Turizde!

Ailecek gezmeye ne kadar düşkün bir aile olduğumuzu anlamışsınızdır. Ki en son 2.5 aylık kızım ile çıktığımız Amasra ve Safranbolu seyahati her şeyin özeti...
Tatil denilince benim ilk aklıma oradaki tarihi ve kültürel zenginlikleri görmek, en meşhur yemek ve içeceklerini tatmak gelir. O yüzden bizim tatillerimiz bir otele tıkılı kalmaktan ziyade. Gezmek, gezmek, gezmek!... Şeklinde olur...

Gezmek eğlenmek iyi hoş; lakin birde bu gezip-tozmanın maddi bütçe durumu var. Bütçenizi sarsmadan size en uygun otellerde kalmak istiyorsanız. İlk olarak nerede tatil yapacağınıza karar verin. Daha sonrada tatil yapacağınız yere uygun, konforlu bir otel seçin. Çünkü gezip, eğlenip, keşif yaptıktan sonra güzel bir duş ve konforlu bir yatakta dinlenmek gerekli. Böylece ertesi güne yine zinde ve dinlenmiş şekilde başlayabilirsiniz. İyi bir otelde kalmıyorsanız. Yeteri kadar dinlenememişseniz. O tatil sizin için berbat bir tatil olmaktan öteye gidemez.

İyi bir otel denilince; nedense hep akla yüksek ücretli oteller gelir. Bence çok yanlış bir düşünce.Uygun ücrete erken rezervasyon ile de kaliteli otellerde kalabilirsiniz. MNG Turizm sitesine girip, hangi şehir ve belde de kalacağınızı, kaç kişi ve hangi tarihlerde orada kalacağınızı yazıp arama yapın. Daha sonrada size uygun oteller seçeneği içinde içinize yatan bir oteli seçip, hemen rezervasyon yapın.

Bütçenize Uygun Oteller MNG Turizde!

Binlerce otelin kapsamlı bilgilerini zaman kaybetmeden, hızlı bir şekilde inceleyebileceğiniz MNG Turizm en çok önem verdiği konulardan biri otel çeşitliliği. Oteller kategorisi altındaki tesisleri incelerken fiyatlarından hizmetlerine, görsellerinden videolarına, tesis özelliklerinden oda özelliklerine, yorumlardan haritalarına kadar ihtiyaç duyabileceğiniz tüm detaylara tek sayfa üzerinden kolayca ulaşabiliyorsunuz.

Yurt içi otellerde tatil yapmak istiyorsanız; Wow otelleri, size yakın oteller, şehir otelleri, 2 çocuğun ücretsiz olduğu oteller, balayı otelleri gibi sayısız seçenek arasından kendi seçiminizi yapabilirsiniz. Yada tatilinizi bir tur ile değerlendirmek istiyorsanız; Kıbrıs turları, yurt dışı turları, vizesiz turlar, gemi turları, nehir turları gibi seçeneklerle unutulmaz bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz.

Tatile çıkmadan önce neler yapılması gerektiğini merak ediyorsanız ya da bu alanda daha önceki tecrübelerden yararlanmak istiyorsanız da MNG Turizm Blog sayfasını ziyaret ederek soru işaretlerinizi giderebilir ve ufkunuzu genişletebilirsiniz.


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Hobilerim arasında dikiş yapmak, özellikle eski parçaları kesip, biçip yeni bir şeyler dikmek en eğlenerek yaptığım hobilerden birisidir.....

DİY Kız çocuk elbisesi ve saç tokası dikimi

Hobilerim arasında dikiş yapmak, özellikle eski parçaları kesip, biçip yeni bir şeyler dikmek en eğlenerek yaptığım hobilerden birisidir... 👉
Bugün sizlere yine giymekten sıkıldığım ama kumaşın deseni ve yapısını beğendiğim için değerlendirmek istediğim bir bol paça pantolonu; kızıma elbise ve bandana takımı diktim. Böylece benim pantolon oldu mu, şimdi Miray'a askılı elbise ve saç tokası! 😍

DİY Kız çocuk elbisesi ve saç tokası dikimi

Pantolon nasıl kız çocuk elbisesi oldu?

Alt resim kolajında da gördüğünüz üzere önce ben pantolonu elime alıp, en basitinden Miray'ın bir elbisesini kalıp olarak kullanarak makasla kestim. Daha sonrada kestiğim parçaları dikiş makinesi ile diktim. Yapımı basit bir model olduğu için video çekmedim. Ama sizler: ''Senin bu tarz diy projelerine video istiyoruz'' derseniz. Belki ilerleyen günlerde yapacağım diy projelerini video çekerim. Ne dersiniz olmaz mı?

DİY Kız çocuk elbisesi ve saç tokası dikimi

Kızıma hemen elbisesini giydirdim. Sonrada bana pozlar verdi. Pozlar verirken abileri yanına gelen kızımı abileri ile de çektim. Ne yani abileri ile birlikte bir pozu olmasa mıydı? 😏

DİY Kız çocuk elbisesi ve saç tokası dikimi


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Kızımla bu sene ilk tatilimizi yaptığımızı daha önceki yayınlarda paylaşmıştım. Tatilde faydalanılan güneş ışınları çocuklar için yüksek o...

Çocuklarda Güneş Alerjisi ve Önleme Yolları

Kızımla bu sene ilk tatilimizi yaptığımızı daha önceki yayınlarda paylaşmıştım. Tatilde faydalanılan güneş ışınları çocuklar için yüksek oranda D vitamini içeriyor. O yüzden biz analar çocuklarını sık sık güneş ışığı alsın diye çaba sarf ederiz. Ancak D vitamini ihtiyacını gün içerisinde maruz kaldığı güneş ışınları yeterli oluyormuş. O yüzden ''çocuğum güneşten D vitamini alsın'' diye çok güneşli havalarda çocukları dışarı çıkarmak gerekmiyor.

Çocuklarda Güneş Alerjisi ve Önleme Yolları

Özellikle kızım gibi beyaz tenli çocuklarda güneş alerjisi olma riski var. O yüzden kızımı güneşe hemen çıkarmadım. Sürekli onu güneşten koruyan bir bebek arabası gölgeliği yada kenarları gölgeli şapka ile korudum. O yüzden mi yoksa kızımda güneş alerjisi yok ondan mı henüz bilmiyorum. Ancak, çok şükür ki kızım, bu sene güneş alerjisi olmadı.

Ama her bebek kızım gibi güneş alerjisi olmaz diye bir kaide yok. Hatta olma ihtimali çok yüksek. Çünkü ülkemizde her dört kişiden birinin bazı dönemler güneşten etkilenip, güneş alerjisi olduğu kanıtlanmış. Özellikle çok sık antibiyotik alan çocukların bağışıklık sistemleri iyice zayıfladığı için güneş alerjisi olma riski antibiyotik kullanmayan yada az kullanan çocuğa oranla daha yüksekmiş.

Peki ya hayat boyu maruz kaldığımız güneşin % 80'ini çocukluk ve gençlik döneminde aldığımızı biliyor muydunuz? O yüzden özellikle çocuklarımızı güneş ışınlarının çok yüksek olduğu saatlerde dışarı çok çıkarmayalım. Yada yüksek faktörlü çocuklar için uygun olan güneş kremlerini sürüp, çıkaralım...

Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Seda Günhar, çocuklarda güneş alerjisine karşı alınması gereken önlemler hakkında bilgi vermiş. O makaleyi okumanızı özellikle tavsiye ederim. Çünkü bir uzmanın tavsiyesini dinleyip, ona kulak vermek daha mantıklı.

Uz.Dr. Günhar güneş alerjisi önleme yollarını şu şekilde sıralamış:
  • Bebeğin güneşte kalma süresi sınırlanmalıdır. Gün içerisinde güneşli günlerde 10.00-16.00 saatleri arasında güneşten uzak durulmalıdır.
  • Aşırı güneş ışığına ani şekilde maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Bahar ya da yaz aylarında fazla güneş ışığına maruz kalan çoğu kişide güneş alerjisi belirtileri görülür.
  • Cilt hücrelerinin güneş ışığına uyum sağlamasına izin verilmelidir. Güneşte kalma süresi yavaş yavaş arttırılmalıdır. Uzun süreli güneşe maruz kalmanın alerji riskini arttıracağı unutulmamalıdır.
  • Koruyucu giysiler önemlidir. Uzun kollu ve geniş kenarlı şapkalar, güneşten cildi korumaya yardımcı olur. İnce ya da gevşek bir dokuya sahip kumaşlar UV ışınlarını geçirebildiği için tercih edilmemelidir.
  • Bebeklere sık sık ciltlerine özel güneş koruyucu uygulanmalıdır. Güneş kremi güneşe çıkmadan 20-30 dakika önce homojen bir şekilde uygulanmalı ve iki saatte bir kremin yenilenmesine özen gösterilmelidir.
O halde biz analar çocukları için her konu hakkında bilinçlenip, çocuklarını onu uygulamayı kendimize bir görev haline nasıl getirdiysek. Güneş ışınlarına ne zaman\ Nasıl\ Ne şekilde çıkarmamız gerektiğini de öğrenip; o şekilde güneş ışınlarından faydalandıralım ne dersiniz? 
Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar, sıcak havalar yüzünden resmen eve hapis olduğum bu günlerde kızım günbe gün büyümeye devam etmekte. Kızım 3. ayına t...

Miray Su 3 Aylık

Merhabalar arkadaşlar, sıcak havalar yüzünden resmen eve hapis olduğum bu günlerde kızım günbe gün büyümeye devam etmekte. Kızım 3. ayına temmuzun 17 sinde girdi. Artık kusmuklu prensesim 3 aylık oldu!
Şaka gibi günler hakikaten kızım olduktan sonra daha bir hızlı geçiyor sanki... 3 Aylık aşısı yokmuş. Ama rutin sağlık ocağının 3 aylık kontrollünde; kızımın boyu 2 cm. Kafası ise 1 cm büyümüş. Ancak kilo alımı sadece 300 gram almış. Bu durum biraz canımı sıktı. Ancak bundan sonra daha sık ve uzun süre emzirmeye dikkat ediyorum. İnşallah bundan sonraki 4 aylık kontrollünde kilo alımı tekrar normale dönecek. Gerçi kilo alımın düşük olduğunu duyan kişiler hemen mama vermemi önerdiler. Ama ben henüz mama vermemeye devam edeceğim. (En azından doktor söyleyene kadar)
Oğullarımı da anne sütü ile beslemiş bir anne olarak kızımı da anne sütü ile beslemek istiyorum. Bakalım zaman ne gösterecek?...

Kızım 3 ayına gelince 1. ve 2. ayda da yaptığım gibi hemen en basitinden bir konsept belirleyip. Kızıma 3 aylık bebek fotoğraf çekimi yaptım.

3 aylık bebek günlüğü


Sıcak havalar sebebi ile sürekli kıyafet değiştiren ve zırt pırt kusan kızım yüzünden bu aralar günde 2 kez çalıştırdığım çamaşır makinesindeki çamaşırları serme işim ilk sırada olduğu için. Hemen kızımı da yıkayıp, çamaşır ipine astım. :) (ama çok tatlı olmamış mı?)

Kızım bu ayda artık ellerini yumruk yapmaktan ziyade tüm parmaklarını açıp, neredeyse her parmağını tek tek inceliyor. Sonrada diğer eli ile elini tutup, hemen elini ağzına sokup, emmeye başlıyor. Oğullarıma emzik vermedim. Ama kızıma sanırım mecbur emzik vermek zorundayım. Yoksa sürekli eli ağzında. Elini ağzından çekince ise sinirlenip, ağlıyor. Hatta kızgınlığını artık arada yüksek agresif ses çıkararakta belli etmekte. Gülmesini ise sesli olarak gülme olarak ilerletti. Dün kızımla gittiğimiz ilk hayvanat bahçesi gezisi dönüşünde; kızımı kanepenin üstüne bıraktığımda hemen poposunu döndürüp, dönmeye çalıştı. Hatta diğer kolu altında döndü bile. :) Bundan sonra kanepe ve karyola gibi korkuluksuz yerlere tek başına bırakmasam iyi olacak. Yoksa düşer bu kız...

İlk hayvanat bahçesi gezisini, ilk pikniğini, hatta ilk Atatürk orman çiftliğinde ailecek yenilen kokoreç keyfini 3 ayında yaşadı. Gerçi kuzeni ile birlikte masayı işgal ettiler ama; neyse artık. O kadar olur...


3 aylık bebek günlüğü
kızımın ilk kokoreç keyfi. Kokoreçli süt... 😉

İlkler demişken ilk anne memleketi ziyaretini de 3 aylıkken yapacak, Allah'ın izni ile bu hafta sonu ailecek bir Konya gezisi yapmayı düşünüyoruz. Bakalım gerçekleştirebilecek miyiz?

Kızımın uyku düzeni yine tam oturmuş değil. Aslında düzen oluşturmayı bu sıralar bende pek takmıyorum. Düzenden ziyade. Kızımın bedenini dinliyorum. Ne zaman uykusu gelirse, hemen uyutuyorum. Şimdilik bu durumdan oda bende memnunuz.

Bizde durumlar bu şekilde yine hayat Kusmuklu Miray Su etrafında dönmekte. Sahi ya biz o hayatımızda yokken ne yapıyorduk ki? Sanki sürekli bizimleymiş gibi... ;)

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Oğullarım küçükken aile ve arkadaş çevresi ile birlikte dışarı çıkmaktan nefret ediyordum. Çünkü ne zaman öyle sosyal ortamlara katılsam be...

Emzirme Önlüğü Dikimi Ve Kullanımı

Oğullarım küçükken aile ve arkadaş çevresi ile birlikte dışarı çıkmaktan nefret ediyordum. Çünkü ne zaman öyle sosyal ortamlara katılsam bebeğim emmek istiyor. Bende onu emzirecek bir ortam bulamadığım zaman bebeğim huzursuzlaşırdı. Hatta sırf bu emzirme problemi yüzünden çocuklarını mama ile ile besleyen annelere imrenir. Ve içimden ''Acaba çocuklara bende mama vermeye alıştırsa mıydım?'' diye geçirirdim.  Oysaki emzirmek bir anne için çok özel ve güzel bir durum. Anne bebeğini emzirirken özellikle bağını kurar. Bebek için ise çok büyük bir ihtiyaç. Anne sütünün yerini hiç bir mama ve gıda karşılayamaz. Organik adı ile anılan fahiş fiyatlı mamalar dahi...

Karnı acıkan ve ememeyen bebek huysuzlanır. Bebek huysuzlanınca da anne o ortamda rahat edemez. Güya eğlenmek için gittiği yerden iyice stres olup, geri dönmek zorunda kalır.
Peki ya yeni doğum yapmış anne ve bebeği hiç sosyal hayata çıkamayacaklar mı?
Dışarı çıkıp, nefes alamayan anne mutsuz olur. Anne mutsuz olunca da bebekte mutsuz olur...

Evet bazı mekanlarda emzirme odaları var. Ancak bu emzirme odaları da havalandırılmamış, kötü kokan yerler. Böyle ortamda bebeğini emzirmek, bebeğe faydasından çok zararı olur.

Kızıma hamile iken emzirme önlüğünü bazı blogger annelerden gördüm. Ve kullanışlı bir şeye benziyor diye düşünüp, hemen bende bu emzirme önlüğünden bir tane kendime dikmeye karar verdim. Çünkü dikimi çok basit olan bu önlük sayesinde ''Bebeğimi rahat rahat emzirebilirim'' diye düşünmüştüm. Yanılmamışım...

Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?


Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?

Dikimi çok basit yukarıdaki emzirme önlüğünün üzerinde de yazdığım ölçülerde kumaşı kesin. Sonrada o kesilen kumaşın daha tok olmasını istiyorsanız. ortaya kapitino koyup, onun üstünü de ya aynı kumaş yada benim gibi beyaz polyester kumaş koyup 4 kenarını da dikin. (çevirmek için 1 karış kadar yeri dikmeyin) Sonrada ters yüz diktiğiniz kumaşı çevirip son olarak 2 parmak içten düz bir dikiş yapın. En son bir kurdele ve toka ile de boyuna geçirilecek yeri de ayarlayıp, dikin.

Veee karşınızda her ortamda her yerde hiç sıkılmadan ve rahatsız olmadan bebeğinizi emzirebilmenizi sağlayan emzirme önlüğü'..

Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?



Ben bu önlüğü bir mağazada, parkta, restoran ve kafe de hatta ilk çıktığım bebekli tatilde deniz kenarında dahi emzirdim. Her dışarı çıkacağım zaman çantama ilk koyduğum şey emzirme önlüğü oluyor.


Emzirme Önlüğü Dikimi Ve Kullanımı


Emziren annelere ve anne adaylarına en büyük tavsiyem hemen bir emzirme önlüğü dikmeleri, Yok dikemezseniz de hemen sipariş verip, bir emzirme önlüğüne sahip olun...
İnanın kullanımı çok rahat ve güzel... 😊


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Yaz mevsimini, sevdiğim meyve ve sebzeler yer aldığı için çok seviyorum.😋 Özellikle mısırı sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. Herkesin büyü...

Evde Mısır Közlemenin En Basit Yolu

Yaz mevsimini, sevdiğim meyve ve sebzeler yer aldığı için çok seviyorum.😋 Özellikle mısırı sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. Herkesin büyük bir iştahla yediği mısırın tam mevsimi olduğu için uygun ücrete bulmak mümkün. O zaman hazır mevsimindeyken sizlerde bol bol mısır yiyin. Çünkü mısır lezzeti kadar faydası da çok! Yediğimiz 1 bardak mısırla günlük lif ihtiyacımızın %20 sini karşılamış oluyormuşuz. Üstelik içerdiği asidi de yabana atmamak gerek. Madem sağlığımız içinde faydalı. O zaman her fırsatta market, pazar ve manavlardan alıp, bol bol yiyin. Daha önceki yayınlarımda düdüklü tencerede lezzetli mısır yapmanın tarifini vermiştim. Şimdi de de sizlere evde közlenmiş mısır yapmanın tarifini vereceğim...

Evde Mısır Közlemenin En Basit Yolu

Közlenmiş Mısır Nasıl yapılır?

Közleme için mısır seçerken öncelikle yapraklarına bakmanız gerekiyor. Közleme mısır taze olmalı ki. közlenince normal köz ateşinde yapılan mısır lezzetini alabilesiniz. 

Mısırın taze olduğunu nasıl anlarsınız?

Taze mısır; yaprakları parlak olur. Ve ayrıca sapı açık renkte olmalıdır. Mısırın püskülleri ise açık kahverengi olmalı. Üstelik taze mısır seçimini sadece dışına bakmakla yetinmemeli. Mısırın yaprakları aralanarak tanelerine de bakılmalıdır. Mısır taneleri mat renkli ve dolgun olmalı.

Misal pazardan mısır közlemek için taze mısır alacaksınız. Önce yaprak, püskül ve sapına bakıp, sizden geçerli not aldı ise hemen birde içine bakıp, taneleri de aradığınız gibiyse o mısırı poşete koyun. Ve hemen eve gelin. Unutmayın daha közlenmiş mısır yapacağız!...

Eve gelince mısırların yapraklarını dikkatli bir şekilde -mısırı parçalamadan- koçandan ayırın. Sonrada tabanı kalın bir tavaya koyun. Tavayı da ocağa koyup, ara ara çevirerek mısırları közleyin...


Evde Mısır Közlemenin En Basit Yolu



Mısırları tavada dört bir yanını spatula yardımı ile çevirerek közleyin. En son istediğiniz şekilde közlendikten sonra tuzunu da ekleyip, 2-3 dakika daha közledikten sonra ocağın altını kapatıp, afiyetle sıcak sıcak yiyin...



Mısırın taze olduğunu nasıl anlarsınız?


Közlenmiş taze mısırın önce kokusu, ardından damağa bıraktığı tat ve yanık aromasının tarifi imkansız. Bütün bu güzellikleri bir an da yaşamak için, mısırı közlemek gerekir. Taze mısır mangal közünde, odun közünde ve tezek közünde közlenir. Ancak sizler benim verdiğim bu tarif ile tavada da közleyebilirsiniz. Buda en az diğer közleme mısır kadar lezzetli oluyor. Tecrübeye tabidir! 😍



Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Havalar iyice ısınınca insanın canı yemek yemekten ziyade; soğuk bir şeyler içmek istiyor. Özelikle buzlu dondurmalı içecekleri çok seviyor...

Kirazlı Milkshake Tarifi

Havalar iyice ısınınca insanın canı yemek yemekten ziyade; soğuk bir şeyler içmek istiyor. Özelikle buzlu dondurmalı içecekleri çok seviyorum. Bugün sizlere tam mevsimi olan kirazdan yapılabilen bir mikshake tarifi vereceğim. Evet tahmin ettiğiniz üzere içeceğimizin ismi kirazlı milkshake! İçinde neler olduğunu bildiğim bir içeceği aileme ikram etmeye bayılıyorum. Özellikle benim hazırladığım bu ev yapımı içecekler sayesinde ailem gazlı içeceklerden uzak duruyor diye, ayrıca bir başka mutlu oluyorum.


Kirazlı Milkshake Tarifi

Ben milkshakemi 4 kişilik, hatta 5 kişilik yaptım. Siz malzemeleri orantılı olarak azaltabilir. Veyahut daha fazla kişiler için ikram edecekseniz arttırabilirsiniz. Tarife geçelim mi? Tamam tamam geçtim! 😋😆

Kirazlı milkshake malzemeleri

  • 60 adet kiraz
  • 4 su bardağı süt
  • 4 kaşık şeker
  • 8 kaşık dondurma
  • buz küpleri

Kirazlı milkshake nasıl yapılır?

Milksahekeyi yapmak için ilk olarak kirazların saplarını ayıplayın. (Bu arada saplarını sakın çöpe atmayın) Çekirdeklerini ise çıkardıktan sonra mikser içine koyun. Onun üstüne de şeker ve bir bardak sütü de koyup, mikserden geçirin. 

Kirazlı milkshake nasıl yapılır?

Sonrada o kirazlı karışımın içine kalan diğer 3 bardak sütü ve buz küplerini de ekleyip karıştırın. Sonrada o karışımı bir sürahinin içine koyup, bardaklara koyun. Ben dondurmanın, içeceğin içinde içerken yavaş yavaş erimesini sevdiğim için bardaklara boşalttıktan sonra üstüne iki kaşık koyuyorum. Ama siz isterseniz dondurmayı da milkshakenin içine koyup, rondodan geçirebilirsiniz. Sonrada dilediğiniz gibi süsleyip, servis edin.

Kirazlı milkshake nasıl yapılır?


Sıcak gündüz ve akşamlarda harika bir içecek alternatifi olabilir. Bence hazır kiraz mevsimi geçmemişken bu içecekten sizde yapın. İnanın pişman olmayacaksınız...



Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalaaar! Kızımla gezmeye Safranbolu gezisinden sonra Amasra gezisi şeklinde devam ettik. Kötümü ettik? Yooo! Bence iyi oldu. Kızım ...

Bebekli Amasra Gezisi

Merhabalaaar!
Kızımla gezmeye Safranbolu gezisinden sonra Amasra gezisi şeklinde devam ettik. Kötümü ettik? Yooo! Bence iyi oldu. Kızım böylece ilk deniz suyuna temasını Karadeniz ile gerçekleştirmiş oldu. Gerçi Karadeniz'in buz gibi suyu yüzünden korkup, bas bas bağırdığı için 2-3 dakikalık bir buluşma oldu. Ama sonuçta ilk deniz suyu buluşmasını da yaşamış oldu... :)

Bebekli Amasra Gezisi

Amasra; yemyeşil doğası, mavilikleri ve huzurlu atmosferi ile küçük bir liman kenti. Buz gibi Karadeniz suyu, patika yolları ve tarih kokan sokakları ve mağaraları ile insanı kendine hayran bırakıyor.

Özellikle denize aç Ankaralıların en uğrak noktası olduğunu Amasra'daki araçlarının çoğunun 06 olmasından anlaşılıyor. Bu küçük şehre, yabancı turistlerden çok yerli turist akın etmiş durumda. O yüzden diğer tatil şehirlerinde olduğu gibi her şeyi işletme isimleri de dahil İngilizce değil. Buda kendini yurdumuzda yabancı gibi hissetmenize neden olmuyor.

Ankara'ya 300 km uzaklıkta olan Amasra; keskin virajları sebebi ile aracınızı dikkatli kullanmanız gerekiyor. Hele ki birde bu şehre ilk defa gidiyorsanız, yollarından ilk defa geçiyorsanız daha bir dikkatli olup, her şeye hazırlıklı olun. Çünkü aniden karşınıza keskin bir viraj ve bu keskin virajları tek şerit halinde kullanmak zorunda kaldığınız zamanlar oluyor. Ama yinede her şeye rağmen bu gezinin en harika yeri ''yollarıydı'' diyebilirim. Özellikle ormanın içinden geçen yolda ağaçların yolların üstüne uzanıp, yukarıyı kapatması sebebi ile sanki ağaçtan bir tünel oluşmuş. Ki zaten o yoldan geçipte arabasını bir kenara çekip, durmayan yoktur diye düşünüyorum.
 

Bebekli Amasra Gezisi

Bizde durup, buradan püfür püfür esen rüzgar ve ağaçlarda yer alan kuşların ahenkli cıvıltılarına kulak verip, dinlendik. Hatta ''Amasra'ya gitmeyelim de burada kalalım'' diye konuştuğumuz anlar dahi oldu. Çünkü çok sıcak ve nemli hava yüzünden arabada durulmuyordu. Ama bu ağaçtan tünelli yollardan geçerken sanki başka bir iklime geçmişiz gibi harika bir havası vardı. Bu yoldan geçen kişilerin içine bir huzur dolup, rahatladığı kesin bilgi...

Bebekli Amasra Gezisi

İki çocuk ve bir bebek ile seyahat ettiğimiz için zaten sık sık küçük molalar vermek zorunda kalıyoruz. Ama bu molardaki manzara ve hava sebebi ile çocuklardan çok bizim için verilmiş molalar gibi oldu. :) Arabada bebek olduğu için fazla klima çalıştıramayınca arabanın içinde durulmayacak gibi olduğu anda hemen arabayı bir kenara çekip, temiz havayı ciğerlerimize çekip, manzarayı izledik. Böylece bol yeşillikli manzarası ile gözlerimiz; temiz havası ile de ciğerlerimiz bayram etmiş oldu.


bakacak mevkii yada bakacak tepesi

Amasra'ya girişte sizi bakacak mevkii yada bakacak tepesi olarak adlandırılan bir yer karşılıyor. Buradan Amasra'ya gelen kişiler, Amasra'ya girmeden kuş bakışı olarak Amasra'yı izliyorlar. Ve o manzaraya hayran kalıp: 'Harika bir yere geldiğinin farkına, daha Amasra'ya giriş yapmadan farkına varıyorlar.' Ve hemen aklına Amasra’yı fetheden Fatih Sultan Mehmet’in gördüğü manzara karşısında Lalasına dönerek “Lala, Çeşmi Cihan bu mu ola?” dediği yer olduğu geliyor. Ve koskoca Fatih Sultan Mehmet boşuna öyle dememiş diye iç geçiriyor. Bizde bakacak tepesinde durup, etrafı ve manzarayı seyredip, fotoğraflar çekildikten sonra Amasra'ya giriş yapıp, arabamızı park edip, hemen kendimizi yeşillikten sonra en hasret olduğumuz denizi izlemek ve deniz kenarında yürüyüş yapmak için Mendirek (dalga kıran) yürüyüş yoluna gittik. Önce yürüyüş yapıp daha sonrada bir kenarda oturup, Karadeniz'in hırçın dalgalarının kayalıklara vurması ve her vuruşunda köpürmesini izledik. Tabi çoluk çocuk soluklanıp, denizin esintisinden faydalanıp, kızımı da burada -emzirme önlüğü sayesinde- rahat rahat emzirebildim.

 Mendirek (dalga kıran) yürüyüş yolu

Bol bol deniz havasını da alıp, dinlendikten sonra Amasra'nın en popüler yeri olan çekiciler çarşısını gezdik. Çekiciler çarşısında Amasra'ya özgü tahta işçiliğin nadide parçaları, tel kırma, el dokuması kumaşlar ve daha birçok el emeği göz nuru ürünler yer alıyor. Sıra sıra dükkanları şöyle göz ucu ile bakarak çarşıda gezdik. Küçük kızıma hemen el dokuması kumaştan yapılmış, pullu fulardan aldım. Karadeniz de eminim bir adı vardır. Ama ben bilmiyorum. İşin komik yanı aldığım kişiye de adını sormak hiç aklıma gelmemiş.

Çekiciler çarşısı

Çarşıyı gezdikten sonra Amasra'nın en uğrak yerlerinden biri olan Kemere Köprüsüne gittik. Kemere köprüsü;  Sormagir Kalesini Zindan Kalesine bağlayan bir köprü. Bu köprüden Amasra'nın denizle nasıl bütünleştiğini ve iki tane c harfinin birleşimi olan şehrin her yerden farklı bir manzara ve doğal güzellik yer aldığını görebilirsiniz.

Kemere Köprüsü

Minnacık ve çok sevimli bir köprü olan Kemere köprüsü havanın çok sıcak olması rağmen yüksek esintisi olan rüzgarlı bir yer. Zaten alt taraftaki fotoğraf karesinden de şalımın uçması ile de rüzgarlı olduğu anlaşılıyor.


Kemere Köprüsü

Roma döneminde yapılmış.Turistlerin uğrak mekanı köprünün bir ayağında güzel bir kafeterya var. Bu kafeye ağlayan ağaç deniliyor. Hatta bu ağlayan ağacın birde efsanesi varmış. Ancak doğrulup derecesi tartışılacak bir efsane olduğu için buraya yazmak için uğraşmayacağım. Ki zaten merak eden google amcaya yazıp, efsanesini bulup, okuyabilir.

Kemere Köprüsü

Kaleyi de çocuklar ile gezdikten sonra. Deniz kuzularımı çağırdı. Sıcak havada iyice bunaldıkları için serinlemek için hemen denize girmek istediler. Ailenin erkekleri mayolarını giyip, Amasra'nın kumsalına gittik. Hemen kumsalda birde şezlong bulup, ben kızımla kumsalda güneşlenirken, kuzularım da simit ve kolluklarını takıp, yüzdüler. Evet Amasra doğal güzellikleri sebebi ile çok güzel ve görülesi bir yer. Ancak insanoğlunun güzel kullanmaması sebebi ile denizi ve kumsalı kirli idi. O yüzden çocukları fazla yüzdüremedim. Ki zaten onlarda biraz yüzüp, serinlendikten sonra denize doydular.


Amasra Kumsalı

Ben ise şezlonga uzanıp, onların yüzüşlerini izledim. Sonrada ayaklarımı Karadeniz'e sokmak için sahilin kenarında denizin kıyısından yürüyüş yaptım. Böylece bende azda olsa Karadeniz'in suyundan nasibimi aldım. Dönmeden önce hamsi ve mezgit yedik. Bence balıkları bir harika. Balık ekmek yemden dönmeyin.

Amasra gezimiz bebekli şekilde bu kadar sürdü. Biz çocuklar sıkılmasın diye müzesini ve mağaralarını gezmedik. Ama bir daha in kuyu ve çakraz pilajı da dahil olmak üzere gezip-görmeye değer yerleri var. Başka zaman gittiğimizde oraları da görürüz' diyerek Amasra'dan Ankara dönüş yoluna arabamızı sürdük. Ancak bu dönüş akşam vakti olduğu için o manzaralar akşam vakti keyifli olmaz. Üstelik keskin virajları gece gece tehlikeli olur diye Bolu yolundan döndük.

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

 Çevremdeki insanlara ne kadar çok bağlı olduğumu artık anlamışsınızdır diye umuyorum. İnsanlara bağlı olduğum gibi evimde beslediğim bir b...

Perdeden Kuş Kafesi Örtüsü Dikimi

 Çevremdeki insanlara ne kadar çok bağlı olduğumu artık anlamışsınızdır diye umuyorum. İnsanlara bağlı olduğum gibi evimde beslediğim bir balık, kuş gibi evcil hayvanlara da aynı şekilde bağlanıyorum. Hatta (kuşunu kız evladı yerine koyan ana) adlı başlıkta bir yazı yazmıştım. Okumanızı tavsiye ederim. Çünkü o zaman henüz kızı olmayan bir ananın tirajı komik bir hikayesi var. Ben şimdi okudum. Ve kendi yazdığım yazıya yine katıla katıla güldüm, iyi mi?... 😆

Bizim cici kuşun kafes örtüsü iyice eskimişti. Bende ona Efenin tabiri ile yeni bir elbise (kafes örtüsü) dikmeye karar verdim. Nede olsa önümüz bayramdı. Herkesin bayramlığı vardı. Bizim ailemizin bir üyesi olan cici kuşun neden bir bayramlığı olmasındı ki?

Perdeden Kuş Kafesi Örtüsü Dikimi

Evet çok uygun ücrete hazırlarını pet shoplar da bulabilirdim. Ama ben boş kaldığım bir zaman, elini kolunu nereye koyacağını dahi bilemeyen bir kişi olarak rahat duramadım. Ve daha önceden aklımda olan bu projeyi yapmaya koyuldum.

Kafes örtüsünü; kayın validemin verdiği eski bir mutfak perdesinden yaptım. Çünkü renk uyumu salonuma çok uyuyordu. Ben bu renk ve çiçekli bir kafes örtüsünün hazırını ne kadar arasam bulamazdım. O yüzden hemen elime makas ve cetveli alıp, eski kafes örtüsünü kalıp olarak kullanıp, kestim. Sonrada makineden önce düz dikiş. Sonrada kenarlarına, kenarlarının tifsimemesi için zikzak dikiş yaptım. Ne de olsa kumaşım perde kumaşı olduğu için makas değince hemen tifsiyor. Sağdan ve soldan ip çıkması hoş bir görüntü olmayacaktı.


Perdeden Kuş Kafesi Örtüsü Dikimi


Dikişini yaptıktan sonra ucuna hemen birde en pratiğinden ütüsünü de yapıp, örtüyü kafese geçirdim. Böylece bizim kuşa bayram henüz bayrama 1 hafa varken gelmiş oldu. :)

Böylece bir dikiş ve bir değerlendirme işlemini daha birlikte yapmış oldum. Aslında aklımda daha çok proje var. Ama malum çiçeği burnunda bir anne olduğum için biraz zaman fukarasıyım. Şimdi bu yazımı kızımı uyutunca evi dahi toplamadan hemen iki araya sıkıştırıp, yazıp,  paylaşıyorum. Bir hata yapmışsam şimdiden affola der ve ben kaçarım.... 🙋


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Sevgili blog okurları geçmiş Ramazan bayramınız mübarek olsun! Bugün sizlere 2 çocuk ve 2.5 aylık bir bebek ile gittiğimiz günübirlik Saf...

Bebekli Safranbolu Gezisi

Sevgili blog okurları geçmiş Ramazan bayramınız mübarek olsun!
Bugün sizlere 2 çocuk ve 2.5 aylık bir bebek ile gittiğimiz günübirlik Safranbolu gezisinden bahsedeceğim. Öncelikle şunu belirteyim ki. Gezgin ruhlu kişiler iseniz sizin gezmenizi ne çocuklar, nede bebek engelleyebilir. Evet normal kişiler gibi öyle her yeri gezemez. Gezme ritminiz neredeyse bir kaplumbağa hızı ile eş değer şekilde olabilir. Ama yinede azda olsa bazı yerleri gezebilirsiniz. Üstelik çocuklar içinde bir değişiklik oluyor...

Bebekli Safranbolu Gezisi

Eşimle birbirimizi gazlayarak bayram tatilinde günü birlik bir gezi olarak Amasra-Safranbolu gezisi yapmaya karar verdik. Bunun içinde bayramın 2. günü sabah 5 de kahvaltı dahi yapmadan yola çıktık. Çocuklar arka koltukta uyurken bizde etrafı izleye izleye Safranbolu'ya gittik. 


Bebekli Safranbolu Gezisi


SAFRANBOLU: Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir.
Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyinde... Karabük ilçe merkezinin de 8 km kuzeyinde bulunmaktadır.



Bebekli Safranbolu Gezisi

Ev örneklerine, Beypazarı, Göynük, Odunpazarı gibi Türkiye'nin birçok yerinde rastlanan Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evlerdendir. Bu evler sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri olmuş. 
Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan almış.

Safranbolu coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca idari ve ticari bir merkez olmuş. bir şehirdir ayrıca...
Tarihte Paflagonya olarak adlandırılan bölgede bulunan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Türkler tarafından kesin olarak alınışı ise 1196 yılında olmuş.

Safranbolu evleri


Safranbolu evlerinin en büyük özelliği evlerinin 3 katlı olması. Alt kat kiler taşlık olarak geçiyor. 2. kat mutfak olarak kullanılıyor. 3. kat ise en görkemli mekan ve ahşap tavan işçiliği çok muhteşem.

Safranbolu evlerinin özelliklerinden biride camlarının bir birine bakmamasıdır. Komşunun camları ile asla bir birine bakmamaktadır. Evler yapılırken güneşe dönük olması, yönünün merkeze dini ibadethanelere dönük olması, hiç bir komşusunun önünü kapatmaması gibi bir çok faktör hesaplanarak yapılmış, harika ötesi evler...

Bebekli Safranbolu Gezisi

Biz yolculuğumuza çok erken saatlerde başladığımız için sabah 8 de Safranbolu'daydık. Kahvaltı yapmak için girdiğimiz bir kaç mekan henüz daha açık olmadığını görünce bizde Safranbolu evlerini kuş bakışı izlemek için bir seyir tepesi olan Hıdırlık tepesine çıktık. Hıdırlık tepesinin üstünde yer alan kafeden de patatesli ve ıspanaklı gözlemeler sipariş edip, çayla birlikte kahvaltımızı yaptık. Dışarıda 32-33 derece  sıcaklık olmasına rağmen Hıdırlık tepesi püfür püfür esiyordu. Serin ve temiz havada güzel bir karnımızı doyurduktan sonra Hıdırlık tepesinin 4 bir yanından Safranbolu evlerine bakıp, fotoğraflar çektik. Çünkü evlerin sokak aralarından gezip, fotoğraflar çekmek bebek ve çocuklar ile zor olacağı için. Bizde tepeden izledik. Böylece kızım ve oğullarım sıcaktan bunalmadan Hıdırlık tepesinde oynarken bizde bol bol Safranbolu evlerini izleyip, manzaranın keyfini çıkardık.


Bebekli Safranbolu Gezisi

Safranbolu denilince genellikle ilk aklımıza evleri gelir. Ancak Safranbolu evleri dışında Tarihi ve doğal güzellikle olan Turizm açısından Ülkemizin gözde kentlerinden biri. Biz öyle kanyon ve kristal teraslarına gitmeye cesaret edemedik. 'Çocuklar, özellikle kızım biraz daha büyünce yine gider, gezeriz' diye karar aldık. Çünkü bu tarz gezilerde çocukları fazla sıkmayacak şekilde programınızı yapmalısınız. Onlar sıkılınca sizleri bunaltır. Sizde geziden zevk almak yerine iyice bunalır ve sıkılırsınız. O sebepten çocukları da sıkmadan aheste aheste gezdiğimiz zaman onlar sıkılmaz. Doğal olarak onlarda sizi sıkmaz, sizde gezinin tadını çıkara çıkara gezersiniz.

Bebekli Safranbolu Gezisi

Kızım çok huysuz bir bebek olmadığı için beni fazla yormadı. Zaten bende onun tüm ihtiyaçlarını bir sırt çantasına koyup, her gittiğim yerde taşıdım. Bebek arabası içinde rahatça uyudu, emmek istediğinde ise emzirme önlüğü sayesinde hiç ertelemeden her ortamda emzirebildim. Böylece huysuzlanması için bir nedeni de olmadı. Her emdiğinde acele etmeden gazını çıkarana kadar bekleyip, gazını çıkartmaya çalıştım. Altını günlük değişimden daha sık değiştirdim. Hava sıcak birde ıslak bezle bekleyip, pişik olmasın diye düşündüm. Ayrıca sıkıldığı zaman onu oyalayan iki tane abisi ve en sevdiği çıngırakları da sürekli yanımızda olduğu için kızım içinde güzel bir tatil oldu. Araba ile yolculuk yaparken ise paso uyudu. Zaten araba yolculuğunu sevdiğini bildiğimiz için bu tatile cesaret ettik. Yoksa diğer türlü cesaret edemezdik...

Bizim Bebekli günü birlik Safranbolu gezimiz bu şekilde idi. Ancak Safran bolu günü birlik geziden daha fazlasını hak ediyor. En az 2 gününüzü bu şirin şehre ayırın. Böylece doğa güzelliklerini görüp, doğa harikası içinde de bol bol yürüyebilirsiniz.

SAFRANBOLU GEZİSİ kızımla birlikte çıktığımız ilk tatil olarak tarihe geçsin. İlerleyen yıllarda inşallah kızımla birlikte daha nice şehirler, hatta ülkelere gezebileceğiz!

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Can parem, evimin neşe deposu, kusmuklu prensesim bir ay daha büyüdü. Ve 2 aylık oldu!... Bugün tam tamına 66 günlük olan kızım artık beni...

Miray Su 2 Aylık

Can parem, evimin neşe deposu, kusmuklu prensesim bir ay daha büyüdü. Ve 2 aylık oldu!...
Bugün tam tamına 66 günlük olan kızım artık beni görünce, beni tanıdığını bakış ve hareketleri ile değil agu, gugu... gibi sesler çıkarıp, kolları ve ayaklarını hızlı hızlı hareket ederek belli ediyor. Dün rutin 2 aylık kontrolünde kalça ultrason çektirdik. Çok şükür bir problem yoktu. Sürekli tıkanan burnu için okyanus suyu aldık. Kilosu 5.400 kg. boyu ise 58 cm. olmuş. Kızım biraz selvi boylu olacak sanırım.

Miray Su 2 Aylık

Ben yine 2 ayına girince hemen en basitinden bir konsept belirleyip, fotoğrafını çektim. 1 yaşına kadar bu şekilde her ay hemi fotoğrafını çekip, hemide bloğuma o ayın güncesini anlatan yazı yazmayı düşünüyorum. Bakalım sonuna kadar yazabilecek miyim, göreceğiz...

En sevdiği oyuncak. Burada paylaştığım örgü tavşan çıngırağı onu salladığımız zaman ağlıyorsa ağlamayı bırakıp, onu izleyerek gülüyor. Üstelik bıkmadan, usanmadan saatlerce o oyuncağa dalmışlığı dahi var. O oyuncağı örerken bu şekilde çok seveceğini hiç tahmin etmemiştim. Çok güzel bir duygu..
Kucağıma aldığım zaman yine her zaman ki gibi hemen üstüme kusuyor. Onun dışında boynunu artık uzun süre dik tutabiliyor. Yüz üstü yatınca da kafasını kaldırıyor. Ancak uzun tutamıyor hemen kafasını tekrar yan olarak yere bırakıyor. Birde bu hafta sürekli eli ağzında. 'Sanırım emzik istiyor' diye düşünüp, emzik verdim. Ancak bir iki sorup, hemen ağzından dili ile iterek emziği düşürüyor. Bu seferde ağzından düşmesin diye elimle tutunca da hemen midesi bulanıp, öğcüdü... Kızımın cildi hassas olduğu gibi midesi de hassas olacağa benziyor. Yanında yüksek ses ile konuşarak sevilmesinden hoşlanmıyor. İrkilip, hemen ağlıyor. Bende o şekilde seven kişileri (kendisi babası olur) 'Benim kızım narin, onu erkek çocuğu sever gibi sevme' diye uyarıyorum.
Babası demişken; babasının en favori çocuğu kızım oldu. Sanırım halk arasında bir söylenti olan; kız çocuğu babayı, oğlan çocuğu anayı sever sözünün gerçeklik payı var. Yada bizimki bu söze kendini kaptırıp, 'kızım beni daha çok sevecek' diye düşünüyor. Halbuki bilmiyor ki ben kızımı da hiç kaptırmaya niyetim yok. 😂

Bizim evde durumlar şimdilik bu şekilde tüm hayatımızı sanki Miray Su üzerine endekslenmiş gibi onun etrafında pervane şekilde yaşıyoruz, abileri de dahil. Özellikle Efe abisi sanki onu anlıyormuş gibi her fırsatta kulağına yaklaşıp: '' Kardeşim bak burası bizim mutfak, bak bu cici kuşumuz, o damlayı annen ağzına damlatınca tükür, kardeşim seni banyo yaptıracaklar hemen uyu yoksa yaptırırlar, şurup verirken kardeşim ağzını açma, dışarı çıktığımızı zaman kardeşim ağlama yoksa bir daha seni dışarı çıkarmayız, Sen benim sözümü dinlemiyorsun bende sana küstüm'' diyerek ciddi cidi onunla konuşuyor... 😊
Bende onların o şapşik hallerini izleyerek mutlu oluyorum. Çünkü abisi onun kulağına bu cümlelerden kurarken oda sanki gerçekten anlıyormuş gibi ona bakarak, sesler çıkartıyor, hatta güldüğü anlar dahi oluyor. 😆

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Tatlı ile arası çok iyi olan bir aile olduğumuzu artık söyleme gerek yok, öğrendiniz... Tatlı olarak şerbetli , sütlü fark etmez her t...

Damla Sakızlı Muhallebi Tarifi

Tatlı ile arası çok iyi olan bir aile olduğumuzu artık söyleme gerek yok, öğrendiniz...
Tatlı olarak şerbetli, sütlü fark etmez her tür tatlıyı çok severiz. Ama özellikle yapımı kolay. lezzeti olay olan tatlıları yapmaya bayılırım. Birde fazla zaman ve emek harcamadan yaptığım tatlı bol bol iltifatlar alıyorsa, değmeyin keyfime...

O sebepten sizlere bugün; benim özellikle kolay tatlı yapmak istediğim zamanlarda başvurduğum bir tatlı çeşidi olan damla sakızlı muhallebi tarifini vermek istiyorum... Geçmişi daha Osmanlı tarihine dayanan bu muhallebiyi özellikle Alaçatıda yemek gerekiyormuş. 
Damla sakızı aroması tatlıyı yediğiniz her kaşıkta hissedeceğiniz için, 'damla sakızı seven herkes denemeli' diye düşünüyorum...

Damla sakızlı muhallebi malzemeleri

  • 4 su bardağı süt
  • 3,5 su bardağı un
  • 125 gram margarin
  • 1 su bardağından 3 karış eksik şeker (siz şeker oranın damak tadınıza göre azaltabilir yada çoğaltabilirsiniz)
  • 2 adet damla sakızı (ben damla sakız aromalı bir tane falım sakız ile de yapıyorum.)
  • 1 paket vanilya

Damla sakızlı muhallebi nasıl yapılır?

Muhallebinizde un kokusu olmasını istemiyorsanız. İlk olarak bir tencereye unu koyup, devamlı karıştırarak unun kokusu çıkana kadar kavurun. Bakın bu püf noktalarından biri unun kokusu çıkana kadar kavrulacak.  Unun rengi tıp ki un helvası gibi dönmeye başlamayacak. O zaman muhallebinizin rengi sarı olur. Buda orijinal damla sakızlı muhallebisi görüntüsünde olmaz. O sebepten unun kokusu çıkmaya başlayınca hemen sütü unun üzerine döküp, çırpma teli ile sürekli karıştırın. Sonrada şekeri ilave edip, karıştırarak damla sakızlı muhallebinin kaynamasını bekleyin. Kaynamaya başladığı zaman. damla sakız, margarin ve vanilyayı da ekleyip, bir 5 dakika kadar daha kaynatıp, ocağın altını kapatın. Sonrada bir mikser yardımı ile sürekli aynı yönde bir 5 dakika kadar çırpın. Buda bir başka püf noktası sakızlı muhallebinin sakız gibi olması için sürekli aynı yönde çırpmalısınız. Böylece damla sakızlı muhallebi kıvam olarakta sakız gibi akışkan olacak. Lezzeti zaten yukarıda da yazdığım için olay, o garanti...

Damla sakızlı muhallebi nasıl yapılır?

Sunum yine sizlere kalmış. Damla sakızlı muhallebiyi benim gibi yazın yapıyorsanız; çilek kiraz gibi yaz meyveleri ile süsleyin. Ki zaten bu tatlıda özellikle yazın serin serin çok güzel giden bir tatlı. Ama yok ben kış vakti senin bu yayınını gördüm ve canım çok fena damla sakızlı muhallebi çekti' derseniz de antep fıstığı, damla çikolata, tarçın yada pasta süsü şekerler il ede süsleyebilirsiniz.

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Facebook sayfasında da yazdığım üzere öğlen olmuş. Ancak çocuklar ne babalarının babalar gününü kutlamış, nede bir hediye almamıştı. Hatta...

2017 Babalar Günü Kutlaması

Facebook sayfasında da yazdığım üzere öğlen olmuş. Ancak çocuklar ne babalarının babalar gününü kutlamış, nede bir hediye almamıştı. Hatta alma girişiminde dahi bulunmamıştılar... Baktım ki olmayacak, en iyisi ben bu işe el atayım diye çocuklara babalarından habersiz ''Kuzular hadin birlikte babanıza yine pasta yapalım mı?'' dedim.
Emir: ''Anne babam oruç, pastayı ne yapacak?''
Ben: İftardan sonra yer.
Emir: Öff anne! Ben pasta yapmak ile uğraşamam. 
Ben: Tamam o zaman pasta alalım. Parasını da ben veririm. Çocuklar kendi paraları ile almış derim. Adamcağızda mutlu olur. 

Çünkü biliyorum ki kocişko herne kadar 'ben öyle özel gün kutlamasını sevmiyorum. Bana sürpriz kutlama yapmasanız da olur' dese de... Oda kendisi için bir şeyler yapılsın. Hediye verilsin mutlu olur. Sahi ya hediye almaktan kim mutlu olmaz ki?

Neyse benim kuzular beni fazla tınlamayıp, dışarıda oyun oynamak için çıktılar. Aradan bir saat sonra eve geldiklerinde ellerinde paketler ile gelip, babalarına paketi 'baba, babalar günün kutlu olsun' diyerek uzattılar. Hediye ve sürpriz kocişkoya yapıldı. Ama yine şaşıran ben oldum. Çünkü çocukların, özellikle Emir'in o umursamaz halini görünce içimden 'acaba babasını çok sevmiyor mu ki?' diye içimden geçirip, üzülmüştüm. (off ya ne kadar kötü düşünce yüklü bir anayım, ben öyle 😔 )

Hediyeleri ise; Emir babasına bir kravat almış. Efe ise bir tane cüzdan almış. Miray mı? oda babasının üzerine bir kusmuk bırakarak, tişörtüne aksesuar taktı. Sonrada 'babama bu hediye az gelir' diyerek hemen peşinden birde kocaman gülümse patlattı. Evin en küçüğü olmasına rağmen en büyük hediyeyi kendisi verdi, haberi yok... 😄

Baktım kuzular mutlu, kocişko mutlu... Bu mutlu anı perçinlemek için kocişkoma iftar için güzel bir sofra kurup, ekler pastadan yaptım. Akşam ezanını beklerken çektiğimiz selfy ile de mutluluğumuzu, ileri ki günlerde hatırlamak için belgeledik.

babalar günü kutlaması


Böylece en mutsuz ve karamsar anlarımızda bu fotoğraflara bakıp, birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi ve birlikte ne kadar mutlu olduğumuzu hatırlayıp, mutlu olacağız...

babalar günü kutlaması



Yine bir özel gün kutlamasını daha geride bıraktık. Öyle ise darısı diğer günlerin başına diyelim ve çıkalım... Haa birde Allah tüm ailenin ocağından mutluluk ve sevgiyi eksik etmesin... (amin)


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Anne olmak zaten sürekli bir vicdan azabı ile yaşamak demek. Çocuklarımda gördüğüm her olumsuz davranışlardan kaygılanıp, kendimi suçlarım....

Acaba Oğlum DEHB Mi?

Anne olmak zaten sürekli bir vicdan azabı ile yaşamak demek. Çocuklarımda gördüğüm her olumsuz davranışlardan kaygılanıp, kendimi suçlarım. ''Acaba ben yeteri kadar ilgilenemediğim için mi böyle oldu? Yada benim yaptığım bir hatalı davranış yüzünden mi?'' diye...

Geçenlerde yazdığım ortaokul öğrencilerinde görülen olumsuz davranışlar yazısından sonra araştırmam sonucu. Çocuğumda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozuklu (DEHB) olma ihtimali olduğu düşündüm. Tabi bu böyle kendi kendine karar vereceğin bir durum değil. Bu tanıyı koymak için bir uzmana başvurmak gerekiyor. En kısa zamanda da bir uzmana başvurmayı düşünüyorum.

İsterseniz DEHB teşhisi ne? Ben oğlumda bu DEHB bozukluğu olduğundan nasıl şüphelendim? Hep birlikte bir bakalım. Kim bilir belki sizlerde yada çocuklarınızda da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vardır. Çünkü bu bozukluk ülkemizde çok yaygın bir durummuş. Ancak çoğu insan DEHB olduğunu dahi bilmeden hayatına devam edermiş. Tabi bu kişiler için hayat ne kadar zor olduğu söylememe gerek yok. O kişiler için zor olduğu gibi o kişiler ile yaşamakta çok zormuş.



DEHB'li çocuklar nasıl olurlar?

1 yaşındayken nasıl olurlar?

''Kolay sinirlenirler, annenin memesine saldırırlar, hava yutarlar; gazlıdırlar, gece sık uyanırlar, kolay rahatlamazlar, gece yarısı oyun isterler ve çok enerjiktirler.'' Oğlumda bu davranışların hepsi vardı. Özellikle gazlı olması ve geceleri sık uyanması en belirgin özelliğiydi. O yüzden her gece Hasta hanenin yolunu aşındırdığımızı bilirim. Tabi ilk çocuk tecrübesiz bir annesin. Çocuğun sürekli ağlaması, hemi de hiç susmadan ağlamasından korkup: ''acaba hasta mı? Bir yerimi ağrıyor diye endişeleniyorsun, doğal olarak...

Okul öncesi dönemde nasıl olurlar?

''Sürekli hareket halindedirler; atlarlar, koşarlar, zıplarlar, çok konuşurlar, isteklerini erteleyemezler, kurallara uymazlar, sıralarını bekleyemezler, bir konu üzerinde uzun süre çalışamazlar, faaliyetleri genelde yarım bırakırlar, arkadaşlarıyla sık sık itişip kakışırlar, az uyurlar ve sakarlıkları nedeniyle sık sık yaralanırlar.'' Yine her yazılanın tamamının yaşadık. Özellikle az uyuma olayı halen yaşamaktayız.

Okulda nasıl olurlar?

''Yaşıtlarıyla aralarında zeka açısından fark yoktur. Akademik performansları istikrarsızdır. Parlak zekalı olan çocuklar dikkatsiz ve dağınık olmalarına rağmen genellikle biraz çaba ile zaman içerisinde bir işi tamamlama yetisine sahiptir.'' İlk okul döneminde öğretmeni ve benim ilgim üzerinde daha fazla olduğu için çalışmalarını ve ödevlerini bir plan program halinde yaptığı için başarılıydı. Hatta çok başarılıydı. Ancak orta öğretime geçince her derse giren farklı öğretmen olduğu için. Öğretmenler ders saatlerinde derse girip, konuyu anlatıp çıktıkları için oğlum dikkatini o derse fazla veremiyor. Hele ki birde sınıfta dikkatini dağıtan bir ses vede hareketlilik varsa o dersten tamamen kopukluk yaşıyor.

Evde ve dışarıda nasıl olurlar?

''Dikkatsizlikleri ve dalgınlıkları nedeniyle kendilerine denileni tam ve doğru şekilde anlamazlar, akabinde istenilmeyen davranış sergileyebilirler. Bu da onlara olumsuz yönde geri dönüş sağlar'' Misal ona bir görev verdiğin zaman o görevi ya tam anlamaz. Yada o görevi bitiremez. Bunu bilinçli olarak yapıyor sansakta aslında bilinçli olarak yaptığından değil. Sadece dikkatini toplayıp, o göreve odaklanamadığı için yapamaz.


DEHB'in etkileri kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Kendi belirtilerinizin ve çocuklarımızın belirtilerinin nasıl ortaya çıktığını bilmek ve buna göre baş etme stratejileri üretebilmek için kendinizi eğitmeniz çok önemlidir. Çünkü erken teşhis ile bu sorunun üstesinden gelip, geri kalan zamanlarınızı rahat ve huzurlu geçirebilirsiniz.

DEHB'li kişiler geri zekalı yada normal çocuklardan daha az zeki değillerdir. Aksine daha zeki ve üstün zekalı dahi olabilirler.  O yüzden bu tarz kişiler için peşin hükümlü olmayın. Aksine onları anlamaya çalışın...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, bugün sizlere buradaki yazımda da belirttiğim üzere kızımın 40 ı çıkınca park gezmelerine giderken ayağıma gi...

Aranan Ayakkabı Bulundu!

Merhabalar sevgili okurlar, bugün sizlere buradaki yazımda da belirttiğim üzere kızımın 40 ı çıkınca park gezmelerine giderken ayağıma giyebileceğim. Şık, ancak şıklığından daha ziyade rahat bir ayakkabı arayışında olduğumu yazmıştım. Bu posttan sonra birkaç tane babet ve spor tarzı ayakkabı aldım. Her babet ve spor ayakkabı bildiğiniz üzere ayağı rahat ettirmiyor. Bazı ayakkabıların kalıpları standart insan ayağı şeklinde tasarlanmadığı için. Kendi numaran olan ayakkabı dahi ya ayağını sıkıyor, yada ayağını acıtıyor. Sen sanırsın spor ayakkabıları giyince ayağım o ayakkabıların içinde rahat edecek. Ama nerdeee! Bazı ayakkabılar öyle rahatsız ki topuklu ayakkabı giyersen ayağın daha rahat edeceği kesin.

tokideki ses kombin

O sebepten bende ayağım içinde rahat edebilecek, alt tabanı yumuşak,hafif bir ayakkabı arayışında iken. Newchic sitesindeki ayakkabılar hoşuma gitti. Ve oradan bir tane ayakkabı siparişi verdim. Evet sipariş ettim. Ancak hiç ümidim yoktu, itiraf etmek gerekirse. Çünkü deneyerek alınmış bir ayakkabı değil. Görerek, tahmin ederek alıyorsun. Ben bizzat ayağıma giyip, denediğim nice ayakkabıları dahi eve gelince beğenmeyip, aldığıma pişman olmuşluğum çok olmuştur. O yüzden bir 'acabam' vardı...

Ayakkabı yurt dışından geldiği için 3-4 hafta içinde geldi. Gelince ilk olarak tereddüt ederek paketi açtım. Ve içindeki ayakkabıları görünce görüntü olarak beni cezbetti. Bir müddet ayakkabı ile bakıştık. Sonrada ayakkabımı severek giydim. (Evet benim bu tarz cinsliklerim vardır.🙈🙉🙊)


Aranan Ayakkabı Bulundu!

Bir kere şunu söyleyeyim ki. Ayakkabının kalitesi ücretinden fazla... Ayaklarım ayakkabıların içinde öyle rahat ki; Dışarı giyene kadar evde ev ayakkabısı niyetine giydim. Hiç bir şekilde ayağım ayakkabının içinde ne acıdı, nede rahatsız oldu. Ayağımda sanki yok gibiydi...

Ve ilk siftahımı şimdi kızımla parka giderek yapacağım. Salopet eteğimin altına giydim. Nasıl yakışmış mı?
Ben PARKA KAÇAR BYEEE! 🙋

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.