tokideki sesin seyahati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tokideki sesin seyahati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Antalya'ya kadar gelipte tekne turlarına katılmadan dönmeyelim dedik. Ve arabanın dümenini dönüş yolunda iken; Antalya'ya merkeze ...

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU (Antalya Gezisi 3. Kısım)

Antalya'ya kadar gelipte tekne turlarına katılmadan dönmeyelim dedik. Ve arabanın dümenini dönüş yolunda iken; Antalya'ya merkeze çevirdik. Ufak çaplı bir araştırma sonucu, öğrendik ki: Antalya merkezde kale içinin aşağısında yat limanı varmış. Bu limandan günü birlikte özel yat seyahatleri oluyormuş. Bizde telefonun navigasyonu ile kale içine girdik. Lakin bu kale içi tıp ki Ankara kalesinin çevresi gibi dar sokaklar ve eski tarihi evlerden oluşuyormuş. Tabi bu evlerde halen oturan kişilerde olunca araba ile kale içinden geçmek imkansız gibi. Geri dönelim desen dönmekte imkansız. Artık etraftaki insanlara sorunca araçlar için ayarlanmış özel bir park alanı olduğunu öğrendik. Ve zar zor oraya gidip; arabamızı park ettik. Buradan Antalya kale içi yat limanına gidecek olan kişilere tavsiyem arabanızı kesinlikle kalenin içine sokmayın! Biz bir hata ettik, siz etmeyin!



ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU


Antalya yat limanı olarak anılan yer ise bir zamanlar Antalya şehrinin limanıymış. Türkiye'nin güney kıyısında Mersin'den sonra gemilerin yanaşabileceği 2. büyük limanmış. Günümüzde ise; bu limandan sadece yatlar yaralanmakta. Özellikle kıyıya bağlanmış günübirlik çevre gezisi yapılan yatlar ile dolu...

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU



Zaten siz limana inince her yatın kenarında bir çığırtkanın: ''hemen kalkıyoruz!'' diyerek müşteri topladığını göreceksiniz. Orada ki yatlardan çocukların ilgisini çeken bir yata  ücretimizi ödeyerek biletimizi aldık. 

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU


Çocuklar yatın içinde ilk başta biraz ürktüler. Lakin bir 10 dakika kadar sonra alışıp, bizlere pozlar dahi verdiler. Bu yat gezide; sanırım yüzmekten sonra en çok hoşlarına giden ve hatıralarında kalan anı olarak kalacak herhalde... Çünkü şuanda bile onlara '' Antalya gezisinde neler yaşadık. Hatırlıyor musunuz?'' diye sorunca hemen ''Anne ne çok yüzdük. O su kaydırağın da kaymak çok eğlenceli idi. Diye bir başlayıp, Antalya da bindiğimiz tekne ne kadar eğlenceliydi. Suyun üstünde gitmek harika bir duyguymuş'' diye cümlelerini bitiriyorlar.

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU

Benim için ise 1 saatlik yat turu kısa geldi. Tam doyamadım. Resmen tadı damağımda kaldı. Ama yinede azda olsa yaşadık diyede hatırımda kalan en güzel Antalya gezi anımdı. Bize bu duyguyu yaşattığı için kocişkoma bir kezde buradan teşekkür etmek istiyorum. ''Aşkım çooook teşekkürler! Devamını bekliyoruz ha, ona göre ;) ''

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU

Antalya kale içinde kesik minare vede Hıdırlık tepesi olarak anlılan iki tane tarihi yerler var. Ancak havanın çok sıcak olması vede benim hamile olmam sebebi ile oraları gezemedik. Hatta yukarıda ki fotoğrafta arka tarafta gözüken bayraklı kale gibi olan yer Hıdırlık  tepesiymiş. Bizzat içlerine gidip, gezemedik ama araba ile giderken kesik minarenin önünden geçtik. Şimdi fotoğraflara baktım; ama maalesef ki oranın fotoğrafını çekmeyi atlamışım.

Bizim Antalya kale içi yat turu gezimiz bu şekilde oldu. İstanbul feribot gezisi yazımı okumak isterseniz de sizleri buraya alayım.


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bugün Antalya gezi yazıma; kaldığımız otelde nasıl vakit geçirdiğimizi kaleme alacağım. İlk bölümde de yazdığım üzere hamile olduğum için ...

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK (Antalya gezisi 2. Kısım)

Bugün Antalya gezi yazıma; kaldığımız otelde nasıl vakit geçirdiğimizi kaleme alacağım. İlk bölümde de yazdığım üzere hamile olduğum için öyle karış karış gezmek benim gözümde de büyüdüğü için bu sefer 'otel tatili' yapmayı düşünerek tatile çıkmıştık. Üstelik sabah akşam kah denizde; kah havuzda yüzerek eğlenmeyi çocuklarda çok istiyordu. ''Madem o kadar çok istiyorsunuz bu senede sizin istediğiniz gibi bir tatil olsun'' diyerek karar verip, öyle tatile çıkmıştık. Tabi canım kocişkom benim gezgin ruhumu da hoşnut etmek için yol üstünde ki bir iki güzelliğe de uğramayı ihmal etmedi. Tabi biliyor karısını nasıl mutlu edeceğini ;)

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK

Kadriye Sarp otel özellikle tesettürlü bayanların ve ayrıca çocuklu ailelerin rahat edebileceği tarzda mütevazi ve samimi bir otel. Çünkü bu oteldeki kişiler genellikle senin benim gibi çoluk çocuklu oldukları için. Çocukların en ufak arsızlıkların da gözleri ile sizi taciz etmiyorlar. Aksine onlarında başına geldiği için pek umursamıyor; sanki bir şey olmamış gibi davranıyor. Bence bu seçenek çok önemli. Bazı otellerde tesettürlü bayanlara sanki bir öcüymüş gibi bakan, çocuklara ise uzaylıymış gibi davranan insanlardan çok fazla var. O kişilerin olduğu yerde bulunmaktan hoşlanmadığım için orada tatil yapmak bana eğlenceden ziyade işkence gibi geliyor.

Kadriye sarp otelde; bir çocuk havuzu ve yetişkin havuzu ve bir tanede aqua parkı var. Havuzlar öyle çok büyük değil. Zaten havuzda genellikle çocuklar yüzeceği için çok büyük olmaması bizim için bir artıydı. Daha rezervasyon yaptırmadan önce iki çocuk olduğunu söylerseniz, odaya çocuklar içinde yatak ekliyorlar.


KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK


Klimalı, 7-24 sıcak sulu, internetli ve televizyonlu olan odaları da ferah ve temizdi. Yalnız çarşaflar günlük değil 2 günde bir değişiyordu. Otelin gözüme batan tek eksi yönü diyebilirim.

Biz araba ile geze geze geldiğimiz için yol yorgunu idik. O yüzden hemen kendimizi odaya atıp, duşumuzu alıp, rahatlayıp öyle dışarı çıktık. Ki zaten aqua parkı görünce heyecanlanan çocukları daha fazla tutmakta imkansızdı. Bıraksak kendi başlarına aşağıya inip, havuzda yüzecekler...

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK

Onlar babaları ile havuzda yüzerken bende bir köşede bir şeyler yiyip, içerek onları izledim. Onların kahkalarını dinlemek gerçekten de çok güzeldi. Üstelik bol kitap okuma zamanım oldu. Sürekli midem bulandığı için dinlenmek bana çok iyi geldi. 

Sabah kahvaltısından sonra sahile inip, denizde de öğlen yemeğine kadar kaldık. Ki zaten orada ücretsiz içecek, gözleme ve hamburger yiyip, içebileceğin yer olduğu için öğlen yemeğine gitmeye de gerek yoktu. Ancak ben her ne kadar gölgede şezlongda olsam da sıcak hava ve nem bunalttığı için odada dinlenmem gerektiği için öğlen geri dönüyorduk. Üstelik öğlen yemeğinde sıcak çorba içmeden fastfood tarzına yönelsek çocukların midesini bozarız diyede korkuyordum.

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK

Akşam yemekten sonra Belek'in merkezine gidip, oraları gezdik. Belek'te de tıp ki diğer tatil semtlerinde de olduğu gibi gece herkes sokaktaydı. Sokak aralarında canlı müzik ve eğlenceler aniden karşınıza çıkma ihtimali yüksek. Üstelik parklarına gidip, çocukları parkta oynatırken, bizde bir bankın üzerinde çekirdek çitleyerek onları izleme zevkinden de mahrum kalamazdık.

Caratta ceratta kaplumbağalarının yumurtlama alanları olduğu için bu kaplumbağalardan sahilde görmek mümkün. Özellikle sabahın ilk saatlerinde kumsal altındaki yavrular içgüdüsel olarak kumsalın yüzüne çıkıp, sahile ulaşırmış. Biz o saatlerde genellikle uyuyor olduğumuz için hiç canlı ceratta ceratta kaplumbağalarından görmedik. Ancak gece şehir merkezinde gezerken ceratta kaplumbağasının heykelini görüp; ''Hiç olmazsa heykeli ile birlikte fotoğrafımız olsun, istedik.''

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK


Biz tatil mekanı olarak Antalya'nın Serik ilçesine bağlı bir turizm mekanı olan Belek'i seçtik. Belek Akdeniz bölgesinin en nitelikle turistlik konaklama tesislerine sahip olduğu için çoğu turistin tercihleri arasında. Belek'in etrafında meşhur golf sahaları, şelalesi ve antik kenti gibi çok gezilecek yerlerde var. Ama biz daha önceden de bir kaç kez yazdığım üzere bu tatili gezi tatili değilde, otel tatili olarak düşündüğümüz için oralara gitmedik. Şimdi pişman mıyım diye sorarsanız? Evet derim. Ancak şuanda hamile olmadığım için öyle düşündüğümü biliyorum. Yine aynı şekilde hamile, üstelik sıkıntılı bir hamile olsaydım yine gitmek istemez ve gitmezdim. Ona adım gibi eminim...

Evet çok fazla gezmedik. Ancak hiçte gezmedik değil. O yüzden Antalya gezisi yazı dizim burada bitmiyor. Daha devamı var. Haftaya perşembe günü görüşmek dileği ile Hoşça kalın....

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

En son yazdığım Bebekli gezide bir cümle yazmıştım. ''Biz kızımla daha karnımda iken gezmeye başlamıştık'' diye hahh işte ...

EĞİRDİR GÖLÜ (Antalya Gezisi 1. Kısım)

En son yazdığım Bebekli gezide bir cümle yazmıştım. ''Biz kızımla daha karnımda iken gezmeye başlamıştık'' diye hahh işte şimdi tam olarak yazdığım o cümlenin açılımını paylaşmaya ilk bölümüne başlıyorum....

Henüz 3 aylık bir hamileyim. Ancak bulantı, halsizlik hatta kansızlık aralarında yarış eder durumda... Ama yinede bana gezme olsun yeter ki. Biri gezme derse herhalde hasta yatağımdan kalkıp; ''hadi gezmeye gidelim'' derim diye düşünüyorum. 🙈🙊🙉

Neyse efendim. Biz yine eşimin senelik izninde ailecek bir yerlere gitmeye karar verdik. Ancak bu sefer farklı şehirleri keşfetmekten ziyade daha önceden gittiğimiz bir şehre gidip, otelde yatıp, dinlenerek geçirmeye karar verdik. Bu kararı verme nedenimiz tabi ki benim kansızlık, halsizlik ve bulantı sorunlarım yüzünden. Eşim ve çocuklar havuzda ve denizde yüzerken bende bol bol yatıp, dinlenecektim.

Her şey dahil bir otelde yer ayırtıp, yolculuğa koyulduk...

EĞİRDİR GÖLÜ

Yolculuğa yine sabah ezanları dahi okunmadan çıktık. Yataklarında uyur olan çocukları kucağımıza alıp, arabanın arkasına yatırdık. 
Onlar uyandıktan sonrada bir köy konağının yanına durup, çocukları giydirdim. 😊

EĞİRDİR GÖLÜ

Antalya'ya Isparta üzerinden gidip: ''Hiç olmazsa Ispartayı bari görmüş oluruz.'' diye düşündük.

Çocukları giydirip, tuvalet ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra tekrar arabaya atlayıp, yolumuza devam ettik...

Biranda karşımıza çıkan Eğirdir gölününü gören çocuklar hemen heyecanlanıp: ''Baba bu deniz miii?'' diye hayran hayran izleyerek, bizi soru yağmuruna tutular. Nede olsa Ankara da doğup, yaşadıkları için. Onlar için göl Mogan gölü şeklinde ucu bucağı gözüken su birikintisi olarak algılanmıştı. Bu şekilde ucu ve bucağı gözükmeyen su birikintisinin göl olduğunu öğrenince hemen peşinden Türkiye'nin kaçıncı büyük gölü olduğunu merak ettiler.
Türkiye'nin en büyük gölü Van gölü, 2. büyük gölünün ise Tuz gölü, 3. büyük gölü Beyşehir gölü, 4. büyük gölü eğirdir gölü olduğunu öğrendiler..

EĞİRDİR GÖLÜ

Hava mis, manzara süper olunca hemen bir kenara arabayı park edip, bu güzelliği hiç olmazsa tadımlık dahi olsa görmeye karar verdik.
Bizim keşfimiz Antalya'ya giderken yol üzerinde karşımızda çıktığı için ancak biraz soluklanıp, o muhteşem Eğirdir gölünü izleyip, serin sularına ayaklarımızı sokmak ile kaldı. Ancak Isparta'nın şirin ilçesi olan Eğirdir; başlı başına gezilip, görülmesi gereken bir yer.

EĞİRDİR GÖLÜ



Friglerden, Lidyalılara, Pers İmparatorluğundan,  Seleukoslulara ve Romalılara kadar pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü bir ilçedir Eğirdir...
Anadolu Selçuklu egemenliğinde iken, Selçuklu Sultanları doğal güzellikleri sebebiyle ilçeyi yaklaşık 75 yıl sayfiye şehri olarak kullanmış. Ve hatta o dönemde Eğirdir'e 'Cennetabad' olarak adlandırmışlar.

EĞİRDİR GÖLÜ


Ülkemizin en büyük doğal tatlı su gölü olan Eğirdir gölünü sadece tadımlık görmek yetmez. Bu gölü ve şirin ilçeyi karış karış gezip, doymak gerekir diye karar verip. Gezi rotamıza bir ara Eğirdir'e de yer vermeye orada kararlaştırıp, yolumuza devam ettik.

EĞİRDİR GÖLÜ

Ancak karnımızda; acıktık gürültüleri gelmeye başlayınca bu şehrin birde çorbasını ve yemeklerini tatmak için hemen karşımıza çıkan ilk restoranda gittik. Öyle açtık ki hangi restoranda gittiğimizi dahi hatırlamıyorum. 'Şuanda düşündüm de sahi bu restorandın ismi neydi?' diye ama yok aklıma ismi gelmiyor... :) Ancak o mercimek çorbasının lezzeti halen şuanda damağımda. O çorba gerçekten de çok lezzetli miydi; yoksa biz çok aç olduğumuz için bize mi öyle geldi? Onu bilmiyorum. Ama dediğim gibi tadı şuanda bu satırları yazarken dahi damağıma gelip, ağzımı sulandırıyor... 😋

EĞİRDİR GÖLÜ

Hıı bu arada Eğirdir'in bir başka güzelliği ise etrafındaki arsalarda çok fazla meyve ağaçları; özellikle elma ağaçları vardı. Türkiye'nin elması ile meşhur ili Amasya olduğunu bilmesek, Eğirdir sanacaktık. O derece fazlaydı... Bu şehir gerçekten de bir harika bence bu şehre bir kaç günlüğüne gezi düzenlememiz lazım. Çünkü şuanda yazarken dahi Şehir ve göl aklıma gelip, burnumun direği sızladı... 

Antalya gezi yazısını şimdilik burada bitiriyorum. Ancak henüz yolda olduğumuzu daha Antalya'ya dahi ulaşamadığımızı unutmayın... Yani anlayacağınız yine sizi bir gezi yazısı dizisi bekliyor. Devamını haftaya Perşembe günü yazmayı düşünüyorum. Yeni postlarda görüşmek dileği ile hoşça kalın...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalaaar! Kızımla gezmeye Safranbolu gezisinden sonra Amasra gezisi şeklinde devam ettik. Kötümü ettik? Yooo! Bence iyi oldu. Kızım ...

Bebekli Amasra Gezisi

Merhabalaaar!
Kızımla gezmeye Safranbolu gezisinden sonra Amasra gezisi şeklinde devam ettik. Kötümü ettik? Yooo! Bence iyi oldu. Kızım böylece ilk deniz suyuna temasını Karadeniz ile gerçekleştirmiş oldu. Gerçi Karadeniz'in buz gibi suyu yüzünden korkup, bas bas bağırdığı için 2-3 dakikalık bir buluşma oldu. Ama sonuçta ilk deniz suyu buluşmasını da yaşamış oldu... :)

Bebekli Amasra Gezisi

Amasra; yemyeşil doğası, mavilikleri ve huzurlu atmosferi ile küçük bir liman kenti. Buz gibi Karadeniz suyu, patika yolları ve tarih kokan sokakları ve mağaraları ile insanı kendine hayran bırakıyor.

Özellikle denize aç Ankaralıların en uğrak noktası olduğunu Amasra'daki araçlarının çoğunun 06 olmasından anlaşılıyor. Bu küçük şehre, yabancı turistlerden çok yerli turist akın etmiş durumda. O yüzden diğer tatil şehirlerinde olduğu gibi her şeyi işletme isimleri de dahil İngilizce değil. Buda kendini yurdumuzda yabancı gibi hissetmenize neden olmuyor.

Ankara'ya 300 km uzaklıkta olan Amasra; keskin virajları sebebi ile aracınızı dikkatli kullanmanız gerekiyor. Hele ki birde bu şehre ilk defa gidiyorsanız, yollarından ilk defa geçiyorsanız daha bir dikkatli olup, her şeye hazırlıklı olun. Çünkü aniden karşınıza keskin bir viraj ve bu keskin virajları tek şerit halinde kullanmak zorunda kaldığınız zamanlar oluyor. Ama yinede her şeye rağmen bu gezinin en harika yeri ''yollarıydı'' diyebilirim. Özellikle ormanın içinden geçen yolda ağaçların yolların üstüne uzanıp, yukarıyı kapatması sebebi ile sanki ağaçtan bir tünel oluşmuş. Ki zaten o yoldan geçipte arabasını bir kenara çekip, durmayan yoktur diye düşünüyorum.
 

Bebekli Amasra Gezisi

Bizde durup, buradan püfür püfür esen rüzgar ve ağaçlarda yer alan kuşların ahenkli cıvıltılarına kulak verip, dinlendik. Hatta ''Amasra'ya gitmeyelim de burada kalalım'' diye konuştuğumuz anlar dahi oldu. Çünkü çok sıcak ve nemli hava yüzünden arabada durulmuyordu. Ama bu ağaçtan tünelli yollardan geçerken sanki başka bir iklime geçmişiz gibi harika bir havası vardı. Bu yoldan geçen kişilerin içine bir huzur dolup, rahatladığı kesin bilgi...

Bebekli Amasra Gezisi

İki çocuk ve bir bebek ile seyahat ettiğimiz için zaten sık sık küçük molalar vermek zorunda kalıyoruz. Ama bu molardaki manzara ve hava sebebi ile çocuklardan çok bizim için verilmiş molalar gibi oldu. :) Arabada bebek olduğu için fazla klima çalıştıramayınca arabanın içinde durulmayacak gibi olduğu anda hemen arabayı bir kenara çekip, temiz havayı ciğerlerimize çekip, manzarayı izledik. Böylece bol yeşillikli manzarası ile gözlerimiz; temiz havası ile de ciğerlerimiz bayram etmiş oldu.


bakacak mevkii yada bakacak tepesi

Amasra'ya girişte sizi bakacak mevkii yada bakacak tepesi olarak adlandırılan bir yer karşılıyor. Buradan Amasra'ya gelen kişiler, Amasra'ya girmeden kuş bakışı olarak Amasra'yı izliyorlar. Ve o manzaraya hayran kalıp: 'Harika bir yere geldiğinin farkına, daha Amasra'ya giriş yapmadan farkına varıyorlar.' Ve hemen aklına Amasra’yı fetheden Fatih Sultan Mehmet’in gördüğü manzara karşısında Lalasına dönerek “Lala, Çeşmi Cihan bu mu ola?” dediği yer olduğu geliyor. Ve koskoca Fatih Sultan Mehmet boşuna öyle dememiş diye iç geçiriyor. Bizde bakacak tepesinde durup, etrafı ve manzarayı seyredip, fotoğraflar çekildikten sonra Amasra'ya giriş yapıp, arabamızı park edip, hemen kendimizi yeşillikten sonra en hasret olduğumuz denizi izlemek ve deniz kenarında yürüyüş yapmak için Mendirek (dalga kıran) yürüyüş yoluna gittik. Önce yürüyüş yapıp daha sonrada bir kenarda oturup, Karadeniz'in hırçın dalgalarının kayalıklara vurması ve her vuruşunda köpürmesini izledik. Tabi çoluk çocuk soluklanıp, denizin esintisinden faydalanıp, kızımı da burada -emzirme önlüğü sayesinde- rahat rahat emzirebildim.

 Mendirek (dalga kıran) yürüyüş yolu

Bol bol deniz havasını da alıp, dinlendikten sonra Amasra'nın en popüler yeri olan çekiciler çarşısını gezdik. Çekiciler çarşısında Amasra'ya özgü tahta işçiliğin nadide parçaları, tel kırma, el dokuması kumaşlar ve daha birçok el emeği göz nuru ürünler yer alıyor. Sıra sıra dükkanları şöyle göz ucu ile bakarak çarşıda gezdik. Küçük kızıma hemen el dokuması kumaştan yapılmış, pullu fulardan aldım. Karadeniz de eminim bir adı vardır. Ama ben bilmiyorum. İşin komik yanı aldığım kişiye de adını sormak hiç aklıma gelmemiş.

Çekiciler çarşısı

Çarşıyı gezdikten sonra Amasra'nın en uğrak yerlerinden biri olan Kemere Köprüsüne gittik. Kemere köprüsü;  Sormagir Kalesini Zindan Kalesine bağlayan bir köprü. Bu köprüden Amasra'nın denizle nasıl bütünleştiğini ve iki tane c harfinin birleşimi olan şehrin her yerden farklı bir manzara ve doğal güzellik yer aldığını görebilirsiniz.

Kemere Köprüsü

Minnacık ve çok sevimli bir köprü olan Kemere köprüsü havanın çok sıcak olması rağmen yüksek esintisi olan rüzgarlı bir yer. Zaten alt taraftaki fotoğraf karesinden de şalımın uçması ile de rüzgarlı olduğu anlaşılıyor.


Kemere Köprüsü

Roma döneminde yapılmış.Turistlerin uğrak mekanı köprünün bir ayağında güzel bir kafeterya var. Bu kafeye ağlayan ağaç deniliyor. Hatta bu ağlayan ağacın birde efsanesi varmış. Ancak doğrulup derecesi tartışılacak bir efsane olduğu için buraya yazmak için uğraşmayacağım. Ki zaten merak eden google amcaya yazıp, efsanesini bulup, okuyabilir.

Kemere Köprüsü

Kaleyi de çocuklar ile gezdikten sonra. Deniz kuzularımı çağırdı. Sıcak havada iyice bunaldıkları için serinlemek için hemen denize girmek istediler. Ailenin erkekleri mayolarını giyip, Amasra'nın kumsalına gittik. Hemen kumsalda birde şezlong bulup, ben kızımla kumsalda güneşlenirken, kuzularım da simit ve kolluklarını takıp, yüzdüler. Evet Amasra doğal güzellikleri sebebi ile çok güzel ve görülesi bir yer. Ancak insanoğlunun güzel kullanmaması sebebi ile denizi ve kumsalı kirli idi. O yüzden çocukları fazla yüzdüremedim. Ki zaten onlarda biraz yüzüp, serinlendikten sonra denize doydular.


Amasra Kumsalı

Ben ise şezlonga uzanıp, onların yüzüşlerini izledim. Sonrada ayaklarımı Karadeniz'e sokmak için sahilin kenarında denizin kıyısından yürüyüş yaptım. Böylece bende azda olsa Karadeniz'in suyundan nasibimi aldım. Dönmeden önce hamsi ve mezgit yedik. Bence balıkları bir harika. Balık ekmek yemden dönmeyin.

Amasra gezimiz bebekli şekilde bu kadar sürdü. Biz çocuklar sıkılmasın diye müzesini ve mağaralarını gezmedik. Ama bir daha in kuyu ve çakraz pilajı da dahil olmak üzere gezip-görmeye değer yerleri var. Başka zaman gittiğimizde oraları da görürüz' diyerek Amasra'dan Ankara dönüş yoluna arabamızı sürdük. Ancak bu dönüş akşam vakti olduğu için o manzaralar akşam vakti keyifli olmaz. Üstelik keskin virajları gece gece tehlikeli olur diye Bolu yolundan döndük.

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Sevgili blog okurları geçmiş Ramazan bayramınız mübarek olsun! Bugün sizlere 2 çocuk ve 2.5 aylık bir bebek ile gittiğimiz günübirlik Saf...

Bebekli Safranbolu Gezisi

Sevgili blog okurları geçmiş Ramazan bayramınız mübarek olsun!
Bugün sizlere 2 çocuk ve 2.5 aylık bir bebek ile gittiğimiz günübirlik Safranbolu gezisinden bahsedeceğim. Öncelikle şunu belirteyim ki. Gezgin ruhlu kişiler iseniz sizin gezmenizi ne çocuklar, nede bebek engelleyebilir. Evet normal kişiler gibi öyle her yeri gezemez. Gezme ritminiz neredeyse bir kaplumbağa hızı ile eş değer şekilde olabilir. Ama yinede azda olsa bazı yerleri gezebilirsiniz. Üstelik çocuklar içinde bir değişiklik oluyor...

Bebekli Safranbolu Gezisi

Eşimle birbirimizi gazlayarak bayram tatilinde günü birlik bir gezi olarak Amasra-Safranbolu gezisi yapmaya karar verdik. Bunun içinde bayramın 2. günü sabah 5 de kahvaltı dahi yapmadan yola çıktık. Çocuklar arka koltukta uyurken bizde etrafı izleye izleye Safranbolu'ya gittik. 


Bebekli Safranbolu Gezisi


SAFRANBOLU: Karabük ilinin en büyük ve gelişmiş ilçesidir.
Konumu yaklaşık olarak Ankara'nın 200 km kuzeyinde ve Karadeniz'in 100 km güneyinde... Karabük ilçe merkezinin de 8 km kuzeyinde bulunmaktadır.



Bebekli Safranbolu Gezisi

Ev örneklerine, Beypazarı, Göynük, Odunpazarı gibi Türkiye'nin birçok yerinde rastlanan Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihî evlerdendir. Bu evler sayesinde 17 Aralık 1994 tarihinden beri Türkiye'de Dünya Miras Listesi'nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri olmuş. 
Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan almış.

Safranbolu coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca idari ve ticari bir merkez olmuş. bir şehirdir ayrıca...
Tarihte Paflagonya olarak adlandırılan bölgede bulunan ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Türkler tarafından kesin olarak alınışı ise 1196 yılında olmuş.

Safranbolu evleri


Safranbolu evlerinin en büyük özelliği evlerinin 3 katlı olması. Alt kat kiler taşlık olarak geçiyor. 2. kat mutfak olarak kullanılıyor. 3. kat ise en görkemli mekan ve ahşap tavan işçiliği çok muhteşem.

Safranbolu evlerinin özelliklerinden biride camlarının bir birine bakmamasıdır. Komşunun camları ile asla bir birine bakmamaktadır. Evler yapılırken güneşe dönük olması, yönünün merkeze dini ibadethanelere dönük olması, hiç bir komşusunun önünü kapatmaması gibi bir çok faktör hesaplanarak yapılmış, harika ötesi evler...

Bebekli Safranbolu Gezisi

Biz yolculuğumuza çok erken saatlerde başladığımız için sabah 8 de Safranbolu'daydık. Kahvaltı yapmak için girdiğimiz bir kaç mekan henüz daha açık olmadığını görünce bizde Safranbolu evlerini kuş bakışı izlemek için bir seyir tepesi olan Hıdırlık tepesine çıktık. Hıdırlık tepesinin üstünde yer alan kafeden de patatesli ve ıspanaklı gözlemeler sipariş edip, çayla birlikte kahvaltımızı yaptık. Dışarıda 32-33 derece  sıcaklık olmasına rağmen Hıdırlık tepesi püfür püfür esiyordu. Serin ve temiz havada güzel bir karnımızı doyurduktan sonra Hıdırlık tepesinin 4 bir yanından Safranbolu evlerine bakıp, fotoğraflar çektik. Çünkü evlerin sokak aralarından gezip, fotoğraflar çekmek bebek ve çocuklar ile zor olacağı için. Bizde tepeden izledik. Böylece kızım ve oğullarım sıcaktan bunalmadan Hıdırlık tepesinde oynarken bizde bol bol Safranbolu evlerini izleyip, manzaranın keyfini çıkardık.


Bebekli Safranbolu Gezisi

Safranbolu denilince genellikle ilk aklımıza evleri gelir. Ancak Safranbolu evleri dışında Tarihi ve doğal güzellikle olan Turizm açısından Ülkemizin gözde kentlerinden biri. Biz öyle kanyon ve kristal teraslarına gitmeye cesaret edemedik. 'Çocuklar, özellikle kızım biraz daha büyünce yine gider, gezeriz' diye karar aldık. Çünkü bu tarz gezilerde çocukları fazla sıkmayacak şekilde programınızı yapmalısınız. Onlar sıkılınca sizleri bunaltır. Sizde geziden zevk almak yerine iyice bunalır ve sıkılırsınız. O sebepten çocukları da sıkmadan aheste aheste gezdiğimiz zaman onlar sıkılmaz. Doğal olarak onlarda sizi sıkmaz, sizde gezinin tadını çıkara çıkara gezersiniz.

Bebekli Safranbolu Gezisi

Kızım çok huysuz bir bebek olmadığı için beni fazla yormadı. Zaten bende onun tüm ihtiyaçlarını bir sırt çantasına koyup, her gittiğim yerde taşıdım. Bebek arabası içinde rahatça uyudu, emmek istediğinde ise emzirme önlüğü sayesinde hiç ertelemeden her ortamda emzirebildim. Böylece huysuzlanması için bir nedeni de olmadı. Her emdiğinde acele etmeden gazını çıkarana kadar bekleyip, gazını çıkartmaya çalıştım. Altını günlük değişimden daha sık değiştirdim. Hava sıcak birde ıslak bezle bekleyip, pişik olmasın diye düşündüm. Ayrıca sıkıldığı zaman onu oyalayan iki tane abisi ve en sevdiği çıngırakları da sürekli yanımızda olduğu için kızım içinde güzel bir tatil oldu. Araba ile yolculuk yaparken ise paso uyudu. Zaten araba yolculuğunu sevdiğini bildiğimiz için bu tatile cesaret ettik. Yoksa diğer türlü cesaret edemezdik...

Bizim Bebekli günü birlik Safranbolu gezimiz bu şekilde idi. Ancak Safran bolu günü birlik geziden daha fazlasını hak ediyor. En az 2 gününüzü bu şirin şehre ayırın. Böylece doğa güzelliklerini görüp, doğa harikası içinde de bol bol yürüyebilirsiniz.

SAFRANBOLU GEZİSİ kızımla birlikte çıktığımız ilk tatil olarak tarihe geçsin. İlerleyen yıllarda inşallah kızımla birlikte daha nice şehirler, hatta ülkelere gezebileceğiz!

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Tatil; insanların yoğun ve rutin geçen hayatlarına kısa bir mola vermesidir. Tatilde her insan eğlenceli vakit geçirmek ister. Çünkü uzun ç...

Muhafazakar Oteller Seçeneği

Tatil; insanların yoğun ve rutin geçen hayatlarına kısa bir mola vermesidir. Tatilde her insan eğlenceli vakit geçirmek ister. Çünkü uzun çalışma süreci boyunca, çoğu insan tatile çıkacağı anın hayalini kurarak yaşar. Elbette hayaller kurarak gittiği tatilden de memnun şekilde ayrılmak ister. Bunun için tatile gideceğiniz zaman o tatilden beklentiniz ne? Nasıl bir tatil sizin mutlu olarak zaman geçirmenize sebep olur? Ve en can alıcı soru. Tatile çocuklu mu; yoksa çocuksuz mu gideceksiniz? Soruların cevabını çok iyi şekilde bilip, ona göre bir tatil arayışında olmalısınız.

Muhafazakar Oteller Seçeneği


 Biz ailecek gittiğimiz tatillere, genellikle yaz tatillerinde gideriz. Bunun içinde nerede ise tüm kış nereye gideceğimize karar vermek içinde tatil yerleri ve turları hakkında araştırma yaparız. Muhafazakar bir aile olduğumuz için, otel seçimimizi de genellikle muhafazakar otel olarak yapıyoruz. Çünkü muhafazakar otellerde kadın ve erkekler için ayrı ayrı plajlar var. Özellikle yaz tatilinde havuzlarda yüzmekten çok denizde yüzmek isteyen kişiler için çok güzel oluyor. Ve tabi İslami otellerin de en sevdiğim yanlarından biri olan alkollü içecek bulunmaması.

 jollytur muhafazakar oteller

Aradığınız tüm özellikleri bağrında barındıran muhafazakar otelleri bulmak tabi öyle düşünüldüğü kadar kolay olmuyor. Bulunsa dahi dudak uçuklatan otel ücretleri ile tüm tatil hevesinizi yarıda bırakıyor. Bu gibi olumsuzlukları yok etmek için jollytur muhafazakar oteller seçeneği içinde çok rahatlıkla isteklerinize ve cebinize uygun bir oteli bulmak mümkün. Hazır erken rezervasyon imkanları da varken bence sizde, benim gibi tatile gideceğinizi yeri ve oteli biran önce ayarlayın...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, bugün sizlere Ramazan bayramı tatilinde katıldığım bir yörük şenliğini paylaşmak istiyorum. İsterseniz ilk o...

Yörük Kime Denir? Ve Dığrak Yörük Şenlikleri!

Merhabalar sevgili okurlar, bugün sizlere Ramazan bayramı tatilinde katıldığım bir yörük şenliğini paylaşmak istiyorum. İsterseniz ilk olarak bilmeyenler için yörük ne demek? ona bir açıklık getireyim. Daha sonra devam ederim.

''Osmanlı İmparatorluğu tüm Balkanlar'da elde ettiği topraklara sahip olunması için sadece Türkmen/Yörükleri göndermiş ve görevlendirmiştir. Yörükler Anadolu ve Rumeli’de göçebe olarak yaşayan, geçimlerini hayvancılıkla sağlayan ve mevsimlere göre ova veya yaylalarda kurdukları çadırlarda oturan Oğuz Türklerine verilen ad. Bunlara, Türkmenler adı da verilir. “Cesur, muhârip, iyi yürüyen, eli ayağı sağlam” gibi mânâları ifade eden “Yörük” kelimesi yerine, “yürük” kelimesi de kullanılır. Umumî olarak konar-göçer hayat yaşayan bütün topluluklar için kullanılan bu isim, daha çok göçebe Oğuz boyları için alem (özel isim) olmuştur. ''
Yörük demek yukarıdaki vikipedi açıklamasında da yazdığı gibi konar-göçer hayat yaşayan insanlara denir. Zaten yeşil çam filmlerinden 'boş beşiği' izleyenler yörükler hakkında az-çok fikri vardır.

1950 yılından beri artık göçebe hayatları neredeyse biten yörüklerin çoğu dağ köylerinde yerleşik hayatta yaşamaktalar. Özellikle Antalya ve çevresinde çok bulunmakta... Ancak Konya'nın Dığrak köyü de bir yörük köyüdür. Rahmetli anacığım da Dığrak köyünden; bir yörük kızıydı...

Yörük Kime Denir? Ve Dığrak Yörük Şenlikleri!

Dığrak köyü, Sultan dağlarına kurulmuş, çam ağaçları ile kaplı. Kırmızı topraklı bir dağ köyü. Devamlı büyük şehirlere ve Kıbrıs'a göç verdiği için; günümüzde Dığrak köyünde, bir avuç insan kalmış.
Yörük Kime Denir? Ve Dığrak Yörük Şenlikleri!


Ancak yörükler birbirlerine tutkun insanlar oldukları için; yeni jenerasyona da yörüklüğü anlatıp, öğretmek için her sene şenlikler düzenlenmekte...

Yörük Kime Denir? Ve Dığrak Yörük Şenlikleri!

Bu seneki yörük şenliğine bizde ailecek katıldık. Şenlik alanına kıl çadırları kurulup. Bulgur pilavı ve keçi etinden yapılmış kavurmalar kazanlarda pişirilip, gelen insanlara ikram edildi.

Yörük Kime Denir? Ve Dığrak Yörük Şenlikleri!

Ayrıca mehter takımı, seymenler ve folklorik halk oyunları oynanıp; ip çekme ve çuval yarışı gibi klasikleşen küçük yarışlarda yapıldı.

Yörük Kime Denir? Ve Dığrak Yörük Şenlikleri!

Birde Antalya'dan getirilen develer ile gelen konuklar deve üzerinde ufak gezintiler yaptılar. Tabi bu eğlenceden bizimkilerde eksik kalmadı.... :)

Yani anlayacağız bizİm için çok eğlenceli ve güzel bir gündü. Tabi anneannemin evine gidince, canım anacığım ile bayramlarda ziyaret ettiğimiz günler aklıma gelip, göz pınarlarımda ister-istemez yaşlar oluştu. Çünkü anacığım ile birlikte o evde kalışımız. Dışarıda odun ateşinde yapılan kavurmanın kokusu ve akşam üzeri dağdan keçi otlatmadan gelen dedemi ve keçileri karşılayışımız halen dün gibi aklımda ve yüreğimin derinliklerinde hissettim. :(

Sizlere yörük hayatını belgeselleyen bir İngiliz kızının 1 ay, yörük bir ailenin çadırında kalışını anlatan bir belgesel programını buraya ekliyorum.




Bence çok başarılı bir çalışma olmuş. Videonun sonunda ağlayan Cherlie ve Cennet ana, Sedat ile birlikte bende ağladım... :/


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okur; bugün sizlere Beypazarı gezisinin son durağı olan Suluhan kervansarayını  gezdireceğim. Takılın peşime Suluhan (...

Beypazarı Suluhan(Nasuh Paşa Hanı) Gezisi

Merhabalar sevgili okur; bugün sizlere Beypazarı gezisinin son durağı olan Suluhan kervansarayını gezdireceğim. Takılın peşime Suluhan (Nasuh Paşa Hanı) nı gezmeye gidiyoruz... ;)

Beypazarı Suluhan(Nasuh Paşa Hanı) Gezisi


Yelek burada
Pantolon burada
Şal ithal

Ortasında bulunan su öğesinden dolayı, halk arasında 'suluhan' olarak adlandırılan bu han; bir Osmanlı şehir içi hanıdır.


Beypazarı Suluhan(Nasuh Paşa Hanı) Gezisi


Beypazarı Suluhan(Nasuh Paşa Hanı) Gezisi


Han iki kattan oluşmaktadır. İçerisinde 26 oda, 1 mescit ve kervan hanı ile birlikte 54 dükkan bulunmaktadır.


Beypazarı Suluhan(Nasuh Paşa Hanı) Gezisi



Beypazarı Suluhan(Nasuh Paşa Hanı) Gezisi


1630 yılında yapıldığı ileri sürülen tarihi suluhan kervansarayı restore çalışması uzun süre sürmekteymiş.


Beypazarı Suluhan(Nasuh Paşa Hanı) Gezisi


Bizim gittiğimizde her dükkan içine elektrik ve birer tanede lavabo takılmıştı. Böylece bu tarihi suluhan (Nasuh Paşa Hanı) kervansarayındaki dükkanlar kiraya verilip, çalıştırılması düşünülüyordu.
Bence çok güzel düşünülmüş. Umarım en kısa sürede bu düşünceleri faaliyete geçer.


Beypazarı Suluhan(Nasuh Paşa Hanı) Gezisi


Bir günlük Beypazarı gezisinde gidilmesi gereken yerleri sizlere teker teker yazdım. Gitmek isteyen kişilere umarım yol gösterici nitelikte olur.

Beypazarı evleri yazım burada

Beypazarı Kent tarih müzesi yazım burada

Beypazarı Yaşayan müze ve Türk hamamı müzesi yazım ise burada


Hoşça kalın...







Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

 Beypazarı çarşısını gezdikten sonra karşımıza gelen Türk hamamı müzesini görünce; o müzeyi gezmeye karar verdik.  Türkiye'deki Türk h...

Beypazarı Türk Hamamı Ve Yaşayan Müze Gezileri

 Beypazarı çarşısını gezdikten sonra karşımıza gelen Türk hamamı müzesini görünce; o müzeyi gezmeye karar verdik.  Türkiye'deki Türk hamamı kültürü ve geleneğinin korunup, herkese tanıtmak maksatlı olarak açılmış ilk hamam müzesi olan; Türk Hamam Müze gezisi ile yazıma başlamak istiyorum....

Beypazarı Türk Hamamı Ve Yaşayan Müze Gezileri

Türk Hamam Müzesine giriş; yine bey pazarının biraz ilerisinde yer alan yaşayan müze ile gezmek isterseniz kişi başı 6 TL ücret ödeyip gezebilirsiniz.  Ama ''Yok sadece Türk hamamı müzesini gezmek istiyorum.'' Derseniz de. O zamanda 4 TL ücret ödersiniz.

Beypazarı Türk Hamamı Ve Yaşayan Müze Gezileri

500 Yıllık bir geçmişi olan bu hamamı; Kanuni Sultan Süleyman'ın damadı Rüstem Paşa tarafından yapılmış. O sebepten halk arasında 'paşa hamamı' olaraktan bilinirmiş. Müzenin içinde Beypazarı gelin hamamı sergisi de yer almakta.

Beypazarı Türk Hamamı Ve Yaşayan Müze Gezileri

Beypazarı müzelerin genelinde, müzede görevli kişiler çok ilgili ve samimi. Siz müzeye ilk girdiğinizde sizi güler yüzlü, yöresel kıyafetler giymiş kızlar karşılayıp, size müze hakkında sözlü olarak bilgi veriyor. Böylece müzeyi gezerken her oda ve parçanın ne anlama geldiğini bilerek geziyorsunuz...

Beypazarı Türk Hamamı Ve Yaşayan Müze Gezileri

Üzerimdeki yelek burada

Biz Türk Hamamı müzesinde biletimizi Yaşayan Müzeyi de gezmek için 6 TL lik almıştık. O sebepten Türk hamamı müzesini gezdikten sonra; yaşayan müze ne tarafta olduğunu da öğrendikten sonra; rotamızı yaşayan müzeye çevirdik. Yaşayan müze 3 katlı Abbas Zade Konağı olarak bilinen konağın müzeye dönüşmesi ile oluşmuş.

Beypazarı Türk Hamamı Ve Yaşayan Müze Gezileri

Yaşayan müze adından da anlaşıldığı üzere geleneklerin yaşatıldığı ve her oda gerçekten de bilgili ve tatlı rehberler tarafından gezilebilen bir müze..

Müzenin en alt katında bir tane mutfak bulunmakta. Ayrıca isterseniz bu katta belli bir ücret ödeyerek ebru el sanatı yapabilir. Ya da eski zamanlarda çok yaygın olan kurşun döktürme yaptırabilirsiniz. Bizim gittiğimizde iki tane Çinli turist kurşun döktürüyordu. :) Bu Çinliler hakikaten bir alemler...

Beypazarı Türk Hamamı Ve Yaşayan Müze Gezileri

İkinci katta ise Beypazarı gelin odası, Hacivat ve karagöz oyunları ve bir oda da Beypazarlı görevli bir kadın tarafından masal anlatılıyor. Konağın her odasında yer alan geleneksel tahta sedirler üzerinde oturarak soluklarınırken; bir yandan da masalınızı dinleyebilirsiniz.

Yaşayan müze gerçekten de Beypazarı geleneklerini canlı olarak yaşatılan bir müze o sebepten biz bu müzede her odada faklı bir müze görevlisi tarafından; faklı farklı kültür ve gelenekleri öğrendik. Ve ayrıca  çocuklara ''En çok Hangi Müzeyi sevdiniz?'' diye bir soru yöneltince; bize cevap olarak -hiç düşünmeden- hemen ''Yaşayan müze'' Cevabını yapıştırdılar. O sebepten Beypazarı'na çocuklar ile giderseniz Yaşayan müzeye uğramayı kesinlikle ihmal etmeyin...

Hoşça kalın.
Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.