çocuklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Benim kusmuklu prensesim yaşını yarıladı ya!!! Şuan düşününce bir tuhaf geliyor. İnanamıyorum. Sanki şaka gibi. Ama maalesef ki gerçek kızı...

Miray Su 6 Aylık

Benim kusmuklu prensesim yaşını yarıladı ya!!! Şuan düşününce bir tuhaf geliyor. İnanamıyorum. Sanki şaka gibi. Ama maalesef ki gerçek kızım 6 aylık hatta 2 hafta sonra 7. ayına girecek. Hep yazıyorum, yine yazacağım; zaman çok zalimsin... :(

Can kızım evet hızlı hızlı büyüyor. Ancak büyümenin getirdiği güzellikleri de yaşamıyor değiliz. Misal artık daha çok oyun oynamak istiyor. Beni babasını ve abilerinden birini görünce ayağını yere vura vura bir zıplaması var ki harika!
Özellikle babası şarkı söylediği zaman poposunu sallamaya başlaması ayrı bir cilve. Ki zaten babasına öyle cilveler döküyor ki aklınız hayaliniz durur. Sanırım kızım babayı bizden daha çok sevecek gibi... ;)

Miray Su 6 Aylık

Ben yine diğer aylar gibi hemen bir konsept belirledim ki. Zaten konsept belliydi. 6 aylık demek ek gıda demek, olduğu için ek gıdayı konsept alarak kendimce bir şeyler tasarlayıp, fotoğraf  çektim. Kızım büyüdükçe bu şekilde konseptli fotoğraflar çektiğim için mutlu oluyorum. Çünkü ilerleyen yıllarda kızım büyünce 1. ayından başlayarak nasıl geliştiğini ve neler yaşadığını kendisi okuyacak. (güzel bir duygu olsa gerek)

Kızımın 6 aylık aşı ve doktor kontrolünde kilosu 7 kilo 460 gram geldi. Hafif burun akıntısı vardı. Onun için doktor bir ilaç yazdı. Gerçi ben o ilacı almadan 1-2 kere calpol vererek iyi yaptım. Bence şimdiden bebeklere antibiyotik vermemeliyiz. Onlar için en güzel antibiyotik anne sütü diye düşünüyorum. Özellikle halsiz olduğu anlarda daha sık emziriyorum. Çünkü biliyorum ki emzirerek daha hızlı iyileşiyor.

Emeklemeyi henüz tam bilmiyor. Ama sırt üstü yere bıraktığım zaman hemen yüz üstü dönüyor ve poposunu kaldırarak sürüne sürüne öne arkaya gidiyor. Hatta son bir haftadır yuvalanmayı öğrendi. Yuvalana yuvalana kanepelerin ve masanın altına girip, orada kalıyor. Çıkamayınca da bas bas bağırıyor. :) Babası kızımın bu şekilde yuvalanmasını gördükçe: ''Sanırım bizim kız emeklemeyi yanlış anladı. Kıza emeklemeyi gösterin' diyor. :)
Halen kendi başına oturamıyor. Desteksiz oturtunca öne doğru eğilip, düşüyor. Eline bir oyuncak verince bir elinden diğer eline alıyor. Ses çıkarması için sağa sola sallıyor. Hatta yere vuruyor. Yakınına sevdiği oyuncakları bırakıyoruz. Böylece o oyuncakları görünce, onu almak için uğraşarak, yerden alıyor.

Akşam yemeklerinde biz yemek yerken onuda masanın bir kenarına; mama sandalyesine koyup, oturtuyoruz. Sonrada önüne yiyecekler koyuyorum. O önündeki yiyecekleri eli ile alıp, ağzına götürüyor. Hatta bazen alacağım diye yere düşürünce de düşürdüğü yere bakarak bağırıyor. Bizden yere düşen mamasını alıp, vermemizi istiyor. İştahı şimdilik çok iyi. Meyve ve çorbalara bayılıyor. Ne versek iştahla yiyor. Ama yoğurdu pek sevemedi. Ama ben yinede arada bir kaşık verip, teklif ediyorum. İnşallah sevecek...

Kendisi ile konuşmamızı halen çok seviyor. Hatta biz konuşurken melodi sel sesler çıkararak, bize cevap dahi veriyor. O şekilde melodi sel sesler çıkardıkça 'bak ... demek istiyor.' Diye kendimizce onun çıkardığı seslere anlam yüklüyoruz. Canım kızım resmen evimize neşe getirdi. İyi ki onu doğurmuşum. İyi ki kızım dünyaya gelmiş. Çok şükür ki Rabbim bize 3. çocuğu nasip etmiş.
Bazen düşünüyorum da kızım hayatımızda değilken biz nasıl mutlu oluyorduk? Nasıl neşeleniyorduk ki? Sanki ondan öncesi yokmuş gibi. O hep bizimleymiş gibi geliyor. Hayatımıza öyle bir girdi ki bize hep o varmış hissini yükledi...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Canım kızım kusmuklu prensesim artık 5 aylık bir bebek... Hatta 17 gün sonra 6. ayına girecek Allah'ın izni ile... Bu ayda kızım kendi...

Miray Su 5 Aylık

Canım kızım kusmuklu prensesim artık 5 aylık bir bebek... Hatta 17 gün sonra 6. ayına girecek Allah'ın izni ile...
Bu ayda kızım kendi kendine agu, gugu, ecu,egü, anii gibi sesler çıkararak keyfinin yerinde olduğunu bildirirken AAA, AHHH, EHHH, IHH diyerek bağır-arakta birilerine seslenip, halinden hoşnut olmadığını kendince anlatmayı öğrendi. Özellikle uykusu geldiğinde eli ile gözüne ve burnuna sürterek öyle yüksek sesli bağırıyor ki. Burada bana ''Anne gel beni rahatlat ya ayağında yada beşiğim de sallayarak uyut. Veyahut meme emdirerek uyut. Ben kendi kendime uykuya dalamadım'' demek istiyor.
Acıkınca ise iki elini birden ağzına sokup şapur şupur emerek bağırıyor.. Burada da ''Çok acıktım. Acil karnımı doyur!'' diyor.
Altı pis olduğu anlarda ise üstündeki kıyafetleri eli ile tutup çekiştirerek bağırıyor. Birde öyle kendi başına kaldığı zamanlarda da bağırıyor ki evlere şenlik. Bu bağırma ise ''Çok sıkıldım.Çabuk yanıma gelip benimle oynayın!'' demek istiyor. Minnoşum maşallah öyle akıllı ki çıkardığı sesler ve vücut dili ile derdini anlatabiliyor. Yada ben onu çok iyi tanıdığım için bebişim lep demeden lep lebi dediğini, anlıyorum. ;)

Miray Su 5 Aylık

Eylül ayı; okul sezonun açıldığı ay olduğu için abileri ile çok meşgul olduğum için 5 aylık konsept fotoğrafını bir hafta geç çekmek zorunda kaldım. Tabi okul sezonuna uygun bir konsept yapmasam olmazdı. Bende hemen yine aklıma gelen ilk nesneler ile bir konsept belirleyip, kızımın fotoğraflarını çektim. Aslında instragram sayfamda daha fazla konseptli fotoğraf paylaşıyorum. Orayı takip ederseniz bu aylık fotoğraf konseptlerinden daha fazlasını bulabilirsiniz.

Okul sezonu demişken kızım 5 aylıkken okula başladı. Özellikle öğlenci olan abisini bırakmaya kesin benimle birlikte gidiyor. Ama abisini almaya havalar müsaade ettikçe gidiyor. Bazen hava çok soğuk olduğu zaman uyutup, büyük abisinin yanına bırakıp gidiyorum. Allah'tan okul yürüme mesafesi ile 10 dakikalık bir mesafede olduğu için abi ile yalnız bir 15-20 dakika kalabiliyor. Yoksa diğer türlü soğuk havalarda, hatta yağmurlu, karlı havalarda dahi yanımda götürmek zorunda kalacaktım. Buda daha çabuk hastalanmasına neden olacaktı. Çok şükür ki bu aya kadar doğumdan kaynaklanan köprücük kemiği kırıklığından başka hastalığı olmadı. Maşallah demeyi unutmayın!

Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere artık sırt üstü yattığı zaman hemen yüz üstü dönüp, ellerini öne doğru uzatıp, poposunu kaldırarak arka arka gitmeye çalışıyor. Tabi bizim nazlı prenses kendini fazla yormayı sevmediği için bir iki zorlayıp, sonra hemen kafasını yere koyup, ellerini emmeye koyuluyor.

Dişi henüz çıkmadı. Ama çok kaşındığı belli. Eline ne alırsa hemen ağzına alıp, dişlerine sürtüyor. Hatta emerken dişleri kaşınıyor sanırım. Çünkü bazen damakları ile sıkıp canımı öyle bir acıtıyor ki anlatamam... Önündeki oyuncak yada kaleme uzanıp, eli ile tutup, kendine çekmeye başladı. Artık çıngıraklarını ellerine alıp, sağa sola çarparak kendi ses çıkartabiliyor.

Ellerine yine hayran hayran bakıp, her parmağını ince ince inceleyip, sonra elini ağzına almaya devam; hatta artık ellerine olan ilgisi yanında ayaklarına da ilgi duymaya başladı. Bu ayda özellikle ayaklarını elleri ile tutarak ağzına götürmeyi sık sık yapmaya başladı. Özellikle bezini değiştirirken hemen o boşlukta ayaklarını kaldırıp, ayak baş parmağını hemen ağzına sokup, emiyor.

Daha dün 5 aylık hamilelik günlüğümü yazarken. Cinsiyeti kız mı yoksa erkek mi tam belli olmadığını yazmışım...
Şimdi de kızımın 5 aylık günlüğünü yazdım.
İlerleyen yıllarda da belki kim bilir bu bloğumu yazmaya devam edersem 5 yaş kutlamasını yazarım. Allah onların acısını bana yaşatmasında ben her hallerini buraya en ince ayrıntısına kadar yazmaya varım...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Selam millet! Kızım beş ayını bir hafta geçti. Artık 6. aya girmesine sayılı günler kaldı. Malum. 6. ay demek ek gıda demek. Kızımın babas...

Mama Sandalyesi Minderi Dikimi

Selam millet!
Kızım beş ayını bir hafta geçti. Artık 6. aya girmesine sayılı günler kaldı. Malum. 6. ay demek ek gıda demek. Kızımın babası hemen bu ayda kızıma mama sandalyesi alarak ek gıdaya geçiş için hazırlık yapmış. İyide düşünmüş; lakin mama sandalyesinin minderi yok. Mindersiz sandalye almış. Taş gibi sert plastik üzerine onun narin poposunu oturtmaya gönlüm razı gelmedi. Ayrıca minder almak ise biraz müsriflik geldi. Çünkü minder fiyatları neredeyse mama sandalyesi ile aynı ücrette...


Eee o zaman geriye ne kalıyor? Dikiş dikmeyi seven, hobi sever anasından da hemen bir mama sandalyesi kılıfı dikmek kalıyor. Bildiğiniz üzere bu tarz işlerle uğraşmak benim işim. O sebepten bende hemen kollarımı sıvayıp, minder dikimine koyuldum.

Mama sandalyesi minderi nasıl dikilir?

Mama sandalyesi dikmek için elimizde yeterli miktarda kumaş. Minderin içine koymak iççin elyaf. Patron çıkarmak için gazete kağıdı. Ve tüm bu dikiş işlemlerini yapacak bir adet dikiş makinesi gerekli...


İlk olarak mama sandalyesinin patronunu gazeteler ile çıkarın. Sırt, oturma kısmı ve arka ayrı ayrı olsun. Sadece oturma kısmı ile birlikte yanları bir yaptım. Benim kumaşım az olduğu için yanları az yaptım. Siz biraz daha geniş yapıp tamamen yanları kaplayabilirsiniz. Patron çıkarırken kemeride göz önünde bulundurarak çıkarın. 

Mama sandalyesinin patronun çıkardıktan sonra kumaşı ikiye katlayıp, üzerine çıkardığınız patronu koyup bir sabun yardımı ile kumaşın üzerine çizin. Sonrada kesin...

Kesme işlemleri bittikten sonra kenarlarını makine ile dikin. Sadece içine elyaf koymak için bir kenar bırakın. Sonrada istediğiniz miktarda göz kararı kadar elyafı içine yerleştirin.

Arka kısmın içine elyafı doldurduktan sonra elyafın içinde kaymaması için ters U şeklinde bir dikiş dikin.


Sonrada arka ile altı uçlarından dikiş dikerek birleştirin. En son sırtın arkasını farklı renk süslü püslü bir kumaş yada benim gibi dantel dikerek dikin. Nede olsa kız çocuğu süsü püsü sever demi. 


Bu arka kısım göze hoş gözüktüğü gibi minderin mama sandalyesinden kaymasını da engelleyip, sabit kalmasını sağlayacak.

Umarım anlatımın anlaşılır şekilde olmuştur. Aslında bu tarz Diy projelerini kamera çekerek yapsam daha anlaşılır olur, biliyorum. Ancak kamera çekecek ne bir makinem nede çekenim olmadığı için şimdilik bu şekilde idare edin artık. Anlamadığınız yer olursa mesaj yada yorum yolu ile sorabilirsiniz...

Biz mama sandalyesini şimdilik yemek yerken Miray oyalansın diye kullanıyoruz. Çünkü normal zamanlarda oyun oynayan yada uyuyan çocuk biz ne zaman yemek yemeye oturduk. Hemen bas bas bağırıyor. Evet evet bağırıyor. Bizim kız ağlamayı kendine yediremediği için bağırıyorda.... ;)


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bal kızım 4. ayına bu ayın 17 sinde girdi. Artık bebeklik döneminden yavaş yavaş çocukluk dönemine doğru adım atmaya başladı. Yatarken sü...

Miray Su 4 Aylık

Bal kızım 4. ayına bu ayın 17 sinde girdi. Artık bebeklik döneminden yavaş yavaş çocukluk dönemine doğru adım atmaya başladı. Yatarken sürekli kafasını kaldıran kızımın ellerinden tutup kaldırdığımızda kendini zorlayarak kalkıp, ayağını yere bir müddet basıp, ayakta durabiliyor. Sonra tabi bacakları yorulduğu için hemen basmayı bırakıyor.

4 Aylıkta 2 tane aşısı vardı. Onu yaptırmaya giderken hemen bir calpol içirdim ki. Aşı olduktan sonra ateş yapmasın diye. (Çok şükür ki yapmadı da...) Kızım bu aşı olayını da diğer aşıları gibi öyle abartılı bir ağlama şeklinde değilde. Acıdığını ifade etmek için kısa bir ağlama sonrasında benim yanağıma sarılıp, göz yaşlarını silerek salya sümük yanağımı emmeye koyuldu... :)

Boyu 65 cm; kilosu ise 6.300 grammış. Kilo alımı yine çok fazla değil. Ancak geçen aya göre 300 gram daha fazla. Yani toplamda 600 gram almış. Buda çok normalmiş. Çünkü artık kızım iyice hareketlendiği için kilo alımları bun aylarda az olurmuş.

4 aylık bebek günlüğü

Bundan sonraki kızımın ve bizim fotoğraflarımızda yüzümüzde bir efekt, kalp ve yazı olmadan bloğumda yer alacak. Babamızdan izini kaptık. ;) Tabi bir maşallahınızı alırız artık.

4 aylık bebek günlüğü yazım için yine diğer aylarda olduğu gibi hemen bir konsept belirleyip, fotoğraf çekimi yaptım. Gökyüzündeki yıldızda sallanan bir adet Miray Su :)

3 aylıkken ellerini ağzına alıp, emen kızım bu ayda elini emmeye devam ediyor. Hatta bazen elini ağzıma öyle bir sokuyor. Ve hemen ardında midesi bulanıp, öğcümeye başlıyor.

Kusması bu ay iyice azaldı. Hatta neredeyse yok denecek kadar azaldı. Ama bu seferde ağzında salya akıtmaya başladı. Hayır, hayır diş çıkarmıyor. Ama 4 aylık bebek gelişimlerini okuyup, öğrendiğime göre diş çıkarma faaliyetine bu aylarda salya akıtarak ve eline aldığı her şeyi ağzına götürerek belli edermiş. O değilde bu şekilde devam ederse bizim kusmuklu prenses, olacak salyalı prenses!...

Geçen pazar günü gittiğimiz piknikte babaannesi kucağına alınca içli içli ağladı. Hatta gözlerinden dahi yaş gelerek ağladı. Hemen ben kucağıma aldım. Ama ağlamayı kesmedi. Halen devam etti. Sonra onun yanağını yanağıma dayayıp, dandini dandini destana ninnisini söyleyince hemen güldü. Zaten akşamları uyuyamadığı zaman ayağımda onu sallarken bu ninniyi söylüyorum. Ninniyi duyunca gözlerini kocaman açıp, kıkırdayarak gülüyor. Babası da bana gülüp: ''Senin ninni kızıma komik geliyor'' diyor. Hemen kendi başka bir ninni söylüyor. Güya onun ninnisini sevecekmiş. Ama kızım o ninnide de güldü. Anlaşılan bu kız ninnileri komik buluyor. Halbuki oğullarım ninni duyunca hemen ağlamayı ve gülmeyi kesip, öylece beni dinlemeye koyulur. Sonrada bir müddet sonra göz kapakları kapanmaya başlardı. Bu kız abilerinden farklı olduğunu ninnileri komik bulmaya başlayarak bir kez daha gösterdi.

Şimdi yazdıklarıma baktım da yine doldurmuşum. Yazdıkça yazasım geliyor. Yazdıkça aklıma başka şeyler geliyor. ve 'Bu önemli. Bunu yazayım' diyorum. Onu yazarken başka bir şey geliyor. 'Bunu da yazayım' derken ben sayfalarca yazı yazacağım bu şekilde gidersem. En iyisi mi yazmayı burada keseyim. 🙈🙊


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar, sıcak havalar yüzünden resmen eve hapis olduğum bu günlerde kızım günbe gün büyümeye devam etmekte. Kızım 3. ayına t...

Miray Su 3 Aylık

Merhabalar arkadaşlar, sıcak havalar yüzünden resmen eve hapis olduğum bu günlerde kızım günbe gün büyümeye devam etmekte. Kızım 3. ayına temmuzun 17 sinde girdi. Artık kusmuklu prensesim 3 aylık oldu!
Şaka gibi günler hakikaten kızım olduktan sonra daha bir hızlı geçiyor sanki... 3 Aylık aşısı yokmuş. Ama rutin sağlık ocağının 3 aylık kontrollünde; kızımın boyu 2 cm. Kafası ise 1 cm büyümüş. Ancak kilo alımı sadece 300 gram almış. Bu durum biraz canımı sıktı. Ancak bundan sonra daha sık ve uzun süre emzirmeye dikkat ediyorum. İnşallah bundan sonraki 4 aylık kontrollünde kilo alımı tekrar normale dönecek. Gerçi kilo alımın düşük olduğunu duyan kişiler hemen mama vermemi önerdiler. Ama ben henüz mama vermemeye devam edeceğim. (En azından doktor söyleyene kadar)
Oğullarımı da anne sütü ile beslemiş bir anne olarak kızımı da anne sütü ile beslemek istiyorum. Bakalım zaman ne gösterecek?...

Kızım 3 ayına gelince 1. ve 2. ayda da yaptığım gibi hemen en basitinden bir konsept belirleyip. Kızıma 3 aylık bebek fotoğraf çekimi yaptım.

3 aylık bebek günlüğü


Sıcak havalar sebebi ile sürekli kıyafet değiştiren ve zırt pırt kusan kızım yüzünden bu aralar günde 2 kez çalıştırdığım çamaşır makinesindeki çamaşırları serme işim ilk sırada olduğu için. Hemen kızımı da yıkayıp, çamaşır ipine astım. :) (ama çok tatlı olmamış mı?)

Kızım bu ayda artık ellerini yumruk yapmaktan ziyade tüm parmaklarını açıp, neredeyse her parmağını tek tek inceliyor. Sonrada diğer eli ile elini tutup, hemen elini ağzına sokup, emmeye başlıyor. Oğullarıma emzik vermedim. Ama kızıma sanırım mecbur emzik vermek zorundayım. Yoksa sürekli eli ağzında. Elini ağzından çekince ise sinirlenip, ağlıyor. Hatta kızgınlığını artık arada yüksek agresif ses çıkararakta belli etmekte. Gülmesini ise sesli olarak gülme olarak ilerletti. Dün kızımla gittiğimiz ilk hayvanat bahçesi gezisi dönüşünde; kızımı kanepenin üstüne bıraktığımda hemen poposunu döndürüp, dönmeye çalıştı. Hatta diğer kolu altında döndü bile. :) Bundan sonra kanepe ve karyola gibi korkuluksuz yerlere tek başına bırakmasam iyi olacak. Yoksa düşer bu kız...

İlk hayvanat bahçesi gezisini, ilk pikniğini, hatta ilk Atatürk orman çiftliğinde ailecek yenilen kokoreç keyfini 3 ayında yaşadı. Gerçi kuzeni ile birlikte masayı işgal ettiler ama; neyse artık. O kadar olur...


3 aylık bebek günlüğü
kızımın ilk kokoreç keyfi. Kokoreçli süt... 😉

İlkler demişken ilk anne memleketi ziyaretini de 3 aylıkken yapacak, Allah'ın izni ile bu hafta sonu ailecek bir Konya gezisi yapmayı düşünüyoruz. Bakalım gerçekleştirebilecek miyiz?

Kızımın uyku düzeni yine tam oturmuş değil. Aslında düzen oluşturmayı bu sıralar bende pek takmıyorum. Düzenden ziyade. Kızımın bedenini dinliyorum. Ne zaman uykusu gelirse, hemen uyutuyorum. Şimdilik bu durumdan oda bende memnunuz.

Bizde durumlar bu şekilde yine hayat Kusmuklu Miray Su etrafında dönmekte. Sahi ya biz o hayatımızda yokken ne yapıyorduk ki? Sanki sürekli bizimleymiş gibi... ;)

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Oğullarım küçükken aile ve arkadaş çevresi ile birlikte dışarı çıkmaktan nefret ediyordum. Çünkü ne zaman öyle sosyal ortamlara katılsam be...

Emzirme Önlüğü Dikimi Ve Kullanımı

Oğullarım küçükken aile ve arkadaş çevresi ile birlikte dışarı çıkmaktan nefret ediyordum. Çünkü ne zaman öyle sosyal ortamlara katılsam bebeğim emmek istiyor. Bende onu emzirecek bir ortam bulamadığım zaman bebeğim huzursuzlaşırdı. Hatta sırf bu emzirme problemi yüzünden çocuklarını mama ile ile besleyen annelere imrenir. Ve içimden ''Acaba çocuklara bende mama vermeye alıştırsa mıydım?'' diye geçirirdim.  Oysaki emzirmek bir anne için çok özel ve güzel bir durum. Anne bebeğini emzirirken özellikle bağını kurar. Bebek için ise çok büyük bir ihtiyaç. Anne sütünün yerini hiç bir mama ve gıda karşılayamaz. Organik adı ile anılan fahiş fiyatlı mamalar dahi...

Karnı acıkan ve ememeyen bebek huysuzlanır. Bebek huysuzlanınca da anne o ortamda rahat edemez. Güya eğlenmek için gittiği yerden iyice stres olup, geri dönmek zorunda kalır.
Peki ya yeni doğum yapmış anne ve bebeği hiç sosyal hayata çıkamayacaklar mı?
Dışarı çıkıp, nefes alamayan anne mutsuz olur. Anne mutsuz olunca da bebekte mutsuz olur...

Evet bazı mekanlarda emzirme odaları var. Ancak bu emzirme odaları da havalandırılmamış, kötü kokan yerler. Böyle ortamda bebeğini emzirmek, bebeğe faydasından çok zararı olur.

Kızıma hamile iken emzirme önlüğünü bazı blogger annelerden gördüm. Ve kullanışlı bir şeye benziyor diye düşünüp, hemen bende bu emzirme önlüğünden bir tane kendime dikmeye karar verdim. Çünkü dikimi çok basit olan bu önlük sayesinde ''Bebeğimi rahat rahat emzirebilirim'' diye düşünmüştüm. Yanılmamışım...

Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?


Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?

Dikimi çok basit yukarıdaki emzirme önlüğünün üzerinde de yazdığım ölçülerde kumaşı kesin. Sonrada o kesilen kumaşın daha tok olmasını istiyorsanız. ortaya kapitino koyup, onun üstünü de ya aynı kumaş yada benim gibi beyaz polyester kumaş koyup 4 kenarını da dikin. (çevirmek için 1 karış kadar yeri dikmeyin) Sonrada ters yüz diktiğiniz kumaşı çevirip son olarak 2 parmak içten düz bir dikiş yapın. En son bir kurdele ve toka ile de boyuna geçirilecek yeri de ayarlayıp, dikin.

Veee karşınızda her ortamda her yerde hiç sıkılmadan ve rahatsız olmadan bebeğinizi emzirebilmenizi sağlayan emzirme önlüğü'..

Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?



Ben bu önlüğü bir mağazada, parkta, restoran ve kafe de hatta ilk çıktığım bebekli tatilde deniz kenarında dahi emzirdim. Her dışarı çıkacağım zaman çantama ilk koyduğum şey emzirme önlüğü oluyor.


Emzirme Önlüğü Dikimi Ve Kullanımı


Emziren annelere ve anne adaylarına en büyük tavsiyem hemen bir emzirme önlüğü dikmeleri, Yok dikemezseniz de hemen sipariş verip, bir emzirme önlüğüne sahip olun...
İnanın kullanımı çok rahat ve güzel... 😊


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Can parem, evimin neşe deposu, kusmuklu prensesim bir ay daha büyüdü. Ve 2 aylık oldu!... Bugün tam tamına 66 günlük olan kızım artık beni...

Miray Su 2 Aylık

Can parem, evimin neşe deposu, kusmuklu prensesim bir ay daha büyüdü. Ve 2 aylık oldu!...
Bugün tam tamına 66 günlük olan kızım artık beni görünce, beni tanıdığını bakış ve hareketleri ile değil agu, gugu... gibi sesler çıkarıp, kolları ve ayaklarını hızlı hızlı hareket ederek belli ediyor. Dün rutin 2 aylık kontrolünde kalça ultrason çektirdik. Çok şükür bir problem yoktu. Sürekli tıkanan burnu için okyanus suyu aldık. Kilosu 5.400 kg. boyu ise 58 cm. olmuş. Kızım biraz selvi boylu olacak sanırım.

Miray Su 2 Aylık

Ben yine 2 ayına girince hemen en basitinden bir konsept belirleyip, fotoğrafını çektim. 1 yaşına kadar bu şekilde her ay hemi fotoğrafını çekip, hemide bloğuma o ayın güncesini anlatan yazı yazmayı düşünüyorum. Bakalım sonuna kadar yazabilecek miyim, göreceğiz...

En sevdiği oyuncak. Burada paylaştığım örgü tavşan çıngırağı onu salladığımız zaman ağlıyorsa ağlamayı bırakıp, onu izleyerek gülüyor. Üstelik bıkmadan, usanmadan saatlerce o oyuncağa dalmışlığı dahi var. O oyuncağı örerken bu şekilde çok seveceğini hiç tahmin etmemiştim. Çok güzel bir duygu..
Kucağıma aldığım zaman yine her zaman ki gibi hemen üstüme kusuyor. Onun dışında boynunu artık uzun süre dik tutabiliyor. Yüz üstü yatınca da kafasını kaldırıyor. Ancak uzun tutamıyor hemen kafasını tekrar yan olarak yere bırakıyor. Birde bu hafta sürekli eli ağzında. 'Sanırım emzik istiyor' diye düşünüp, emzik verdim. Ancak bir iki sorup, hemen ağzından dili ile iterek emziği düşürüyor. Bu seferde ağzından düşmesin diye elimle tutunca da hemen midesi bulanıp, öğcüdü... Kızımın cildi hassas olduğu gibi midesi de hassas olacağa benziyor. Yanında yüksek ses ile konuşarak sevilmesinden hoşlanmıyor. İrkilip, hemen ağlıyor. Bende o şekilde seven kişileri (kendisi babası olur) 'Benim kızım narin, onu erkek çocuğu sever gibi sevme' diye uyarıyorum.
Babası demişken; babasının en favori çocuğu kızım oldu. Sanırım halk arasında bir söylenti olan; kız çocuğu babayı, oğlan çocuğu anayı sever sözünün gerçeklik payı var. Yada bizimki bu söze kendini kaptırıp, 'kızım beni daha çok sevecek' diye düşünüyor. Halbuki bilmiyor ki ben kızımı da hiç kaptırmaya niyetim yok. 😂

Bizim evde durumlar şimdilik bu şekilde tüm hayatımızı sanki Miray Su üzerine endekslenmiş gibi onun etrafında pervane şekilde yaşıyoruz, abileri de dahil. Özellikle Efe abisi sanki onu anlıyormuş gibi her fırsatta kulağına yaklaşıp: '' Kardeşim bak burası bizim mutfak, bak bu cici kuşumuz, o damlayı annen ağzına damlatınca tükür, kardeşim seni banyo yaptıracaklar hemen uyu yoksa yaptırırlar, şurup verirken kardeşim ağzını açma, dışarı çıktığımızı zaman kardeşim ağlama yoksa bir daha seni dışarı çıkarmayız, Sen benim sözümü dinlemiyorsun bende sana küstüm'' diyerek ciddi cidi onunla konuşuyor... 😊
Bende onların o şapşik hallerini izleyerek mutlu oluyorum. Çünkü abisi onun kulağına bu cümlelerden kurarken oda sanki gerçekten anlıyormuş gibi ona bakarak, sesler çıkartıyor, hatta güldüğü anlar dahi oluyor. 😆

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Anne olmak zaten sürekli bir vicdan azabı ile yaşamak demek. Çocuklarımda gördüğüm her olumsuz davranışlardan kaygılanıp, kendimi suçlarım....

Acaba Oğlum DEHB Mi?

Anne olmak zaten sürekli bir vicdan azabı ile yaşamak demek. Çocuklarımda gördüğüm her olumsuz davranışlardan kaygılanıp, kendimi suçlarım. ''Acaba ben yeteri kadar ilgilenemediğim için mi böyle oldu? Yada benim yaptığım bir hatalı davranış yüzünden mi?'' diye...

Geçenlerde yazdığım ortaokul öğrencilerinde görülen olumsuz davranışlar yazısından sonra araştırmam sonucu. Çocuğumda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozuklu (DEHB) olma ihtimali olduğu düşündüm. Tabi bu böyle kendi kendine karar vereceğin bir durum değil. Bu tanıyı koymak için bir uzmana başvurmak gerekiyor. En kısa zamanda da bir uzmana başvurmayı düşünüyorum.

İsterseniz DEHB teşhisi ne? Ben oğlumda bu DEHB bozukluğu olduğundan nasıl şüphelendim? Hep birlikte bir bakalım. Kim bilir belki sizlerde yada çocuklarınızda da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vardır. Çünkü bu bozukluk ülkemizde çok yaygın bir durummuş. Ancak çoğu insan DEHB olduğunu dahi bilmeden hayatına devam edermiş. Tabi bu kişiler için hayat ne kadar zor olduğu söylememe gerek yok. O kişiler için zor olduğu gibi o kişiler ile yaşamakta çok zormuş.



DEHB'li çocuklar nasıl olurlar?

1 yaşındayken nasıl olurlar?

''Kolay sinirlenirler, annenin memesine saldırırlar, hava yutarlar; gazlıdırlar, gece sık uyanırlar, kolay rahatlamazlar, gece yarısı oyun isterler ve çok enerjiktirler.'' Oğlumda bu davranışların hepsi vardı. Özellikle gazlı olması ve geceleri sık uyanması en belirgin özelliğiydi. O yüzden her gece Hasta hanenin yolunu aşındırdığımızı bilirim. Tabi ilk çocuk tecrübesiz bir annesin. Çocuğun sürekli ağlaması, hemi de hiç susmadan ağlamasından korkup: ''acaba hasta mı? Bir yerimi ağrıyor diye endişeleniyorsun, doğal olarak...

Okul öncesi dönemde nasıl olurlar?

''Sürekli hareket halindedirler; atlarlar, koşarlar, zıplarlar, çok konuşurlar, isteklerini erteleyemezler, kurallara uymazlar, sıralarını bekleyemezler, bir konu üzerinde uzun süre çalışamazlar, faaliyetleri genelde yarım bırakırlar, arkadaşlarıyla sık sık itişip kakışırlar, az uyurlar ve sakarlıkları nedeniyle sık sık yaralanırlar.'' Yine her yazılanın tamamının yaşadık. Özellikle az uyuma olayı halen yaşamaktayız.

Okulda nasıl olurlar?

''Yaşıtlarıyla aralarında zeka açısından fark yoktur. Akademik performansları istikrarsızdır. Parlak zekalı olan çocuklar dikkatsiz ve dağınık olmalarına rağmen genellikle biraz çaba ile zaman içerisinde bir işi tamamlama yetisine sahiptir.'' İlk okul döneminde öğretmeni ve benim ilgim üzerinde daha fazla olduğu için çalışmalarını ve ödevlerini bir plan program halinde yaptığı için başarılıydı. Hatta çok başarılıydı. Ancak orta öğretime geçince her derse giren farklı öğretmen olduğu için. Öğretmenler ders saatlerinde derse girip, konuyu anlatıp çıktıkları için oğlum dikkatini o derse fazla veremiyor. Hele ki birde sınıfta dikkatini dağıtan bir ses vede hareketlilik varsa o dersten tamamen kopukluk yaşıyor.

Evde ve dışarıda nasıl olurlar?

''Dikkatsizlikleri ve dalgınlıkları nedeniyle kendilerine denileni tam ve doğru şekilde anlamazlar, akabinde istenilmeyen davranış sergileyebilirler. Bu da onlara olumsuz yönde geri dönüş sağlar'' Misal ona bir görev verdiğin zaman o görevi ya tam anlamaz. Yada o görevi bitiremez. Bunu bilinçli olarak yapıyor sansakta aslında bilinçli olarak yaptığından değil. Sadece dikkatini toplayıp, o göreve odaklanamadığı için yapamaz.


DEHB'in etkileri kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Kendi belirtilerinizin ve çocuklarımızın belirtilerinin nasıl ortaya çıktığını bilmek ve buna göre baş etme stratejileri üretebilmek için kendinizi eğitmeniz çok önemlidir. Çünkü erken teşhis ile bu sorunun üstesinden gelip, geri kalan zamanlarınızı rahat ve huzurlu geçirebilirsiniz.

DEHB'li kişiler geri zekalı yada normal çocuklardan daha az zeki değillerdir. Aksine daha zeki ve üstün zekalı dahi olabilirler.  O yüzden bu tarz kişiler için peşin hükümlü olmayın. Aksine onları anlamaya çalışın...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Annelik duygusu bebeğinizi karnınızda hissettiğiniz o ilk gün oluşuyor. 9 ay karnınızda çok değerli bir varlık olduğunu bilip, oturuş-kalkı...

Yeni Doğan Bebeklerde Yaşanan Köprücük Kemiği Kırığı Ve Tedavisi

Annelik duygusu bebeğinizi karnınızda hissettiğiniz o ilk gün oluşuyor. 9 ay karnınızda çok değerli bir varlık olduğunu bilip, oturuş-kalkış hatta yürüyüşünüz dahi değişiyor. Nedeni ise çok açık 'ona bir zarar vermeyeyim...'
Bebeğini çok hassas şekilde taşırken, rutin kontrollerde dahi en ufak bir değerin yükselmesi yada düşmesinde çok büyük sarsılıp, panik oluruz.
Ve o kutlu gün, karnında bağ kurduğun yavruna kavuşma günü...
Nihayet 40 hafta hayalini kurduğun senin bir parçan olan yavruna kavuşmuş ve kokusunu doya doya içine çekebilirken. Birde öğrenirsin ki. Doğum sırasında bebeğine zarar verilmiş köprücük kemiği kırılmış!.. Zaten lohusa olduğun için buluttan nem kapar halde iken, bebeğinin köprücük kemiği kırılmış. Üstelik bu kırık doğum doktorun yüzünden olduğunu öğrenince, resmen üstünden koca bir kova kaynar su dökülmüş gibi acı hisseder ve ne yapacağını şaşırır. Evde matem havası estirirsin. 9 ay ona bir zarar gelmesin diye nerde ise yan yatıp, uymayı dahi kendine yasaklarken. Bebeğin, doktorunun hatası yüzünden köprücük kemiği kırılmış...Ben bu duygularla kah doktoruma kızıyor, kah kendime kızarken, aklımı nerde ise kaybetmiş durumda idim. Olaylardan benim kadar etkilenmeyen eşim. Evimizde tek aklı selim insan olarak köprücük kemiği kırığı araştırmasına girmiş. Ve öğrenmiş ki fazla büyütülmemesi gereken bir kırık olduğunu. Tabi sen bunu gel de taze anne olmuş, lohusa kafalı bir anneye anlat...

Yeni Doğan Bebeklerde Yaşanan Köprücük Kemiği Kırığı Ve Tedavisi

Doğumda yaralanma neden olur?

Normal doğumlarda bu tarz yaralanmalar. Her 1000 çocuktan 5'inin başına gelebilen bir olaymış. Nedenleri ise: Bebeğin kilo olarak büyük olması sebebi ile rahimin bebeğe dar geldiği durumlarda bebek oksijensiz kalmasın diye bebeğin köprücük kemiğini kırıp rahimden çıkarırlarmış. Çünkü bebek oksijensiz kaldığı zaman ya ölür yada beyin özürlü olma riski olduğu için.

Doğumda nasıl yaralanmalar olur?

Kafa şişme,kafa tasında kan birikmesi, kafa tası kırıkları, köprücük kemiği kırılması, burun kemiği kırılması, eklem zedelenmeleri gibi... yaralanmalar oluşurmuş. Bu yaralanmalar bir hekim kontrolünde tutulup, kolaylıkla atlatılabilen yaralanmalarmış. Ben diğer yaralanmaları bilmiyorum ancak 50 gün önce yaptığım doğumda o 1000 çocuktan 5'inin arasına kızımın sağ omuzundaki köprücük kemiği kırılması sebebi ile girdim. Şimdi de sizlere neler yaşadığımızı ve süreci nasıl atlattığımı kısaca anlatmak istiyorum.

Köprücük kemiği kırığı olduğu nasıl anlaşıldı?

Kızım 17 Nisanda dünyaya gözlerini açtı. Gece doğum yaptığım için  geniş yelpazeli bir bebek doktoru kontrolü yapılmamış. Ancak öyle kaygılanacak bir durum olmadığı için kızım ile birlikte doğumhaneden odamıza getirildik. Çok şükür en korktuğum olaydan, doğum olayından kurtulmuştum. Artık derin bir nefes alıp, içten bir 'ohhh!' çekebilirdim. Ve çektim de....

Halbuki nereden bilirdim ki sabah gelen çocuk doktoru kontrolünde alacağım bir haber ile sevincim kursağımda kalacağını. Sabah doktor muayenesinde bebeğimin röntgeninin çekilmesi gerektiğini söyledi. Ben 'neden?' diye sorduğumda ise 'Korkulacak bir durum yok. Sadece bir şeyden şüphelendim. Emin olmak için' dedi. Tabi ben yine her doğum yaptığımda yaşadığım aykü düşüklüğü yaşadığımdan olsa gerek şüphelendiği şeyin ne olduğunu dahi sormak aklıma gelmedi. Ve aklıma hiçbir şekilde kötü düşünce gelmeden bir teknisyen ile gidip, kızımın röntgenini çektirdim. 

Sonuç çocuk doktoruna gidince; doktor kızımın sağ omuzundaki kırıktan emin olmuş ve 'birde fizik tedavi doktoru görsün' diye not düşmüş. Fizik tedavi doktoru o gün yoğun olduğu için bizim odaya gelememiş. Ertesi gün gelen çocuk doktoru ile kızımın omuzundaki köprücük kemiği kırılmasını öğrendim. Ve şok oldum... 

Köprücük kemiği kırığı olan çocuklara ne uygulanmalı?

Aslında hiçbir şey uygulanmıyor. Sadece fizik tedavi doktorunun dediğine göre sağ kolunu göğsüne koyup, o şekilde fazla sıkmadan kundaklanması gerekiyormuş. Tabi birde kıyafeti giydirirken sağ kolundan, çıkartırken de sol kolundan başlanması gerekiyormuş. Henüz çok küçük olduğu için öyle büyük insanlarda yaşanan kırık acısını o hissetmezmiş. Bu söz beni biraz olsun rahatlatmıştı. Çünkü çocukluğunda çeşitli yerleri kırılmış biri olarak kırık acısının ne kadar acı olduğunu çok iyi bildiğim için. 'zavallı yavrumun o acı ile nasıl baş edecek' diye çok korkmuştum.

5 günlük iken ortopediye götürüp, tekrar röntgen ve doktor kontrolü yaptığımızda kırığın halen tutmadığını. Ancak en geç 1 aya tutacağını. Bu tarz kırıklar bebekler için kokulacak bir durum olmadığını öğrendim. Çünkü benim bebeğim sağ kolunu gayet normal şekilde hareket ettirebiliyordu. Bu iyi bir şeymiş. Çünkü bebeğin köprücük kemiği kırılmış. Ancak sinirleri zarar görmemiş. O yüzden evham yapıp, korkmamıza gerek yokmuş. Bebeğimin sinirlerinin zarar görmediğini öğrenip, biraz daha rahatladım. Ama tabi ana yüreği yinede öyle rahat durmuyor. Sürekli korkup, üzülmeye ve içten içe kendini suçlamaya devam ediyordu...

Ve 1 aylıkken yine tekrar kontrole götürünce çekilen röntgen ile gördük ki kemik tutmuş. Çok şükür ki kızım artık kurtulmuş... O gün sanki üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi hafifleyip, eve ağzım kulaklarımda döndüm...

Not: Bu yazıyı yazıp bloğumda bulundurmak istedim. Çünkü. biliyorum ki benim gibi bebeklerinde doğum yaralanması yaşayan analar ilk anda çocukları gibi sorun yaşamış ve bu olayı atlatmış 1. kişi kaleminden dökülmüş yazılar okumak istiyor. Nede olsa damdan düşenin halinden damdan düşen anlarmış. Bunu bildiği için onu en iyi anlayan başka bir annanın başından geçen doğum yaralanma ve iyileşme hikayesini okuyup, öğrenmek istiyor. O sebepten bu yazımda burada dursun. Umarım bir anneye dahi olsa ferahlık verip, rahatlatabilirim...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Daha dün gibi kızımın ilk kez haberini alınca hissettiğin o ilk gün aklımda iken;  Hamilelik günlerimde yaşadığım mutluluğumu, sıkıntımı ...

Kızımın 40 ı Çıktı!

Daha dün gibi kızımın ilk kez haberini alınca hissettiğin o ilk gün aklımda iken; Hamilelik günlerimde yaşadığım mutluluğumu, sıkıntımı ve üzüntülerimi yüreğimin en derinliklerinde halen hissederken; canım kızım dünyaya geldi... Ve hatta 40 ı bile çıktı! 😄

Huuu sanal alem duydunuz mu? benim kızımın 40 ı uçtu, uçtuuuu gitti. Artık bundan sonra 40 ı çıksın, yok lohusasın sözlerini duymayacağım...  Ohhh be!
Hayatım boyunca özlemediğim tek dönemdir lohusalık dönemi... Hamileliğimi hatta uykusuz kaldığım günleri dahi zamanla özlüyorum,özleyeceğim de. (manyak mıyım ne? 😂) Ama lohusalık dönemini hiç bir zaman özlemedim, özlemeyeceğimi de biliyorum... 👊

40 uçurma suyunun içinde neler konulur? Ve anlamları ne?

27 Nisan, yani Ramazan ayının ilk gününde bizim 40 ımız çıktı. Örf ve adetlerimizi uygulamayı çok seviyorum. O yüzden bende duyduğum ve okuduğum kadar 40 çıkarma töreni yaptım. Bakya şimdi tören denilince kulağa sanki abartılı bir şeymiş gibi geliyor. O sebepten düzeltiyorum, Tören değil.  En iyisi 40 çıkarma banyosu diyelim.

Aslında 40 ımız çıkınca mevlit okutmayı düşünüyordum. Ama maalesef ki 40 ımız Ramazan ayına denk gelince bu mevlit okutma olayını biraz ertelemek zorunda kaldım.

40 çıkarma banyosunu nasıl yaptım?


Yöreye göre 40 çıkarma, 40 çıkartma hatta 40 uçurma olarak bilinen olay çok eski yıllara dayanıyor. Örf ve adetlerimize göre bir kadın doğum yaptıktan 40 gün sonra suyun içine bir takım şeylerin atılıp, daha sonra o suda önce bebek banyo yaptırılır. Daha sonrada o kalan su ile anne banyo yaparmış...

40 uçurma suyunun içinde neler konulur? Ve anlamları ne?


40 tane taş: Güçlü kuvvetli olsun diye

Pirinç: Ömrü bereketli olsun diye

Tuz: Dayanıklı olsun diye

Şeker: Tatlı dilli olsun diye

Bozuk para: Varlıklı olsun diye

Anne baba altın- gümüş alyansı: Anne babaya hayırlı bir evlat olsun diye

Nazar boncuğu: Nazar değmesi diyeymiş

Bunlardan hariç bazı yörelerde zeytin yaprağı da atılıyormuş. Ancak ben zeytin yaprağı bulamadığım için onu atmadım. Sonrada kızımı babası ile birlikte ihlas süresi okuyarak banyo yaptırdık. En sonunda abilerine bir kaşık verip, bir tasın içine ihlas süreleri okuyarak 20 kaşık su Emir abisi, 20 kaşık suda Efe abisi koydu. En son banyo yapıp çıkartırken güzel temennilerde bulunarak o suyu da başından aşağı döküp, 40 banyosunu yaptırmış olduk.

Sonrada hiç giyilmemiş yeni kıyafetlerini giydirdim. Ve kızımın 40 çıkarma suyundan kalan su ile de bende banyo yapıp. 40 çıkarma ritüelimizi tamamlamış olduk.

Geleneklere göre bebeği o gün uzak bir akrabanın evine misafirliği de çıkarılması gerekiyormuş. Ancak biz götürmedik. Çünkü o gün hava yağmurlu idi. Birde Ramazanın ilk günü olduğu için kimseye emrivaki yapmak istemedim. Üstelik bu misafirliğe götürme işleminde 40 gün hiç bebek ve anne evden dışarı çıkmadığı için yapılırmış. Biz bir haftalıkken doktor kontrolü, 11 günlükken 23 nisan gösterisi ve 1 aylıkken park gezmelerine kızımı götürdüğümüz için. Bu ritüele uymamız gerekmiyor sanırım diye düşündüm.

Analar peki sizler çocuklarınıza 40 çıkarma banyosu yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız sizler nasıl yaptırdınız? Benim yaptığımdan farklı olarak başka bir şey uyguladınız mı? Bana bildirirseniz çok mutlu olurum...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Benim pamuk şekerim, daha doğrusu kusmuklu prensesim bugün 36 günlük oldu. Günler birbiri ardına sıralanırken canım kızım 1 aylık oldu bile...

Miray Su 1 Aylık

Benim pamuk şekerim, daha doğrusu kusmuklu prensesim bugün 36 günlük oldu. Günler birbiri ardına sıralanırken canım kızım 1 aylık oldu bile. Eee ne de olsa dünyaya gelen büyüyor...

Bu ayda bol bol tensel temasla anne kız aşk yaşadık. Özellikle emzirme saatlerini kızımla göz göze gelerek yapmak harika dakikalar geçirmeme neden oldu. Canım kızım bu ayda kafasını kaldırıyor hatta sağa sola çevirebiliyor. Kısık sesle ninni söylediğim zaman sakinleşip, beni dinliyor.

Yukarıda da yazdığım üzere o bizim kusmuklu prensesimiz. Çünkü bu ayda gazını çıkar, çıkarma fark etmez her iki halde de bol bol kusuyor. Özellikle kusma işlemini benim omuzumda iken yapması sebebi ile bu ayda kıyafetlerimde ki en büyük aksesuar kusmuk oldu. İlk günler kızım her kustuğunda onun kıyafeti ile birlikte kendi kıyafetimi de değişiyordum. Ama ilerleyen günlerde kendi kıyafetimi öyle sık sık değişmez oldum. Nede olsa onun kusmuğunun kokusu bana dünyanın en pahalı parfüm kokusundan dahi güzel kokuyor. Ama tabi kızımın kıyafetlerini yine günde en az 4 defa değişiyorum.
Nede olsa bugünlerde en büyük hobim kızıma farklı farklı kıyafetler giydirip, fotoğraflarını çekmek. :) Bakınız 1 aylıkken çektiğim 1. aylık konseptli fotoğrafımız..


Uyku düzenini oluşturmak için elime bir kalem ve not defteri alıp, uyuyup, uyandığı saatleri yazıp, bir düzen oluşturmaya çalıştım. Şimdilik o düzeni tam oturtamamış olsakta; oluştu gibi. İnşallah ilerleyen aylarda bu düzeni tamamen oluştururum.


Uyutma şekli; kızımı emzirip, gazını çıkardıktan sonra küçük, seyyar beşiğine koyup sallayarak uyutuyorum. Beşiği sallarken huysuzsa ninni söylüyor. Ama öyle huysuz değil, uslu uslu beşikte bakıyorsa elime kitap alıp. Bir yandan kitap okuyup, bir yandan da beşik sallıyorum. Hatta dün kitap okurken aklıma gelen bir konsept ile kızımın fotoğrafını çekip, instagramda paylaşmıştım.


Veee gaz sorunu. İki tane erkek çocuğu büyütmüş bir anne olarak erkek çocuklarında ki gaz probleminin ne kadar can sıkıcı bir sorun olduğunu çok iyi bilirim. Ancak hamile iken; kız anaları genellikle gaz problemini erkek çocuklarına nazaran kızlarda daha az yada hiç olmadığını söylemeleri üzerine 'gaz problemi yaşamayacağım' diye seviniyordum. Ne yazık ki erken sevinmişim. Benim kızımda da gaz problemi var. Hatta yanında bonus olarak zaman zaman büyük tuvaletini yapmakta zorluk çekmede eklendi. Özellikle gazı sıkıştırdığında bazen öyle kızarıyor ki. O halini görmeniz lazım. Gerçekten de çok komik oluyor.

Evet biliyorum her çocuk farklıdır. Bu çocuklar aynı karın içinde büyümüş olsalar dahi... Çünkü her çocuk kendi hikayesini kendi yazar... Ama bir şey daha biliyorum. Annelik ise tecrübe kazanıldıkça tatlanan bir duygu. Her çocukta ayrı tatlanan annelik duygusu 3. çocuktan sonra tadından yenmez bir hal alıyor. 

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

5.sınıfa yani yeni sisteme göre orta okul 1. sınıfa giden oğlumun (hatta diğer öğrencilerin velileri ile de konuşunca tespit ettiğim şe...

Ortaokul Öğrencilerinde Görülen Olumsuz Davranışlar

Ortaokul Öğrencilerinde Görülen Olumsuz Davranışlar


5.sınıfa yani yeni sisteme göre orta okul 1. sınıfa giden oğlumun (hatta diğer öğrencilerin velileri ile de konuşunca tespit ettiğim şekilde; o öğrencilerinde) davranışlarında ve okul başarılarında gözle görülür bozukluk var. Tabi biz velilerde ilk 4 yıl boyunca gayet sakin ve anlayışlı çocuğa ne oldu da bir anda öfke patlaması yaşıyor? Diye sormadan edemiyoruz
.
Benim tespitlerime göre orta okula başlayan çocuklarda görülen farklılıklar

  1. Popüler olma isteği. Bunun içinde gereksiz şakalar yapıp, olmadık yerde konuşmaya başlıyorlar. Bu popülerlik duygusunu en çok arkadaşları içinde yaşamak istediği için sınıfında daha çok yapıyor. Hatta bazı ders öğretmenlerinden duyduğuma göre; bazen ders sırasında parmak kaldırıp, söz alır. Sonrada o dersle alakalı olmayan bir şeyler söyleyerek güya espiri yapmak istermiş. Normalde oğlumun yapacağı bir davranış değildir. O yüzden ilk duyunca çok şaşırmıştım.
  2. Sosyal medyadan hesap açmak istemesi. Biz bu sene kardeşi ile ortaklaşa bir hesap açtık. Üstelik hesabını ben ve babası sürekli takip ediyoruz. Gerçi hesabı açınca daha çok kullanmak isteyecek diye tahmin ediyordum. Ama neyse ki düşündüğüm gibi olmadı. İlk açtığımızda bir kaç öz çekim çekip, paylaşmıştı. Ama artık hevesini aldı. Bazen günlerce hesabına hiç girmediği zamanlar oluyor.,
  3. Dış görünüşüne daha fazla özen göstermek. Gerçi bu maddeyi henüz 7 yaşındaki çocuklarda dahi görülüyor. Ama benim oğlumda normal zamanlarda öyle dış görünüşüne ve nasıl göründüğüne pek önem vermezdi. Bu dönemde saçlarına fena halde takmış durumda saçlarını kestirmek istemiyor. Saçlarının önünü uzatıp, gözlerinin içine kadar giren kar külünden hiç rahatsız olmuyor. Üstelik zaman içinde konuşurken, otururken sürekli elleri saçlarında, saçları ile oynamayı tik haline getirecek diye endişe etmekteyim.
  4. Çok unutkan.  Bazen okulda defter ve kitaplarını unutuyor. Hatta üzerine giydiği hırka ve ceket gibi giysileri dahi unutup geliyor. Tabi okula giderken de; o günkü ders için götürmesi gereken materyalleri unutması da cabası
  5. Asiii! Bu aralar en çok şikayetçi olduğum davranışı. Bize (anne ve babasına) karşı çok asi. Bizim söylediğimiz sözü tutmuyor. Hatta her sözümüze muhalefet olmaya bayılıyor. 
  6. İsyankar. Zaman zaman 'neden ailenin en büyük çocuğu oldum ki?' 'keşke en büyük çocuk olmasaydım. Yada siz beni çok sevmiyorsunuz' gibi cümleler kurarak, hoşnutsuzluk duyduğunu dile getiriyor
  7. Dikkat eksikliği. Bunu da yine ders öğretmenleri ile konuşmam sonucu öğrendiğim bir özelliği. Aslında normalde çok zeki olan çocuk derslerine odaklanıp, dikkatini veremediği için. ders notlarında inanılmaz bir düşüş yaşandı. Ve halende yaşanmakta
  8. Dağınık... Evet huy olarakta fazla düzenli bir çocuk değildi. Ancak özellikle bu dönem dağınıklığını çantasının içi kalem açacağından, müspette kağıdına kadar bir sürü çöp sayılacak şeyler ile kitap ve defterlerini birlikte karman dolaş görmeye artık bünyem kaldırmıyor.
Gibi... Benim aklıma gelen ve çocuğumda çoğunluklu gördüğüm kötü huylar bunlar. Benim gibi ortaokul anası olan kişiler benim unuttuğum maddeler varsa ekleyebilir.

Ortaokul da her derse ayrı öğretmen girmesi ve kendilerinden büyük çocuklarla aynı okulda olmaları sebebi ile artık bir 'ben büyüdüm' duygusu oluşuyor. Ve bu duygunun verdiği ağırlık ile kendini bulma girişimine kalkıştığı için tüm duygu ve düşünceleri alt üst olduğu için ister istemez bir bocalama dönemine giriyorlar. Bu dönem onlar için ince bir çizgi var. Çocuklarımıza sahip çıkıp, onlara doğru yolu gösterirsek. Yine eski çocuğunuza kavuşabilirsiniz. Ama yok beceremesezsek; o zaman bize geçmiş olsun. O çocuğu tekrar eski haline döndürmek bizim için hayel olur. Yada eski haline dönmesi için zaman gerekli olur. Bu bilgiyi sınıf öğretmeninden öğrendiğim bir bilgi olduğu için buraya ekledim. 

Ben şimdilik oğlumu o çizginin kenarından çekemedim. Hatta zaman zaman diğer tarafa geçti, yada geçecek diye panikler yaşadım. Ama halen o çizgide duruyor gibi. İnşallah Allah'ın izni ile kuzum yine eski anlayışlı ve akıllı oğlum olacak. Allah tüm küçük ergen annelerinin yardımcısı olsun (amin)

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili arkadaşlar; Bugün sizlere geçmiş 23 Nisan gösterisini paylaşmak istiyorum. Evet biliyorum bu yayını paylaşmakta çok ge...

23 Nisan Gösterisi Ve Gösteriyi 11 Günlük Bebek ile İzlemem

Merhabalar sevgili arkadaşlar;

Bugün sizlere geçmiş 23 Nisan gösterisini paylaşmak istiyorum. Evet biliyorum bu yayını paylaşmakta çok geç kaldım. Ancak bloğum aynı zamanda benim hayatımda değer verdiğim anları yazdığım bir arşivim olduğu için yazmak istiyorum. Ki zaten 23 Nisan Kutlaması'nı 23 Nisanda değilde 28 Nisanda kutlandığı için. Benim geç yazmamın pek önemi olmaz diye düşünüyorum.

İlk olarak 23 Nisan kutlamalarının neden 23 Nisan pazar günü değilde, 28 Nisan Cuma günü kutlandığını açıklayayım. 23 Nisan günü Türkiye genelinde yağışlı bir hava hakim olduğu için, zaten il ve ilçelerin çoğunda ya erken bir kutlama, yada geç bir kutlama yapıldı.
İyi mi oldu? Yoksa kötü mü oldu? Sorusunun cevabı ise düşünce ve bakış açısına göre değişir. İyi olmadı. Çünkü 23 Nisanı gününde kutlamak en güzeli olurdu. Ancak kötüde olmadı. Yağmurlu havada çocuklar incecik kıyafetler içinde üşüyecek ve ıslanacaklardı. En azında çocuklar sıcak havada üşümeden ve ıslanmadan gösterilerini rahatlıkla yaptılar. Tabi havanın güzel olması sebebi ile gösteriyi izlemeye gelen kişi sayısı da fazla olması çocuklar için ayrıca güzel oldu...

23 Nisan Gösterisi Ve Gösteriyi 11 Günlük Bebek ile İzlemem

Canım kuzum Bu yılki 23 Nisan gösterisi balkan danslarıydı. İlk olarak yavaş şekilde başlayan gösteri en sonunda hızlı damat halayı şeklinde devam etti. Aslında gösteri ile ilgili birde videom var. Ama gösteriyi izlerken zaman zaman duygusal anlar yaşadığım için elimi çok titretmişim. O sebepten video pek izlenilecek şekilde olmadığı için eklemeye gerek görmedim.

23 Nisan Gösterisi Ve Gösteriyi 11 Günlük Bebek ile İzlemem

11 günlük bebeğim ile oğlumun gösterisini ''izleyemeyeceğim'' diye düşünürken, kayın validemin teklifi ile hemi kızımı emzirip, ağlatmadım. Hemide oğlumun gösterisini rahat rahat izledim.
Nasıl mı? İzledim, çünkü kayın validem 11 günlük kızım ile arabada bekledi. Bende her saat başı arabaya gidip, kızımı emzirdim. Böylece iki çocuğumu da ihmal etmeden onların gönlünü ve ihtiyaçlarını gidermiş oldum.

Tabi oğlumun arkadaşları ile birlikte oynadığı halk oyunlarını görünce; lohusa kafası vede sulu gözlü bir anne olmamdan kaynaklanıyor olsa gerek; iki gözü çeşme ağladım. Etrafıma bakınca benden başka ağlayan kimsenin olmaması sebebi ile utandığım anlar dahi oldu. :( O değilde ne olacak benim bu duyguları yoğun yoğun yaşama halim yaaa?

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

En son 40 haftalık hamilelik günlüğü yazımda da paylaştığım üzere benim sürpriz yumurta yerinde gayet memnun olsa gerek ki. Öyle uzun boyl...

HOŞ GELDİN BEBEĞİM

En son 40 haftalık hamilelik günlüğü yazımda da paylaştığım üzere benim sürpriz yumurta yerinde gayet memnun olsa gerek ki. Öyle uzun boylu ne kasılmalarım nede sancılarım yoktu. Ara ara sancılarım vardı, ama öyle düzenli aralıklarla tekrarlamıyor bir müddet sonra kesiliyordu. O yüzden ''bu sancılar çok normal, doğum sancısı değil. Bu 3. hamileliğim, doğum sancısını hiç anlamaz mıyım.'' diye gitmemek için bin türlü bahaneler uyduruyordum..
Ama açılma olduğunu zaman zaman duydum acıdan anlamaya başladım. Ve en son 16 Mayıs referandum günü, kocişkom ile oyumu kullandım. Sonra akşam eve gelen kayın validem ve eltimi ağırladım. Onlar bende iken de yemek hazırlarken, bulaşıkları makineye dizip, çıkarırken ara ara ufak çaplı sancım oldu. Ama o sancılar da başlaması ile 1-2 dakika sonra bitmesi bir oluyordu. Hatta uzun süre koltuk üzerinde oturmam sonucu da kasıklarıma sancı giriyor ve çıkıyordu. Tabi ben tüm bu sancı ve kasılmaları zamanın yaklaşmasına yorumladığım için, gayet normal görüyordum.

Fakat eşim benim bu sancılanmalarıma ve 40 haftayı doldurmamı da görünce işkillendi. Ve beni acile götürmek istedi. Ben tabi 'yok ya bir şey yok, Bu şekilde sancılanmam çok normal...'' gibi sözlerimi duymamazlıktan gelip. Beni zorla ısrar ederek, acile götürdü.


Acile gittiğimde acildeki doktor ilk çat muanesini yaptı. Ve 3 cm açılma var dedi. Ne şekilde kasılma ve sancılarımın geldiğini de duyunca: ''Seni hemen yatışa almamız gerekli. Bebek hemen gelme olasılığı yüksek.'' Dedi. tabi ben öyle sancısız yatış istemedim. Bu sefer doktor. 'Seni bir kezde NST ye alalım.' dedi. Ve NST de ufak çaplı sancılar çıkınca bu gece bilemedin sabaha kesin senin doğum başlar dedi. Doktorun bu şekilde net konuşması sonucu istemeye istemeye de olsa yatışım gerçekleşti.

İşlemleri yapıp, yatışım gerçekleşene kadar 1 cm daha açılma olmuş bile. Serum bağlanıp, yatarken ara ara düzensiz sancılarım yine gelip-gitmeye başladı. Doktor düzensiz sancılarımı düzene sokmak için suni sancı serumunu da bağladı. Tabi bu serum ile birlikte sancılarım iyice yoğunlaşıp, daha sık ve uzun vadeli sürmeye başladı. O sancıları anlatmanın tarifi imkansız. Bu sancıları ancak benim gibi suni sancı çekenler anlar.

Açılmanın gerektiği kadar olduğunu, ancak bebeğin yukarıda kaldığını, bunun için suyumun patlatılması gerektiğini söyledi doktor. Ve bebeğin suyunu patlattılar. Bu su patlatmada tıp ki suni sancı gibi daha çok acı vereceğini beklerken; aksine biraz olsun rahatladım.

Sonrada ıkınma hissinin gelmesini bekledik. Zaten suyum patlatılmasından sonra fazla zaman geçmeden bende ıkınma hissi oluşmaya başladı. Tabi ıkınma hissi ile birlikte doğum başladı. Zorlu ve yorucu bir doğum sonunda ''ingaaaa! ingaaaa!'' diye ağlayan miniğimin sesi ile tüm acı ve sıkıntılarımı unutmam bir oldu. Ve derinden bir ohhhh çekip, bol bol şükürler ettim. Doğum masasında benim gibi doğum sancısı çeken ve doğum yapan tüm kadınlara Allah yardım etsin ve İsteyene herkese bu duyguyu yaşatsın diye dua ettim.

HOŞ GELDİN BEBEĞİM normal-dogum-hikayesi-pozitif-dogum-doğum-hikayeleri

Canım kızım dünyaya gözlerini 17 Nisan gece 01,30 da 3kg 480 gram olarak açtı.Sonrası ise tıp ki bir rüya gibiydi. Onun o elleri ve ayaklarını çırpıştırarak ağlamasını izlemek; daha sonrada hemşirenin bana emzirmem için verdiği bebeğim ile ilk temasım harika dakikalardı. Onu kucağıma alınca o cennet kokusunu koklayınca resmen mest oldum. Sonrada uzun bir aradan sonra tekrar emziriyor olma hissi ise bir başka güzel bir duyguydu. Tıp ki diğer bebeklerimi emzirirken duyduğum heyecan ve mutluluğu tekrar yaşadım. Halbuki bu minik benim 3. bebeğim olduğu için bu tarz duygulara alışık olmam lazımdı. Ama yok her bebeğin doğum hikayesi başka olduğu gibi. Her bebeğin sevgisi ve heyecanı da başka oluyormuş. O an anladım ki. 3. çocuk değil, 10. çocuk dahi olsa bu duyguyu yine aynı şekilde yaşayacağımı...

Sonrasında minik kızımın köprücük kemiğinde kırık olduğunu öğrendim. Ve öğrenmem ile resmen dünyam başıma yıkıldı. Kah doktorlara ve hemşirelere kızdım. Ama en çokta kendime kızdım. Gerektiği gibi ıkınamadım da o yüzden oldu diye en büyük hakareti ve yüklenmeyi kendime yapınca dayanamayıp, ,ki gözü iki çeşme ağladım. Peki ya sonra ne mi oldu?
Şimdi düşündüm de bu konu önemli bir konu. Çünkü normal doğum yapan kadınların bebeklerinde bu tarz köprücük kemiklerinde kırıklık olma ihtimali varmış. Bu gibi duruma maruz kalınca neler yapacağınızı ve nasıl geçip-geçmeyeceğini anlatan bir yazı hazırlasam iyi olacak. Çünkü ben bu tarz bir olayı daha önceden hiç duymamıştım. O sebepten çok korktum. Ve benim gibi aynı duyguyu yaşayan insanlara ulaşıp, onların neler yaptığını ve nasıl iyileşip yada iyileşmediğini öğrenmek istedim. Ama netten doğru düzgün bir kaynağa ulaşamadım.
O sebepten ben yaşadığım duygu ve deneyimlerimi burada paylaşıp, benim yaşadığım gibi bir olay başına gelen kişilere yol göstermek ve onlara yardımcı olmak isterim....

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Hayırlı cumalar sevgili okurlar... 40 haftayı görmüş bir gebe olarak tekrardan karşınızdayım. Bugün bizim sürpriz yumurta tam tamına 40. h...

Tokideki Sesin 40 Haftalık Hamilelik Günlüğü ve (Doğum günü sürprizim)

Hayırlı cumalar sevgili okurlar...
40 haftayı görmüş bir gebe olarak tekrardan karşınızdayım. Bugün bizim sürpriz yumurta tam tamına 40. haftasının içinde. Ama halen tık yok. Çıkmaya pek niyetli değil gibi. Sanırım karnımda rahatı yerinde olsa gerek...

Tokideki Sesin 40 Haftalık Hamilelik Günlüğü (doğum günü sürprizim)

Dün instragram sayfamda da paylaştığım üzere 13 Nisan benim doğum günümdü. Belki kendi doğum günümde doğururum diye düşünürken, Bizim sürpriz yumurta 'yok olmaz' dedi. Bugünde kocişkonun doğum günü bakalım babasının doğum gününde gelecek mi? Daha gün bitmedi. Göreceğiz....
Yoksa 25 Nisan abisinin doğum gününe kadar bekleyip, onun doğum gününde mi doğacak? Gerçi abisi: ''Benim doğum günümde doğmasın. Çünkü hediyeler o zaman ikiye bölünür. iSTEMİYORUM!'' dedi. Bunu duydu. Onun için abisine inat 25 Nisanı mı bekliyor ki?

Tokideki Sesin 40 Haftalık Hamilelik Günlüğü (doğum günü sürprizim)

13 Nisan benim doğum günümdü. Ama ne yalan söyleyeyim. Bu aralar gündemimizde benim doğurup, doğurmamam olduğu için. Pek hediye ve sürpriz beklentim yoktu. Ama benim düşünceli, romantik ve duygusal kara kuzum yine beni geçen seneki gibi şaşırtmayı başardı...

Sabahçı olduğu için, öğlen eve gelen Emir. Biraz evde durduktan sonra ''anne ben dışarı çıkıp, biraz arkadaşlarımla oynayayım mı dedi?'' Bende ''İyi oyna, ama çok geç kalma'' diye tembih edip, gönderdim. Aradan bir 10 dakika sonra tekrar kapı zili çaldı. Kapıyı açtım. Karşımda Emir...
''Ne oldu oğlum. Neden bu kadar erken geldin?'' Normalde dışarı çıkınca bir yarım saatten önce gelmesi pek görülmüş şey değilde. O yüzden sordum.
Emir: Anne dışarıda kimse yok. O yüzden vazgeçtim. Dedi.
Dışarıda hiçbir çocuğun olmaması biraz garibime gitse de pek önemsemedim. Nede olsa kuzum gözümün önünde olacaktı. O yüzden benim canıma minnet diye düşündüm. Ve hemen mutfağa geçip, oğlumla yemek için meyve hazırlamaya geçince. Kapı zili yine çaldı.
Emir hemen koşarak ''Anne ben bakıyorum'' dedi. Kapıyı açtı. Sonrada arkadaşı gelmiş onun sesi geliyor ''aşağı inecek misin?'' diye...
Bizim evde bu tarz arkadaşlar devamlı gelip, Emir'i çağırdığı için. Pek yadırganacak bir durum değil. Onun için önemsemedim.
Emir: Yok gelmeyeceğim... Diyerek kapıyı kapattı. Tabi ben tüm bunları mutfakta duyuyorum. Yoksa diğer türlü mutfakta olduğum için olup, biteni görmüyorum...

Arkam dönük şekilde salona geçtiğimde oğlumun elinde bir doğum günü pastası vede poşetler ile salona girdi. Ben şok!
 -Bunlar ne oğlum? Kim verdi? Kimden aldın? gibi saçma sapan sorular soruyorum. Yalnız bana sürpriz olacağı halen aklımda yok.
Bu sırada Emir: ''Anne iyi ki doğdun. Doğum gününün kutlu olsun'' Dedi. Bunu duyunca da ''Acaba babası mı geldi? O mu sürpriz yaptı.'' Diye içimden geçirdim. Ama sonra romantik yoksunu kocişkonun bu şekilde bir sürprizi akıl edemeyeceğini hemen düşünüp, o düşünceyi kafamdan kondum.

Sonrada anladım ki. Benim ilk göz ağrım yine boş durmamış. Biriktirdiği harçlıkları ile bana sürpriz doğum günü pastası ve hediye almış...
Öyle duygulandım ve sevindim ki Şuanda o anki duygularımı yazmaya benim kelimelerim yetmez...
Tek diyeceğim. ''Allah tüm analara benim evladım gibi düşünceli ve akıllı bir evlat nasip etsin...'' Sen benim hangi iyiliğim ve duamın karşılığı-sın yavrum. Senin gibi hassas bir oğlum olduğu için Rabbime ne kadar şükür etsem az olur... İyi ki seni doğurmuşum. İyi ki senin gibi hassas bir evlat yetiştirmişim...

Aslında daha yazılacak çok şey var. Ancak bazı duygular bana özel kalsın diye buradan kesmek istiyorum. Hımm Emir'im doğum günümü düşündü de bizim küçük afacan düşünmedi sanıyorsanız. Yanılınıyorsunuz. Oda kumbarasından para verip, istediğim bir şeyi alma mı? Sonrada aldığım şeyi ona göstermemi istedi. Çünkü verdiği parayı ev ve onlar için harcamamı değil. Kendim için harcamamı istiyor...

Akşam eve dönüşte de kocişkom bu aralar tatlıya düşkün hamiş karısına baklava ve çilek alıp, gelmiş. Evet onun sürprizi Emir kadar etkili ve güzel olmadı. Ama onun varlığı bize yeter. Biz onu bu şekilde kabul ettik!

Bak ya tuşlara basmaktan yine ellerim şişti ve uyuştu. O sebepten ben bu 40 haftalık gebelik günlüğü yazısını burada sonlandırayım. Bakalım haftaya göbekli m? Yoksa bebekli mi olarak karşınıza çıkacağım göreceğiz?

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar... Son haftalarda olduğum hamileliğime bundan sonra doğurana kadar haftalık olarak yazmak istiyorum. Bakalım ka...

Tokideki Sesin 38 Haftalık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar sevgili okurlar...
Son haftalarda olduğum hamileliğime bundan sonra doğurana kadar haftalık olarak yazmak istiyorum. Bakalım kaç hafta daha yazabileceğim? Hep birlikte göreceğiz....

38 haftanın bitmesine 1 gün kala olan bir gebe olarak günler geçmiyoooor! 😓
Son haftalar gerçekten de bir kaplumbağa misali çok yavaş ve sıkıcı geçiyor. Karnımın iyice büyümesi sonucu artık yürüyüş yapmak dahi içimden gelmiyor. O değil, artık ne uzun süre yatabiliyor, nede oturabiliyorum. Çünkü uzun süre hareketsiz kalmam sonucu bu seferde; ellerim ve ayaklarım şişiyor. Hatta rengi morarıyor. Özellikle sabah Emir ve eşime hazırlayacağım kahvaltı için kalktığımda bir müddet yaşlı nineler gibi iki büklüm ve topallayarak yürüyorum. 😠

Tokideki Sesin 38 Haftalık Hamilelik Günlüğü

Bu hamileliğimin ilk aylarında kusma ve mide bulantısı sebebi ile öyle fazla aşermedim. Aslında bir ara çok pis tavuk döner kokusu burnuma gelmiş ve canım çok çekmişti. Bende hemen en yakın restorandan tavuk döner alması için Emir'i göndermiştim. Tavuk dönerim geldi. Büyük bir iştahla ısırdığım tavuk dürümün içindeki soslar midemi bulandırmış. Ve yiyememiş. Hatta tavuk dönerden tiksinmiştim. Ondan sonra öyle çok aşerme bir daha yaşamadım. Ama yerden her biteni ve denizden her çıkanıda mideme indirdim. Öyle bir iştahım açıldı ki. Bir ara yemek yiyerek çatlayacağım sanmıştım. 😐

Daha ki geçen cuma gecesi yatağıma girerken burnuma burcu burcu badem çağlası kokusu gelene kadar. Hatta ağzımda o çağlanın mayhoşum su tadını dahi hissetip, ağzım dahi sulandı. Eşime canımın çok fena çağla çektiğini söyledim. 'Oda yarın alırız' dedi. Normalde burada filmlerden gördüğüm kadarıyla gece dahi olsa erkeğin kalkıp, o çağlayı bulup eşine yedirmesi gerekiyordu. 'Neyse burası gerçek hayat' diye düşünüp, aklımdan çağlayı çıkarıp, uyudum.

Ertesi günü kocişkom ile (yalnız bak, istediğimi aldığı buradan belli. Eşim değil, kocişkom yazdım 😍)
çarşıda gezerken karşıdan gelen bir kadının poşetinin içindeki çağlaları görünce, yine canım çağla istedi. Yine hemen kocişkoya 'canımın çağla istediğini söyleyince' hemen: ''Sen gecede istemiştin. Dur hemen bulup, alalım'' dedi. Ve pazar tezgahlarında boy gösteren çağlalardan aldı. Tabi ben o çağlaların eve getirip, yıkanmasını beklemeden tıp ki bir çocuk gibi poşetten ara ara alıp, ağzıma attım. Ohhh be miss gibiydi!. 😋

Bu hafta çağla krizinden başka bir problem yaşamadım. Şimdilik küçük hanım karnımda duruyor. Bakalım ne zaman çıkacak?. Sahi küçük hanım demişken 2 gün önce rüyamda doğum yaptığımı. Karnımdan çıkan çocuğun ise kız değilde, erkek olduğunu rüyamda gördüm. Hayır olsun! Neye işaret ki? Eşim halen bilinç altında bir erkek doğurma hissin var. O yüzden' dedi. Olabilir mi ki? 😉

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, Tokideki Sesin hamilelik günlüğüne 9 aylık ile devam... Eveeet son aya ulaşmış bulunmaktayım. Bugün karşınız...

Tokideki Sesin 9 Aylık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar sevgili okurlar,
Tokideki Sesin hamilelik günlüğüne 9 aylık ile devam...
Eveeet son aya ulaşmış bulunmaktayım. Bugün karşınızda 37 haftalık bir gebe var. Artık son haftalar içindeyim. Bakalım benim sürpriz yumurta ne zaman dünyaya gelecek, göreceğiz.
Gerçi dünkü NST randevusunda az kalsın sezaryen olarak dünyaya gelecekti. Neyse ki son anda kurtuldum. İsterseniz en başından yazayım.

Sabah 9 da randevum vardı.
Kocişkom iş yerinden izin alıp, çocuklarda o gün okula gitmeyerek, hep birlikte sabahın köründe -küçük hanım için- hastahaneye  gittik.   Yolların engebeli ve çukuru birde yeni arabamızın çok sallaması yüzünden sabah yediğim iki lokma kahvaltı sürekli ağzımdaydı. Birde karnım sanki bir salıngaçtaymış gibi sallana sallana hasta haneye gittim. İlk olarak doktor kontrolü daha sonrada NST ye girdim.  İlk 15 dakika sorunsuz giden süreç sonrasında kasıklarımda kasılma, karnımda acıma hatta soğuk soğuk terleme ve gözümde kararma olmaya başlayınca hemen hemşireye bildirdim. Hemşire yatağın başını kaldırıp, su verdi.  sonra hemen bir iki dakika içinde tekrar rahatlayıp, düzeldim. Tabi bu sırada çocuğun kalp atışları hızlanıp, benim sanmış tavan yapmış şekilde çıkmış. Doktor Nst sonucunu görünce: ''Senin sancın ve çocuğun kalp atışları yüksek çıkmış. Daha önceki doğumun sezaryan mıydı?'' diye sordu. Ben ''hayır normal doğumdu'' deyince... Doktor: ''Bir şeyler ye. Bol bol su iç. Bir yarım saat kadar sonra bir daha Nst ye gir.'' dedi. Tabi ben ve eşim panik! ''Eyvah sezaryen mı olacağım'' diye...

Çocuklar ile birlikte öğlen yemeği yiyip, bol bol su içip, biraz yürüyüş, bol bol dinlenip tekrar Nst ye girdim. Bu sefer biraz düşüklük olmuş. Ama halen yüksek olunca. Doktor: ''Acaba Nst makinesinde bir sorun mu var? Son kez başka bir makineye yine bağlan. Ama bu sefer bir küçük meyve suyu iç. Belki tansiyonun düşmüş yada kan şekerin düşmüş. Oda çocuğun kalp atışını hızlandırmış olabilir'' dedi. Ben yine bol bol dinlenip, küçük bir kutu kayısı suyu içtim. Sonrada dualar ile tekrar Nst ye girdim. Güya basit bir kontrol için gittiğim hastahaneden az kalsın yatışım yapılıp, doğurup çıkacaktım. Şaka gibi...

Böylece 3. kez yine Nst ye girdim. Çok şükür ki son Nst sonucum  normal çıktı. Aslında normalden biraz daha yüksek. Ama öyle korkulacak yükseklikte olmayınca; 1 hafta sonra tekrar kontrole gelmem istenilerek. Hasta haneden ayrıldım.

Tokideki Sesin 9 Aylık Hamilelik Günlüğü

Yukarıdaki fotoğrafta da görüldüğü üzere ellerim resmen balon gibi şişti. Özellikle sabahları uyandığımda ellerim ve ayaklarım öyle şiş oluyor ki. Ne doğru düzgün ayaklarımın üzerine basabiliyor. Nede parmaklarımı hareket ettirebiliyorum. Doktor bu şişliğin son haftalar olduğu için normal olduğunu söylüyor. Ama ben 2 kez daha hamilelik geçirmiş tecrübeli bir gebe olduğum için biliyorum ki. Bu şişlik diğer gebeliklerime kıyasla fazla. Buda sanırım kız çocuğuna gebe olduğum için olsa gerek.

Kilom 78 oldu. Bakalım. doğurana kadar 80 i görecek miyim? Göreceğiz...
Şuanda ha doğurdu, ha doğuracak durumda etrafta ağır vasıta gibi dolaşmaktayım. Allah sonumuzu hayır etsin. İnşallah Allah'ın izni ile kazasız-belasız kolay bir doğum olur da. Kızımı sağlıkla kucağıma alabilirim, İnşallah... (AMİN)

Şuanda benim gebeliğimi bilen ve merak eden tüm okurlarımdan da dua dua dua bekliyorum. Çünkü şuanda tek ihtiyacım DUA...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili arkadaşlar. Bugün sizlere özellikle benim gibi 5. sınıf velisi olan annelere fikir vermek maksatlı oğlumun iki tane proj...

5. Sınıf Bilim Uygulamaları ve Sosyal Bilgileri Dersleri için Yapılan Proje ödevleri (Sunum ve Skeç)

Merhabalar sevgili arkadaşlar. Bugün sizlere özellikle benim gibi 5. sınıf velisi olan annelere fikir vermek maksatlı oğlumun iki tane proje ödevini paylaşmak istiyorum. Çünkü 5. sınıf zaten başlı başına çocuklar ve sizler için bir afallama dönemi...  O yüzden bu tarz ödevlerde insan bir ilham ve bilgi kaynağı arıyor. Sonrası zaten kendiliğinden çorap söküğü gibi geliyor.

İlkokul 4. sınıfta iken bize bir kağıt göndermişler ve o kağıttan 3. tane ders seçmemizi istemişlerdi. Tabi bunun 5. sınıf için bir seçmeli ders olduğunu belirtmiş, başkada bir şey belirtmemişlerdi. Burada da paylaştığım üzere o listede yazan İngilizce, Bilim Uygulamaları ve Zeka Oyunlarını seçmiştik. Peki iyi mi ettik diye sorarsanız da; sizlere şunu belirtmek istiyorum ki İngilizce desi yerine Beden ve Müzik gibi seçimler yapmayı dilerdim. Çünkü bu seçmeli derslerde aynı diğer derslerde olduğu gibi sınav yapılıyor. Çocuk ayrıca bu dersler içinde ayrıca çalışması gerekiyor. Tabi buda karne notuna etki ediyor. O sebepten çocuğu 5. sınıfa geçecek annelere benden bir tavsiye seçmeli dersleri çocuğun çok iyi bildiği yada çalışmak için ayrıca bir efor harcamadan geçebileceği dersleri seçin.

Seçmeli Bilim Uygulamaları dersi; aslında bir araştırma ve düşünüp fikirler verme dersi olduğu için çocuklar için güzel bir ders... Lakin, bu dersin ödevleri ve projeleri çok olduğu için çocuk diğer dersin ödevlerini yapmaya pek zamanı kalmıyor. Yada günlük çalışma saatini biraz daha yükseltmesi gerekiyor. Buda çocuğun derslerden bıkma, soğuma ve ders çalışmama isteği uyandırıyor. 😞

Geçen hafta seçtiğimiz Seçmeli Bilim Uygulamaları dersi için ''geçmişten günümüze gelen aydınlatma sistemleri'' hakkında bir araştırma yapıp, onuda powerpoint ile sunum yapması gerekiyordu. Daha bu sene bilgisayar dersi gören bir çocuk olduğu için powerpoint kullanma bilgisi yok denecek az. O yüzden o programı öğretmek bana düştü. (gerçi benim bilgimde öyle çok denecek kadar yok. Ama hiç yoktan iyidir demi 😉 )

Oğlum önce geçmişten günümüze gelen aydınlatma çeşitlerini araştırıp, tüm gerekli bilgileri bir dosyada topladı. Daha sonrada o bilgilere uygun resimler bulup. Aşağıdaki videoda da gördüğünüz gibi bir sunum hazırladı.



5.Sınıf öğrencisi artık ortaokul öğrencisi sayıldığı için her ders için ayrı hoca giriyor bildiğiniz üzere.

Sosyal bilimleri dersindeki öğretmeni de çocuklara sosyal bilgisi dersinde ki 'bilim insanları' konusunda yer alan bilim adamlarını her bir çocuğa vermiş. Böylece çocuk o bilim adamının kıyafetine girip, onun yaptığı buluşu yapıp, sanki o bilim adamıymış gibi küçük bir skeç yapması gerekiyordu.

Benim oğluma Galileo (Galile)1564-1642 yıllarında yaşamış bir bilim adamı çıktı.
Galileo Kendi yaptığı teleskopla ilk kez Güneş'i, Ay'ı, Jüpiter'in uydularını gözlemlemiş. Dünya'nın Güneşin etrafında döndüğünü savunmuş. Bu Savunduğu düşünce yüzünden ise kilise tarafından cezalandırılmış. 
Biz bilgileri araştırıp, küçük çaplı bir skeç hazırladık. Oğluma ise Galileo da bulunan beyaz sakalı taktım. (Beyaz sakalı ise daha önceden Nasrettin hoca kostümü için yaptığım sakaldı.)

Buluşu olan Teleskobu ise evdeki biten folyo ruloları ve gözlük camı ile yaptık.


Sonuç olarak ise çok şükür ki bu proje ödevini de kara kuzum yüzünün akı ile önce kendi emeği, sonrada bizim yardımlarımız ile atlatmış oldu. Tabi bu proje ödevleri biter mi? Yoook nerdeee! Daha var. Bakalım daha nasıl ödevler karşımıza çıkacak. Yaşayıp, göreceğiz....

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Çocuğu olan her kişinin bildiği üzere, çocuklar dönem dönem bazı çizgi film karakterlerine daha çok bağlanır. Ve o karakterlerin oyuncaklar...

Şimşek Mecqueen Karakteri Ve Çantası

Çocuğu olan her kişinin bildiği üzere, çocuklar dönem dönem bazı çizgi film karakterlerine daha çok bağlanır. Ve o karakterlerin oyuncakları, kostümleri, kıyafetleri ve çantalarından sahip olmak isterler. Bir dönem pepe, bir dönem örümcek adam gibi karaktere bağlı olan Efe, şimdilerde ise şimşek mcqueen karakterine ayrı bir şekilde bağlı...

Okula giden bir çocuk olduğu için en çok ihtiyacımız olan okul çantaları... Geçen hafta karşıma çıkan karakterdukkani.com sayesinde Efe'nin çok beğeneceği ve benim gönül rahatlığı ile oğlumun kullanmasına izin verebileceğim. Lisanslı çantalar ile karşılaştım. Üstelik bu çantalar şimşek mcqueen karakterli çantalardı. 👍

Şimşek Mecqueen Karakteri Ve Çantası

Çantayı sipariş ettikten kısa süre bir sonra elimize ulaştı. Efe okulda iken kapımı çalan kargo ile çantaya sahip oldum. Çantayı Efe'nin yatağının üstüne bırakıp, ona sürpriz yaptım. Efe okuldan gelince çantasını yatağın üzerinde görünce o kadar çok sevindi ki sevincini anlatmaya kelimelerim yetmez. Çantasını bağrına basıp, zıp zıp zıplayarak sürekli bana teşekkürler edip, beni öpücük yağmuruna boğdu. 😂

Onun o sevincini görmek zaten her şeye değerdi. Sizlerde çocuklarınızı arada şımartmak ve onları çok mutlu etmek istiyorsanız. Bu siteye bir göz atın derim. Çünkü site gerçekten de çok güvenilir bir site. Kapıda ödeme seçeneği ile isterseniz sipariş ettiğiniz ürünün ödemesini elimize ulaştıktan sonra yapabilirsiniz.

Şimşek Mecqueen Karakteri Ve Çantası


Şimdi siteye şimşek mcqueen diğer ürünlerini sipariş etmek için inceliyorum. Çünkü şimşek mcqueen  nevresiminden, kostümüne, hatta doğum günlerinde kullanacağınız konsepte uygun parti malzemelerine kadar bir sürü ürün seçeneği var.  Şimşek mcqueen oyuncakları ise o kadar güzel ve orjinal ki siz dahi bu oyuncaklar ile oynamak istersiniz. Çünkü ben oğlumla birlikte birde kendim için şimşek mcqueen oyuncağı alıp, araba yarışı yapmayı düşünüyorum. Ne yani anneler oynayamaz diye bir kaidemi var? 😉

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.