çocuklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Oğullarım küçükken aile ve arkadaş çevresi ile birlikte dışarı çıkmaktan nefret ediyordum. Çünkü ne zaman öyle sosyal ortamlara katılsam be...

Emzirme Önlüğü Dikimi Ve Kullanımı

Oğullarım küçükken aile ve arkadaş çevresi ile birlikte dışarı çıkmaktan nefret ediyordum. Çünkü ne zaman öyle sosyal ortamlara katılsam bebeğim emmek istiyor. Bende onu emzirecek bir ortam bulamadığım zaman bebeğim huzursuzlaşırdı. Hatta sırf bu emzirme problemi yüzünden çocuklarını mama ile ile besleyen annelere imrenir. Ve içimden ''Acaba çocuklara bende mama vermeye alıştırsa mıydım?'' diye geçirirdim.  Oysaki emzirmek bir anne için çok özel ve güzel bir durum. Anne bebeğini emzirirken özellikle bağını kurar. Bebek için ise çok büyük bir ihtiyaç. Anne sütünün yerini hiç bir mama ve gıda karşılayamaz. Organik adı ile anılan fahiş fiyatlı mamalar dahi...

Karnı acıkan ve ememeyen bebek huysuzlanır. Bebek huysuzlanınca da anne o ortamda rahat edemez. Güya eğlenmek için gittiği yerden iyice stres olup, geri dönmek zorunda kalır.
Peki ya yeni doğum yapmış anne ve bebeği hiç sosyal hayata çıkamayacaklar mı?
Dışarı çıkıp, nefes alamayan anne mutsuz olur. Anne mutsuz olunca da bebekte mutsuz olur...

Evet bazı mekanlarda emzirme odaları var. Ancak bu emzirme odaları da havalandırılmamış, kötü kokan yerler. Böyle ortamda bebeğini emzirmek, bebeğe faydasından çok zararı olur.

Kızıma hamile iken emzirme önlüğünü bazı blogger annelerden gördüm. Ve kullanışlı bir şeye benziyor diye düşünüp, hemen bende bu emzirme önlüğünden bir tane kendime dikmeye karar verdim. Çünkü dikimi çok basit olan bu önlük sayesinde ''Bebeğimi rahat rahat emzirebilirim'' diye düşünmüştüm. Yanılmamışım...

Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?


Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?

Dikimi çok basit yukarıdaki emzirme önlüğünün üzerinde de yazdığım ölçülerde kumaşı kesin. Sonrada o kesilen kumaşın daha tok olmasını istiyorsanız. ortaya kapitino koyup, onun üstünü de ya aynı kumaş yada benim gibi beyaz polyester kumaş koyup 4 kenarını da dikin. (çevirmek için 1 karış kadar yeri dikmeyin) Sonrada ters yüz diktiğiniz kumaşı çevirip son olarak 2 parmak içten düz bir dikiş yapın. En son bir kurdele ve toka ile de boyuna geçirilecek yeri de ayarlayıp, dikin.

Veee karşınızda her ortamda her yerde hiç sıkılmadan ve rahatsız olmadan bebeğinizi emzirebilmenizi sağlayan emzirme önlüğü'..

Emzirme Önlüğü Nasıl dikilir?



Ben bu önlüğü bir mağazada, parkta, restoran ve kafe de hatta ilk çıktığım bebekli tatilde deniz kenarında dahi emzirdim. Her dışarı çıkacağım zaman çantama ilk koyduğum şey emzirme önlüğü oluyor.


Emzirme Önlüğü Dikimi Ve Kullanımı


Emziren annelere ve anne adaylarına en büyük tavsiyem hemen bir emzirme önlüğü dikmeleri, Yok dikemezseniz de hemen sipariş verip, bir emzirme önlüğüne sahip olun...
İnanın kullanımı çok rahat ve güzel... 😊


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Can parem, evimin neşe deposu, kusmuklu prensesim bir ay daha büyüdü. Ve 2 aylık oldu!... Bugün tam tamına 66 günlük olan kızım artık beni...

Miray Su 2 Aylık

Can parem, evimin neşe deposu, kusmuklu prensesim bir ay daha büyüdü. Ve 2 aylık oldu!...
Bugün tam tamına 66 günlük olan kızım artık beni görünce, beni tanıdığını bakış ve hareketleri ile değil agu, gugu... gibi sesler çıkarıp, kolları ve ayaklarını hızlı hızlı hareket ederek belli ediyor. Dün rutin 2 aylık kontrolünde kalça ultrason çektirdik. Çok şükür bir problem yoktu. Sürekli tıkanan burnu için okyanus suyu aldık. Kilosu 5.700 kg. boyu ise 58 cm. olmuş. Kızım biraz selvi boylu olacak sanırım.

Miray Su 2 Aylık

Ben yine 2 ayına girince hemen en basitinden bir konsept belirleyip, fotoğrafını çektim. 1 yaşına kadar bu şekilde her ay hemi fotoğrafını çekip, hemide bloğuma o ayın güncesini anlatan yazı yazmayı düşünüyorum. Bakalım sonuna kadar yazabilecek miyim, göreceğiz...

En sevdiği oyuncak. Burada paylaştığım örgü tavşan çıngırağı onu salladığımız zaman ağlıyorsa ağlamayı bırakıp, onu izleyerek gülüyor. Üstelik bıkmadan, usanmadan saatlerce o oyuncağa dalmışlığı dahi var. O oyuncağı örerken bu şekilde çok seveceğini hiç tahmin etmemiştim. Çok güzel bir duygu..
Kucağıma aldığım zaman yine her zaman ki gibi hemen üstüme kusuyor. Onun dışında boynunu artık uzun süre dik tutabiliyor. Yüz üstü yatınca da kafasını kaldırıyor. Ancak uzun tutamıyor hemen kafasını tekrar yan olarak yere bırakıyor. Birde bu hafta sürekli eli ağzında. 'Sanırım emzik istiyor' diye düşünüp, emzik verdim. Ancak bir iki sorup, hemen ağzından dili ile iterek emziği düşürüyor. Bu seferde ağzından düşmesin diye elimle tutunca da hemen midesi bulanıp, öğcüdü... Kızımın cildi hassas olduğu gibi midesi de hassas olacağa benziyor. Yanında yüksek ses ile konuşarak sevilmesinden hoşlanmıyor. İrkilip, hemen ağlıyor. Bende o şekilde seven kişileri (kendisi babası olur) 'Benim kızım narin, onu erkek çocuğu sever gibi sevme' diye uyarıyorum.
Babası demişken; babasının en favori çocuğu kızım oldu. Sanırım halk arasında bir söylenti olan; kız çocuğu babayı, oğlan çocuğu anayı sever sözünün gerçeklik payı var. Yada bizimki bu söze kendini kaptırıp, 'kızım beni daha çok sevecek' diye düşünüyor. Halbuki bilmiyor ki ben kızımı da hiç kaptırmaya niyetim yok. 😂

Bizim evde durumlar şimdilik bu şekilde tüm hayatımızı sanki Miray Su üzerine endekslenmiş gibi onun etrafında pervane şekilde yaşıyoruz, abileri de dahil. Özellikle Efe abisi sanki onu anlıyormuş gibi her fırsatta kulağına yaklaşıp: '' Kardeşim bak burası bizim mutfak, bak bu cici kuşumuz, o damlayı annen ağzına damlatınca tükür, kardeşim seni banyo yaptıracaklar hemen uyu yoksa yaptırırlar, şurup verirken kardeşim ağzını açma, dışarı çıktığımızı zaman kardeşim ağlama yoksa bir daha seni dışarı çıkarmayız, Sen benim sözümü dinlemiyorsun bende sana küstüm'' diyerek ciddi onunla konuşuyor... 😊
Bende onların o şapşik hallerini izleyerek mutlu oluyorum. Çünkü abisi onun kulağına bu cümlelerden kurarken oda sanki gerçekten anlıyormuş gibi ona bakarak, sesler çıkartıyor, hatta güldüğü anlar dahi oluyor. 😆

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Anne olmak zaten sürekli bir vicdan azabı ile yaşamak demek. Çocuklarımda gördüğüm her olumsuz davranışlardan kaygılanıp, kendimi suçlarım....

Acaba Oğlum DEHB Mi?

Anne olmak zaten sürekli bir vicdan azabı ile yaşamak demek. Çocuklarımda gördüğüm her olumsuz davranışlardan kaygılanıp, kendimi suçlarım. ''Acaba ben yeteri kadar ilgilenemediğim için mi böyle oldu? Yada benim yaptığım bir hatalı davranış yüzünden mi?'' diye...

Geçenlerde yazdığım ortaokul öğrencilerinde görülen olumsuz davranışlar yazısından sonra araştırmam sonucu. Çocuğumda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozuklu (DEHB) olma ihtimali olduğu düşündüm. Tabi bu böyle kendi kendine karar vereceğin bir durum değil. Bu tanıyı koymak için bir uzmana başvurmak gerekiyor. En kısa zamanda da bir uzmana başvurmayı düşünüyorum.

İsterseniz DEHB teşhisi ne? Ben oğlumda bu DEHB bozukluğu olduğundan nasıl şüphelendim? Hep birlikte bir bakalım. Kim bilir belki sizlerde yada çocuklarınızda da dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu vardır. Çünkü bu bozukluk ülkemizde çok yaygın bir durummuş. Ancak çoğu insan DEHB olduğunu dahi bilmeden hayatına devam edermiş. Tabi bu kişiler için hayat ne kadar zor olduğu söylememe gerek yok. O kişiler için zor olduğu gibi o kişiler ile yaşamakta çok zormuş.



DEHB'li çocuklar nasıl olurlar?

1 yaşındayken nasıl olurlar?

''Kolay sinirlenirler, annenin memesine saldırırlar, hava yutarlar; gazlıdırlar, gece sık uyanırlar, kolay rahatlamazlar, gece yarısı oyun isterler ve çok enerjiktirler.'' Oğlumda bu davranışların hepsi vardı. Özellikle gazlı olması ve geceleri sık uyanması en belirgin özelliğiydi. O yüzden her gece Hasta hanenin yolunu aşındırdığımızı bilirim. Tabi ilk çocuk tecrübesiz bir annesin. Çocuğun sürekli ağlaması, hemi de hiç susmadan ağlamasından korkup: ''acaba hasta mı? Bir yerimi ağrıyor diye endişeleniyorsun, doğal olarak...

Okul öncesi dönemde nasıl olurlar?

''Sürekli hareket halindedirler; atlarlar, koşarlar, zıplarlar, çok konuşurlar, isteklerini erteleyemezler, kurallara uymazlar, sıralarını bekleyemezler, bir konu üzerinde uzun süre çalışamazlar, faaliyetleri genelde yarım bırakırlar, arkadaşlarıyla sık sık itişip kakışırlar, az uyurlar ve sakarlıkları nedeniyle sık sık yaralanırlar.'' Yine her yazılanın tamamının yaşadık. Özellikle az uyuma olayı halen yaşamaktayız.

Okulda nasıl olurlar?

''Yaşıtlarıyla aralarında zeka açısından fark yoktur. Akademik performansları istikrarsızdır. Parlak zekalı olan çocuklar dikkatsiz ve dağınık olmalarına rağmen genellikle biraz çaba ile zaman içerisinde bir işi tamamlama yetisine sahiptir.'' İlk okul döneminde öğretmeni ve benim ilgim üzerinde daha fazla olduğu için çalışmalarını ve ödevlerini bir plan program halinde yaptığı için başarılıydı. Hatta çok başarılıydı. Ancak orta öğretime geçince her derse giren farklı öğretmen olduğu için. Öğretmenler ders saatlerinde derse girip, konuyu anlatıp çıktıkları için oğlum dikkatini o derse fazla veremiyor. Hele ki birde sınıfta dikkatini dağıtan bir ses vede hareketlilik varsa o dersten tamamen kopukluk yaşıyor.

Evde ve dışarıda nasıl olurlar?

''Dikkatsizlikleri ve dalgınlıkları nedeniyle kendilerine denileni tam ve doğru şekilde anlamazlar, akabinde istenilmeyen davranış sergileyebilirler. Bu da onlara olumsuz yönde geri dönüş sağlar'' Misal ona bir görev verdiğin zaman o görevi ya tam anlamaz. Yada o görevi bitiremez. Bunu bilinçli olarak yapıyor sansakta aslında bilinçli olarak yaptığından değil. Sadece dikkatini toplayıp, o göreve odaklanamadığı için yapamaz.


DEHB'in etkileri kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Kendi belirtilerinizin ve çocuklarımızın belirtilerinin nasıl ortaya çıktığını bilmek ve buna göre baş etme stratejileri üretebilmek için kendinizi eğitmeniz çok önemlidir. Çünkü erken teşhis ile bu sorunun üstesinden gelip, geri kalan zamanlarınızı rahat ve huzurlu geçirebilirsiniz.

DEHB'li kişiler geri zekalı yada normal çocuklardan daha az zeki değillerdir. Aksine daha zeki ve üstün zekalı dahi olabilirler.  O yüzden bu tarz kişiler için peşin hükümlü olmayın. Aksine onları anlamaya çalışın...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Annelik duygusu bebeğinizi karnınızda hissettiğiniz o ilk gün oluşuyor. 9 ay karnınızda çok değerli bir varlık olduğunu bilip, oturuş-kalkı...

Yeni Doğan Bebeklerde Yaşanan Köprücük Kemiği Kırığı Ve Tedavisi

Annelik duygusu bebeğinizi karnınızda hissettiğiniz o ilk gün oluşuyor. 9 ay karnınızda çok değerli bir varlık olduğunu bilip, oturuş-kalkış hatta yürüyüşünüz dahi değişiyor. Nedeni ise çok açık 'ona bir zarar vermeyeyim...'
Bebeğini çok hassas şekilde taşırken, rutin kontrollerde dahi en ufak bir değerin yükselmesi yada düşmesinde çok büyük sarsılıp, panik oluruz.
Ve o kutlu gün, karnında bağ kurduğun yavruna kavuşma günü...
Nihayet 40 hafta hayalini kurduğun senin bir parçan olan yavruna kavuşmuş ve kokusunu doya doya içine çekebilirken. Birde öğrenirsin ki. Doğum sırasında bebeğine zarar verilmiş köprücük kemiği kırılmış!.. Zaten lohusa olduğun için buluttan nem kapar halde iken, bebeğinin köprücük kemiği kırılmış. Üstelik bu kırık doğum doktorun yüzünden olduğunu öğrenince, resmen üstünden koca bir kova kaynar su dökülmüş gibi acı hisseder ve ne yapacağını şaşırır. Evde matem havası estirirsin. 9 ay ona bir zarar gelmesin diye nerde ise yan yatıp, uymayı dahi kendine yasaklarken. Bebeğin, doktorunun hatası yüzünden köprücük kemiği kırılmış...Ben bu duygularla kah doktoruma kızıyor, kah kendime kızarken, aklımı nerde ise kaybetmiş durumda idim. Olaylardan benim kadar etkilenmeyen eşim. Evimizde tek aklı selim insan olarak köprücük kemiği kırığı araştırmasına girmiş. Ve öğrenmiş ki fazla büyütülmemesi gereken bir kırık olduğunu. Tabi sen bunu gel de taze anne olmuş, lohusa kafalı bir anneye anlat...

Yeni Doğan Bebeklerde Yaşanan Köprücük Kemiği Kırığı Ve Tedavisi

Doğumda yaralanma neden olur?

Normal doğumlarda bu tarz yaralanmalar. Her 1000 çocuktan 5'inin başına gelebilen bir olaymış. Nedenleri ise: Bebeğin kilo olarak büyük olması sebebi ile rahimin bebeğe dar geldiği durumlarda bebek oksijensiz kalmasın diye bebeğin köprücük kemiğini kırıp rahimden çıkarırlarmış. Çünkü bebek oksijensiz kaldığı zaman ya ölür yada beyin özürlü olma riski olduğu için.

Doğumda nasıl yaralanmalar olur?

Kafa şişme,kafa tasında kan birikmesi, kafa tası kırıkları, köprücük kemiği kırılması, burun kemiği kırılması, eklem zedelenmeleri gibi... yaralanmalar oluşurmuş. Bu yaralanmalar bir hekim kontrolünde tutulup, kolaylıkla atlatılabilen yaralanmalarmış. Ben diğer yaralanmaları bilmiyorum ancak 50 gün önce yaptığım doğumda o 1000 çocuktan 5'inin arasına kızımın sağ omuzundaki köprücük kemiği kırılması sebebi ile girdim. Şimdi de sizlere neler yaşadığımızı ve süreci nasıl atlattığımı kısaca anlatmak istiyorum.

Köprücük kemiği kırığı olduğu nasıl anlaşıldı?

Kızım 17 Nisanda dünyaya gözlerini açtı. Gece doğum yaptığım için  geniş yelpazeli bir bebek doktoru kontrolü yapılmamış. Ancak öyle kaygılanacak bir durum olmadığı için kızım ile birlikte doğumhaneden odamıza getirildik. Çok şükür en korktuğum olaydan, doğum olayından kurtulmuştum. Artık derin bir nefes alıp, içten bir 'ohhh!' çekebilirdim. Ve çektim de....

Halbuki nereden bilirdim ki sabah gelen çocuk doktoru kontrolünde alacağım bir haber ile sevincim kursağımda kalacağını. Sabah doktor muayenesinde bebeğimin röntgeninin çekilmesi gerektiğini söyledi. Ben 'neden?' diye sorduğumda ise 'Korkulacak bir durum yok. Sadece bir şeyden şüphelendim. Emin olmak için' dedi. Tabi ben yine her doğum yaptığımda yaşadığım aykü düşüklüğü yaşadığımdan olsa gerek şüphelendiği şeyin ne olduğunu dahi sormak aklıma gelmedi. Ve aklıma hiçbir şekilde kötü düşünce gelmeden bir teknisyen ile gidip, kızımın röntgenini çektirdim. 

Sonuç çocuk doktoruna gidince; doktor kızımın sağ omuzundaki kırıktan emin olmuş ve 'birde fizik tedavi doktoru görsün' diye not düşmüş. Fizik tedavi doktoru o gün yoğun olduğu için bizim odaya gelememiş. Ertesi gün gelen çocuk doktoru ile kızımın omuzundaki köprücük kemiği kırılmasını öğrendim. Ve şok oldum... 

Köprücük kemiği kırığı olan çocuklara ne uygulanmalı?

Aslında hiçbir şey uygulanmıyor. Sadece fizik tedavi doktorunun dediğine göre sağ kolunu göğsüne koyup, o şekilde fazla sıkmadan kundaklanması gerekiyormuş. Tabi birde kıyafeti giydirirken sağ kolundan, çıkartırken de sol kolundan başlanması gerekiyormuş. Henüz çok küçük olduğu için öyle büyük insanlarda yaşanan kırık acısını o hissetmezmiş. Bu söz beni biraz olsun rahatlatmıştı. Çünkü çocukluğunda çeşitli yerleri kırılmış biri olarak kırık acısının ne kadar acı olduğunu çok iyi bildiğim için. 'zavallı yavrumun o acı ile nasıl baş edecek' diye çok korkmuştum.

5 günlük iken ortopediye götürüp, tekrar röntgen ve doktor kontrolü yaptığımızda kırığın halen tutmadığını. Ancak en geç 1 aya tutacağını. Bu tarz kırıklar bebekler için kokulacak bir durum olmadığını öğrendim. Çünkü benim bebeğim sağ kolunu gayet normal şekilde hareket ettirebiliyordu. Bu iyi bir şeymiş. Çünkü bebeğin köprücük kemiği kırılmış. Ancak sinirleri zarar görmemiş. O yüzden evham yapıp, korkmamıza gerek yokmuş. Bebeğimin sinirlerinin zarar görmediğini öğrenip, biraz daha rahatladım. Ama tabi ana yüreği yinede öyle rahat durmuyor. Sürekli korkup, üzülmeye ve içten içe kendini suçlamaya devam ediyordu...

Ve 1 aylıkken yine tekrar kontrole götürünce çekilen röntgen ile gördük ki kemik tutmuş. Çok şükür ki kızım artık kurtulmuş... O gün sanki üzerimden büyük bir yük kalkmış gibi hafifleyip, eve ağzım kulaklarımda döndüm...

Not: Bu yazıyı yazıp bloğumda bulundurmak istedim. Çünkü. biliyorum ki benim gibi bebeklerinde doğum yaralanması yaşayan analar ilk anda çocukları gibi sorun yaşamış ve bu olayı atlatmış 1. kişi kaleminden dökülmüş yazılar okumak istiyor. Nede olsa damdan düşenin halinden damdan düşen anlarmış. Bunu bildiği için onu en iyi anlayan başka bir annanın başından geçen doğum yaralanma ve iyileşme hikayesini okuyup, öğrenmek istiyor. O sebepten bu yazımda burada dursun. Umarım bir anneye dahi olsa ferahlık verip, rahatlatabilirim...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Daha dün gibi kızımın ilk kez haberini alınca hissettiğin o ilk gün aklımda iken;  Hamilelik günlerimde yaşadığım mutluluğumu, sıkıntımı ...

Kızımın 40 ı Çıktı!

Daha dün gibi kızımın ilk kez haberini alınca hissettiğin o ilk gün aklımda iken; Hamilelik günlerimde yaşadığım mutluluğumu, sıkıntımı ve üzüntülerimi yüreğimin en derinliklerinde halen hissederken; canım kızım dünyaya geldi... Ve hatta 40 ı bile çıktı! 😄

Huuu sanal alem duydunuz mu? benim kızımın 40 ı uçtu, uçtuuuu gitti. Artık bundan sonra 40 ı çıksın, yok lohusasın sözlerini duymayacağım...  Ohhh be!
Hayatım boyunca özlemediğim tek dönemdir lohusalık dönemi... Hamileliğimi hatta uykusuz kaldığım günleri dahi zamanla özlüyorum,özleyeceğim de. (manyak mıyım ne? 😂) Ama lohusalık dönemini hiç bir zaman özlemedim, özlemeyeceğimi de biliyorum... 👊

40 uçurma suyunun içinde neler konulur? Ve anlamları ne?

27 Nisan, yani Ramazan ayının ilk gününde bizim 40 ımız çıktı. Örf ve adetlerimizi uygulamayı çok seviyorum. O yüzden bende duyduğum ve okuduğum kadar 40 çıkarma töreni yaptım. Bakya şimdi tören denilince kulağa sanki abartılı bir şeymiş gibi geliyor. O sebepten düzeltiyorum, Tören değil.  En iyisi 40 çıkarma banyosu diyelim.

Aslında 40 ımız çıkınca mevlit okutmayı düşünüyordum. Ama maalesef ki 40 ımız Ramazan ayına denk gelince bu mevlit okutma olayını biraz ertelemek zorunda kaldım.

40 çıkarma banyosunu nasıl yaptım?


Yöreye göre 40 çıkarma, 40 çıkartma hatta 40 uçurma olarak bilinen olay çok eski yıllara dayanıyor. Örf ve adetlerimize göre bir kadın doğum yaptıktan 40 gün sonra suyun içine bir takım şeylerin atılıp, daha sonra o suda önce bebek banyo yaptırılır. Daha sonrada o kalan su ile anne banyo yaparmış...

40 uçurma suyunun içinde neler konulur? Ve anlamları ne?


40 tane taş: Güçlü kuvvetli olsun diye

Pirinç: Ömrü bereketli olsun diye

Tuz: Dayanıklı olsun diye

Şeker: Tatlı dilli olsun diye

Bozuk para: Varlıklı olsun diye

Anne baba altın- gümüş alyansı: Anne babaya hayırlı bir evlat olsun diye

Nazar boncuğu: Nazar değmesi diyeymiş

Bunlardan hariç bazı yörelerde zeytin yaprağı da atılıyormuş. Ancak ben zeytin yaprağı bulamadığım için onu atmadım. Sonrada kızımı babası ile birlikte ihlas süresi okuyarak banyo yaptırdık. En sonunda abilerine bir kaşık verip, bir tasın içine ihlas süreleri okuyarak 20 kaşık su Emir abisi, 20 kaşık suda Efe abisi koydu. En son banyo yapıp çıkartırken güzel temennilerde bulunarak o suyu da başından aşağı döküp, 40 banyosunu yaptırmış olduk.

Sonrada hiç giyilmemiş yeni kıyafetlerini giydirdim. Ve kızımın 40 çıkarma suyundan kalan su ile de bende banyo yapıp. 40 çıkarma ritüelimizi tamamlamış olduk.

Geleneklere göre bebeği o gün uzak bir akrabanın evine misafirliği de çıkarılması gerekiyormuş. Ancak biz götürmedik. Çünkü o gün hava yağmurlu idi. Birde Ramazanın ilk günü olduğu için kimseye emrivaki yapmak istemedim. Üstelik bu misafirliğe götürme işleminde 40 gün hiç bebek ve anne evden dışarı çıkmadığı için yapılırmış. Biz bir haftalıkken doktor kontrolü, 11 günlükken 23 nisan gösterisi ve 1 aylıkken park gezmelerine kızımı götürdüğümüz için. Bu ritüele uymamız gerekmiyor sanırım diye düşündüm.

Analar peki sizler çocuklarınıza 40 çıkarma banyosu yaptırdınız mı? Yaptırdıysanız sizler nasıl yaptırdınız? Benim yaptığımdan farklı olarak başka bir şey uyguladınız mı? Bana bildirirseniz çok mutlu olurum...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Benim pamuk şekerim, daha doğrusu kusmuklu prensesim bugün 36 günlük oldu. Günler birbiri ardına sıralanırken canım kızım 1 aylık oldu bile...

Miray Su 1 Aylık

Benim pamuk şekerim, daha doğrusu kusmuklu prensesim bugün 36 günlük oldu. Günler birbiri ardına sıralanırken canım kızım 1 aylık oldu bile. Eee ne de olsa dünyaya gelen büyüyor...

Bu ayda bol bol tensel temasla anne kız aşk yaşadık. Özellikle emzirme saatlerini kızımla göz göze gelerek yapmak harika dakikalar geçirmeme neden oldu. Canım kızım bu ayda kafasını kaldırıyor hatta sağa sola çevirebiliyor. Kısık sesle ninni söylediğim zaman sakinleşip, beni dinliyor.

Yukarıda da yazdığım üzere o bizim kusmuklu prensesimiz. Çünkü bu ayda gazını çıkar, çıkarma fark etmez her iki halde de bol bol kusuyor. Özellikle kusma işlemini benim omuzumda iken yapması sebebi ile bu ayda kıyafetlerimde ki en büyük aksesuar kusmuk oldu. İlk günler kızım her kustuğunda onun kıyafeti ile birlikte kendi kıyafetimi de değişiyordum. Ama ilerleyen günlerde kendi kıyafetimi öyle sık sık değişmez oldum. Nede olsa onun kusmuğunun kokusu bana dünyanın en pahalı parfüm kokusundan dahi güzel kokuyor. Ama tabi kızımın kıyafetlerini yine günde en az 4 defa değişiyorum.
Nede olsa bugünlerde en büyük hobim kızıma farklı farklı kıyafetler giydirip, fotoğraflarını çekmek. :) Bakınız 1 aylıkken çektiğim 1. aylık konseptli fotoğrafımız..


Uyku düzenini oluşturmak için elime bir kalem ve not defteri alıp, uyuyup, uyandığı saatleri yazıp, bir düzen oluşturmaya çalıştım. Şimdilik o düzeni tam oturtamamış olsakta; oluştu gibi. İnşallah ilerleyen aylarda bu düzeni tamamen oluştururum.


Uyutma şekli; kızımı emzirip, gazını çıkardıktan sonra küçük, seyyar beşiğine koyup sallayarak uyutuyorum. Beşiği sallarken huysuzsa ninni söylüyor. Ama öyle huysuz değil, uslu uslu beşikte bakıyorsa elime kitap alıp. Bir yandan kitap okuyup, bir yandan da beşik sallıyorum. Hatta dün kitap okurken aklıma gelen bir konsept ile kızımın fotoğrafını çekip, instagramda paylaşmıştım.


Veee gaz sorunu. İki tane erkek çocuğu büyütmüş bir anne olarak erkek çocuklarında ki gaz probleminin ne kadar can sıkıcı bir sorun olduğunu çok iyi bilirim. Ancak hamile iken; kız anaları genellikle gaz problemini erkek çocuklarına nazaran kızlarda daha az yada hiç olmadığını söylemeleri üzerine 'gaz problemi yaşamayacağım' diye seviniyordum. Ne yazık ki erken sevinmişim. Benim kızımda da gaz problemi var. Hatta yanında bonus olarak zaman zaman büyük tuvaletini yapmakta zorluk çekmede eklendi. Özellikle gazı sıkıştırdığında bazen öyle kızarıyor ki. O halini görmeniz lazım. Gerçekten de çok komik oluyor.

Evet biliyorum her çocuk farklıdır. Bu çocuklar aynı karın içinde büyümüş olsalar dahi... Çünkü her çocuk kendi hikayesini kendi yazar... Ama bir şey daha biliyorum. Annelik ise tecrübe kazanıldıkça tatlanan bir duygu. Her çocukta ayrı tatlanan annelik duygusu 3. çocuktan sonra tadından yenmez bir hal alıyor. 

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

5.sınıfa yani yeni sisteme göre orta okul 1. sınıfa giden oğlumun (hatta diğer öğrencilerin velileri ile de konuşunca tespit ettiğim şe...

Ortaokul Öğrencilerinde Görülen Olumsuz Davranışlar

Ortaokul Öğrencilerinde Görülen Olumsuz Davranışlar


5.sınıfa yani yeni sisteme göre orta okul 1. sınıfa giden oğlumun (hatta diğer öğrencilerin velileri ile de konuşunca tespit ettiğim şekilde; o öğrencilerinde) davranışlarında ve okul başarılarında gözle görülür bozukluk var. Tabi biz velilerde ilk 4 yıl boyunca gayet sakin ve anlayışlı çocuğa ne oldu da bir anda öfke patlaması yaşıyor? Diye sormadan edemiyoruz
.
Benim tespitlerime göre orta okula başlayan çocuklarda görülen farklılıklar

  1. Popüler olma isteği. Bunun içinde gereksiz şakalar yapıp, olmadık yerde konuşmaya başlıyorlar. Bu popülerlik duygusunu en çok arkadaşları içinde yaşamak istediği için sınıfında daha çok yapıyor. Hatta bazı ders öğretmenlerinden duyduğuma göre; bazen ders sırasında parmak kaldırıp, söz alır. Sonrada o dersle alakalı olmayan bir şeyler söyleyerek güya espiri yapmak istermiş. Normalde oğlumun yapacağı bir davranış değildir. O yüzden ilk duyunca çok şaşırmıştım.
  2. Sosyal medyadan hesap açmak istemesi. Biz bu sene kardeşi ile ortaklaşa bir hesap açtık. Üstelik hesabını ben ve babası sürekli takip ediyoruz. Gerçi hesabı açınca daha çok kullanmak isteyecek diye tahmin ediyordum. Ama neyse ki düşündüğüm gibi olmadı. İlk açtığımızda bir kaç öz çekim çekip, paylaşmıştı. Ama artık hevesini aldı. Bazen günlerce hesabına hiç girmediği zamanlar oluyor.,
  3. Dış görünüşüne daha fazla özen göstermek. Gerçi bu maddeyi henüz 7 yaşındaki çocuklarda dahi görülüyor. Ama benim oğlumda normal zamanlarda öyle dış görünüşüne ve nasıl göründüğüne pek önem vermezdi. Bu dönemde saçlarına fena halde takmış durumda saçlarını kestirmek istemiyor. Saçlarının önünü uzatıp, gözlerinin içine kadar giren kar külünden hiç rahatsız olmuyor. Üstelik zaman içinde konuşurken, otururken sürekli elleri saçlarında, saçları ile oynamayı tik haline getirecek diye endişe etmekteyim.
  4. Çok unutkan.  Bazen okulda defter ve kitaplarını unutuyor. Hatta üzerine giydiği hırka ve ceket gibi giysileri dahi unutup geliyor. Tabi okula giderken de; o günkü ders için götürmesi gereken materyalleri unutması da cabası
  5. Asiii! Bu aralar en çok şikayetçi olduğum davranışı. Bize (anne ve babasına) karşı çok asi. Bizim söylediğimiz sözü tutmuyor. Hatta her sözümüze muhalefet olmaya bayılıyor. 
  6. İsyankar. Zaman zaman 'neden ailenin en büyük çocuğu oldum ki?' 'keşke en büyük çocuk olmasaydım. Yada siz beni çok sevmiyorsunuz' gibi cümleler kurarak, hoşnutsuzluk duyduğunu dile getiriyor
  7. Dikkat eksikliği. Bunu da yine ders öğretmenleri ile konuşmam sonucu öğrendiğim bir özelliği. Aslında normalde çok zeki olan çocuk derslerine odaklanıp, dikkatini veremediği için. ders notlarında inanılmaz bir düşüş yaşandı. Ve halende yaşanmakta
  8. Dağınık... Evet huy olarakta fazla düzenli bir çocuk değildi. Ancak özellikle bu dönem dağınıklığını çantasının içi kalem açacağından, müspette kağıdına kadar bir sürü çöp sayılacak şeyler ile kitap ve defterlerini birlikte karman dolaş görmeye artık bünyem kaldırmıyor.
Gibi... Benim aklıma gelen ve çocuğumda çoğunluklu gördüğüm kötü huylar bunlar. Benim gibi ortaokul anası olan kişiler benim unuttuğum maddeler varsa ekleyebilir.

Ortaokul da her derse ayrı öğretmen girmesi ve kendilerinden büyük çocuklarla aynı okulda olmaları sebebi ile artık bir 'ben büyüdüm' duygusu oluşuyor. Ve bu duygunun verdiği ağırlık ile kendini bulma girişimine kalkıştığı için tüm duygu ve düşünceleri alt üst olduğu için ister istemez bir bocalama dönemine giriyorlar. Bu dönem onlar için ince bir çizgi var. Çocuklarımıza sahip çıkıp, onlara doğru yolu gösterirsek. Yine eski çocuğunuza kavuşabilirsiniz. Ama yok beceremesezsek; o zaman bize geçmiş olsun. O çocuğu tekrar eski haline döndürmek bizim için hayel olur. Yada eski haline dönmesi için zaman gerekli olur. Bu bilgiyi sınıf öğretmeninden öğrendiğim bir bilgi olduğu için buraya ekledim. 

Ben şimdilik oğlumu o çizginin kenarından çekemedim. Hatta zaman zaman diğer tarafa geçti, yada geçecek diye panikler yaşadım. Ama halen o çizgide duruyor gibi. İnşallah Allah'ın izni ile kuzum yine eski anlayışlı ve akıllı oğlum olacak. Allah tüm küçük ergen annelerinin yardımcısı olsun (amin)

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili arkadaşlar; Bugün sizlere geçmiş 23 Nisan gösterisini paylaşmak istiyorum. Evet biliyorum bu yayını paylaşmakta çok ge...

23 Nisan Gösterisi Ve Gösteriyi 11 Günlük Bebek ile İzlemem

Merhabalar sevgili arkadaşlar;

Bugün sizlere geçmiş 23 Nisan gösterisini paylaşmak istiyorum. Evet biliyorum bu yayını paylaşmakta çok geç kaldım. Ancak bloğum aynı zamanda benim hayatımda değer verdiğim anları yazdığım bir arşivim olduğu için yazmak istiyorum. Ki zaten 23 Nisan Kutlaması'nı 23 Nisanda değilde 28 Nisanda kutlandığı için. Benim geç yazmamın pek önemi olmaz diye düşünüyorum.

İlk olarak 23 Nisan kutlamalarının neden 23 Nisan pazar günü değilde, 28 Nisan Cuma günü kutlandığını açıklayayım. 23 Nisan günü Türkiye genelinde yağışlı bir hava hakim olduğu için, zaten il ve ilçelerin çoğunda ya erken bir kutlama, yada geç bir kutlama yapıldı.
İyi mi oldu? Yoksa kötü mü oldu? Sorusunun cevabı ise düşünce ve bakış açısına göre değişir. İyi olmadı. Çünkü 23 Nisanı gününde kutlamak en güzeli olurdu. Ancak kötüde olmadı. Yağmurlu havada çocuklar incecik kıyafetler içinde üşüyecek ve ıslanacaklardı. En azında çocuklar sıcak havada üşümeden ve ıslanmadan gösterilerini rahatlıkla yaptılar. Tabi havanın güzel olması sebebi ile gösteriyi izlemeye gelen kişi sayısı da fazla olması çocuklar için ayrıca güzel oldu...

23 Nisan Gösterisi Ve Gösteriyi 11 Günlük Bebek ile İzlemem

Canım kuzum Bu yılki 23 Nisan gösterisi balkan danslarıydı. İlk olarak yavaş şekilde başlayan gösteri en sonunda hızlı damat halayı şeklinde devam etti. Aslında gösteri ile ilgili birde videom var. Ama gösteriyi izlerken zaman zaman duygusal anlar yaşadığım için elimi çok titretmişim. O sebepten video pek izlenilecek şekilde olmadığı için eklemeye gerek görmedim.

23 Nisan Gösterisi Ve Gösteriyi 11 Günlük Bebek ile İzlemem

11 günlük bebeğim ile oğlumun gösterisini ''izleyemeyeceğim'' diye düşünürken, kayın validemin teklifi ile hemi kızımı emzirip, ağlatmadım. Hemide oğlumun gösterisini rahat rahat izledim.
Nasıl mı? İzledim, çünkü kayın validem 11 günlük kızım ile arabada bekledi. Bende her saat başı arabaya gidip, kızımı emzirdim. Böylece iki çocuğumu da ihmal etmeden onların gönlünü ve ihtiyaçlarını gidermiş oldum.

Tabi oğlumun arkadaşları ile birlikte oynadığı halk oyunlarını görünce; lohusa kafası vede sulu gözlü bir anne olmamdan kaynaklanıyor olsa gerek; iki gözü çeşme ağladım. Etrafıma bakınca benden başka ağlayan kimsenin olmaması sebebi ile utandığım anlar dahi oldu. :( O değilde ne olacak benim bu duyguları yoğun yoğun yaşama halim yaaa?

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

En son 40 haftalık hamilelik günlüğü yazımda da paylaştığım üzere benim sürpriz yumurta yerinde gayet memnun olsa gerek ki. Öyle uzun boyl...

HOŞ GELDİN BEBEĞİM

En son 40 haftalık hamilelik günlüğü yazımda da paylaştığım üzere benim sürpriz yumurta yerinde gayet memnun olsa gerek ki. Öyle uzun boylu ne kasılmalarım nede sancılarım yoktu. Ara ara sancılarım vardı, ama öyle düzenli aralıklarla tekrarlamıyor bir müddet sonra kesiliyordu. O yüzden ''bu sancılar çok normal, doğum sancısı değil. Bu 3. hamileliğim, doğum sancısını hiç anlamaz mıyım.'' diye gitmemek için bin türlü bahaneler uyduruyordum..
Ama açılma olduğunu zaman zaman duydum acıdan anlamaya başladım. Ve en son 16 Mayıs referandum günü, kocişkom ile oyumu kullandım. Sonra akşam eve gelen kayın validem ve eltimi ağırladım. Onlar bende iken de yemek hazırlarken, bulaşıkları makineye dizip, çıkarırken ara ara ufak çaplı sancım oldu. Ama o sancılar da başlaması ile 1-2 dakika sonra bitmesi bir oluyordu. Hatta uzun süre koltuk üzerinde oturmam sonucu da kasıklarıma sancı giriyor ve çıkıyordu. Tabi ben tüm bu sancı ve kasılmaları zamanın yaklaşmasına yorumladığım için, gayet normal görüyordum.

Fakat eşim benim bu sancılanmalarıma ve 40 haftayı doldurmamı da görünce işkillendi. Ve beni acile götürmek istedi. Ben tabi 'yok ya bir şey yok, Bu şekilde sancılanmam çok normal...'' gibi sözlerimi duymamazlıktan gelip. Beni zorla ısrar ederek, acile götürdü.


Acile gittiğimde acildeki doktor ilk çat muanesini yaptı. Ve 3 cm açılma var dedi. Ne şekilde kasılma ve sancılarımın geldiğini de duyunca: ''Seni hemen yatışa almamız gerekli. Bebek hemen gelme olasılığı yüksek.'' Dedi. tabi ben öyle sancısız yatış istemedim. Bu sefer doktor. 'Seni bir kezde NST ye alalım.' dedi. Ve NST de ufak çaplı sancılar çıkınca bu gece bilemedin sabaha kesin senin doğum başlar dedi. Doktorun bu şekilde net konuşması sonucu istemeye istemeye de olsa yatışım gerçekleşti.

İşlemleri yapıp, yatışım gerçekleşene kadar 1 cm daha açılma olmuş bile. Serum bağlanıp, yatarken ara ara düzensiz sancılarım yine gelip-gitmeye başladı. Doktor düzensiz sancılarımı düzene sokmak için suni sancı serumunu da bağladı. Tabi bu serum ile birlikte sancılarım iyice yoğunlaşıp, daha sık ve uzun vadeli sürmeye başladı. O sancıları anlatmanın tarifi imkansız. Bu sancıları ancak benim gibi suni sancı çekenler anlar.

Açılmanın gerektiği kadar olduğunu, ancak bebeğin yukarıda kaldığını, bunun için suyumun patlatılması gerektiğini söyledi doktor. Ve bebeğin suyunu patlattılar. Bu su patlatmada tıp ki suni sancı gibi daha çok acı vereceğini beklerken; aksine biraz olsun rahatladım.

Sonrada ıkınma hissinin gelmesini bekledik. Zaten suyum patlatılmasından sonra fazla zaman geçmeden bende ıkınma hissi oluşmaya başladı. Tabi ıkınma hissi ile birlikte doğum başladı. Zorlu ve yorucu bir doğum sonunda ''ingaaaa! ingaaaa!'' diye ağlayan miniğimin sesi ile tüm acı ve sıkıntılarımı unutmam bir oldu. Ve derinden bir ohhhh çekip, bol bol şükürler ettim. Doğum masasında benim gibi doğum sancısı çeken ve doğum yapan tüm kadınlara Allah yardım etsin ve İsteyene herkese bu duyguyu yaşatsın diye dua ettim.

HOŞ GELDİN BEBEĞİM normal-dogum-hikayesi-pozitif-dogum-doğum-hikayeleri

Canım kızım dünyaya gözlerini 17 Nisan gece 01,30 da 3kg 480 gram olarak açtı.Sonrası ise tıp ki bir rüya gibiydi. Onun o elleri ve ayaklarını çırpıştırarak ağlamasını izlemek; daha sonrada hemşirenin bana emzirmem için verdiği bebeğim ile ilk temasım harika dakikalardı. Onu kucağıma alınca o cennet kokusunu koklayınca resmen mest oldum. Sonrada uzun bir aradan sonra tekrar emziriyor olma hissi ise bir başka güzel bir duyguydu. Tıp ki diğer bebeklerimi emzirirken duyduğum heyecan ve mutluluğu tekrar yaşadım. Halbuki bu minik benim 3. bebeğim olduğu için bu tarz duygulara alışık olmam lazımdı. Ama yok her bebeğin doğum hikayesi başka olduğu gibi. Her bebeğin sevgisi ve heyecanı da başka oluyormuş. O an anladım ki. 3. çocuk değil, 10. çocuk dahi olsa bu duyguyu yine aynı şekilde yaşayacağımı...

Sonrasında minik kızımın köprücük kemiğinde kırık olduğunu öğrendim. Ve öğrenmem ile resmen dünyam başıma yıkıldı. Kah doktorlara ve hemşirelere kızdım. Ama en çokta kendime kızdım. Gerektiği gibi ıkınamadım da o yüzden oldu diye en büyük hakareti ve yüklenmeyi kendime yapınca dayanamayıp, ,ki gözü iki çeşme ağladım. Peki ya sonra ne mi oldu?
Şimdi düşündüm de bu konu önemli bir konu. Çünkü normal doğum yapan kadınların bebeklerinde bu tarz köprücük kemiklerinde kırıklık olma ihtimali varmış. Bu gibi duruma maruz kalınca neler yapacağınızı ve nasıl geçip-geçmeyeceğini anlatan bir yazı hazırlasam iyi olacak. Çünkü ben bu tarz bir olayı daha önceden hiç duymamıştım. O sebepten çok korktum. Ve benim gibi aynı duyguyu yaşayan insanlara ulaşıp, onların neler yaptığını ve nasıl iyileşip yada iyileşmediğini öğrenmek istedim. Ama netten doğru düzgün bir kaynağa ulaşamadım.
O sebepten ben yaşadığım duygu ve deneyimlerimi burada paylaşıp, benim yaşadığım gibi bir olay başına gelen kişilere yol göstermek ve onlara yardımcı olmak isterim....

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Hayırlı cumalar sevgili okurlar... 40 haftayı görmüş bir gebe olarak tekrardan karşınızdayım. Bugün bizim sürpriz yumurta tam tamına 40. h...

Tokideki Sesin 40 Haftalık Hamilelik Günlüğü ve (Doğum günü sürprizim)

Hayırlı cumalar sevgili okurlar...
40 haftayı görmüş bir gebe olarak tekrardan karşınızdayım. Bugün bizim sürpriz yumurta tam tamına 40. haftasının içinde. Ama halen tık yok. Çıkmaya pek niyetli değil gibi. Sanırım karnımda rahatı yerinde olsa gerek...

Tokideki Sesin 40 Haftalık Hamilelik Günlüğü (doğum günü sürprizim)

Dün instragram sayfamda da paylaştığım üzere 13 Nisan benim doğum günümdü. Belki kendi doğum günümde doğururum diye düşünürken, Bizim sürpriz yumurta 'yok olmaz' dedi. Bugünde kocişkonun doğum günü bakalım babasının doğum gününde gelecek mi? Daha gün bitmedi. Göreceğiz....
Yoksa 25 Nisan abisinin doğum gününe kadar bekleyip, onun doğum gününde mi doğacak? Gerçi abisi: ''Benim doğum günümde doğmasın. Çünkü hediyeler o zaman ikiye bölünür. iSTEMİYORUM!'' dedi. Bunu duydu. Onun için abisine inat 25 Nisanı mı bekliyor ki?

Tokideki Sesin 40 Haftalık Hamilelik Günlüğü (doğum günü sürprizim)

13 Nisan benim doğum günümdü. Ama ne yalan söyleyeyim. Bu aralar gündemimizde benim doğurup, doğurmamam olduğu için. Pek hediye ve sürpriz beklentim yoktu. Ama benim düşünceli, romantik ve duygusal kara kuzum yine beni geçen seneki gibi şaşırtmayı başardı...

Sabahçı olduğu için, öğlen eve gelen Emir. Biraz evde durduktan sonra ''anne ben dışarı çıkıp, biraz arkadaşlarımla oynayayım mı dedi?'' Bende ''İyi oyna, ama çok geç kalma'' diye tembih edip, gönderdim. Aradan bir 10 dakika sonra tekrar kapı zili çaldı. Kapıyı açtım. Karşımda Emir...
''Ne oldu oğlum. Neden bu kadar erken geldin?'' Normalde dışarı çıkınca bir yarım saatten önce gelmesi pek görülmüş şey değilde. O yüzden sordum.
Emir: Anne dışarıda kimse yok. O yüzden vazgeçtim. Dedi.
Dışarıda hiçbir çocuğun olmaması biraz garibime gitse de pek önemsemedim. Nede olsa kuzum gözümün önünde olacaktı. O yüzden benim canıma minnet diye düşündüm. Ve hemen mutfağa geçip, oğlumla yemek için meyve hazırlamaya geçince. Kapı zili yine çaldı.
Emir hemen koşarak ''Anne ben bakıyorum'' dedi. Kapıyı açtı. Sonrada arkadaşı gelmiş onun sesi geliyor ''aşağı inecek misin?'' diye...
Bizim evde bu tarz arkadaşlar devamlı gelip, Emir'i çağırdığı için. Pek yadırganacak bir durum değil. Onun için önemsemedim.
Emir: Yok gelmeyeceğim... Diyerek kapıyı kapattı. Tabi ben tüm bunları mutfakta duyuyorum. Yoksa diğer türlü mutfakta olduğum için olup, biteni görmüyorum...

Arkam dönük şekilde salona geçtiğimde oğlumun elinde bir doğum günü pastası vede poşetler ile salona girdi. Ben şok!
 -Bunlar ne oğlum? Kim verdi? Kimden aldın? gibi saçma sapan sorular soruyorum. Yalnız bana sürpriz olacağı halen aklımda yok.
Bu sırada Emir: ''Anne iyi ki doğdun. Doğum gününün kutlu olsun'' Dedi. Bunu duyunca da ''Acaba babası mı geldi? O mu sürpriz yaptı.'' Diye içimden geçirdim. Ama sonra romantik yoksunu kocişkonun bu şekilde bir sürprizi akıl edemeyeceğini hemen düşünüp, o düşünceyi kafamdan kondum.

Sonrada anladım ki. Benim ilk göz ağrım yine boş durmamış. Biriktirdiği harçlıkları ile bana sürpriz doğum günü pastası ve hediye almış...
Öyle duygulandım ve sevindim ki Şuanda o anki duygularımı yazmaya benim kelimelerim yetmez...
Tek diyeceğim. ''Allah tüm analara benim evladım gibi düşünceli ve akıllı bir evlat nasip etsin...'' Sen benim hangi iyiliğim ve duamın karşılığı-sın yavrum. Senin gibi hassas bir oğlum olduğu için Rabbime ne kadar şükür etsem az olur... İyi ki seni doğurmuşum. İyi ki senin gibi hassas bir evlat yetiştirmişim...

Aslında daha yazılacak çok şey var. Ancak bazı duygular bana özel kalsın diye buradan kesmek istiyorum. Hımm Emir'im doğum günümü düşündü de bizim küçük afacan düşünmedi sanıyorsanız. Yanılınıyorsunuz. Oda kumbarasından para verip, istediğim bir şeyi alma mı? Sonrada aldığım şeyi ona göstermemi istedi. Çünkü verdiği parayı ev ve onlar için harcamamı değil. Kendim için harcamamı istiyor...

Akşam eve dönüşte de kocişkom bu aralar tatlıya düşkün hamiş karısına baklava ve çilek alıp, gelmiş. Evet onun sürprizi Emir kadar etkili ve güzel olmadı. Ama onun varlığı bize yeter. Biz onu bu şekilde kabul ettik!

Bak ya tuşlara basmaktan yine ellerim şişti ve uyuştu. O sebepten ben bu 40 haftalık gebelik günlüğü yazısını burada sonlandırayım. Bakalım haftaya göbekli m? Yoksa bebekli mi olarak karşınıza çıkacağım göreceğiz?

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar... Son haftalarda olduğum hamileliğime bundan sonra doğurana kadar haftalık olarak yazmak istiyorum. Bakalım ka...

Tokideki Sesin 38 Haftalık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar sevgili okurlar...
Son haftalarda olduğum hamileliğime bundan sonra doğurana kadar haftalık olarak yazmak istiyorum. Bakalım kaç hafta daha yazabileceğim? Hep birlikte göreceğiz....

38 haftanın bitmesine 1 gün kala olan bir gebe olarak günler geçmiyoooor! 😓
Son haftalar gerçekten de bir kaplumbağa misali çok yavaş ve sıkıcı geçiyor. Karnımın iyice büyümesi sonucu artık yürüyüş yapmak dahi içimden gelmiyor. O değil, artık ne uzun süre yatabiliyor, nede oturabiliyorum. Çünkü uzun süre hareketsiz kalmam sonucu bu seferde; ellerim ve ayaklarım şişiyor. Hatta rengi morarıyor. Özellikle sabah Emir ve eşime hazırlayacağım kahvaltı için kalktığımda bir müddet yaşlı nineler gibi iki büklüm ve topallayarak yürüyorum. 😠

Tokideki Sesin 38 Haftalık Hamilelik Günlüğü

Bu hamileliğimin ilk aylarında kusma ve mide bulantısı sebebi ile öyle fazla aşermedim. Aslında bir ara çok pis tavuk döner kokusu burnuma gelmiş ve canım çok çekmişti. Bende hemen en yakın restorandan tavuk döner alması için Emir'i göndermiştim. Tavuk dönerim geldi. Büyük bir iştahla ısırdığım tavuk dürümün içindeki soslar midemi bulandırmış. Ve yiyememiş. Hatta tavuk dönerden tiksinmiştim. Ondan sonra öyle çok aşerme bir daha yaşamadım. Ama yerden her biteni ve denizden her çıkanıda mideme indirdim. Öyle bir iştahım açıldı ki. Bir ara yemek yiyerek çatlayacağım sanmıştım. 😐

Daha ki geçen cuma gecesi yatağıma girerken burnuma burcu burcu badem çağlası kokusu gelene kadar. Hatta ağzımda o çağlanın mayhoşum su tadını dahi hissetip, ağzım dahi sulandı. Eşime canımın çok fena çağla çektiğini söyledim. 'Oda yarın alırız' dedi. Normalde burada filmlerden gördüğüm kadarıyla gece dahi olsa erkeğin kalkıp, o çağlayı bulup eşine yedirmesi gerekiyordu. 'Neyse burası gerçek hayat' diye düşünüp, aklımdan çağlayı çıkarıp, uyudum.

Ertesi günü kocişkom ile (yalnız bak, istediğimi aldığı buradan belli. Eşim değil, kocişkom yazdım 😍)
çarşıda gezerken karşıdan gelen bir kadının poşetinin içindeki çağlaları görünce, yine canım çağla istedi. Yine hemen kocişkoya 'canımın çağla istediğini söyleyince' hemen: ''Sen gecede istemiştin. Dur hemen bulup, alalım'' dedi. Ve pazar tezgahlarında boy gösteren çağlalardan aldı. Tabi ben o çağlaların eve getirip, yıkanmasını beklemeden tıp ki bir çocuk gibi poşetten ara ara alıp, ağzıma attım. Ohhh be miss gibiydi!. 😋

Bu hafta çağla krizinden başka bir problem yaşamadım. Şimdilik küçük hanım karnımda duruyor. Bakalım ne zaman çıkacak?. Sahi küçük hanım demişken 2 gün önce rüyamda doğum yaptığımı. Karnımdan çıkan çocuğun ise kız değilde, erkek olduğunu rüyamda gördüm. Hayır olsun! Neye işaret ki? Eşim halen bilinç altında bir erkek doğurma hissin var. O yüzden' dedi. Olabilir mi ki? 😉

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, Tokideki Sesin hamilelik günlüğüne 9 aylık ile devam... Eveeet son aya ulaşmış bulunmaktayım. Bugün karşınız...

Tokideki Sesin 9 Aylık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar sevgili okurlar,
Tokideki Sesin hamilelik günlüğüne 9 aylık ile devam...
Eveeet son aya ulaşmış bulunmaktayım. Bugün karşınızda 37 haftalık bir gebe var. Artık son haftalar içindeyim. Bakalım benim sürpriz yumurta ne zaman dünyaya gelecek, göreceğiz.
Gerçi dünkü NST randevusunda az kalsın sezaryen olarak dünyaya gelecekti. Neyse ki son anda kurtuldum. İsterseniz en başından yazayım.

Sabah 9 da randevum vardı.
Kocişkom iş yerinden izin alıp, çocuklarda o gün okula gitmeyerek, hep birlikte sabahın köründe -küçük hanım için- hastahaneye  gittik.   Yolların engebeli ve çukuru birde yeni arabamızın çok sallaması yüzünden sabah yediğim iki lokma kahvaltı sürekli ağzımdaydı. Birde karnım sanki bir salıngaçtaymış gibi sallana sallana hasta haneye gittim. İlk olarak doktor kontrolü daha sonrada NST ye girdim.  İlk 15 dakika sorunsuz giden süreç sonrasında kasıklarımda kasılma, karnımda acıma hatta soğuk soğuk terleme ve gözümde kararma olmaya başlayınca hemen hemşireye bildirdim. Hemşire yatağın başını kaldırıp, su verdi.  sonra hemen bir iki dakika içinde tekrar rahatlayıp, düzeldim. Tabi bu sırada çocuğun kalp atışları hızlanıp, benim sanmış tavan yapmış şekilde çıkmış. Doktor Nst sonucunu görünce: ''Senin sancın ve çocuğun kalp atışları yüksek çıkmış. Daha önceki doğumun sezaryan mıydı?'' diye sordu. Ben ''hayır normal doğumdu'' deyince... Doktor: ''Bir şeyler ye. Bol bol su iç. Bir yarım saat kadar sonra bir daha Nst ye gir.'' dedi. Tabi ben ve eşim panik! ''Eyvah sezaryen mı olacağım'' diye...

Çocuklar ile birlikte öğlen yemeği yiyip, bol bol su içip, biraz yürüyüş, bol bol dinlenip tekrar Nst ye girdim. Bu sefer biraz düşüklük olmuş. Ama halen yüksek olunca. Doktor: ''Acaba Nst makinesinde bir sorun mu var? Son kez başka bir makineye yine bağlan. Ama bu sefer bir küçük meyve suyu iç. Belki tansiyonun düşmüş yada kan şekerin düşmüş. Oda çocuğun kalp atışını hızlandırmış olabilir'' dedi. Ben yine bol bol dinlenip, küçük bir kutu kayısı suyu içtim. Sonrada dualar ile tekrar Nst ye girdim. Güya basit bir kontrol için gittiğim hastahaneden az kalsın yatışım yapılıp, doğurup çıkacaktım. Şaka gibi...

Böylece 3. kez yine Nst ye girdim. Çok şükür ki son Nst sonucum  normal çıktı. Aslında normalden biraz daha yüksek. Ama öyle korkulacak yükseklikte olmayınca; 1 hafta sonra tekrar kontrole gelmem istenilerek. Hasta haneden ayrıldım.

Tokideki Sesin 9 Aylık Hamilelik Günlüğü

Yukarıdaki fotoğrafta da görüldüğü üzere ellerim resmen balon gibi şişti. Özellikle sabahları uyandığımda ellerim ve ayaklarım öyle şiş oluyor ki. Ne doğru düzgün ayaklarımın üzerine basabiliyor. Nede parmaklarımı hareket ettirebiliyorum. Doktor bu şişliğin son haftalar olduğu için normal olduğunu söylüyor. Ama ben 2 kez daha hamilelik geçirmiş tecrübeli bir gebe olduğum için biliyorum ki. Bu şişlik diğer gebeliklerime kıyasla fazla. Buda sanırım kız çocuğuna gebe olduğum için olsa gerek.

Kilom 78 oldu. Bakalım. doğurana kadar 80 i görecek miyim? Göreceğiz...
Şuanda ha doğurdu, ha doğuracak durumda etrafta ağır vasıta gibi dolaşmaktayım. Allah sonumuzu hayır etsin. İnşallah Allah'ın izni ile kazasız-belasız kolay bir doğum olur da. Kızımı sağlıkla kucağıma alabilirim, İnşallah... (AMİN)

Şuanda benim gebeliğimi bilen ve merak eden tüm okurlarımdan da dua dua dua bekliyorum. Çünkü şuanda tek ihtiyacım DUA...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili arkadaşlar. Bugün sizlere özellikle benim gibi 5. sınıf velisi olan annelere fikir vermek maksatlı oğlumun iki tane proj...

5. Sınıf Bilim Uygulamaları ve Sosyal Bilgileri Dersleri için Yapılan Proje ödevleri (Sunum ve Skeç)

Merhabalar sevgili arkadaşlar. Bugün sizlere özellikle benim gibi 5. sınıf velisi olan annelere fikir vermek maksatlı oğlumun iki tane proje ödevini paylaşmak istiyorum. Çünkü 5. sınıf zaten başlı başına çocuklar ve sizler için bir afallama dönemi...  O yüzden bu tarz ödevlerde insan bir ilham ve bilgi kaynağı arıyor. Sonrası zaten kendiliğinden çorap söküğü gibi geliyor.

İlkokul 4. sınıfta iken bize bir kağıt göndermişler ve o kağıttan 3. tane ders seçmemizi istemişlerdi. Tabi bunun 5. sınıf için bir seçmeli ders olduğunu belirtmiş, başkada bir şey belirtmemişlerdi. Burada da paylaştığım üzere o listede yazan İngilizce, Bilim Uygulamaları ve Zeka Oyunlarını seçmiştik. Peki iyi mi ettik diye sorarsanız da; sizlere şunu belirtmek istiyorum ki İngilizce desi yerine Beden ve Müzik gibi seçimler yapmayı dilerdim. Çünkü bu seçmeli derslerde aynı diğer derslerde olduğu gibi sınav yapılıyor. Çocuk ayrıca bu dersler içinde ayrıca çalışması gerekiyor. Tabi buda karne notuna etki ediyor. O sebepten çocuğu 5. sınıfa geçecek annelere benden bir tavsiye seçmeli dersleri çocuğun çok iyi bildiği yada çalışmak için ayrıca bir efor harcamadan geçebileceği dersleri seçin.

Seçmeli Bilim Uygulamaları dersi; aslında bir araştırma ve düşünüp fikirler verme dersi olduğu için çocuklar için güzel bir ders... Lakin, bu dersin ödevleri ve projeleri çok olduğu için çocuk diğer dersin ödevlerini yapmaya pek zamanı kalmıyor. Yada günlük çalışma saatini biraz daha yükseltmesi gerekiyor. Buda çocuğun derslerden bıkma, soğuma ve ders çalışmama isteği uyandırıyor. 😞

Geçen hafta seçtiğimiz Seçmeli Bilim Uygulamaları dersi için ''geçmişten günümüze gelen aydınlatma sistemleri'' hakkında bir araştırma yapıp, onuda powerpoint ile sunum yapması gerekiyordu. Daha bu sene bilgisayar dersi gören bir çocuk olduğu için powerpoint kullanma bilgisi yok denecek az. O yüzden o programı öğretmek bana düştü. (gerçi benim bilgimde öyle çok denecek kadar yok. Ama hiç yoktan iyidir demi 😉 )

Oğlum önce geçmişten günümüze gelen aydınlatma çeşitlerini araştırıp, tüm gerekli bilgileri bir dosyada topladı. Daha sonrada o bilgilere uygun resimler bulup. Aşağıdaki videoda da gördüğünüz gibi bir sunum hazırladı.



5.Sınıf öğrencisi artık ortaokul öğrencisi sayıldığı için her ders için ayrı hoca giriyor bildiğiniz üzere.

Sosyal bilimleri dersindeki öğretmeni de çocuklara sosyal bilgisi dersinde ki 'bilim insanları' konusunda yer alan bilim adamlarını her bir çocuğa vermiş. Böylece çocuk o bilim adamının kıyafetine girip, onun yaptığı buluşu yapıp, sanki o bilim adamıymış gibi küçük bir skeç yapması gerekiyordu.

Benim oğluma Galileo (Galile)1564-1642 yıllarında yaşamış bir bilim adamı çıktı.
Galileo Kendi yaptığı teleskopla ilk kez Güneş'i, Ay'ı, Jüpiter'in uydularını gözlemlemiş. Dünya'nın Güneşin etrafında döndüğünü savunmuş. Bu Savunduğu düşünce yüzünden ise kilise tarafından cezalandırılmış. 
Biz bilgileri araştırıp, küçük çaplı bir skeç hazırladık. Oğluma ise Galileo da bulunan beyaz sakalı taktım. (Beyaz sakalı ise daha önceden Nasrettin hoca kostümü için yaptığım sakaldı.)

Buluşu olan Teleskobu ise evdeki biten folyo ruloları ve gözlük camı ile yaptık.


Sonuç olarak ise çok şükür ki bu proje ödevini de kara kuzum yüzünün akı ile önce kendi emeği, sonrada bizim yardımlarımız ile atlatmış oldu. Tabi bu proje ödevleri biter mi? Yoook nerdeee! Daha var. Bakalım daha nasıl ödevler karşımıza çıkacak. Yaşayıp, göreceğiz....

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Çocuğu olan her kişinin bildiği üzere, çocuklar dönem dönem bazı çizgi film karakterlerine daha çok bağlanır. Ve o karakterlerin oyuncaklar...

Şimşek Mecqueen Karakteri Ve Çantası

Çocuğu olan her kişinin bildiği üzere, çocuklar dönem dönem bazı çizgi film karakterlerine daha çok bağlanır. Ve o karakterlerin oyuncakları, kostümleri, kıyafetleri ve çantalarından sahip olmak isterler. Bir dönem pepe, bir dönem örümcek adam gibi karaktere bağlı olan Efe, şimdilerde ise şimşek mcqueen karakterine ayrı bir şekilde bağlı...

Okula giden bir çocuk olduğu için en çok ihtiyacımız olan okul çantaları... Geçen hafta karşıma çıkan karakterdukkani.com sayesinde Efe'nin çok beğeneceği ve benim gönül rahatlığı ile oğlumun kullanmasına izin verebileceğim. Lisanslı çantalar ile karşılaştım. Üstelik bu çantalar şimşek mcqueen karakterli çantalardı. 👍

Şimşek Mecqueen Karakteri Ve Çantası

Çantayı sipariş ettikten kısa süre bir sonra elimize ulaştı. Efe okulda iken kapımı çalan kargo ile çantaya sahip oldum. Çantayı Efe'nin yatağının üstüne bırakıp, ona sürpriz yaptım. Efe okuldan gelince çantasını yatağın üzerinde görünce o kadar çok sevindi ki sevincini anlatmaya kelimelerim yetmez. Çantasını bağrına basıp, zıp zıp zıplayarak sürekli bana teşekkürler edip, beni öpücük yağmuruna boğdu. 😂

Onun o sevincini görmek zaten her şeye değerdi. Sizlerde çocuklarınızı arada şımartmak ve onları çok mutlu etmek istiyorsanız. Bu siteye bir göz atın derim. Çünkü site gerçekten de çok güvenilir bir site. Kapıda ödeme seçeneği ile isterseniz sipariş ettiğiniz ürünün ödemesini elimize ulaştıktan sonra yapabilirsiniz.

Şimşek Mecqueen Karakteri Ve Çantası


Şimdi siteye şimşek mcqueen diğer ürünlerini sipariş etmek için inceliyorum. Çünkü şimşek mcqueen  nevresiminden, kostümüne, hatta doğum günlerinde kullanacağınız konsepte uygun parti malzemelerine kadar bir sürü ürün seçeneği var.  Şimşek mcqueen oyuncakları ise o kadar güzel ve orjinal ki siz dahi bu oyuncaklar ile oynamak istersiniz. Çünkü ben oğlumla birlikte birde kendim için şimşek mcqueen oyuncağı alıp, araba yarışı yapmayı düşünüyorum. Ne yani anneler oynayamaz diye bir kaidemi var? 😉

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar. Tokideki sesin hamilelik günlüğüne 8. aylık ile devam etmek istiyorum. Aslına bakarsan yine geç kalınmış bir yazı....

Tokideki Sesin 8 Aylık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar arkadaşlar.
Tokideki sesin hamilelik günlüğüne 8. aylık ile devam etmek istiyorum. Aslına bakarsan yine geç kalınmış bir yazı. Neden mi? Geç kalınmış çünkü şuanda tamı tamına 35 haftalık bir hamileyim. Şunun şurasında 2 hafta sonra 9. aya girecek bir hamile olarak size yazmaktayım.

Tokideki Sesin 8 Aylık Hamilelik Günlüğü

8. ayda iyiden iyiye büyüyen karnım yüzünden hareket etme imkanım iyice kısıtlandı. Misal bir yere oturduğumda yada yattığımda destek almadan kendi başıma kalkmam imkansız hale geldi. Birde ayaklarım resmen hobit ayakları gibi oldu. Geçen hafta rutin doktor kontrolüne giderken sürekli babaanne ayakkabılarını giymekten gına geldiği için. ''Hiç olmazsa babet bari giyeyim'' diye, babetlerimi çıkarmıştım. Ama o kadar çok zorlamama rağmen o babetlere ayaklarımı sokamadım. Sonunda giymekten vazgeçip. Yine babaanne ayakkabılarına döndüm. 😒

Gittiğim doktor kontrolünün hamileler için açılmış diş bölümünden hamile iken çürümüş bir dişime de doktor tasdiki ile dolgu yaptırdım. Diş koltuğunda uzanıp, dişime dolgu yaptırırken kızım bir rahat durmadı. Sürekli kıpır kıpır kıpırdanıp, tekmeler attı durdu. 😖

Evet evet kızım diyorum. Çünkü bizim sürpriz yumurta artık cinsiyetini net olarak gösterdi...😊 Evimize Allah'ın izni ile bir cimcime gelecek. Hayırlı gelsin.... (amin)

Geçen pazar günü sıcak havayı görünce kendimizi dışarı atıp, pikniğe gittik. Çokta iyi oldu. Belkide 4 kişilik bir aile olarak yaptığımız son piknik bu. Bundan sonra Allah'ın izni ile 5 kişilik olarak gezmelerimize gidip, piknikler yapacağız...

Doğum çantamı hazırladım. Ancak halen çantanın içinde bazı eksik parçalar var. Onları da biran önce tamamlasam iyi olacak. Yoksa son anda bir yandan sancı ile uğraşırken, diğer yandan çantayı tamamlamak ile uğraşmak zorunda kalabilirim.

Efeyi halen okula götürüp-getirme işlemini ben yapıyorum. Benim o halimi gören diğer tanıdık veliler bana: ''sen daha buralarda mısın? Böyle giderse okul yolunda doğuracan'' diyorlar. Sahi ya: Ya okul yolunda sancım gelirse ben ne yaparım? Zaman zaman aklıma gelmiyor değil... Ama yinede son haftaya kadar götürmek istiyorum. Çünkü yürüyüş yapmak bana çok iyi geliyor. Belki bu sayede doğumum kolay olur. İnşallah kolay olur....

Oooo buraya yazdıkça aklıma bir sürü şey geliyor. Ama hepsini yazıp ne kendimi daha fazla yormak; nede sizleri daha fazla sıkmak istemiyorum. O yüzden burada kessem iyi olacak...

Hııı son bir şey daha; kan değerlerim de ki düşüş geçen haftaki kan tahliyesinde yükselmiş olarak çıktı. Ohhh be! Sonunda.... 🙆
Tamam tamam sustum ve kaçtım.... 🙈🙉🙊

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar. Şuan karşınızda 30 haftalık bir hamile var. Saatler günleri, günler haftaları, haftalar ise ayları kovalarken ...

Tokideki Sesin 7 Aylık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar sevgili okurlar. Şuan karşınızda 30 haftalık bir hamile var. Saatler günleri, günler haftaları, haftalar ise ayları kovalarken bizim sürpriz yumurtamıza kavuşmamıza çok az zaman kaldı. Normal standartlara göre 10 hafta sonra; Allah'ın izni ile kucağıma alabileceğim, inşallah... Allah bu yolda olan tüm hamile kadınların yardımcısı olsun. (amin)

Haftalık gebelik bilgilerine göre; bu haftada bizim sürpriz yumurta vücudunda ki tüyleri döküp, kendi vücut ısısını artık ayarlayabiliyormuş. Hııı birde görme yeteneği azda olsa varmış. Artık insanı özelliklerini iyice almaya başladı... Hadi hayırlısı...

Bendeki durumlar ise psikolojim iyice laçkalaştı. Aniden küçük bir olayı abartıp, saatlerce ağlarken; yine küçük bir olay yada sözden etkilenip, kahkahalarla gülüyorum. Sanırım hamile olmasam bu durumum delirdiğime işaret olurdu. :)

Gebelik ile ilgili rütun kontrollere her gittiğimde; doktor 'erken doğum' diyecek diye ödüm kopuyor. Çünkü çocuğu sanki kasıklarımda taşıyormuşum ve rahimde iyice açılmış hissine çok kapılıyorum. Çok şükür ki şimdilik bir problem yok.

Kilo alma durumum ise en son tartıldığımda 74 kilo oldum. Üstelik aldığım bu kiloyu sadece göbeğimde değil. Kollarım, bacaklarım ve ayaklarımda da gözle görülür şekilde var. Gerçi o şişkinlik kilodan değil; ödemdenmiş. Ama yinede sumo güreşçileri gibi ortada dolaşmama sebep oluyor. Son haftalarda yüzümünde iyice şiştiğini hissettim. Yanaklarım kocaman büyüdü. Hatta öyle bir büyüdü ki. Kocaman olan gözlerim dahi küçülmüş gibi kayboldu. Geçenlerde eşim bana: ''Senin gözlerin mi küçüldü?'' diye sordu. Bende: ''Yok gözlerim küçülmedi, ama yanaklarım iyice şiştiği için gözlerim yanaklarımdan kayboldu'' dedim.


Uyku, uyku, uykuuuuuu! Ben uykuyu çok seven bir insanım o yüzden ne kadar etkilendiğimi varın siz düşünün. Gece uykularım resmen bir kevgir gibi delik deşik oldu. Uzmanlar, uykuda problem çeken hamileler için karın destekleyici yastık kullanın diyorlar. Tamam kullanalım, kullanmasına da gece boyunca 48762128 kere döndüğüm için o yastık her sabah yerde intihar etmiş şekilde buluyorum. Güya akşam yatarken karnıma destek için yastık koyup, yatıyorum. Sabah bir kalkıyorum ki yastık yerde.... Eee bu durum ne olacak peki? Oradaki yastık içinde bir bekçi tutmak lazım. Yastığın her düştüğünde alıp, tekrar yerine koyması için...

Bebek için örgü dışında hiçbir şekilde alış-veriş yapmadık. Daha beşiği dahi hazır değil.... Nedeni ise halen cinsiyet konusunda bizi muammada bıraktığı için. Ancak geçen pazar günü yeni doğan bir bebeğe hediye almak için gittiğim bebek mağazasında dayanamayıp, bebeğime bir kundan ve birde nazar boncuklu takım aldım. Bu nazar boncuklu takımımızda bebeğimin ilk kıyafeti olarak tarihe geçsin. Allah üzerinde görmeyi de nasip etsin (amin)

Tokideki Sesin 7 Aylık Hamilelik Günlüğü

7 Aylık hamile olan tokideki sesin durumu şimdilik bu şekilde uykusuz, yorgun ve endişeli şekilde gidiyor... bakalım ilerleyen haftalarda neler olacak yaşayıp, göreceğiz. Hııı bu arada varsa bir hayır duanız alırım. Çünkü şuaralar gerçekten de çok ihtiyacım var...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Zinde güzel bir güne başlamanın yolu, kesintisiz ve kaliteli bir uyku uyumaktan geçiyor. Peki kaliteli bir uyku uyumak için ne gerekli? İlk...

Zinde Uyanmanın En Güzel Yolu

Zinde güzel bir güne başlamanın yolu, kesintisiz ve kaliteli bir uyku uyumaktan geçiyor. Peki kaliteli bir uyku uyumak için ne gerekli? İlk olarak rahat bir kafa, huzurlu bir vicdan gerekli. Tabi bunlar yanında kaliteli bir yastık ve yorganda gerekli. Vicdanın huzurlu ve kafan rahatsa uyursun, gerisi teferruat diye düşünmeyin. İnananın uyunmuyor. Tecrübeye tabi...



İsterseniz daha anlaşılır anlatayım. Bir kere kalın yün bir yorganda uymak demek uyurken her sağa sola dönmen de uyanmak demek. Çünkü bu yorganlar üzerinde ağır ve kalıp gibi olduğu için, sağa sola dönmeni zorlaştırıyor. Hadi döndün diyelim. Bu seferde üzerinden düşüyor. Al sana uykunun kesilmesine en büyük etken. Yatak üzerindeki hareketlerden asla etkilenmeyen. Kırışmayan ve toplanmayan bir yorgan gerekli...

Peki bende elyaf yorganda yatarım deme, sakın! Elyaf ince yorganlarda gece bir yerlerinin üşümesine sebep olduğu için, uykun yine kesiliyor. Eeee o zaman ne yapmam gerekli diye sorarsanız?
Size nazichane tavsiyem...
Gebe bir blogger olduğum için zaten uyku düzenim bu aralar hallaç pamuğu gibi olduğunu devamlı yazmam sonucu öğrendiniz. Zar zor uyuduğum saatleri de yorgan yüzünden uykumun kesilmesini istemedim. Bende hemen en sağlıklı ve organik malzemelerle üretilen yorgan çeşitlerini araştırdım. Ve karşıma yatsan yorgan çeşitleri çıktı.

Bir kere malzemeleri organik ve kaliteli. İster yaz, ister kış yorganı olsun. Yorganınız hava alıyor olması çok güzel. Üstelik ölçü birimleri sizin istediğiniz şekilde bulmanız mümkün. Bence bu iki seçenek bile harika! Üstelik bir sürü yorgan seçeneği var. Kaz tüylüsünden, elyafına. Pamuklusundan, yünlüsüne. Organik pamuklusundan bambusuna kadar bir sürü seçeneğini var. Siz alerjiniz ve yorgan anlayışınıza göre; size en uygun olduğunu düşündüğünüz yorganı çok kolaylıkla sipariş verebilirsiniz.

Ben organik kaz tüylü yorgandan hemen sipariş verdim. Böylece gece ne donacağım, nede sucuk gibi terleyeceğim. Gece terlemelerin önüne geçerek, her sabah kirlilik hissi ile uyanmayacağım, yaşasın!

Tabi bu yorganlardan sadece kendim için değil. Çocuklar içinde birer tane sipariş vermek istiyorum. Çünkü neşeli ve güzel bir güne başlamak. Bizim kadar hatta daha fazla çocuklarında hakkı. Yanlış mıyım?


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Canım kuzularım yine karnelerine kavuştular!... 😃 Bu dönemde de ev ödevleri, proje ödevleri ve performans ödevleri ile boğuşan kuzularım ...

2016-2017 yarı yıl karnesi ve duygularım

Canım kuzularım yine karnelerine kavuştular!... 😃
Bu dönemde de ev ödevleri, proje ödevleri ve performans ödevleri ile boğuşan kuzularım nihayet tüm emeklerinin karşılıklarını güzel bir karne ile aldılar.

2016-2017 yarı yıl karnesi ve duygularım

Evet bu dönemde çok çalıştılar, çok emek verdiler, çok yoruldular bunun karşılığında bir hediye almayı hak ettiler. Bence en güzel hediyeyi de takdir belgesi ve güzel karneler ile almış oldular.
Lakin alışagelmiş karne hediyesi (küçükte olsa) almak lazım. Çünkü bu hediye onlara ödülden ziyade küçük çaplı bir hediye olmalı ki... İyi notları sırf  bizlerden ödül almak için alıyor olmasınlar. Ben bu konuda elimden geldiğince hassas davranıp, çocuklara yarı yıl ödülü olarak aldıkları karneler onlara en güzel ödül olduğunu, bizim aldıklarımız ise onlar için alınmış küçük bir hediye olduğunu sık sık dile getiririm.

2016-2017 yarı yıl karnesi ve duygularım

Emir bu sene 5. sınıf. Yani orta okul 1. sınıf öğrencisi olduğu için ilk aylar biraz afalladı. Hatta öğretmeni ile birlikte çuvallayacak diye korkmuştuk. Çok şükür ki bizim ve öğretmenlerinin desteği ile orta okula da alıştı. Ve yine 90 küsur not ortalaması ile takdir belgesini aldı....

Efe bu yıl 2. sınıf olduğu için aynı öğretmen ve aynı arkadaşları ile birlikte dönemine devam ettiği için hiç zorlanmadan bu dönemi bitirdi. Onun için ekstra olarak bu yıl İngilizce desi eklendiği için farklı bir öğretmen olarak İngilizce öğretmeni derslerine girdi. Efe ana sınıfından da alışmış olduğu İngilizce dersine çok kolay uyum sağlayıp, bir sürü kelime, sayılar ve renkleri çok iyi öğrendi. Sınıfında bazı arkadaşları İngilizce derisinden zorlanırken o çok kolay şekilde o ders saatlerini atlattı. Bunun karşılığında da hepsi 5 (çok iyi) olan bir karneyi alarak oda en güzel ödülünü aldı...

Ben ise bu dönem hamilelik sebebi ile zaman zaman isyan bayraklarını kaldırsam da elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Çok şükür ki azda olsa yapmışım ki kuzularımın başarısı ile gururlandım. Buda benim için en büyük ödül oldu.

Şimdi 15 gün boyunca bol bol dinlenip, eğleneceği ve zaman zaman gezip, oynayacağımız bir gün bizi bekliyor.  Allah sağlık-sıhhat ve huzuru üzerimizden eksik etmesin, cümlemiz ile birlikte... (amin)

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Selamlar arkadaşlar gebelik günlüğüme 6. ay ile devam etmek istiyorum. Aslında 6 ay denemeyelim de 6,5 aylık diyelim. Çünkü şuanda karşınız...

Tokideki Sesin 6 Aylık Hamilelik Günlüğü

Selamlar arkadaşlar gebelik günlüğüme 6. ay ile devam etmek istiyorum. Aslında 6 ay denemeyelim de 6,5 aylık diyelim. Çünkü şuanda karşınızda tamı tamına 26 haftalık bir gebe bulunmakta!...
Kaç zamandır 'bugün yazayım, yok yarın yazayım' diye erteleyip duruyorum. Nihayet bugün şeytanın bacağını kırdım. Aslında itiraf etmeliyim ki bu ertelemedeki en büyük etkenlerden biri şeker yüklemesi için gittiğim kontrolde bebeğin cinsiyetinin kesin belli olması ve size söylememdi. Ancak bizim ufaklık yine bacaklarını açmamakta ısrar etti. Ve net bir şey öğrenemeden, eve döndüm. 😡

Tokideki Sesin 6 Aylık Hamilelik Günlüğü

Şeker yüklemesi nasıl yapılır?

Gebeler 6. ayında şeker yüklemesi yaptırıyorlar. Şeker yüklemesini kimileri zararlı 'yaptırma' diyor. Ben diğer 2 hamileliklerimde yaptırmamıştım. Aslında yaptırmadım demeyelim de doktorum da illa yapılacak dememişti. 'İster yaptır, ister yaptırma' diye önüme seçenek sunmuş; bende yaptırmamıştım... Ancak bu hamileliğimde diğer hamileliklerim de olmayan aksilikler ve sorunlar ile cebelleştiğim için, şeker yüklemesini de yaptırdım. Ki zaten 20 li yaşlarda hamile kalan kişiler yaptırmaya-bilir; ama 30 yaşını geçip, hamile kalanlar ise yaptırması gerekiyormuş.

Şeker yüklemesi için giderken; aç karnına olmanız gerekli. İlk doktor kontrolünden geçip, idrar testi ve tam kan testi yaptırıyorsun. Daha sonrada ecza haneden 50 gram glikoz alıp geliyorsun. (Sıvı limonlu 50 gram glikoz 5 TL) Sonrada o glikozu içip, 1 saat zaman geçtikten sonrada tekrar 1 tüp kan veriyorsun. Şeker yüklemesi denilen şey bundan ibaretmiş. Yaptırıp, öğrendim...
Yalnız o glikoz her ne kadar limon aromalı olsa da içmek bir ölüm. İlk eczaneden alınca ''hııı bu limonata gibi bir şeye benziyor. Ben bunu çok kolay içerim ki...'' diye düşünmüştüm. Ancak öyle şekerli ve yoğun bir tat ki içerken mideniz bulanıyor. Birde hasta hanenin kendine has kokusu da eklenince içmek bir ölüm. Bende dışarıda -5 derece soğuk olmasına rağmen dışarı çıkıp içtim. Yalnız o glikozu içerken şekerin enerjisi o soğuk havada hiç üşütmedi. Doğrusu buda şaşılacak bir durum. 👻

Kilo almamdaki son durum

Çok şükür ki kilo almakta yavaşladım. En son yazdığım 5 aylık (21 haftalık) hamilelik günlüğümde 69 u gördüğümü yazmıştım. Şuandaki kilom ise 70. Evet sadece 1 kilo almışım. Ohhh be nihayet tokideki ses kendini buldu. İşte ben buyum!... 😆

Günlerim nasıl geçiyor?

Örmeye yine son surat devam etmekteyim. Bir ara tüm ördüklerimi toplu olarak paylaşmayı düşünüyorum. Bakalım gebelik boyunca ne kadar örmüş ve neler örmüşüm hep birlikte görürüz.

Karnım artık kendini göstermeye başladı. Dışarıdan gören kişiler hemen hamile olduğumu anlıyor. Sanki bisiklet tekerini şişiren hava tulumbası ile biri karnımı şişirmiş gibi hissediyorum. Yatarken de kesintisiz uyku artık haram olmaya başladı. Günde 2-3 kez uyanıp yatma pozisyonunumu değiştiriyorum. Karnıma sürdüğüm kayısı çekirdeği yağının faydası olsa gerek karnımda halen kaşıntı yok.

Psikolojim ise borsa piyasası gibi sürekli bir iniyor bir çıkıyor. Hatta etrafta gören kişiler 3. hamileliğimi ve uzun bir aradan sonra hamile olduğumu görünce 'iyi cesaret doğrusu, ben cesaret edemezdim' demelerinde hemen moralimin bozulmasına neden oluyor. Buradan o kişilere sesleniyorum. ''LÜTFEN HER AKLINIZA GELENİ HAMİLELERE SÖYLEMEYİM. BİRAZDA İÇİNİZE ATIN'' olma mı?

Bu arada tanıdığım iki hamile arkadaşın bebeği karnında ölmüş ve bir arkadaşta makatı olmayan ve soluk borusu yırtık olan bir bebeği oldu. Birde kalbinde 2 tane yırtık varmış 😢😢 Bunları da duyunca iyice endişelendim. Allah kimseye kaldıramayacağı yükü vermezmiş. Rabbim bizi evladımızla sınamasın. Kaldıramayacağımız yükü bizim gibi aciz kullarının boynuna yüklemesin... (amin)

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar. Büyük oğlum artık 5. sınıfta... Yeni eğitim sistemine göre 5. sınıf ilkokul değil, orta okul grubuna giriyor, bildi...

Dinamometre Yapımı (evdeki malzemeler ile)

Merhabalar arkadaşlar. Büyük oğlum artık 5. sınıfta...
Yeni eğitim sistemine göre 5. sınıf ilkokul değil, orta okul grubuna giriyor, bildiğiniz üzere.

Emir'in bu sene orta okullu olması hemi bizim için, hemide onun için ufak çaplıda olsa bir bocalamamıza neden oldu. Henüz 10 yaşında olmasına rağmen 'artık ben büyüdüm' duygusu etrafındaki büyük orta okullu çocuklarından dolayı olsa gerek. Onun büyümesini ise biz ebeveynlerin halen kabul etmemesi ile de karşılaşınca; ister-istemez bir çatışmaya sebep oldu. Çok şükür ki sınıf ve rehber öğretmenlerin yol göstermesi sonucu orta yolu çoğu çocuk ve ebeveyn buldu.

Geçenlerde Fen bilgisi derslerinde dinamometre konusuna geçmişler. Orada ev ödevi olarak 'dinamometre yapalım' diye bir bölüm vardı. Emir o sayfayı göstererek:
- Anne birlikte dinamometre yapalım mı? dedi.
Akşam vakti. Evde olan malzemeler ile nasıl bir dinamometre yaparız diye küçük çaplı bir araştırma sonucu.
Dahi kocişkom ampul duyunun sapını kesip, bununla yapalım mı? dedi. :)
İlk başlarda ben şok. ''Nasıl olur? Olur mu? Olmaz mı?'' derken o yapmaya koyuldu bile...

Dinamometre Yapımı

Dinamometre nasıl yapılır?

Dinamometre için ilk olarak yukarıda da yazdığım gibi ampul duyu sapı, beyaz lastik, kırmızı keçe kalem, delgeç, paket lastiği ve anahtarlık halkası gerekli.

Dinamometre nasıl yapılır?

Ampul sapından bir bölümü kızgın bir şiş ile küçük bir bölüm açtı. Onun içine geçirilecek lastiğin boyutunu ayarlayıp, kestik. Ölçümü belirtecek yeri belli etmek içinde keçeli kalem ile kırmızıya boyadık. Sonrada ampul duyunun içinden o lastiği geçirdik. Kenarlarına da dinamometre ölçüm birimlerini yapıştırdık. En son anahtarlık halkasını ampul duyunun ucuna; paket lastiğini de beyaz lastiğin ucuna takıp tamamladık.

Dinamometre nasıl yapılır?

Sonrada lastiğin ucundaki paket lastiğine Emir'in fen bilgisi kitabını geçirip, onun dinamometre sini bulduk. Hemen onun ardında Efe'nin tüm ders kitap ve defterleri de ortaya çıkıp. Sırası ile dinamometre ölçümü yaptılar. Böylece bir ev ödevi olan dinamometre sayesinde, çocuklar için öğretici bir etkinlikte olmuş oldu. Çünkü en az 1-1,5 saat kesintisiz ev yapımı dinamometre ile oynadılar... 😃
Evet belki çok profesyonel bir çalışma olmadı. Ancak biz ailecek eğlenerek, tamamen evde olan malzeme ile yaptığımız farklı bir dinamometre yapmış olduk.

Emir sabah okula götürdüğünde ise; 
Öğretmen: Kimler kitaptakinden farklı bir dinamometre yaptı? diye sorduğunda bende bazı arkadaşlar ile birlikte parmak kaldırdım. Dedi...
Öğretmen: Kimler internetten yardım almadan yaptı? diye sorduğunda ise sadece ben parmak kaldırdım. Dedi...
Öğretmen sadece benim parmak kaldırdığımı görünce nasıl yaptığı merak edip.: ''Getir bakalım dinamometreni bir göreyim'' dedi. Bende öğretmene götürdüğümde, öğretmen dinamometre-mi inceleyip, nasıl yaptığımızı sordu? Bende nasıl yaptığımızı tek tek anlatınca şaşırıp: ''Belki yanılma payı olan bir dinamometre olabilir. Ancak tamamen farklı ve evdeki malzemeler ile yapılan bir dinamometre olmuş. Aferin dedi'' dedi... ;)

Arkadaşları ise: ''Emir zaten sen her zaman bizim yaptığımızdan farklı şeyler illaki yapacaksın demi'' demişler. 😅

Oğlum okul dönüşü büyük bir mutlulukla eve gelip; o gün fen dersinde neler yaşandığını ve neler konuşulduğunu büyük bir keyifle bizlere anlattı. Tabi aynı keyifle bizlerde dinledik... 😍


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.