çocuklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Merhabalar sevgili arkadaşlar. Bugün sizlere özellikle benim gibi 5. sınıf velisi olan annelere fikir vermek maksatlı oğlumun iki tane proj...

5. Sınıf Bilim Uygulamaları ve Sosyal Bilgileri Dersleri için Yapılan Proje ödevleri (Sunum ve Skeç)

Merhabalar sevgili arkadaşlar. Bugün sizlere özellikle benim gibi 5. sınıf velisi olan annelere fikir vermek maksatlı oğlumun iki tane proje ödevini paylaşmak istiyorum. Çünkü 5. sınıf zaten başlı başına çocuklar ve sizler için bir afallama dönemi...  O yüzden bu tarz ödevlerde insan bir ilham ve bilgi kaynağı arıyor. Sonrası zaten kendiliğinden çorap söküğü gibi geliyor.

İlkokul 4. sınıfta iken bize bir kağıt göndermişler ve o kağıttan 3. tane ders seçmemizi istemişlerdi. Tabi bunun 5. sınıf için bir seçmeli ders olduğunu belirtmiş, başkada bir şey belirtmemişlerdi. Burada da paylaştığım üzere o listede yazan İngilizce, Bilim Uygulamaları ve Zeka Oyunlarını seçmiştik. Peki iyi mi ettik diye sorarsanız da; sizlere şunu belirtmek istiyorum ki İngilizce desi yerine Beden ve Müzik gibi seçimler yapmayı dilerdim. Çünkü bu seçmeli derslerde aynı diğer derslerde olduğu gibi sınav yapılıyor. Çocuk ayrıca bu dersler içinde ayrıca çalışması gerekiyor. Tabi buda karne notuna etki ediyor. O sebepten çocuğu 5. sınıfa geçecek annelere benden bir tavsiye seçmeli dersleri çocuğun çok iyi bildiği yada çalışmak için ayrıca bir efor harcamadan geçebileceği dersleri seçin.

Seçmeli Bilim Uygulamaları dersi; aslında bir araştırma ve düşünüp fikirler verme dersi olduğu için çocuklar için güzel bir ders... Lakin, bu dersin ödevleri ve projeleri çok olduğu için çocuk diğer dersin ödevlerini yapmaya pek zamanı kalmıyor. Yada günlük çalışma saatini biraz daha yükseltmesi gerekiyor. Buda çocuğun derslerden bıkma, soğuma ve ders çalışmama isteği uyandırıyor. 😞

Geçen hafta seçtiğimiz Seçmeli Bilim Uygulamaları dersi için ''geçmişten günümüze gelen aydınlatma sistemleri'' hakkında bir araştırma yapıp, onuda powerpoint ile sunum yapması gerekiyordu. Daha bu sene bilgisayar dersi gören bir çocuk olduğu için powerpoint kullanma bilgisi yok denecek az. O yüzden o programı öğretmek bana düştü. (gerçi benim bilgimde öyle çok denecek kadar yok. Ama hiç yoktan iyidir demi 😉 )

Oğlum önce geçmişten günümüze gelen aydınlatma çeşitlerini araştırıp, tüm gerekli bilgileri bir dosyada topladı. Daha sonrada o bilgilere uygun resimler bulup. Aşağıdaki videoda da gördüğünüz gibi bir sunum hazırladı.



5.Sınıf öğrencisi artık ortaokul öğrencisi sayıldığı için her ders için ayrı hoca giriyor bildiğiniz üzere.

Sosyal bilimleri dersindeki öğretmeni de çocuklara sosyal bilgisi dersinde ki 'bilim insanları' konusunda yer alan bilim adamlarını her bir çocuğa vermiş. Böylece çocuk o bilim adamının kıyafetine girip, onun yaptığı buluşu yapıp, sanki o bilim adamıymış gibi küçük bir skeç yapması gerekiyordu.

Benim oğluma Galileo (Galile)1564-1642 yıllarında yaşamış bir bilim adamı çıktı.
Galileo Kendi yaptığı teleskopla ilk kez Güneş'i, Ay'ı, Jüpiter'in uydularını gözlemlemiş. Dünya'nın Güneşin etrafında döndüğünü savunmuş. Bu Savunduğu düşünce yüzünden ise kilise tarafından cezalandırılmış. 
Biz bilgileri araştırıp, küçük çaplı bir skeç hazırladık. Oğluma ise Galileo da bulunan beyaz sakalı taktım. (Beyaz sakalı ise daha önceden Nasrettin hoca kostümü için yaptığım sakaldı.)

Buluşu olan Teleskobu ise evdeki biten folyo ruloları ve gözlük camı ile yaptık.


Sonuç olarak ise çok şükür ki bu proje ödevini de kara kuzum yüzünün akı ile önce kendi emeği, sonrada bizim yardımlarımız ile atlatmış oldu. Tabi bu proje ödevleri biter mi? Yoook nerdeee! Daha var. Bakalım daha nasıl ödevler karşımıza çıkacak. Yaşayıp, göreceğiz....

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Çocuğu olan her kişinin bildiği üzere, çocuklar dönem dönem bazı çizgi film karakterlerine daha çok bağlanır. Ve o karakterlerin oyuncaklar...

Şimşek Mecqueen Karakteri Ve Çantası

Çocuğu olan her kişinin bildiği üzere, çocuklar dönem dönem bazı çizgi film karakterlerine daha çok bağlanır. Ve o karakterlerin oyuncakları, kostümleri, kıyafetleri ve çantalarından sahip olmak isterler. Bir dönem pepe, bir dönem örümcek adam gibi karaktere bağlı olan Efe, şimdilerde ise şimşek mcqueen karakterine ayrı bir şekilde bağlı...

Okula giden bir çocuk olduğu için en çok ihtiyacımız olan okul çantaları... Geçen hafta karşıma çıkan karakterdukkani.com sayesinde Efe'nin çok beğeneceği ve benim gönül rahatlığı ile oğlumun kullanmasına izin verebileceğim. Lisanslı çantalar ile karşılaştım. Üstelik bu çantalar şimşek mcqueen karakterli çantalardı. 👍

Şimşek Mecqueen Karakteri Ve Çantası

Çantayı sipariş ettikten kısa süre bir sonra elimize ulaştı. Efe okulda iken kapımı çalan kargo ile çantaya sahip oldum. Çantayı Efe'nin yatağının üstüne bırakıp, ona sürpriz yaptım. Efe okuldan gelince çantasını yatağın üzerinde görünce o kadar çok sevindi ki sevincini anlatmaya kelimelerim yetmez. Çantasını bağrına basıp, zıp zıp zıplayarak sürekli bana teşekkürler edip, beni öpücük yağmuruna boğdu. 😂

Onun o sevincini görmek zaten her şeye değerdi. Sizlerde çocuklarınızı arada şımartmak ve onları çok mutlu etmek istiyorsanız. Bu siteye bir göz atın derim. Çünkü site gerçekten de çok güvenilir bir site. Kapıda ödeme seçeneği ile isterseniz sipariş ettiğiniz ürünün ödemesini elimize ulaştıktan sonra yapabilirsiniz.

Şimşek Mecqueen Karakteri Ve Çantası


Şimdi siteye şimşek mcqueen diğer ürünlerini sipariş etmek için inceliyorum. Çünkü şimşek mcqueen  nevresiminden, kostümüne, hatta doğum günlerinde kullanacağınız konsepte uygun parti malzemelerine kadar bir sürü ürün seçeneği var.  Şimşek mcqueen oyuncakları ise o kadar güzel ve orjinal ki siz dahi bu oyuncaklar ile oynamak istersiniz. Çünkü ben oğlumla birlikte birde kendim için şimşek mcqueen oyuncağı alıp, araba yarışı yapmayı düşünüyorum. Ne yani anneler oynayamaz diye bir kaidemi var? 😉

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar. Tokideki sesin hamilelik günlüğüne 8. aylık ile devam etmek istiyorum. Aslına bakarsan yine geç kalınmış bir yazı....

Tokideki Sesin 8 Aylık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar arkadaşlar.
Tokideki sesin hamilelik günlüğüne 8. aylık ile devam etmek istiyorum. Aslına bakarsan yine geç kalınmış bir yazı. Neden mi? Geç kalınmış çünkü şuanda tamı tamına 35 haftalık bir hamileyim. Şunun şurasında 2 hafta sonra 9. aya girecek bir hamile olarak size yazmaktayım.

Tokideki Sesin 8 Aylık Hamilelik Günlüğü

8. ayda iyiden iyiye büyüyen karnım yüzünden hareket etme imkanım iyice kısıtlandı. Misal bir yere oturduğumda yada yattığımda destek almadan kendi başıma kalkmam imkansız hale geldi. Birde ayaklarım resmen hobit ayakları gibi oldu. Geçen hafta rutin doktor kontrolüne giderken sürekli babaanne ayakkabılarını giymekten gına geldiği için. ''Hiç olmazsa babet bari giyeyim'' diye, babetlerimi çıkarmıştım. Ama o kadar çok zorlamama rağmen o babetlere ayaklarımı sokamadım. Sonunda giymekten vazgeçip. Yine babaanne ayakkabılarına döndüm. 😒

Gittiğim doktor kontrolünün hamileler için açılmış diş bölümünden hamile iken çürümüş bir dişime de doktor tasdiki ile dolgu yaptırdım. Diş koltuğunda uzanıp, dişime dolgu yaptırırken kızım bir rahat durmadı. Sürekli kıpır kıpır kıpırdanıp, tekmeler attı durdu. 😖

Evet evet kızım diyorum. Çünkü bizim sürpriz yumurta artık cinsiyetini net olarak gösterdi...😊 Evimize Allah'ın izni ile bir cimcime gelecek. Hayırlı gelsin.... (amin)

Geçen pazar günü sıcak havayı görünce kendimizi dışarı atıp, pikniğe gittik. Çokta iyi oldu. Belkide 4 kişilik bir aile olarak yaptığımız son piknik bu. Bundan sonra Allah'ın izni ile 5 kişilik olarak gezmelerimize gidip, piknikler yapacağız...

Doğum çantamı hazırladım. Ancak halen çantanın içinde bazı eksik parçalar var. Onları da biran önce tamamlasam iyi olacak. Yoksa son anda bir yandan sancı ile uğraşırken, diğer yandan çantayı tamamlamak ile uğraşmak zorunda kalabilirim.

Efeyi halen okula götürüp-getirme işlemini ben yapıyorum. Benim o halimi gören diğer tanıdık veliler bana: ''sen daha buralarda mısın? Böyle giderse okul yolunda doğuracan'' diyorlar. Sahi ya: Ya okul yolunda sancım gelirse ben ne yaparım? Zaman zaman aklıma gelmiyor değil... Ama yinede son haftaya kadar götürmek istiyorum. Çünkü yürüyüş yapmak bana çok iyi geliyor. Belki bu sayede doğumum kolay olur. İnşallah kolay olur....

Oooo buraya yazdıkça aklıma bir sürü şey geliyor. Ama hepsini yazıp ne kendimi daha fazla yormak; nede sizleri daha fazla sıkmak istemiyorum. O yüzden burada kessem iyi olacak...

Hııı son bir şey daha; kan değerlerim de ki düşüş geçen haftaki kan tahliyesinde yükselmiş olarak çıktı. Ohhh be! Sonunda.... 🙆
Tamam tamam sustum ve kaçtım.... 🙈🙉🙊

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar. Şuan karşınızda 30 haftalık bir hamile var. Saatler günleri, günler haftaları, haftalar ise ayları kovalarken ...

Tokideki Sesin 7 Aylık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar sevgili okurlar. Şuan karşınızda 30 haftalık bir hamile var. Saatler günleri, günler haftaları, haftalar ise ayları kovalarken bizim sürpriz yumurtamıza kavuşmamıza çok az zaman kaldı. Normal standartlara göre 10 hafta sonra; Allah'ın izni ile kucağıma alabileceğim, inşallah... Allah bu yolda olan tüm hamile kadınların yardımcısı olsun. (amin)

Haftalık gebelik bilgilerine göre; bu haftada bizim sürpriz yumurta vücudunda ki tüyleri döküp, kendi vücut ısısını artık ayarlayabiliyormuş. Hııı birde görme yeteneği azda olsa varmış. Artık insanı özelliklerini iyice almaya başladı... Hadi hayırlısı...

Bendeki durumlar ise psikolojim iyice laçkalaştı. Aniden küçük bir olayı abartıp, saatlerce ağlarken; yine küçük bir olay yada sözden etkilenip, kahkahalarla gülüyorum. Sanırım hamile olmasam bu durumum delirdiğime işaret olurdu. :)

Gebelik ile ilgili rütun kontrollere her gittiğimde; doktor 'erken doğum' diyecek diye ödüm kopuyor. Çünkü çocuğu sanki kasıklarımda taşıyormuşum ve rahimde iyice açılmış hissine çok kapılıyorum. Çok şükür ki şimdilik bir problem yok.

Kilo alma durumum ise en son tartıldığımda 74 kilo oldum. Üstelik aldığım bu kiloyu sadece göbeğimde değil. Kollarım, bacaklarım ve ayaklarımda da gözle görülür şekilde var. Gerçi o şişkinlik kilodan değil; ödemdenmiş. Ama yinede sumo güreşçileri gibi ortada dolaşmama sebep oluyor. Son haftalarda yüzümünde iyice şiştiğini hissettim. Yanaklarım kocaman büyüdü. Hatta öyle bir büyüdü ki. Kocaman olan gözlerim dahi küçülmüş gibi kayboldu. Geçenlerde eşim bana: ''Senin gözlerin mi küçüldü?'' diye sordu. Bende: ''Yok gözlerim küçülmedi, ama yanaklarım iyice şiştiği için gözlerim yanaklarımdan kayboldu'' dedim.


Uyku, uyku, uykuuuuuu! Ben uykuyu çok seven bir insanım o yüzden ne kadar etkilendiğimi varın siz düşünün. Gece uykularım resmen bir kevgir gibi delik deşik oldu. Uzmanlar, uykuda problem çeken hamileler için karın destekleyici yastık kullanın diyorlar. Tamam kullanalım, kullanmasına da gece boyunca 48762128 kere döndüğüm için o yastık her sabah yerde intihar etmiş şekilde buluyorum. Güya akşam yatarken karnıma destek için yastık koyup, yatıyorum. Sabah bir kalkıyorum ki yastık yerde.... Eee bu durum ne olacak peki? Oradaki yastık içinde bir bekçi tutmak lazım. Yastığın her düştüğünde alıp, tekrar yerine koyması için...

Bebek için örgü dışında hiçbir şekilde alış-veriş yapmadık. Daha beşiği dahi hazır değil.... Nedeni ise halen cinsiyet konusunda bizi muammada bıraktığı için. Ancak geçen pazar günü yeni doğan bir bebeğe hediye almak için gittiğim bebek mağazasında dayanamayıp, bebeğime bir kundan ve birde nazar boncuklu takım aldım. Bu nazar boncuklu takımımızda bebeğimin ilk kıyafeti olarak tarihe geçsin. Allah üzerinde görmeyi de nasip etsin (amin)

Tokideki Sesin 7 Aylık Hamilelik Günlüğü

7 Aylık hamile olan tokideki sesin durumu şimdilik bu şekilde uykusuz, yorgun ve endişeli şekilde gidiyor... bakalım ilerleyen haftalarda neler olacak yaşayıp, göreceğiz. Hııı bu arada varsa bir hayır duanız alırım. Çünkü şuaralar gerçekten de çok ihtiyacım var...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Canım kuzularım yine karnelerine kavuştular!... 😃 Bu dönemde de ev ödevleri, proje ödevleri ve performans ödevleri ile boğuşan kuzularım ...

2016-2017 yarı yıl karnesi ve duygularım

Canım kuzularım yine karnelerine kavuştular!... 😃
Bu dönemde de ev ödevleri, proje ödevleri ve performans ödevleri ile boğuşan kuzularım nihayet tüm emeklerinin karşılıklarını güzel bir karne ile aldılar.

2016-2017 yarı yıl karnesi ve duygularım

Evet bu dönemde çok çalıştılar, çok emek verdiler, çok yoruldular bunun karşılığında bir hediye almayı hak ettiler. Bence en güzel hediyeyi de takdir belgesi ve güzel karneler ile almış oldular.
Lakin alışagelmiş karne hediyesi (küçükte olsa) almak lazım. Çünkü bu hediye onlara ödülden ziyade küçük çaplı bir hediye olmalı ki... İyi notları sırf  bizlerden ödül almak için alıyor olmasınlar. Ben bu konuda elimden geldiğince hassas davranıp, çocuklara yarı yıl ödülü olarak aldıkları karneler onlara en güzel ödül olduğunu, bizim aldıklarımız ise onlar için alınmış küçük bir hediye olduğunu sık sık dile getiririm.

2016-2017 yarı yıl karnesi ve duygularım

Emir bu sene 5. sınıf. Yani orta okul 1. sınıf öğrencisi olduğu için ilk aylar biraz afalladı. Hatta öğretmeni ile birlikte çuvallayacak diye korkmuştuk. Çok şükür ki bizim ve öğretmenlerinin desteği ile orta okula da alıştı. Ve yine 90 küsur not ortalaması ile takdir belgesini aldı....

Efe bu yıl 2. sınıf olduğu için aynı öğretmen ve aynı arkadaşları ile birlikte dönemine devam ettiği için hiç zorlanmadan bu dönemi bitirdi. Onun için ekstra olarak bu yıl İngilizce desi eklendiği için farklı bir öğretmen olarak İngilizce öğretmeni derslerine girdi. Efe ana sınıfından da alışmış olduğu İngilizce dersine çok kolay uyum sağlayıp, bir sürü kelime, sayılar ve renkleri çok iyi öğrendi. Sınıfında bazı arkadaşları İngilizce derisinden zorlanırken o çok kolay şekilde o ders saatlerini atlattı. Bunun karşılığında da hepsi 5 (çok iyi) olan bir karneyi alarak oda en güzel ödülünü aldı...

Ben ise bu dönem hamilelik sebebi ile zaman zaman isyan bayraklarını kaldırsam da elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Çok şükür ki azda olsa yapmışım ki kuzularımın başarısı ile gururlandım. Buda benim için en büyük ödül oldu.

Şimdi 15 gün boyunca bol bol dinlenip, eğleneceği ve zaman zaman gezip, oynayacağımız bir gün bizi bekliyor.  Allah sağlık-sıhhat ve huzuru üzerimizden eksik etmesin, cümlemiz ile birlikte... (amin)

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Selamlar arkadaşlar gebelik günlüğüme 6. ay ile devam etmek istiyorum. Aslında 6 ay denemeyelim de 6,5 aylık diyelim. Çünkü şuanda karşınız...

Tokideki Sesin 6 Aylık Hamilelik Günlüğü

Selamlar arkadaşlar gebelik günlüğüme 6. ay ile devam etmek istiyorum. Aslında 6 ay denemeyelim de 6,5 aylık diyelim. Çünkü şuanda karşınızda tamı tamına 26 haftalık bir gebe bulunmakta!...
Kaç zamandır 'bugün yazayım, yok yarın yazayım' diye erteleyip duruyorum. Nihayet bugün şeytanın bacağını kırdım. Aslında itiraf etmeliyim ki bu ertelemedeki en büyük etkenlerden biri şeker yüklemesi için gittiğim kontrolde bebeğin cinsiyetinin kesin belli olması ve size söylememdi. Ancak bizim ufaklık yine bacaklarını açmamakta ısrar etti. Ve net bir şey öğrenemeden, eve döndüm. 😡

Tokideki Sesin 6 Aylık Hamilelik Günlüğü

Şeker yüklemesi nasıl yapılır?

Gebeler 6. ayında şeker yüklemesi yaptırıyorlar. Şeker yüklemesini kimileri zararlı 'yaptırma' diyor. Ben diğer 2 hamileliklerimde yaptırmamıştım. Aslında yaptırmadım demeyelim de doktorum da illa yapılacak dememişti. 'İster yaptır, ister yaptırma' diye önüme seçenek sunmuş; bende yaptırmamıştım... Ancak bu hamileliğimde diğer hamileliklerim de olmayan aksilikler ve sorunlar ile cebelleştiğim için, şeker yüklemesini de yaptırdım. Ki zaten 20 li yaşlarda hamile kalan kişiler yaptırmaya-bilir; ama 30 yaşını geçip, hamile kalanlar ise yaptırması gerekiyormuş.

Şeker yüklemesi için giderken; aç karnına olmanız gerekli. İlk doktor kontrolünden geçip, idrar testi ve tam kan testi yaptırıyorsun. Daha sonrada ecza haneden 50 gram glikoz alıp geliyorsun. (Sıvı limonlu 50 gram glikoz 5 TL) Sonrada o glikozu içip, 1 saat zaman geçtikten sonrada tekrar 1 tüp kan veriyorsun. Şeker yüklemesi denilen şey bundan ibaretmiş. Yaptırıp, öğrendim...
Yalnız o glikoz her ne kadar limon aromalı olsa da içmek bir ölüm. İlk eczaneden alınca ''hııı bu limonata gibi bir şeye benziyor. Ben bunu çok kolay içerim ki...'' diye düşünmüştüm. Ancak öyle şekerli ve yoğun bir tat ki içerken mideniz bulanıyor. Birde hasta hanenin kendine has kokusu da eklenince içmek bir ölüm. Bende dışarıda -5 derece soğuk olmasına rağmen dışarı çıkıp içtim. Yalnız o glikozu içerken şekerin enerjisi o soğuk havada hiç üşütmedi. Doğrusu buda şaşılacak bir durum. 👻

Kilo almamdaki son durum

Çok şükür ki kilo almakta yavaşladım. En son yazdığım 5 aylık (21 haftalık) hamilelik günlüğümde 69 u gördüğümü yazmıştım. Şuandaki kilom ise 70. Evet sadece 1 kilo almışım. Ohhh be nihayet tokideki ses kendini buldu. İşte ben buyum!... 😆

Günlerim nasıl geçiyor?

Örmeye yine son surat devam etmekteyim. Bir ara tüm ördüklerimi toplu olarak paylaşmayı düşünüyorum. Bakalım gebelik boyunca ne kadar örmüş ve neler örmüşüm hep birlikte görürüz.

Karnım artık kendini göstermeye başladı. Dışarıdan gören kişiler hemen hamile olduğumu anlıyor. Sanki bisiklet tekerini şişiren hava tulumbası ile biri karnımı şişirmiş gibi hissediyorum. Yatarken de kesintisiz uyku artık haram olmaya başladı. Günde 2-3 kez uyanıp yatma pozisyonunumu değiştiriyorum. Karnıma sürdüğüm kayısı çekirdeği yağının faydası olsa gerek karnımda halen kaşıntı yok.

Psikolojim ise borsa piyasası gibi sürekli bir iniyor bir çıkıyor. Hatta etrafta gören kişiler 3. hamileliğimi ve uzun bir aradan sonra hamile olduğumu görünce 'iyi cesaret doğrusu, ben cesaret edemezdim' demelerinde hemen moralimin bozulmasına neden oluyor. Buradan o kişilere sesleniyorum. ''LÜTFEN HER AKLINIZA GELENİ HAMİLELERE SÖYLEMEYİM. BİRAZDA İÇİNİZE ATIN'' olma mı?

Bu arada tanıdığım iki hamile arkadaşın bebeği karnında ölmüş ve bir arkadaşta makatı olmayan ve soluk borusu yırtık olan bir bebeği oldu. Birde kalbinde 2 tane yırtık varmış 😢😢 Bunları da duyunca iyice endişelendim. Allah kimseye kaldıramayacağı yükü vermezmiş. Rabbim bizi evladımızla sınamasın. Kaldıramayacağımız yükü bizim gibi aciz kullarının boynuna yüklemesin... (amin)

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar. Büyük oğlum artık 5. sınıfta... Yeni eğitim sistemine göre 5. sınıf ilkokul değil, orta okul grubuna giriyor, bildi...

Dinamometre Yapımı (evdeki malzemeler ile)

Merhabalar arkadaşlar. Büyük oğlum artık 5. sınıfta...
Yeni eğitim sistemine göre 5. sınıf ilkokul değil, orta okul grubuna giriyor, bildiğiniz üzere.

Emir'in bu sene orta okullu olması hemi bizim için, hemide onun için ufak çaplıda olsa bir bocalamamıza neden oldu. Henüz 10 yaşında olmasına rağmen 'artık ben büyüdüm' duygusu etrafındaki büyük orta okullu çocuklarından dolayı olsa gerek. Onun büyümesini ise biz ebeveynlerin halen kabul etmemesi ile de karşılaşınca; ister-istemez bir çatışmaya sebep oldu. Çok şükür ki sınıf ve rehber öğretmenlerin yol göstermesi sonucu orta yolu çoğu çocuk ve ebeveyn buldu.

Geçenlerde Fen bilgisi derslerinde dinamometre konusuna geçmişler. Orada ev ödevi olarak 'dinamometre yapalım' diye bir bölüm vardı. Emir o sayfayı göstererek:
- Anne birlikte dinamometre yapalım mı? dedi.
Akşam vakti. Evde olan malzemeler ile nasıl bir dinamometre yaparız diye küçük çaplı bir araştırma sonucu.
Dahi kocişkom ampul duyunun sapını kesip, bununla yapalım mı? dedi. :)
İlk başlarda ben şok. ''Nasıl olur? Olur mu? Olmaz mı?'' derken o yapmaya koyuldu bile...

Dinamometre Yapımı

Dinamometre nasıl yapılır?

Dinamometre için ilk olarak yukarıda da yazdığım gibi ampul duyu sapı, beyaz lastik, kırmızı keçe kalem, delgeç, paket lastiği ve anahtarlık halkası gerekli.

Dinamometre nasıl yapılır?

Ampul sapından bir bölümü kızgın bir şiş ile küçük bir bölüm açtı. Onun içine geçirilecek lastiğin boyutunu ayarlayıp, kestik. Ölçümü belirtecek yeri belli etmek içinde keçeli kalem ile kırmızıya boyadık. Sonrada ampul duyunun içinden o lastiği geçirdik. Kenarlarına da dinamometre ölçüm birimlerini yapıştırdık. En son anahtarlık halkasını ampul duyunun ucuna; paket lastiğini de beyaz lastiğin ucuna takıp tamamladık.

Dinamometre nasıl yapılır?

Sonrada lastiğin ucundaki paket lastiğine Emir'in fen bilgisi kitabını geçirip, onun dinamometre sini bulduk. Hemen onun ardında Efe'nin tüm ders kitap ve defterleri de ortaya çıkıp. Sırası ile dinamometre ölçümü yaptılar. Böylece bir ev ödevi olan dinamometre sayesinde, çocuklar için öğretici bir etkinlikte olmuş oldu. Çünkü en az 1-1,5 saat kesintisiz ev yapımı dinamometre ile oynadılar... 😃
Evet belki çok profesyonel bir çalışma olmadı. Ancak biz ailecek eğlenerek, tamamen evde olan malzeme ile yaptığımız farklı bir dinamometre yapmış olduk.

Emir sabah okula götürdüğünde ise; 
Öğretmen: Kimler kitaptakinden farklı bir dinamometre yaptı? diye sorduğunda bende bazı arkadaşlar ile birlikte parmak kaldırdım. Dedi...
Öğretmen: Kimler internetten yardım almadan yaptı? diye sorduğunda ise sadece ben parmak kaldırdım. Dedi...
Öğretmen sadece benim parmak kaldırdığımı görünce nasıl yaptığı merak edip.: ''Getir bakalım dinamometreni bir göreyim'' dedi. Bende öğretmene götürdüğümde, öğretmen dinamometre-mi inceleyip, nasıl yaptığımızı sordu? Bende nasıl yaptığımızı tek tek anlatınca şaşırıp: ''Belki yanılma payı olan bir dinamometre olabilir. Ancak tamamen farklı ve evdeki malzemeler ile yapılan bir dinamometre olmuş. Aferin dedi'' dedi... ;)

Arkadaşları ise: ''Emir zaten sen her zaman bizim yaptığımızdan farklı şeyler illaki yapacaksın demi'' demişler. 😅

Oğlum okul dönüşü büyük bir mutlulukla eve gelip; o gün fen dersinde neler yaşandığını ve neler konuşulduğunu büyük bir keyifle bizlere anlattı. Tabi aynı keyifle bizlerde dinledik... 😍


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Yerli malı haftası gelince ilk aklıma gelen söz: ''Yerli malı Yurdun malı, her Türk onu kullanmalı!'' sözleri gelir. Eskid...

Yerli Malı Yurdum Malı Haftası Kutlaması

Yerli malı haftası gelince ilk aklıma gelen söz: ''Yerli malı Yurdun malı, her Türk onu kullanmalı!'' sözleri gelir. Eskiden büyük bir coşku ve özenle kutlanan yerli malı haftası, artık eskisi gibi kutlanmıyor. Hatta bazı okul ve öğretmenler kutlamaya dahi tenezzül etmiyor.😲

Neyse ki bizim öğretmenimiz bazı öğretmenlerin yaptığı gibi yılbaşı kutlaması yerine; yerli malı kutlaması yaptırıyor. Bence, böylece tarihi bir değerimize sahip çıkmış oluyoruz. Bu tarz kutlamalarımız keşke, hep eskimeden devam etse!...

Yerli Malı Yurdum Malı Haftası Kutlaması


Bak şimdi aklıma ne geldi? Eskiden yerli malı haftası kutlamasında, birde ''meyveler konuşuyor!'' diye bir kora şiirimiz vardı ki; ayrı bir eğlenceliydi. Bir arkadaşımız Amasya'nın elması olurken, diğer başka bir arkadaşımız ise Anamur'un muzu, Giresun'un fındığı, Mersin'in limonu vb. olurduk. Kim hangi meyve ise; O, o meyvenin resminden bir şapka yapar, kafasına takardı. Gerçi şimdi o şekilde uzun boylu bir kutlama yapılmıyor. 😔

Biz bu sene, yerli malı kutlamasını, bazı anneler evden pasta, börek, kurabiye, sarma yapıp getirdi. Ve ayrıca pazardan alınan yerli meyvelerden de getirip, çocuklar ile küçük çaplı bir kutlama şeklinde yaptık.

Son günlerde gündemden düşmeyen acı olay ve haberlerden her ne kadar çocuklara duyurmamaya çalış-sakta; etkilenen çocuklar için çok güzel bir moral oldu. Kuzular önlerindeki yiyecekleri büyük bir iştah ve güler yüzle yediler...

Yavrularım Allah sizinle birlikte tüm Dünya çocuklarının gözlerinden yaş yerine kocaman gülümsemeyi eksik etmesin... Çünkü çocuklara ağlamaktan çok, gülmek yakışıyor...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar, hamilelik günlüğüme 5. ay ile devam etmek istiyorum. Malum benim hamileliğimin nasıl gittiğini merak eden arkadaşlar...

Tokideki sesin 5 aylık hamilelik günlüğü

Merhabalar arkadaşlar, hamilelik günlüğüme 5. ay ile devam etmek istiyorum. Malum benim hamileliğimin nasıl gittiğini merak eden arkadaşlar var. Onlar içinde bir bilgi olmuş olur.

Bugün tam tamına 21 hafta 2 günlük olduk. Kan değerlerinde ki düşüşte devam eden yükseliş durdu; yerine yine düşmeye bıraktı...😢 Bu durum kanımda pıhtılaşma yaptığı için riskli gebeliğe girmeme sebep olurmuş. O yüzden 2 hafta sonra riskli gebeliğe bir gözükeceğim. Bakalım sonuç bizim düşündüğümüz kadar korkunç mu? Yada fazla abartılacak bir durum yok mu? Göreceğiz... Bu arada dua edin de ben büyütmüş olayım...

Bebeğimin cinsiyeti ne?

Ben bu başlığı 4 aylık hamilelik günlüğünde atmış. Ve sonuç yüzde 90 erkek diye yazmıştım. Ancak bizim ufaklık bizi heyecanlandırmayı seviyor olsa gerek, bu aralar bir gözüküp, bir saklanıyor. Bu gözükme sonucunda da doktorlar bu seferde yüzde 80 kız demeye başladılar. Anlayacağınız sonuç tamamen muamma... Ufaklık bakalım nasıl bir sürprizle hayatımıza girecek. Sağlık ve sıhhatle girsin de gerisi önemli değil.

Kilo almamda ki son durum ne?

Kilo almaya yine son surat devam etmekteyim. En son 69 u gördüm. Doktora: ''Mide bulantılarımın ve kusmalarımın ara arada olsa halen devam ettiğini'' söylediğimde doktor bana direk kaç kilo aldığımı sordu. Bende: ''Bu zamana kadar 9 kilo aldım'' dediğimde.
'Sen ne yaptın kızım? Tüm hamileliğin boyunca alman gereken kiloyu ilk 5 ayda alırsan sonunu nasıl getireceksin. İyi ki bulantın var. Birde olmasa idi kim bilir kaç kilo alacaktın?' dedi. 😒
Haklı... Bu kilo alma sorunuma bir dur demem gerekiyor sanırım. Yoksa ipin ucunu fena halde kaçırırsam bir daha tutmam hayal olabilir. 


Tokideki sesin 5 aylık hamilelik günlüğü

Günlerim nasıl geçiyor?

Bu aralar şuursuzca örüyorum. Örmek beynimi boşaltmama ve hiçbir şey düşünmeden sadece örgüye odaklanıp, örmeme sebep olduğu için bana terapi gibi geliyor. Üstelik her ördüğüm örgüde ayrı ayrı hayaller kuruyorum. Buda beni mutlu ediyor. Yukarıdaki örgümü görüp: 'Bebeğin kız mı olacak?' diye soranlar oldu. Aslında kız ve erkek ikisininde giyebileceği renkler ile örmeye gayret etsem de; sanırım beynim kız renk ve modellerini seçtiriyor. Gerçi kız olduğu kesin olsa idi siz o zaman beni bir görseydiniz. Kırmızılar, pembeler, fuşyalar havada uçuşurdu ya, neyse... 😂


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar; uzun bir aradan sonra nihayet yine bloğuma kavuşabildim. Şimdi bloğumda ki son yayının yayınlama tarihine baktım da ...

Tokideki sesin 4 aylık hamilelik günlüğü

Merhabalar arkadaşlar; uzun bir aradan sonra nihayet yine bloğuma kavuşabildim. Şimdi bloğumda ki son yayının yayınlama tarihine baktım da -1 ay olmuş- bloğumu açtığım günden bu zamana kadar ilk defa bloğuma bu kadar zaman ara verdim. O yüzden benim için garipsenecek bir durum.


Bloğuma neden bu kadar zaman ara verdim?


Ara verme sebeplerimden biri hamilelik sürecimin sıkıntılı geçmesi. Ancak en önemli etken ise internet bağlantılarında ki sıkıntı yüzünden. Ahhh süperonline ahhh! Bununla ilgili yaşadığımız sıkıntıyı eşimi ikna edebilirsem ona yazdıracağım. Çünkü o zavallı asıl sıkıntıyı çekti. :(


Hamileliğim nasıl gidiyor?


Tam tamına 16 hafta 6 günlük oldum. İlk aylarda yaşadığım bulantı ve halsizlik sıkıntısından, çok şükür kurtuldum gibi... Gerçi bunu korkarak yazdım. Çünkü ne zaman ''bulantım ve halsizliğim geçti'' desem hemen ertesi günü aynı sıkıntıyı tekrar yaşıyorum. :/

Kan değerlerim ise istenilen değere yükselmedi. Ancak devamlı bir yükselme söz konusu olduğu için; bu iyi bir şey demekmiş... İsterseniz daha açık anlaşılması için sayılarla yazayım. Standart kan değeri 150-400 arası olması gerekirken benim kan değerim ilkinde 108 çıktı. Daha sonra 118 çıktı. En son ölçüldüğünde ise 125 çıkmıştı. Doktor: ''bu şekilde yükselirse istenilen sonuca gelir'' dedi. İnşallah öyle olur. Haftaya çarşamba günü 3'lü tarama için bir randevum daha var. O zaman bir daha kan değerim ölçülecek. Bakalım bu sefer istenilen sonucu bulabilecek miyiz?.

Bebeğimin cinsiyeti ne?


Yine en son yazdığım postta da yazdığım gibi bebeğimin cinsiyetini eş- dost bizden çok merak ediyordu. Biz dahil herkesin gönlünde bir kız çocuk yatıyordu. Ancak Allah yine bir erkek evlat nasip etti, sanırım. Gerçi sanırım demeyelim, kesin diyelim çünkü doktor yüzde 90 erkek dedi.

Evladımın erkek olacağına üzülmedim desem yalan olur. Evet biraz üzüldüm. Ancak yeniden minnacık bir çocuğumun olacağı hissi daha ağırlık bastı. Allah sağlıklı ve sıhhatli doğmayı nasip etsinde bırak erkek olursa olsun. Hem böylece 3 erkek kalbindeki yerimi 4 erkeğe çıkaracağım. Eşimin tabiri ile evin tek gülü olacaksın daha ne istiyorsun diyor. Haklı... ;)

Tokideki sesin 4 aylık hamilelik günlüğü

Hamilelikte kaç kilo aldım?


İlk başlarda vitamin haplarını atmak istemedim. Hatta bir attım 4 atmadım. Ama kan değerlerinde düşüklüğü görünce doktorun verdiği vitamin hapını atmaya başlayınca kilo almam biraz abartıldı sanırım. Çünkü en son tartıldığımda tartıda 64'ü görmüştüm. Hamileliğin daha ilk aylarında bu şekilde 5 kilo almam biraz kötü oldu. ''Aman olsun şunun şurasında bir daha mı hamile olacağım'' diye kafama pek takmayıp, canım ne isterse yiyorum. Doğum yaptıktan sonra ben spor hatta rejim yaparak veririm.

Yoksa bunlar hep züğürt tesellisi mi? Hamilelikte alınan kilolar verilmiyor muydu? :/


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, bu aralar canım ne yazı yazmak, ne okumak, nede hiç kimse ile konuşmak istemiyor. Adeta yazı yazmak ve bir şeyl...

Tokideki sesin 3 aylık hamilelik günlüğü

Merhabalar sevgili okurlar, bu aralar canım ne yazı yazmak, ne okumak, nede hiç kimse ile konuşmak istemiyor. Adeta yazı yazmak ve bir şeyler okumak ve artı konuşmak beni yoruyormuş gibi... Ne zaman elime bir kitap alsam dahi midem bulanıyormuş hissine kapılıyorum. O sebepten elime aldığım kitapları aynı hızla hemen geri bırakıyorum.  :(

Tokideki sesin 3 aylık hamilelik günlüğü

Tek yapmak istediğim şey sadece yatmak, yatmak, yatmak....
İlk aylarda açık olan iştahımda iyiden iyiye kapandı. Hatta her sabah kalktığımda bir posta kusuyorum. Tabi boş mide olduğu için sadece sarı su şeklinde olan kusmuğum bir başladığında da bitmek nedir bilmiyor. Defalarca öğürme şeklinde kusmam devam ediyor. Hatta bazen öyle bir hal geliyor ki sanki karnımdaki bebeğimde kursağıma çıkıp, ağzımdan çıkacakmış gibi...

En son geçen hafta sonuçları almak için gittiğimde; doktorum kan değerlerimin beklenenin çok altında olduğunu söyledi. Ve hatta riskli gebeliğe bir git istersen dedi. Bu şekilde kan değerlerim düşerse kanda pıhtılaşma oluşurmuş. İkili tarama testini de yaptırdım. Haftaya onunda sonucunu alacağım. Bakalım o sonuçta kan değerlerim de bir yükselme söz konusu mu? Yoksa daha mı çok düşmüş göreceğiz. (inşallah yükselmiştir.)

Ultrasonda en son gördüğümüzde bebeğim çok hareketliydi. Hatta doktorum dahi şaşırıp: ''İlk defa bu kadar hareketli ve hareketleri senfoni şeklinde olan bir bebek görüyorum diye izledi. :)
Cinsiyeti ise halen belli değil. Şuanda benim ailem, eşimin alisi ve arkadaşların hepsi bebeğin cinsiyetini büyük bir merakla bekliyorlar. Tabi; iki oğlan çocuğundan sonra bunun kız olmasını onlarda çok istiyor. Hatta bebeğin cinsiyeti dahi belli olmadan isim konusunda ufak tefek anlaşmazlıklar dahi oluşmaya başladı. Sanki herkes kızmış hissinde olduğu için kız çocuğu ismi konusunda bu anlaşmazlıklar.

Yazı yazmak için adeta kendimi zorlayarak açtığım leptopu şimdi klavyeden bu cümleler düşerken sanki üzerimden büyük bir yük kalkıyormuş hissine kapıldım. Sanırım ben blog yazmayı çok özlemişim, farkında olmadan.

Bu arada kontrollere eşim ve Efe ile gittiğim için. Onlar ailemize gelecek olan küçük fert ile şimdiden tanıştılar. Şimdilik sadece büyük abi olan Emir daha kardeşi ile hiç tanışmadı. Emir okulda sabahçı olduğu için kontrol saatlerinde hep okulda oluyor.

Efe ise kardeşinin biran önce dünyaya gelmesini dört gözle bekliyor. Hatta son ultrason gösterisinde kardeşinin çok hareketli olduğunu görünce: ''Anne bence kardeşim kesin erkek. Ve 3 ay sonra dünyaya gelecek'' dedi. Neden diye sorduğumda ise: '' Baksana yerinde duramıyor. Hemen karnından çıkmak istiyor. Onun için debeleniyor'' diyor. :)

Şimdilik yorgun, halsiz ve zor şekilde geçen gebeliğime rağmen zaman zaman hayatımıza yeni bir çocuğun gelmesi hissini düşündükçe heyecanlanıyorum. Ve çoook merak ediyorum nasıl bir kişilikte? Nasıl bir görüntüde? Ailemizden en çok kime benzeyen bir çocuk olacak diye???

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar; uzun bir yaz tatili sonunda nihayet okullar açıldı. Evet nihayet diyorum çünkü benim kuzuların ikisi de okulund...

2016-2017 Eğitim ve Öğretim Yılına Başlamak

Merhabalar sevgili okurlar; uzun bir yaz tatili sonunda nihayet okullar açıldı. Evet nihayet diyorum çünkü benim kuzuların ikisi de okulundaki arkadaşlarını çok özlediler. Çok şükür ki ikisi de arkadaşlarından ayrılmadı. Ancak yepyeni öğretmenler ile 2016-2017 yılı eğitim ve öğretim yılına başladılar.

İsterseniz ilk olarak evin asisi olan Emir ile başlayalım. Emir bu sene 5. sınıf, yani yeni eğitim-öğretim sistemine göre orta okul 1. sınıf öğrencisi. Sabahçı olan kuzumu sabah erkenden kaldırıp, kahvaltı yaptırdıktan sonra; birlikte okul yollarına düştük.
Yolda ara ara yaptığımız muhabbetlerden de anladığım üzere her derse farklı bir öğretmen girecek olmasından dolayı biraz korkusu var.

İlk okul yılında dahi 4 tane öğretmen değiştirmiş bir çocuk olduğu için. Ona:
-Oğlum sen farklı öğretmenler ile birlikte ders yapmaya alışıksın. Diğer yıllarda sürekli öğretmenin değişmesine rağmen hiçbir şekilde afallama olmadan okula devam ettin. Keza aynı şekilde okul başarında da düşüş olmadığı gibi artışlar dahi oldu. O yüzden bence hiç korkma. Eminim sen tüm öğretmenlerine akıllılığın, dürüstlüğün ve çalışkanlılığın ile kendini sevdireceksin. Dedim.

Benim bu sözlerimden sonra biraz olsun rahatlayıp:

-Haklısın anne... dedi.

Müdür beyinde dediğine göre henüz bazı branş öğretmenlerinde eksiklik varmış. İki haftaya kadar öğretmen eksikliği hallolacakmış. (umarım biran önce tamamlanır.)

fotoğraf geçen seneden, bugün kuzularımın fotoğraflarını çekmeyi atlamışım. :(


Efe evin maskotu ise bu sene 2. sınıfa başladı. Onunda arkadaşları aynı. Ancak öğretmeni bu sene müdür yardımcılığa tayin edildiği için yeni bir öğretmen gelecekmiş. Yeni bir öğretmen gelene kadar çocuklar açıkta kalmasın diye şimdilik çocukların başında...

Emir sabahçı; Efe ise öğlenci. İkisinin de arkadaşları aynı, öğretmenleri değişecek. Bence bu durum pekte önemli değil. Nasıl olsa sınıf sayıları yükseldikçe farklı fraklı öğretmenler ile ders alacaklar. O yüzden şimdiden alışsınlar. Önemli olan sevdiği arkadaşları ile aynı olmaları. Çünkü o arkadaşları ile nerde ise 7-8 ay kadar yedikleri içtikleri ayrı olmayacak.

Benden durumlar ise; bu yıl anlaşılan okul yolunu yol edeceğim. Hatta okul yolunda doğurursam hiç şaşırmayın.. ;)

2015 ve 2016 eğitim ve öğretim yılına başlama yazım...

2014-2015 eğitim ve öğretim yılı yazım

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, son 2 haftadır üzerimde büyük bir halsizlik ve yorgunluk vardı ki soymayın. Resmen elimi kolumu kaldıracak güç ...

Tokideki Ses'in 2 Aylık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar sevgili okurlar, son 2 haftadır üzerimde büyük bir halsizlik ve yorgunluk vardı ki soymayın. Resmen elimi kolumu kaldıracak güç yoktu. O değilde; uykumda gelmiyor. Öyle bir enkaz yığını gibi kanepenin bir köşesine yığılıp kalıyordum. Bu durumlarımı hamilelik ile yorumlayıp; ufaktan ufağa bu hamileliğim diğer hamileliklerime kıyasla daha zor geçeceğinin sinyallerini almaya başlamıştım. Tabi bu durumda beni korkutuyordu.

Çünkü ben herne kadar hamile bir kadın olsam da; aynı zamanda sorumluluğumda iki tane çocuğum olan bir anneydim... Üstelik bu çocuklar okula gidecekler, Okulun açılmasına da sayılı günler kalmışken... Allah'ıma binlerce kez şükür olsun ki bu sabah gözümü açtığımda kendimi diğer geçen günlere nazaran daha enerjik ve güçlü olarak uyandım. (çok şükür)

Bunun şerefine hemen ekranın karşısına geçip, bir durum değerlendirmesi postu hazırlamaya koyuldum.

1-8 Haftalık hamilelik gelişmelerim


İlk olarak hamile olduğumu öğrendiğim günlerde büyük bir gaz sıkıntım vardı. Bu gaz sıkıntısı karnıma kramplar girmesine neden olduğu için iki büklüm halde kalıyordum. Bu sorunu çözmek için ilk olarak gazlı içecekleri hayatımdan tamamen çıkardım. Bol bol su içmeye başladım. Ki normalde de zaten çok su içen bir insan olduğum için hiç zorlanmadan içtim.

Herne kadar halsiz olsam da kendimi zorlayarak da olsa bol bol hareket edip, yürüyüşler yaptım. Ve çay içmeyi kahvaltı haricinde kestim. Onun yerine bitki çayları içmeye başladım. Şimdilik yaptığım bu durumlar gaz sıkıntımı çözdü gibi. Umarım tamamen çözülmüştür de, bir daha o şekilde sorun yaşamam.

Bu arada ben geçen iki hamileliğimde de öyle ne kan hapları, nede folik asit içmemiştim. Ama bu hamileliğimde ara ara da olsa folik asit içmeye başladım. Çünkü her gittiğim hastanede doktor folik asit içmemi önerince bende 1 gün içiyorsam 1 gün içmeyerekten olsa içiyorum.

Veee bulantı!.. İlk 3 ay bulantılarım diğer hamileliklerimde de olurdu. Bu hamileliğimde de var. Özellikle sabah kalktığımda her görüntü ve kokuya içim kalkıyor. Zar zor kahvaltı hazırlayıp, kahvaltı yapmaya başlayınca çok şükür ki geçiyor. Ama tabi burnumun koku alması çok hassaslaştı. Üst kattaki komşuların her öğünde ne yediklerinin kokusu ve yaptıkları temizliklerde ki deterjan kokusu burnuma kadar geliyor. :(

Fiziksel olarak ise ilk zamanlar gaz sebebi ile sanki bir 4-5 aylık hamili gibiymiş gibi olan karnım indi. Dışarıdan beni görenler hamile olduğumu halen anlamıyor. Söylediğim zamanda şaşırıp ''yaaa öyle mi? Hiç belli değil'' diyorlar. Ama tabi biliyorum ki bu ilerleyen haftalarda değişecek. Bakalım bu hamileliğimde kaç kilo alacağım hep beraber göreceğiz.

Tokideki Ses'in 2 Aylık Hamilelik Günlüğü

Yukarıda ki fotoğraftaki fasulye kadar olan şekilde bebeğimin ilk fotoğrafı. Şimdilik cinsiyeti belli değil. Sağlıklı sıhhatli osunda gerisi önemli değil. Diye dilim söylese de içimden kız çocuğum olsun istiyorum. Ancak abileri onunda erkek olmasını istiyorlar. Çünkü erkek kardeşleri olursa ona oyuncaklarını vereceklermiş. Veraset olarak kardeşlerini görüyorlar. :) Ben 'olsun oğlum kız kardeşiniz olursa ona da verirsiniz' dediğimde bana : ''anne kız kardeşimiz olsa bizim oyuncaklarımızı beğenmez. O yüzden erkek olsun'' diyorlar. :)

Tabi şaka bir yana cinsiyeti ikinci plan. Allah sağlıklı sıhhatli. Ve hayırlı bir evlat nasip etsin... Gerisi teferruat, nasıl olsa...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar, bugün sizlere, dün haberdar olduğum bir müjdeyi paylaşmak için geldim... hamile olduğumu öğrendiğim akşamı baba...

Tokideki Ses'in Hayatındaki Yeni Mucize

Merhabalar arkadaşlar, bugün sizlere, dün haberdar olduğum bir müjdeyi paylaşmak için geldim...


hamile olduğumu öğrendiğim akşamı babamız hemen bir pasta aldı. Ve küçük çaplı bir kutlama yaptık. :)


Yaklaşık 3 ay önce biz ailecek evimize yeni bir nefes, yeni bir kalp atışının girmesini çok istedik. Aslında bu düşünceye daha 6 ay önce Efe'nin ''anne neden benim bir kardeşim yok? Herkesin kardeşi var; ama benim yok'' demesi üzerine kafama takılmıştı. Ancak pek üstünde durmamıştım.

Çekirdek ailemiz ile yaptığımız her muhabbette devamlı yeni bir çocuğun ailemize girmesi hakkındaki konuşmalarımız üzerine düşündümde; sanki biz evimize yeni meleğin girmesini -ailecek- çok istiyoruz... Bunun üzerine okulların kapanması ile birlikte bu konuyu ciddi ciddi konuşup, kararlaştırdık. Evet yeni bir mucize istiyorduk!. Ancak bu yeni mucizenin bizim hayatımıza mutluluk ve hayır getirmesini istiyorduk. O yüzden her namaz arkasında ''Allah'ım hakkımızda hayırlı ise nasip et. Hakkımızda hayırlı değilse nasip etme'' diye dua ettim. Binlerce kez şükürler olsun ki, Rabbim nasip etti. İnşallah hayırlısı ile dünyaya sağlıklı ve sıhhatli olarak gelir... (hani amin yok mu?)

Hamile olduğumu nasıl anladım?

Yeni bir meleğin hayatımıza girmesine karar verdiğim andan itibaren her rengli oluşumda garip duygulara kapıldım. Tarifi imkansız bir duygu... Şöyle belirteyim ki; Ne hamile olmadığıma sevindim, nede üzüldüm. Sanki bir boşluğa düşmüş gibi hissiz kaldım.

Son iki haftadır. Üzerimde büyük bir gerginlik vardı. Devamlı duygu değişimi yaşadım. Bazen çok mutlu olup, kahkahalar ile gülerken; aniden yoktan sebeplere sinirlenip. Karşımdaki kişiye adeta 'neden gözünün üstünde kaşın var' diye çatmak istedim. Birde üzerimde aşırı yorgunluk ve halsizlik var ki, evlere şenlik. Mutfaktan su almaktan dahi yorulur ve soluk soluğa kalır oldum. İlk başlarda 'acaba havalar yüzünden mi böyleyim' diye düşünürken. Bu durumun üstüne pazar günü canımın aşırı tavuk döner çekmesi ve pazartesi günü kahvaltısında da aşırı mide bulantısı üzerine; kendi kendime teşhisi koydum. Ben hamile idim... Yalnız emin değildim, ya değilsem?..

Bu durumu kesinleştirmek için hemen en yakın ecza haneye gidip bir hamilelik testi aldım. Veeee bingo testi uygular uygulamaz hemen 3-4 saniye içinde iki çizgi nem net çıktı... Evet 3. bir çocuğa hamileydim!... :)

Hemen bu durumu çocuklarım ile paylaştım. Ki zaten onlarda yeni bir kardeşin hayatlarına girmesini yukarıda da yazdığım üzere aylar öncesinden konuşuyorlar ve istiyorlardı. O yüzden ikisi de çok mutlu oldu. Hemen beni kanepenin üzerine oturtup, Emir sırtıma kırlent koydu. Efe de hemen mutfaktan bana bir bardak su getirdi. Bundan sonra benim her istediğimi yapıp, onlar bana hizmet edeceklermiş. (ilerleyen aylarda bu düşünceleri değişecek mi? Yaşayıp, göreceğiz..)

Kocişko ise bana son bir haftadan beri sürekli bir test alıp, yapmamı istiyordu. Çünkü o yine benim 'yok hamile değilim' sözüme karşın; yine hamile olduğumu iddia ediyordu. Yine diğer çocuklarımda oldu gibi benim hamile olduğumu benden önce anladı. ;)
Ama biz yinede çocuklar ile konuşup, bu müjdeli haberi babamız eve gelince söyleyip, ondan bir tatil sözü almayı kararlaştırdık. Ve başardıkta. İnşallah kurban bayramında kısa bir tatil arası vereceğiz.

Şimdilik çok yeni olan hamileliğin keyfini yaşıyorum. Ancak ilerleyen aylarda neler yaşayacağımı yaşayıp, hep beraber göreceğiz. Bu arada tokideki sesin bloğunda bundan sonra zaman zaman hamilelik günlüğü yazıları şeklinde yeni bir seri olacak, haberiniz olsun. Yanlız bu hamile günlüğü serisi yanında yine diğer kategoriler enerjim ve sağlığım müsade ettikçe devam edecek, merak etmeyin...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bende bizim jenerasyon gibi sokaklarda oyun oynayan çocuklardandım. Tıp ki diğer çocuklar gibi öğlen yemeğini doğru düzgün evde yemez. Ann...

Çocukların dışarıda oyun oynamasına izin veren annenin imtihanı

Bende bizim jenerasyon gibi sokaklarda oyun oynayan çocuklardandım. Tıp ki diğer çocuklar gibi öğlen yemeğini doğru düzgün evde yemez. Annem her defasında 'gel de doğru düzgün yemek ye' sözlerini tınlamaz, ekmek arası bir şeyler ister. Sonrada elime aldığım dürümü ısıra ısıra dışarı çıkıp. Oynadığım oyuna kaldığım yerden devam ederdim. Akşam ezanına kadar oynama sürem olur. Ezanlar okununca koşa koşa eve giderdik.

Sokakta oyunlar oynayan çocuklar olarak bizlerin ne kadar şanslı olduğumuzu hemen hemen her pedagog yazdığını da gördükçe; çocuklarımı sık sık dışarı çıkardım. İlk başlarda küçük oldukları için kendi başlarına sokağa bırakmaz, benimle birlikte indirirdim. Özellikle Emir'i 8 yaşına kadar arkadaşları ile birlikte aşağı indirmedim. Ama bu durum Efe için daha erken oldu 5,5-6 yaşlarında abisi ile birlikte onları sokağa çıkmasına izin verdim. Gerçi bunda etrafında oyun alanları olan bir sitede oturmamızın da etkisi büyük.

Sokakta çocuklar oyun oynayınca ekrandan uzaklaşıyor, arkadaşları ile sosyalleşiyor, annesi olmadan kendi başının çaresine bakmayı öğreniyor gibi bir sürü artıları var. Ancak bunun yanında duyduğumuz çocuk tacirleri, organ mafyaları gibi bir sürü embesil insanlarda sokaklarda olduğu için ister istemez biz analar; korkarak çocukların aşağı inmesine razı oluyoruz.


Çocuklar her aşağı inme zamanlarında onlara: ''aman sitenin etrafından uzaklaşmayın, biri sizi çağırırsa yanına gitmeyin, biri size dokunursa bağırın, kimsenin verdiğini yemeyin/içmeyin, birbirinizle kavga etmeyin, Emir kardeşini gözünün önünden ayırma, Efe abinin sözünü dinle, biri size bir şey derse gelin bana söyleyin'' gibi ardı sıra sıralan tembihlerimi de ettikten sonra çocukları aşağı inmesi için bırakırım. Çocuklar aşağı inince hemen ya yemek yapmaya koyulur, yada evi temizlemeye başlarım. Ancak benim veletler her 10 dakika da bir Emir; bir 10 dakika sonrada Efe zile basıp, ya birini şikayet eder, yada evden su, oyuncak ve yiyecek gibi bir şeyler ister. İsterseniz sizlere dün yaşadığımız günü özet olarak yazayım da benim ne demek istediğimi anlayın...

Çocuklar sabah hemen sitenin önünde olan kur'an kursuna sabah 9,15 gibi kahvaltı yapıp gittiler. 12,30 da tekrar eve geldiler. Onlar eve gelince hemen sofrayı hazırlayıp, birlikte yemek yedik. Sonra kursta neler öğrendiklerini ve neler yaptıklarını bana sırası ile anlattılar. Tabi bunun yanında birbirlerini şikayet edip, ispiyonlama da var. Sonra günlük bir saat tablette oyun oynama saatlerini kullanmak istediler, izin verdim. Süreleri bittikten sonra her 'hadi kapatın,. Zamanınız doldu' ikazlarıma 'anneea bir 5 dakika dahaaa!' diye bir 10-15 dakika daha uzatıyorlar ki, ona da ayrı gıcık oluyorum. Sanırım bununla ilgili ayrı bir yazı yazsam daha iyi. Çünkü bu konuda da çok dertliyim, çoookk!...

Neyse efendim ben bizimkilere zar-zor tableti kapattırıyorum. Zaten bu sırada da bizim kapı zili çalar ve komşunun çocukları 'Emir ile Efe aşağı inebilir mi? Aşağıda top oynayacağızda' diye... Bizimkiler arkadaşlarının seslerini duyunca hemen koşup, gelip, İkisi bir ağızdan 'annea ne olur izin ver, aşağı inelim, n'olur n'oluuuuuur!' diye ısrarlarına razı olup. 'tamam gidin ama, sitenin yanından uzaklaşmayın, kimsenin yanına gitmeyin, kimsenin verdiği bir şeyi yiyip\içmeyin' diye sıralamaya başladığımda ikisi bir ağızdan tamam biliyoruz. 'biri bize dokunursa annne! diye bağıracağız, kavga etmeyeceğiz' diye benden önce tembihlerimi, benimle dalga geçerek sıralama başlarlar. Şımarık veletler ne olacak ;)

Onlar arkadaşları ile birlikte aşağı inince bende hemen akşam yemeğini yapmaya koyulmak için mutfağa geçer geçmez; hemen kapı zili yine çalar. Kapıyı açarım karşımda Emir...
'Ne oldu evladım, niye geldin? Kardeşin nerede?' sorularıma.
'anne kardeşim, arkadaşlarım ile birlikte beni bekliyor. Ben top almaya geldim.' diyerek topunu alır gider. Tabi ben yine arkasından dikkatli oynayın. kimse ile kavga etmeyin diye hemen bir iki ikaz daha yükleyip, kapıyı kapatır. Sonrada tekrar mutfağa geçip, ne yemek yapsam diye düşünmeye başlarken bizim kapı zili yine çalar. Bu sefer Efe...
'ne oldu Efe?' 'anne abim beni oynatmıyor?'
'git abini bana çağır' Efe koşarak giderken, yavaş git, düşeceksin, dikkatli ol. Diye hemen arkasından yine ufak çaplı bir ikaz uyarısı yapar sonra tekrar akşam için ben n'yapacaktım? diye düşünmeye koyulur koyulmaz. Yine kapı zili çalar. Emir ile Efe...
Emir: ne var ya annne!
Ben: kardeşini de oynat. Yoksa aşağıda top oynamanıza izin vermem.
Emir:Ama kardeşim oyunumuzu bozuyor, onu oynatmam, banane bananaeeee!
Ben: O zaman sende oynayamazsın. Efe sende oyun bozarlık yapma. Doğru düzgün oyun oyna. Yoksa bir daha aşağı inmenize izin veremem.
Efe:Tamam anne düzgün oynayacağım. Ama abim de beni oynatsın. Hemen Emir'e bakarım.
Emir: İyi tamam oynasın. Ama oyunumuzu bozarsa, hemen oyundan çıkartırım. Hemen Efe'ye bakarım
Efe: İyi tamam. Bozmayacağım..

Der ve ikisi birden aşağı iner.

Ben yine ne yemek yapacaktım?' sorusunu düşünmeye kaldığım yerden devam ederken. Köfte patates yapmaya arar verir. Kıymayı derin dondurucudan çıkarıp, patatesleri soymak için almaya gidip, alır. Sonrada müzik açıp, elime bıçağı tam almışken. Kapı yine zııır zırıır çalıyor. Hemen kapıyı açar. Bu sefer karşımda Emir, Efe ve mahallenin diğer çocukları 'susamışlar'

Her çocuğa teker teker su verip, susuzluklarını da giderdikten sonra onlar, aşağı iner. Bende hemen bıçağı elime alıp, patates soymaya koyulurum. Bu sefer aşağıdan Emir 'annneeaaa! annneeeaaa!' diye bağırıyor. Balkona çıkıp: 'Ne oldu?'
Emir: anne kardeşim yine şımarıyor. Oyunumuzu bozuyor. Kardeşimi yanına çağır.
Ben: Efe bak doğru düzgün oynamazsan; bu sefer abine izin verir, sana vermem...
Efe: Ama ben top oynamak istemiyorum, su tabancası ile oynamak istiyorum.
Ben: İyi tamam sana su tabancanı vereceğim, ama abinlerin üzerine su sıkma ağaçlara ve çiçeklere su sık tamam mı?
Efe:Tamam
Su tabancasının içine su doldurup, balkondan aşağı atarım. Aradan bir 5 dakika geçmeden yine kapı zııır zırıır. Bana ufaktan ufağa gelmeye başladılar içimden 'la havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim' diyerek kapıyı açar. Karşımda Efe, elinde su tabancası, sırıtarak 'su doldur'
Sinirle suyu doldurur eline de bir litrelik pet şişesi verip, gönderirim. Bu sefer hemen patatesleri hızlı hızlı soyup, yıkamak için mutfağa götürüp, yıkar. Sonra tekrar salona geçerken yine zil zıııır zıııır çalar. Hemen kapıyı açarım. Emir ile Efe 'anne arkadaşların bakkaldan dondurma alacaklar. Bizde istiyoruz bize para ver' Madem arkadaşları alıyor. Onların yanında mahçup kalıp, onların ağzına bakmasınlar diye, dondurma parasını verir ve gönderirim.
Sonrada hızlı hızlı patatesleri doğramaya koyulurum. Patateslerin doğranmasını, bitirdikten sonra mutfağa tekrar geçip, patateslerin içine su doldururken kapı yine zıır zııır çalıyor. Kapıyı aç. Karşımda Efe. Elinde boş pet şişesi ve su tabancası ile birlikte artık bunlarla oynamayacakmış. Oyuncaklarını koymaya gelmiş. Elinden oyuncaklarını alır ve gönderirim.

Sonra çocuklara birde tatlı niyetine puding yapayım diye puding yapmaya koyulurken yine kapı zııır zııır... Kapıyı aç Emir.
Ben: Ne var..
Emir: Hemen ayakkabılarını çıkararak çişim geldi.
Tuvalete gidip, çişini yapıp sonra yine çıkar. Aradan bir 3 dakika geçmeden bu seferde Efe 'çişim geldi' diyerek eve girer. Oda tuvaletini yapıp çıkar... Gibi uzarr gider...

Güya sokakta oyun oynayan çocukların analarına 'ohh ne rahat. Bebeleri dışarı bırakıp, kafa dinliyor' diye düşünülür ya. Vallahi tamamen yanlış düşünce. Çocuğu evde ekran başında olan ana daha rahat. Çünkü çocuklar ekran karşısına geçince saatlerce ne çişleri geliyor, ne acıkıyorlar, ne susuyorlar, nede o oyunu oynamaktan sıkılıyorlar. Saatlerce, ne kadar izin verirsen ekranın karşısında çakılıp, kalıyorlar. Ama sokağa çıkan çocuk. Evde iken hiç aklına gelmeyen acıkma ve susması sık sık aklına gelir, zırt pırt eve gelip gelip gidiyorlar!

Buda demek oluyor ki. Eveet biz anaların saçları kafalarında diken diken oluyoor, hatta bir ara gözlerinden alevler fışkırıyor; ama en azından çocuklar ekran karşısında bırakmayıp, sokağa saldığımız için çocukların çocukluğunu yaşamasına izin vermiş olduğumuzu düşünerek avunuyor ve bu duruma katlanıyoruz...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, Benim lise yıllarında fark edip, ilk başta GÖZLÜK TAKMAYI güzel birşeymiş gibi düşünüp. Doktorun: ''G...

Gözleri Bozulan Tokideki Ses

Merhabalar sevgili okurlar,

Benim lise yıllarında fark edip, ilk başta GÖZLÜK TAKMAYI güzel birşeymiş gibi düşünüp. Doktorun: ''Göz numaran 0,25 ile 0,75 sana dinlendirici yazacağım'' demesi ile çok sevinip, büyük bir hevesle aldırdığım gözlükleri 1,5 sene zar zor takıp, sıkılmıştım.

Sonrada göz doktoruma: ''Gözlük yerine, lens takmak istediğimi'' söylemiştim. (o yıllarda lens takımı yeni yeni moda oluyordu.) Göz doktorum: ''Bana, lense hiç bulaşmamam gerektiğimi; ama illaki ben lens takmak istiyorum desende lensi de yazabileceğini'' söylemişti. Tabi gençlik ve ergenlik yılları olunca. Hiç kimsenin sözünü tutmak istemiyorsun. Kafana bir şeyi koyduysan illaki onu yapacaksın yoksa, diğer türlü kurtlanır-sın :) Ayyy şimdi yazarken düşündüm de; ben Emir için dik başlı bu çocuk, kime çekmiş diyordum. Bu çocuk bana çekmiş ya!..

Ihım ıhım konuyu dağıtmadan kaldığımız yerden devam edelim. Doktorum lens kullanmakta ısrarlı olduğumu görünce lens yazmıştı. Tabi bu lens Seffah lenslerden... Lens takmakta hiç öyle düşündüğüm gibi olmadığını kullanarak bizzat test edip, anlamış ve yine 1 sene yada 1,5 sene kadar zar zor takıp; lens kullanmayı da bırakmıştım.



Nede olsa göz numaram o kadar büyük olmadığı için, benim için pek problem arz etmiyordu. Gözlüksüz ve lenssiz üniversite okudum... Evlendim... Ve hatta iki tane oğlum oldu. Onların gözlerinde problem oldu. Onlar için zaman zaman üzülüp, kahır-landım. Sonra çocuklarında daha büyük sağlık problemleri olanları görünce, kendi çocuklarımın haline şükredip, kahırlandığım için kendimden utandım. Gibi aylar, yıllar geçti gitti...

Daha ki bu seneye kadar. Bu sene yolda iken uzaktaki tabelaları okuyamadım. Televizyon izlerken, uzaktan televizyonda ki kişilerin yüzlerini tam seçemez oldum. Hatta sokakta bir tanıdık ile karşılaşınca (en kötüsü de o) o tanıdık yaklaşana kadar yüzünü seçemediğim için, doğal olarak sanki bir yabancıymış gibi tepki verince; her önüne gelen bana: 'çok havalı, burnu havada' diye düşünmeye başladı.

Bu şekilde örnekleri çoğaltılabilir... Durum iyice vahimleşince; geçen hafta çocukların rutin göz kontrollerinde bana da randevu aldık. Göz doktoruna girmeden önce göz ölçümü yapıldı. Sonrada doktor muhanesi yapıldı. Ve sonuç: Gözlerimden biri 1,25 diğeri ise 1,50 olmuş. Ayrıca nur topu gibi 0,75 de astigmatım olmuş.

Lise yıllarımdaki gözlük ve lens takma anımı bildiğim için doktorumuzdan hemi gözlük reçetesi, hemi de lens reçetesi yazmasını istedim. Gözlüğümü hemen göz polikliniğinin yanında ki optikten sipariş verip, aldım. Lens içinde hangi marka lens ve hangi renk lens (evet bu sefer renkli lens istiyorum) siparişi vermek konusunda biraz araştırma yapıp, daha sonra almayı düşünüyorum.

Not: Bilgisayarın karşına geçip, bu yazıyı yazmadan önce gözlüğümün fotoğrafını çektim. Daha sonrada gözlüğün camını silip, gözüme takıp. O şekilde yazı yazmayı düşünüyordum. Nede olsa gözlük camlarım bilgisayarın zararlı ışınlarına karşı koruyucu özellikli camlardan. Görelim bakalım gözlerimi nasıl koruyacak... Diye söylenirken; koruduğunu göremeden gözlüğün altındaki ince, şeffaf pilastik gibi bir şey koptu... Evet cumartesi 1, pazar 2, bugün 3 demeden gözlüğümün çerçevesini kopardım. :(

Efe benim bu halimi görüp: ''Anne daha dikkatli olman gerekiyor, öyle sık sık silmemen gerekiyordu. Bak gördün mü kırdın'' diyor...

Eee nede olsa tecrübe yaşla alakalı değil. Kuzum gözlük kullanma konusunda benden daha tecrübeli. Ondan öğrenecek daha çok şeylerim var, anlaşılan.... 

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bir evlat sahibi olmak, bir çocuk dünyaya getirmek hemen hemen herkesin en büyük hayalleri arasında yer alır. Bu mucizeyi gerçekleştirmek ...

Gebelik Hesaplama Nasıl Yapılır?

Bir evlat sahibi olmak, bir çocuk dünyaya getirmek hemen hemen herkesin en büyük hayalleri arasında yer alır. Bu mucizeyi gerçekleştirmek için ise bütün şartların sağlanması gerekiyor. En önemli şart ise doğru zamanda, yani yumurtlama döneminin biliniyor olması. Tabii ki doktor kontrolü ile ilerlenmesi gereken bu süreçte, sizin her an yanınızda olacak olan başka bir yardımcı ile ilgili bilgilendirmek istiyorum.

Gebelik Hesaplama Nasıl Yapılır?

Artık anne olmaya hazırsınız ama yumurtlama tarihinizin ne zaman olduğunu bilmiyor iseniz, Elele' de bununla ilgili harika bir bölüm yapmışlar. Gebelik sürecinde merak edebileceğiniz her şeyin bu sitede cevabı var. Hamilelik hesaplama işlemi nasıl yapılır diye merak ediyorsanız şayet, öncelikle adet döngünüzü iyi biliyor olmalısınız. Takvimi karalamalara son vermelisiniz Elele'de hamilelik öncesi ve sonrasına dahil her şey ama her şey detaylıca düşünülmüş. Hatta bebeğinizin cinsiyetini hesaplamak bile mümkün. Son yılların en moda takvimi haline gelmiş Çin takvimine göre bebeğinizin cinsiyetini tahmin edebiliyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey yaşınız ve hamile kaldığınız ayı takvimde karşılaştırmak. Tabloda ortaya çıkan sonuç cinsiyeti göstermekte. “Öyle şey olur mu?” demeyin, oluyor. Etrafında ki birçok kişi bu yöntemle bebeğinin cinsiyetini ilk aydan doğru tahmin edebildi. Hatta bu takvime uygun olarak, istediği cinsiyeti yakalamak adına hamile kalan arkadaşlarım bile var.

Gebelik hesaplama sürecini sorunsuz ve olabildiğince rahat geçirmek istiyorsanız mutlaka girip incelemelisiniz. Sadece hamilelik hesaplama sürecinde değil, hamile kaldığınız 9 aylık süre boyunca sizin yanınızda olmaya devam edecek. Ay ay bebeğinizin gelişimini, sizde meydana gelecek değişimleri takip etmenize olanak sağlayacak. Kısaca doktorunuzun, ya da soru sorabileceğiniz kişinin her an yanınızda olduğunu hayal edin. Oldukça güvende hissetmenizi sağlıyor değil mi? Etrafımdaki birçok kişinin gebelik sürecini rahat geçirmesini sağlayan bu güvenli adresi sizinle paylaştığıma göre, gönül rahatlığıyla kendi yumurtlama dönemimi takip edebilirim. Kadınları memnun etmek imkânsız derler bir de. Böyle bir destek hangi kadını mutlu etmez? Hamilelik hesaplama için en doğru adrese hoş geldiniz. 


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bir eğitim ve öğretim yılının daha sonuna geldik. Tüm çocuklar bu dönemde aldıkları karneler ile kimisi sevinirken, kimisi üzülüyor. Ancak ...

2015-2016 EĞİTİM VE ÖGRETİM YILI BİLANÇOSU

Bir eğitim ve öğretim yılının daha sonuna geldik. Tüm çocuklar bu dönemde aldıkları karneler ile kimisi sevinirken, kimisi üzülüyor. Ancak şunu unutmayalım ki, o karnelerdeki notlar sadece çocuğun başarısını\başarısızlığını göstermiyor. O karnedeki notlar öğretmen, veli ve çocuğun başarısını gösteriyor. O yüzden o karnedeki notları görüp, sadece çocuklara kızmayalım. Ki burada en son kızılacak kişi öğrenci. Ondan önce kendimize hatta öğretmene dahi kızmalıyız.

Geçen seneki hazırladığım 2014-2015 eğitim ve öğretim yılı bilançosundan sonra, Bu yılda yaşananları bir postta toplamak için bir bilanço hazırlayacağım. Bir bakıma bu post, benim içinde bir durum değerlendirmesi olacak. Bakalım bu yılda neler yaşamışım ve neler düşünüp, neler yazmışım göreceğiz... Başlayalım mı? ;) Hadi başlayalım....

2015-2016 EĞİTİM VE ÖGRETİM YILI BİLANÇOSU

İlk göz ağrım, yavrum, kara kuzum, tosunum, Emir'im Daha dün gibi ilkokula başlama günlerini-hatırlarken; ilkokulu bitirdi bile!. Evet şaka gibi ama, benim oğlum büyüyoooooor! (benim gözümde halen ilkokula yeni başlayan biri gibi gözüktüğü için, belkide bu kadar çok şaşırıyorum)


Bu döneme, 1 gün gecikmeli olarak başlamıştık. Şimdi o yayını okudum da: Neler yaşayacağımızı ve bizleri neler beklediğini bilmeden, heyecanlı ve bir o kadarda meraklı olarak, yeni bir döneme başlamışız.

Bu dönemde zaman zaman büyüme sancılarını; gerek, fiziksel, gerek ruhsal olarak çok çektik. (Eeee nede olsa büyüyor, öyle değil mi?)

Tabi bu büyüme sancıları yanında sürekli bir bonus olarak hayatımızda yer alan kardeş kavgaları ile baş etmeye çalıştık. (Hatta kardeş kavgaları ile ilgili bir seminere dahi katılmıştım.)

Büyüdüğünü, artık sorumluk alması gerektiğini; bu yıl sürekli hatırlattım. Çok şükür. bu yıl diğer yıllara nazaran daha çok sorumluk alıp, kendi başına işler yaptı. Bunlar içinde ise, en güzeli bana sürpriz doğum günü pastası alması oldu. Tabi bu yılda anneler günü için, yine kardeşi ile birlikte sürprizler ve hediyeler hazırladılar...

Zaman zaman okulla birlikte gezilere gittik. Bu yıl ki  proje ödevi olan kartondan ev yapımını; yine ailecek, eğlenerek yaptık. (Sanırım ben bu proje ödevlerini seviyorum. ;))

Yine bir tiyatro oyununda, rol alıp, açlık rolünü oynadı.... Gibi

İlk okul 4. sınıfı kah eğlenerek, kah üzülerek bitirdik. Bundan sonra kara kuzum 5. sınıfa, yani orta okul 1. sınıfa geçti...

İnşallah ilk okul yıllarında gösterdiği başarısı, orta okul yıllarında da devam eder.

2015-2016 EĞİTİM VE ÖGRETİM YILI BİLANÇOSU

Ak kuzum, evimizin maskotu, neşe kaynağı, Efe'mm bu senede 1. sınıfı bitirdi.

Efe, bu yılda benim tahmin dahi edemeyeceğim başarı gösterdi. Onun o haylaz hallerini gördükçe: ''Okul hayatında sanırım, abisi kadar başarılı olamayacak'' diye düşünürken (biliyorum yanlış düşünüyorum. Ama düşündüm işte. Allah'ın bildiğini kuldan mı saklayacağım.)

Oğlum beni şaşırtıp, okuma yarışlarında hep 1. oldu. Bu yıl okulunda olan dama kursunda ki turnuvada da 2 kez şampiyon oldu...

Ödevlerini beni hiç zorlamadan, kendi isteyerek ve zevk alarak yaptı.

Güzellikler ve başarılar yanında; elbet zorluklarda yaşadık. Bir dönem kendini yakışıklı gösterme hissine kapıldı. Ve bunun için çantasındaki makası ile saçlarına çekil vermişti.

Zaman zaman yalan söyledi. Telaşlanıp; eyvah oğlum yalan söylüyor diye yazmıştım, hatırlarsınız.

Amma öyle, amma böyle oğlumda 1. sınıfı, çok şükür ki başarı ile bitirdi. Veee
2. sınıfa geçti. Yeni eğitim-öğretim yılında abisi orta okul 1. sınıfa giderken, Efe de ilk okul 2. sınıfa gidecek.

Allah tüm evlatlarımızın yar ve yardımcısı olsun... (amin)



Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Uzmanlar ''insan karakterinin 2\3 nü çocukken teşekkül ettiğini'' söylüyorlar...  O sebepten çocuklarımıza neler öğret...

ÇOCUKLARDA SAHUR VE ORUÇ

Uzmanlar ''insan karakterinin 2\3 nü çocukken teşekkül ettiğini'' söylüyorlar...
 O sebepten çocuklarımıza neler öğretmek istiyorsak, onların psikolojisinde nelerin yer almasını istiyorsak ona göre düzenli şekilde onları öğretmeliyiz. Tabi ki en çok çocuk bir şeyi öğrenirken o olayı anne ve babasında görüp sonra oda ufak ufak yapmalı ki ileri ki yaşlarında (nasıl bizde küçükken) yaşadıkları olaylar bilinç altımızda varsa; onlarında bilinç altlarında olur ve o şekilde öğrenirler...

Ramazan ayı; senede bir defa biz Müslüman alemi için vaat edilmiş bir nimettir. Bu ay gelince havadaki atmosfer dahi değişir. Hayatımızda eskisine nazaran daha çok hoş görü, daha çok sohbet olur. Taki çocuklarda hassas varlıklar oldukları için -çok çabuk hissedip- önce anne ve babasını gözlemler. Sonrada oda imrenir o da kendinin büyüdüğünü vede tıp ki bir yetişkin gibi gece sahura kalkmak ve hatta oruç tutmak ister...

Benim oğlum bu sene 8 yaşında, bu sene geçen seneye göre daha çok hassas ve aklı başında olduğu için, önce biz Ramazan ayı geliyor diye hazırlanırken bizlere sık sık sorular sorup 'Ramazanın ne demek olduğunu vede neden oruç tutmamız gerektiğini' sorular sorarak anlamaya çalıştı. Daha sonra bizim gece sahura kalktığımızı duyunca  akşam erkenden yatıp, oda kalkmak istedi ve yatmadan önce ''anne ne olursun gece beni de kaldır. Bak kalkmasam bile sanki okula gidecekmişim gibi zorla ve kaldır sakın pes etme' diyerek bir sürü uyarılarda bulunup daha sonra erkenden uyudu... :)

Gece sofrayı hazırladıktan sonra bende onu kaldırmak için yanına gelip ''Emir hadi kalk! sahur vakti'' deyince hemen kalktı... :) Normal zamanda olsa mızmızlanır zorla kalkardı. Ama kuzum kalkmayı çok istediği için, gece kalkacağım diye yattığı için hemen kalktı... :)

O sırada sokaktan Ramazan davulcusu da geçiyordu.. Onun sesini duyup hemen pencereye geçip; Ramazan davulcusunu izledi... Daha sonra lavaboya gidip elini yüzünü yıkadıktan sonra sofraya oturup her zamankinden daha çok iştahla bir güzel yemek yedi... :) Hatta onun o haline babası ve ben çok şaşırdık. Çünkü normalde olsa zorla masada yemek yerdi. ''Bak tabağın bitecek'' diye sürekli ikaz ederdik. Ama bu sefer hiç bir şekilde mızmızlanmadı büyük bir iştahla önünde ne varsa hepsini yedi... Daha sonra benim yanıma gelip '' Anne karnım doydu, artık yatacağım'' dedi ve yattı... :)

Sabah kalktığında ise ilk gün biz küçükken de sürekli tuttuğumuz tekne orucunu tuttu... Bu arada tekne orucu ne bilmeyenler için ufak bir bilgi. Tekne orucu: Yarım gün tutulan oruca denir. Biz erkek kardeşimle küçükken, sürekli tutar. İki tekne orucunun bir tam oruç olacağını düşündüğümüz için kim çok oruç tutacak diye oruçlarımızı sayardık :) Çocuk aklı işte... :) Ama benim kuzum bizden daha çok istekli olduğu için tekne orucu ile kalmak istemedi. Ertesi gün ''anne gece çok yedim tekne orucu değilde tam gün oruç tutacağım'' dedi... Veee inanılabilecek gibi değil ama hiçte zorlanmadan tam tamına bir gün oruç tuttu...

Sonra ''anne bak bende büyüdüm artık, bende oruç tutabiliyorum'' diye çok mutlu olup etrafındakilere oruç tuttuğunu söyleyip, onlardan övgüler duydukça sevindi... :)

Her ne kadar kuzumun oruç tutunca hiçbir sağlık sorunu olmasa da ben yine de yaşı halen küçük olması vede oruçlu olma zamanın uzun olması sebebi ile sadece hafta sonları tutmasına izin verdim. O da kabul etti...

Allah'ıma binlerce kez şükür olsun ki dini bir görev olan oruç tutma olayını kuzuma şimdiden aşılamayı başardık... Allah tüm evlatlarımızı onun yolunda hayırlı birer evlat olarak yetişmemiz için yardımcımız olsun... Amin.

Hoşça kalın.


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Selamun aleykum arkadaşlar! Okullar kapanmasına çok az kala turnuvalar, yarışmalar ve eğlenceler ardı arkasına yapılmaya başlandı malum. B...

Dama Şampiyonu

Selamun aleykum arkadaşlar!
Okullar kapanmasına çok az kala turnuvalar, yarışmalar ve eğlenceler ardı arkasına yapılmaya başlandı malum. Benim kuzularım da zeka oyunlarına karşı ayrı bir merak ve yetenek var, anladım.
Çünkü 2. sınıfta satrançtan gümüş madalya alan Emir'den sonra; şimdi de Efe, bu sene okulda açılan dama kursuna gitmeye başlamıştı. Bu kurstaki arkadaşları ile arasında, öğretmeni bir turnuva düzenledi. Ve bu turnuvada tüm arkadaşlarını yenerek, canım oğlum Efe 1. oldu!... Her ne kadar çocuklarımız yarış atı değil, onların başarılı olması önemli değil desekte.... Aslında sadece kendimizi kandırmış oluyoruz. Çünkü onların başarılarını görünce çok mutlu olup, ağzımız kulaklarımızda olmayı engelleyemiyoruz. İnsan oğlu olarak her şeyin en mükemmelini yapmak bizim mayamızda var. (yapacak bir şey yok)

Dama Şampiyonu
Normal dana turnuvası.

Madem sistem bu. O zaman bizde zevk almaya bakalım diyorum. Haksız mıyım?

İlk, normal dama için turnuva yapıldı. Bu turnuvada 1. olan Efe oldu!

Daha sonrada Türk daması için bir turnuva düzenlendi. Veee bu turnuvada da 1. olan yine Efe oldu!

Dama Şampiyonu
Türk daması turnuvası.

Hatta çocuklara dama kursuna getire-götüre öğrenen anneler içinde bir turnuva düzenlendi. Ama maalesef ki zeka oyunlarında, çocuklarım kadar iyi olmadığım için ben 3. oldum. :(

Evimizin neşesi, canım oğlum Efe... Senin başarın ile mutlu olan bizleri de mutlu ettiğin için sana bir kezde buradan teşekkür etmek istiyorum. Kim bilir, belki ilerleyen yıllarda burayı açıp: ''annem, benim için neler yazmış'' diye okumak istersin... :)


Hoşça kalın.


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım
En İyi Tarif Blogları
Bumerang - Yazarkafe
Blogger tarafından desteklenmektedir.