Kusmuklu prensesim artık kusmukluluktan tamamen terfi etti. Bu ayda hemen hemen hiç kusmadı desem; yalan olmaz. Ancak salyada akmıyor. Buda...

Kusmuklu prensesim artık kusmukluluktan tamamen terfi etti. Bu ayda hemen hemen hiç kusmadı desem; yalan olmaz. Ancak salyada akmıyor. Buda demek oluyor ki. 'Dişlerimiz henüz çıkmak istemiyor!' Şimdilik ben kusmuklu prenses unvanını dişsiz prenses olarak değiştirdim. Bakalım benim dişsiz prensesimin ne zaman dişi çıkacak? Göreceğiz...

Kızım 7 ayının içinde. Hatta 10 gün sonra 8. ayına girecek. Bu aylık yazılarını artık mahsus böyle geç yazıyorum. Çünkü böylece 7 ayın içinde neler yaptığını tamamen yaşamış oluyor. Sonrada buraya aktarmış oluyorum.

Miray Su 7 Aylık

Kızım 7. ayına girince dişi çıkar diye ümit ettiğim için diş konseptli bir bebek çekimi yapmıştım. Ancak bu diş çıkması başka aylara kaldı, bizim dişsiz prensesin.

Bu ayda kızım öyle bir hareketlendi ki kaşla göz arasında hemen kafasını ya yere vuruyor. Yada kanepe ve karyola gibi yüksek yerdeyse yere düşüyor. İki defa karyoladan düştü. 😢 Gerçi o sebepten babası ile kavga ettik. Beyefendi düşürdüm diye kızıyor. Ama akşam yemekten sonra sofrayı toplayıp, bulaşıkları yıkayana kadar tutmaya dahi dayanamayıp; sürekli... ''İşin daha bitmedi mi? Annesi; artık al. Kıpır kıpır bu durmuyor. Daha fazla bakamayacağım'' diye bir yarım saat dahi bakamıyor.'' 😒
Halbuki tüm gün onunla benim ilgilendiğimi düşünüp, bu tarz kazaların olabileceğini anlaması gerekiyor. Ama nerdeee! Onda o empati kurma yeteneği. (Bu ufak bir yakınmada burda dursun. İlerleyen yıllarda okursam o zaman hatırlayıp,  halimize güleyim. )

Kızım emeklemeyi öyle bildiğimiz gibi elleri ve dizleri üstünde şeklinde değilde; asker sürünmesi gibi sürünerek yapıyor. Hatta bu ayda o sürünerek gitme olayını bayağı ilerletti. Hızlı hızlı bir sürünmesi var ki; harika! Birde elleri yerde diz kapaklarını kaldırarak kalkmaya çalışmasını gördükçe hemen yürüyecek sanıyoruz. Ve hemen: ''Kızım sırasını şaşma. Önce emeklemen lazım.'' diyerek gülüyoruz.

Müzik dinlemekten halen çok hoşlanıyor. Hatta 'erik dalı gevrektir' diye bir oyun havası var ki. Onu duyunca hemen çığlıklar atarak gülüyor. Babası onun o haline: '' Ankaralı sonradan olunmaz. Doğulur. Kızım Ankara'lı olduğunu nasıl belli ediyor, bak'' diyor. :) Eee nede olsa kimin kızı...

Kendi başına oturmayı bu ay daha ilerletti. Ancak dişsiz prenses, öyle hareketsiz uzun süre oturmaktan hoşlanmadığı için hemen kendini yana atıp, sürünmeye uğraşıyor.

Ek gıdayı sadece bir öğün veriyorum. Sabah ve akşam öğünlerinde ise bizim yediğimiz yemeğin suyundan ve yumuşak yerlerinden tadarak, bize eşlik ediyor. Ancak bu yeme şekli doyumluktan ziyade tadımlık şeklinde. Yine sık sık emziriyorum. Anne sütünün yerini halen hiçbir şey tutmaz.
Dişleri olmadığı için yediği yiyecekler genellikle çorba yada meyve püreleri. Hazır gıdalardan hiçbir şey vermiyorum. Sadece geçen hafta bebe bisküvisi almıştım. Ondan eline arada bir iki kez verdim. Çok sevdi... Ama adı üstünde ambalajlı ürün olduğu için çok faydalı olmaz diye düşündüğüm için sık sık vermiyorum. Onun yerine kendi yaptığım bisküvi, kurabiye, kek ve poğaçalardan eline vermeye çalışıyorum. Gerçi eline verince üstünü ve etrafını pisletiyor. Verdiğim yiyeceğin yarısı midesine giderken yarısı etrafa saçılıyor. Ama olsun. Tek yesinde ben temizlemeye razıyım. Zaten halen en büyük hobim onu süslemek olduğu için, zevkle üstünü değiştiriyorum.

Miray Su 7 Aylık


Saniyeler dakikaları; dakikalar saatleri; saatler ise günleri; hatta günlerde ayları kovalaraken benim dişsiz prenses artık iyice büyüyor. Avucumum içindeki meleğim artık bebeklikten çıkıp, çocuk olmaya iyice yaklaştı. Peki bu durumdan mutsuz muyum? Diye sorarsanızda; hemi evet. Hemide hayır derim. Yani anlayacağınız farklı, tarifi imkansız duygular yaşıyorum!...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar. Bugün sizlere geçtiğimiz öğretmenler gününde; kuzularımın öğretmenlerine hediye olarak ördüğüm  filli kitap ayr...

Merhabalar sevgili okurlar. Bugün sizlere geçtiğimiz öğretmenler gününde; kuzularımın öğretmenlerine hediye olarak ördüğüm  filli kitap ayracının yapılışını paylaşacağım. Yapımı çok basit olan kitap ayracını azda olsa örgü örmeyi bilen herkesin yapabileceği kolaylıkta...
Bence bu kitap ayraçlarından sizlerde yapıp, kitap okumayı seven ve okuyan herkese hediye edebilirsiniz.. Misal ilk hediye edecek kişi ben olabilirim. 😉
Evet anladığınız üzere halen kendime bir tane öremedim. Ne demişlerdi. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş. Çok doğru. Bende herkese örüp, hediye ediyorum. Ancak iş kendime örmeye gelince sürekli erteliyorum. 😡 O sebepten hayrınıza bir tane örüp, bana hediye ederseniz çok sevinirim. 😍


Fil Kitap Ayracı Yapılışı

Renkli iplerle örülen bu sevimli fil ayracı yapmaya hazırsanız alın elinize tığ ve ip yumaklarını örmeye başlıyoruz!....

Fil kitap ayracı malzemeleri

  • 1 adet tığ
  • İstediğiniz renkte ip
  • sıcak silikon yada herhangi bir yapıştırıcı
  • Küçük oynar gözler

Fil kitap ayracı nasıl örülür?

İlk olarak 4 zincir çekin sonra 3. zincire batın. Daha sonrada o zincirin içine sık iğne ile doldurun. Burada sayı vermiyorum. Çünkü ipin kalınlığına göre sayı miktarı artar yada azalır. Sonra ikinci sıraya geçin üstlerinde aynı şekilde sık iğne ile doldurun. 3 yada 4 sıradan sonra bir deliğe iki kere sık iğne ile doldurun ki elinizdeki yuvarlar çukurlaşmasın.

Fil Kitap Ayracı Yapılışı

Kulakların yapımı: Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz gibi iki tane küçük olan yuvarlaklar kulak olacak. Bu kulakları ben 4 sıra ördüm. İki tane dört sıra olacak şekilde kulak ördüm.

Baş yapımı: Baş kısmını da aynı kulakta yaptığımız gibi 4 zincir çekip, 3. sıraya batıp. Sonrada içine sık iğne ile dolduruyoruz. Sonrada kulaktan 2 sıra daha büyük örüyoruz. Yani anlayacağınız baş kısmını da 6 sıra örmüş oluyoruz.

Gövde yapımı: Gövde yapımının başlangıcında baş ve kulak yapımları mantığında başlıyorsunuz. Yalnız gövde kısmının daha büyük olması için 8 sıra örüp, 9. sırada kuyruk ve bacakları yapacaksınız. 9. sıraya gelince ilk olarak 5 zincir çekip, zincirin her oyuğuna sık iğne yapın. Sonra ister göz kararı ister sayarak önce 6 ilmek  kadar örüp, bacağın birini yapın. Bacak yapımı ise 3 zincir çekip öyle batın. Sonra tekrar 6 ilmek kadar örüp, diğer bacağını yapın.
12 ilmek örüp, diğer bacağını yapın. Yine 6 ilmek örüp sonuncu bacağını örün. Sonrada başlangıç noktasına kadar sık iğne örüp, bitirin.

Burnu (borusu) yapımı: 50 tane zincir çekin sonrada 3 zincir çekip, batın. Her zincirin içine 1 tane gelecek şekilde başını 2 defa dolanmış şekilde batın. Böylece uzun burnunu, namı diğer hortumunu da örmüş olacaksınız.

Şimdi sıra tüm bu parçaları bir yapıştırıcı ile ister yapıştırın. İsterseniz bir iğne ve iplikle dikin. Tercih sizin. Ben sıcak silikon ile yapıştırdım. Kulakların başlangıç kısmının yarısı alta yarısı üste gelecek şekilde başın altında olacak. Gövde ise tam ortasının ucuna başı yapıştırın. En son göz ve hortumunu da yapıştırdıktan sonra kitap ayracınız tamamlanmış olacak...

Fil kitap ayracı nasıl örülür?

Sonrada okuduğunuz kitaplarda gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Yukarıda da yazdığım gibi ben bu kitap ayraçlarını çocuklarıma okumayı öğreten öğretmenlere bir teşekkür mahiyetinde hediye olarak ördüm. 
Öğretmenler günü demişken küçük kuzumun öğretmenler günü kutlaması...

öğretmenler günü kutlaması

Sınıf içinde de aramızda para toplayıp, bir yaş pasta sipariş ettik. Bir tanede sınıfça kol saati aldık. Onun yanında da çocukların kendilerinin vermesi için bu tarz küçük, gönül alma hediyeleri de verdiler. Böylece 2017 Öğretmenler günü kutlaması da bu şekilde olmuş oldu. Darısı diğer yıllardaki öğretmenler günü kutlamasına...


Filli tulum örmüştüm. Onun yapılışı ise burada 

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

                                           Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzu...

                                          Saklama Rehberi
Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)

Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Yazar:  Reşat Nuri Güntekin Sayfa Sayısı:  541 Yayın Evi:  İnkilap Çalıkuşunu ilk ilkokul 3. sınıftayken okumuştum. O yılda ...

Yazar: Reşat Nuri Güntekin

Sayfa Sayısı: 541

Yayın Evi: İnkilap

Çalıkuşu Kitap Yorumu

Çalıkuşunu ilk ilkokul 3. sınıftayken okumuştum. O yılda okuduğumda kitaptaki konuya bu kadar hakim değil. Yüzeysel şımarık bir kız çocuğunun hikayesi olarak algılamıştım. Ancak 10 yaşındaki bir kız çocuğuyken de sevmiş ve bu yazarın diğer bir kaç kitabını daha okumuştum.

Usta yazar gerçekten de o kadar güzel kaleme almış ki. 10 yaşında ki kızda 20 yaşında hatta 30-50 ve 60 yaşındaki yetişkinde okuyunca,  kitaptan zevk alarak okur. Ancak kitapta aldığı tat ve lezzet çok farklı oluyor. 10 ve 30 yaş arasındaki fark gerçekten de çok farklıydı.

Hatta bir ara kaç senesinde hatırlamıyorum; ancak TRT 1 de yayınlanan Aydan Şener'in canlandırdığı Çalıkuşu dizisi vardı. Sonra yakın zamanda çok kısa sürse de Fahriye Evcen ve Burak Özçivit in canlandırdığı dizisi vardı. Sanırım en son yayınlanan Fahriye'nin canlandırdığı dizi daha çok hafızamda kalmış olsa gerek ki; Bu okuduğum Çalıkuşu romanında Feride karakterini okurken gözümün önüne Fahriye Evcen, Kamran karakterinde ise Burak Özçivit geldi. Halbuki kitaptaki kamran sarışın ve renkli gözlü olarak tasvirleniyordu....

Çalıkuşu Kitabının konusu


Kitabın baş karakteri olan Feride yani namı değer Çalıkuşu; Küçük bir çocukken annesini kaybeder. Bunun üzerine asker olan babası ile farklı şehirlerde dolaşır. Küçük yaşta annesiz kalmanın vede devamlı dört bir yanı askerlerle dolu olan ortamlarda yetişmenin sebebi ile hırçın bir çocuk olmuş. Babası bu durumdan rahatsız olup, düzgün bir hayatı olsun diye anneannesinin yanına bırakır. Ona bakan anneannesin de ölmesi üzerine babası başka kimseye yük olmasın diye yatılı bir Fransız mektebine yazdırır. Tatillerde teyzesinin yanında olan Feride, teyze oğlu Kamran ile sürekli çatışır. Ancak bu Kamran'a olan hırçınlığının ona olan aşkı olduğunu ilk başta kendine dahi itiraf edemez.

Yarı çocuksu, yarı şımarık hallerinden Kamran da çok etkilenir. Oda aynı şekilde Feride'ye aşık...
İki aşık en sonunda okulun bitmesine 1 sene kala nişanlanırlar...
Teyzeleri düğün hazırlığı yaparken ansızın gelen davetsiz misafir sayesinde öğrenir ki: Nişanlısı Kamran onu sarı çiçek adını taktığı bir kadınla aldatmış. Bunun üzerine konaktan hiç kimseye haber vermeden valizini alıp, çıkar..

Bu verdiği ani karar neticesinde Anadolu'nun ücra köşelerinde muallimlik yapar. Oralarda yokluk ve sefalet içinde tek başına muallimlik yaparken. Anadolu insanın yalnız başına genç ve güzel bir kızın yaşamasına verdiği tepkiler. Ve her şehirde ona İpek böceği, Gülbeşeker gibi farklı lakaplar takılmış olmasına kadar bir sürü ani ve serüven yaşar. Anadoluda muallimlik yaparken sizlerde onunla birlikte o dönemin şart ve zorluklarını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Aşkı, sevgiyi, öfkeyi, ızdırabı ve dönemin insan özelliklerini detaylı ve sıkmadan anlatan kitap içine sizi aldığı gibi bırakmıyor. Muhteşem, beni duygudan duyguya sürükleyen bir kitaptı ve hala okumamış olanlara tavsiye ederim , mutlaka okuyun.

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar; Bugün sizlere Hamile Antalya Gezi yazısının son kısmını paylaşmaya geldim. Paylaşacağım yer: Antalya'nın...

Merhabalar sevgili okurlar;
Bugün sizlere Hamile Antalya Gezi yazısının son kısmını paylaşmaya geldim. Paylaşacağım yer: Antalya'nın büyük şehirlerinden biri olan Manavgat ilinde yer alan Manavgat şelalesi!...

MANAVGAT ŞELALESİ

Manavgat ili ile özdeşleşmiş bir doğal güzellik olan Manavgat şelalesi; Manavgat'ın 3 km. kuzeyinde yer alıyor. Giriş ücreti 5 TL

 
MANAVGAT ŞELALESİ


Manavgat şelalesi, yüksekliğinden ziyade genişliği ile ünlü bir şelale. Bu şelalelin 3 bilemedin 4 metre bir yüksekliği var. (zaten fotoğraflarda da görüyorsunuz) Ancak geniş bir şelale olduğu için öyle gümbür gümbür bir sesi var ki; harika!


MANAVGAT ŞELALESİ


Şimdi bu postu yazarken içimden: ''Keşke şelalenin sesinin videosunu çekseydim'' diye geçirdim. Çünkü sesi görüntüden daha büyük ve yoğun. Hatta ilk gördüğünüzde 'Bu kadar alçaklıkta akan sudan nasıl bu kadar ses çıkıyor?' diye bir şaşırıp, sağına soluna bakıp. Başka alışa gelmiş deha sal yükseklikte şelale arıyorsunuz... Ancak boşuna bakınmayın. Yok! 😝

MANAVGAT ŞELALESİ


Yeşilin ve mavinin en muazzam tonları, göz okşayıcı hoş manzaralar oluşturmuş. O sebepten fazla yüksek olmamasına rağmen, sayısız yabancı ve yerli turist çekiyor. Çünkü renk aroması gerçekten de görülmeye değer... (Yukarıdaki fotoğrafın fonundaki görüntü; sizce de harika değil mi?)


MANAVGAT ŞELALESİ

Son olarak ailecek bir selfi ile biz Manavgat şelalesi gezimizi bitirdik. Hatta bu Manavgat şelalesi gezisi ile Antalya gezimizde bitmiş oldu.

Bir gezi yazısı dizisinin daha sonuna geldik... Başka şehirlerin gezi yazısı dizisinde görüşmek dileği ile hoşça kalın...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Antalya'ya kadar gelipte tekne turlarına katılmadan dönmeyelim dedik. Ve arabanın dümenini dönüş yolunda iken; Antalya'ya merkeze ...

Antalya'ya kadar gelipte tekne turlarına katılmadan dönmeyelim dedik. Ve arabanın dümenini dönüş yolunda iken; Antalya'ya merkeze çevirdik. Ufak çaplı bir araştırma sonucu, öğrendik ki: Antalya merkezde kale içinin aşağısında yat limanı varmış. Bu limandan günü birlikte özel yat seyahatleri oluyormuş. Bizde telefonun navigasyonu ile kale içine girdik. Lakin bu kale içi tıp ki Ankara kalesinin çevresi gibi dar sokaklar ve eski tarihi evlerden oluşuyormuş. Tabi bu evlerde halen oturan kişilerde olunca araba ile kale içinden geçmek imkansız gibi. Geri dönelim desen dönmekte imkansız. Artık etraftaki insanlara sorunca araçlar için ayarlanmış özel bir park alanı olduğunu öğrendik. Ve zar zor oraya gidip; arabamızı park ettik. Buradan Antalya kale içi yat limanına gidecek olan kişilere tavsiyem arabanızı kesinlikle kalenin içine sokmayın! Biz bir hata ettik, siz etmeyin!



ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU


Antalya yat limanı olarak anılan yer ise bir zamanlar Antalya şehrinin limanıymış. Türkiye'nin güney kıyısında Mersin'den sonra gemilerin yanaşabileceği 2. büyük limanmış. Günümüzde ise; bu limandan sadece yatlar yaralanmakta. Özellikle kıyıya bağlanmış günübirlik çevre gezisi yapılan yatlar ile dolu...

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU



Zaten siz limana inince her yatın kenarında bir çığırtkanın: ''hemen kalkıyoruz!'' diyerek müşteri topladığını göreceksiniz. Orada ki yatlardan çocukların ilgisini çeken bir yata  ücretimizi ödeyerek biletimizi aldık. 

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU


Çocuklar yatın içinde ilk başta biraz ürktüler. Lakin bir 10 dakika kadar sonra alışıp, bizlere pozlar dahi verdiler. Bu yat gezide; sanırım yüzmekten sonra en çok hoşlarına giden ve hatıralarında kalan anı olarak kalacak herhalde... Çünkü şuanda bile onlara '' Antalya gezisinde neler yaşadık. Hatırlıyor musunuz?'' diye sorunca hemen ''Anne ne çok yüzdük. O su kaydırağın da kaymak çok eğlenceli idi. Diye bir başlayıp, Antalya da bindiğimiz tekne ne kadar eğlenceliydi. Suyun üstünde gitmek harika bir duyguymuş'' diye cümlelerini bitiriyorlar.

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU

Benim için ise 1 saatlik yat turu kısa geldi. Tam doyamadım. Resmen tadı damağımda kaldı. Ama yinede azda olsa yaşadık diyede hatırımda kalan en güzel Antalya gezi anımdı. Bize bu duyguyu yaşattığı için kocişkoma bir kezde buradan teşekkür etmek istiyorum. ''Aşkım çooook teşekkürler! Devamını bekliyoruz ha, ona göre ;) ''

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU

Antalya kale içinde kesik minare vede Hıdırlık tepesi olarak anlılan iki tane tarihi yerler var. Ancak havanın çok sıcak olması vede benim hamile olmam sebebi ile oraları gezemedik. Hatta yukarıda ki fotoğrafta arka tarafta gözüken bayraklı kale gibi olan yer Hıdırlık  tepesiymiş. Bizzat içlerine gidip, gezemedik ama araba ile giderken kesik minarenin önünden geçtik. Şimdi fotoğraflara baktım; ama maalesef ki oranın fotoğrafını çekmeyi atlamışım.

Bizim Antalya kale içi yat turu gezimiz bu şekilde oldu. İstanbul feribot gezisi yazımı okumak isterseniz de sizleri buraya alayım.


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Benim kusmuklu prensesim yaşını yarıladı ya!!! Şuan düşününce bir tuhaf geliyor. İnanamıyorum. Sanki şaka gibi. Ama maalesef ki gerçek kızı...

Benim kusmuklu prensesim yaşını yarıladı ya!!! Şuan düşününce bir tuhaf geliyor. İnanamıyorum. Sanki şaka gibi. Ama maalesef ki gerçek kızım 6 aylık hatta 2 hafta sonra 7. ayına girecek. Hep yazıyorum, yine yazacağım; zaman çok zalimsin... :(

Can kızım evet hızlı hızlı büyüyor. Ancak büyümenin getirdiği güzellikleri de yaşamıyor değiliz. Misal artık daha çok oyun oynamak istiyor. Beni babasını ve abilerinden birini görünce ayağını yere vura vura bir zıplaması var ki harika!
Özellikle babası şarkı söylediği zaman poposunu sallamaya başlaması ayrı bir cilve. Ki zaten babasına öyle cilveler döküyor ki aklınız hayaliniz durur. Sanırım kızım babayı bizden daha çok sevecek gibi... ;)

Miray Su 6 Aylık

Ben yine diğer aylar gibi hemen bir konsept belirledim ki. Zaten konsept belliydi. 6 aylık demek ek gıda demek, olduğu için ek gıdayı konsept alarak kendimce bir şeyler tasarlayıp, fotoğraf  çektim. Kızım büyüdükçe bu şekilde konseptli fotoğraflar çektiğim için mutlu oluyorum. Çünkü ilerleyen yıllarda kızım büyünce 1. ayından başlayarak nasıl geliştiğini ve neler yaşadığını kendisi okuyacak. (güzel bir duygu olsa gerek)

Kızımın 6 aylık aşı ve doktor kontrolünde kilosu 7 kilo 460 gram geldi. Hafif burun akıntısı vardı. Onun için doktor bir ilaç yazdı. Gerçi ben o ilacı almadan 1-2 kere calpol vererek iyi yaptım. Bence şimdiden bebeklere antibiyotik vermemeliyiz. Onlar için en güzel antibiyotik anne sütü diye düşünüyorum. Özellikle halsiz olduğu anlarda daha sık emziriyorum. Çünkü biliyorum ki emzirerek daha hızlı iyileşiyor.

Emeklemeyi henüz tam bilmiyor. Ama sırt üstü yere bıraktığım zaman hemen yüz üstü dönüyor ve poposunu kaldırarak sürüne sürüne öne arkaya gidiyor. Hatta son bir haftadır yuvalanmayı öğrendi. Yuvalana yuvalana kanepelerin ve masanın altına girip, orada kalıyor. Çıkamayınca da bas bas bağırıyor. :) Babası kızımın bu şekilde yuvalanmasını gördükçe: ''Sanırım bizim kız emeklemeyi yanlış anladı. Kıza emeklemeyi gösterin' diyor. :)
Halen kendi başına oturamıyor. Desteksiz oturtunca öne doğru eğilip, düşüyor. Eline bir oyuncak verince bir elinden diğer eline alıyor. Ses çıkarması için sağa sola sallıyor. Hatta yere vuruyor. Yakınına sevdiği oyuncakları bırakıyoruz. Böylece o oyuncakları görünce, onu almak için uğraşarak, yerden alıyor.

Akşam yemeklerinde biz yemek yerken onuda masanın bir kenarına; mama sandalyesine koyup, oturtuyoruz. Sonrada önüne yiyecekler koyuyorum. O önündeki yiyecekleri eli ile alıp, ağzına götürüyor. Hatta bazen alacağım diye yere düşürünce de düşürdüğü yere bakarak bağırıyor. Bizden yere düşen mamasını alıp, vermemizi istiyor. İştahı şimdilik çok iyi. Meyve ve çorbalara bayılıyor. Ne versek iştahla yiyor. Ama yoğurdu pek sevemedi. Ama ben yinede arada bir kaşık verip, teklif ediyorum. İnşallah sevecek...

Kendisi ile konuşmamızı halen çok seviyor. Hatta biz konuşurken melodi sel sesler çıkararak, bize cevap dahi veriyor. O şekilde melodi sel sesler çıkardıkça 'bak ... demek istiyor.' Diye kendimizce onun çıkardığı seslere anlam yüklüyoruz. Canım kızım resmen evimize neşe getirdi. İyi ki onu doğurmuşum. İyi ki kızım dünyaya gelmiş. Çok şükür ki Rabbim bize 3. çocuğu nasip etmiş.
Bazen düşünüyorum da kızım hayatımızda değilken biz nasıl mutlu oluyorduk? Nasıl neşeleniyorduk ki? Sanki ondan öncesi yokmuş gibi. O hep bizimleymiş gibi geliyor. Hayatımıza öyle bir girdi ki bize hep o varmış hissini yükledi...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bugün Antalya gezi yazıma; kaldığımız otelde nasıl vakit geçirdiğimizi kaleme alacağım. İlk bölümde de yazdığım üzere hamile olduğum için ...

Bugün Antalya gezi yazıma; kaldığımız otelde nasıl vakit geçirdiğimizi kaleme alacağım. İlk bölümde de yazdığım üzere hamile olduğum için öyle karış karış gezmek benim gözümde de büyüdüğü için bu sefer 'otel tatili' yapmayı düşünerek tatile çıkmıştık. Üstelik sabah akşam kah denizde; kah havuzda yüzerek eğlenmeyi çocuklarda çok istiyordu. ''Madem o kadar çok istiyorsunuz bu senede sizin istediğiniz gibi bir tatil olsun'' diyerek karar verip, öyle tatile çıkmıştık. Tabi canım kocişkom benim gezgin ruhumu da hoşnut etmek için yol üstünde ki bir iki güzelliğe de uğramayı ihmal etmedi. Tabi biliyor karısını nasıl mutlu edeceğini ;)

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK

Kadriye Sarp otel özellikle tesettürlü bayanların ve ayrıca çocuklu ailelerin rahat edebileceği tarzda mütevazi ve samimi bir otel. Çünkü bu oteldeki kişiler genellikle senin benim gibi çoluk çocuklu oldukları için. Çocukların en ufak arsızlıkların da gözleri ile sizi taciz etmiyorlar. Aksine onlarında başına geldiği için pek umursamıyor; sanki bir şey olmamış gibi davranıyor. Bence bu seçenek çok önemli. Bazı otellerde tesettürlü bayanlara sanki bir öcüymüş gibi bakan, çocuklara ise uzaylıymış gibi davranan insanlardan çok fazla var. O kişilerin olduğu yerde bulunmaktan hoşlanmadığım için orada tatil yapmak bana eğlenceden ziyade işkence gibi geliyor.

Kadriye sarp otelde; bir çocuk havuzu ve yetişkin havuzu ve bir tanede aqua parkı var. Havuzlar öyle çok büyük değil. Zaten havuzda genellikle çocuklar yüzeceği için çok büyük olmaması bizim için bir artıydı. Daha rezervasyon yaptırmadan önce iki çocuk olduğunu söylerseniz, odaya çocuklar içinde yatak ekliyorlar.


KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK


Klimalı, 7-24 sıcak sulu, internetli ve televizyonlu olan odaları da ferah ve temizdi. Yalnız çarşaflar günlük değil 2 günde bir değişiyordu. Otelin gözüme batan tek eksi yönü diyebilirim.

Biz araba ile geze geze geldiğimiz için yol yorgunu idik. O yüzden hemen kendimizi odaya atıp, duşumuzu alıp, rahatlayıp öyle dışarı çıktık. Ki zaten aqua parkı görünce heyecanlanan çocukları daha fazla tutmakta imkansızdı. Bıraksak kendi başlarına aşağıya inip, havuzda yüzecekler...

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK

Onlar babaları ile havuzda yüzerken bende bir köşede bir şeyler yiyip, içerek onları izledim. Onların kahkalarını dinlemek gerçekten de çok güzeldi. Üstelik bol kitap okuma zamanım oldu. Sürekli midem bulandığı için dinlenmek bana çok iyi geldi. 

Sabah kahvaltısından sonra sahile inip, denizde de öğlen yemeğine kadar kaldık. Ki zaten orada ücretsiz içecek, gözleme ve hamburger yiyip, içebileceğin yer olduğu için öğlen yemeğine gitmeye de gerek yoktu. Ancak ben her ne kadar gölgede şezlongda olsam da sıcak hava ve nem bunalttığı için odada dinlenmem gerektiği için öğlen geri dönüyorduk. Üstelik öğlen yemeğinde sıcak çorba içmeden fastfood tarzına yönelsek çocukların midesini bozarız diyede korkuyordum.

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK

Akşam yemekten sonra Belek'in merkezine gidip, oraları gezdik. Belek'te de tıp ki diğer tatil semtlerinde de olduğu gibi gece herkes sokaktaydı. Sokak aralarında canlı müzik ve eğlenceler aniden karşınıza çıkma ihtimali yüksek. Üstelik parklarına gidip, çocukları parkta oynatırken, bizde bir bankın üzerinde çekirdek çitleyerek onları izleme zevkinden de mahrum kalamazdık.

Caratta ceratta kaplumbağalarının yumurtlama alanları olduğu için bu kaplumbağalardan sahilde görmek mümkün. Özellikle sabahın ilk saatlerinde kumsal altındaki yavrular içgüdüsel olarak kumsalın yüzüne çıkıp, sahile ulaşırmış. Biz o saatlerde genellikle uyuyor olduğumuz için hiç canlı ceratta ceratta kaplumbağalarından görmedik. Ancak gece şehir merkezinde gezerken ceratta kaplumbağasının heykelini görüp; ''Hiç olmazsa heykeli ile birlikte fotoğrafımız olsun, istedik.''

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK


Biz tatil mekanı olarak Antalya'nın Serik ilçesine bağlı bir turizm mekanı olan Belek'i seçtik. Belek Akdeniz bölgesinin en nitelikle turistlik konaklama tesislerine sahip olduğu için çoğu turistin tercihleri arasında. Belek'in etrafında meşhur golf sahaları, şelalesi ve antik kenti gibi çok gezilecek yerlerde var. Ama biz daha önceden de bir kaç kez yazdığım üzere bu tatili gezi tatili değilde, otel tatili olarak düşündüğümüz için oralara gitmedik. Şimdi pişman mıyım diye sorarsanız? Evet derim. Ancak şuanda hamile olmadığım için öyle düşündüğümü biliyorum. Yine aynı şekilde hamile, üstelik sıkıntılı bir hamile olsaydım yine gitmek istemez ve gitmezdim. Ona adım gibi eminim...

Evet çok fazla gezmedik. Ancak hiçte gezmedik değil. O yüzden Antalya gezisi yazı dizim burada bitmiyor. Daha devamı var. Haftaya perşembe günü görüşmek dileği ile Hoşça kalın....

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

En son yazdığım Bebekli gezide bir cümle yazmıştım. ''Biz kızımla daha karnımda iken gezmeye başlamıştık'' diye hahh işte ...

En son yazdığım Bebekli gezide bir cümle yazmıştım. ''Biz kızımla daha karnımda iken gezmeye başlamıştık'' diye hahh işte şimdi tam olarak yazdığım o cümlenin açılımını paylaşmaya ilk bölümüne başlıyorum....

Henüz 3 aylık bir hamileyim. Ancak bulantı, halsizlik hatta kansızlık aralarında yarış eder durumda... Ama yinede bana gezme olsun yeter ki. Biri gezme derse herhalde hasta yatağımdan kalkıp; ''hadi gezmeye gidelim'' derim diye düşünüyorum. 🙈🙊🙉

Neyse efendim. Biz yine eşimin senelik izninde ailecek bir yerlere gitmeye karar verdik. Ancak bu sefer farklı şehirleri keşfetmekten ziyade daha önceden gittiğimiz bir şehre gidip, otelde yatıp, dinlenerek geçirmeye karar verdik. Bu kararı verme nedenimiz tabi ki benim kansızlık, halsizlik ve bulantı sorunlarım yüzünden. Eşim ve çocuklar havuzda ve denizde yüzerken bende bol bol yatıp, dinlenecektim.

Her şey dahil bir otelde yer ayırtıp, yolculuğa koyulduk...

EĞİRDİR GÖLÜ

Yolculuğa yine sabah ezanları dahi okunmadan çıktık. Yataklarında uyur olan çocukları kucağımıza alıp, arabanın arkasına yatırdık. 
Onlar uyandıktan sonrada bir köy konağının yanına durup, çocukları giydirdim. 😊

EĞİRDİR GÖLÜ

Antalya'ya Isparta üzerinden gidip: ''Hiç olmazsa Ispartayı bari görmüş oluruz.'' diye düşündük.

Çocukları giydirip, tuvalet ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra tekrar arabaya atlayıp, yolumuza devam ettik...

Biranda karşımıza çıkan Eğirdir gölününü gören çocuklar hemen heyecanlanıp: ''Baba bu deniz miii?'' diye hayran hayran izleyerek, bizi soru yağmuruna tutular. Nede olsa Ankara da doğup, yaşadıkları için. Onlar için göl Mogan gölü şeklinde ucu bucağı gözüken su birikintisi olarak algılanmıştı. Bu şekilde ucu ve bucağı gözükmeyen su birikintisinin göl olduğunu öğrenince hemen peşinden Türkiye'nin kaçıncı büyük gölü olduğunu merak ettiler.
Türkiye'nin en büyük gölü Van gölü, 2. büyük gölünün ise Tuz gölü, 3. büyük gölü Beyşehir gölü, 4. büyük gölü eğirdir gölü olduğunu öğrendiler..

EĞİRDİR GÖLÜ

Hava mis, manzara süper olunca hemen bir kenara arabayı park edip, bu güzelliği hiç olmazsa tadımlık dahi olsa görmeye karar verdik.
Bizim keşfimiz Antalya'ya giderken yol üzerinde karşımızda çıktığı için ancak biraz soluklanıp, o muhteşem Eğirdir gölünü izleyip, serin sularına ayaklarımızı sokmak ile kaldı. Ancak Isparta'nın şirin ilçesi olan Eğirdir; başlı başına gezilip, görülmesi gereken bir yer.

EĞİRDİR GÖLÜ



Friglerden, Lidyalılara, Pers İmparatorluğundan,  Seleukoslulara ve Romalılara kadar pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü bir ilçedir Eğirdir...
Anadolu Selçuklu egemenliğinde iken, Selçuklu Sultanları doğal güzellikleri sebebiyle ilçeyi yaklaşık 75 yıl sayfiye şehri olarak kullanmış. Ve hatta o dönemde Eğirdir'e 'Cennetabad' olarak adlandırmışlar.

EĞİRDİR GÖLÜ


Ülkemizin en büyük doğal tatlı su gölü olan Eğirdir gölünü sadece tadımlık görmek yetmez. Bu gölü ve şirin ilçeyi karış karış gezip, doymak gerekir diye karar verip. Gezi rotamıza bir ara Eğirdir'e de yer vermeye orada kararlaştırıp, yolumuza devam ettik.

EĞİRDİR GÖLÜ

Ancak karnımızda; acıktık gürültüleri gelmeye başlayınca bu şehrin birde çorbasını ve yemeklerini tatmak için hemen karşımıza çıkan ilk restoranda gittik. Öyle açtık ki hangi restoranda gittiğimizi dahi hatırlamıyorum. 'Şuanda düşündüm de sahi bu restorandın ismi neydi?' diye ama yok aklıma ismi gelmiyor... :) Ancak o mercimek çorbasının lezzeti halen şuanda damağımda. O çorba gerçekten de çok lezzetli miydi; yoksa biz çok aç olduğumuz için bize mi öyle geldi? Onu bilmiyorum. Ama dediğim gibi tadı şuanda bu satırları yazarken dahi damağıma gelip, ağzımı sulandırıyor... 😋

EĞİRDİR GÖLÜ

Hıı bu arada Eğirdir'in bir başka güzelliği ise etrafındaki arsalarda çok fazla meyve ağaçları; özellikle elma ağaçları vardı. Türkiye'nin elması ile meşhur ili Amasya olduğunu bilmesek, Eğirdir sanacaktık. O derece fazlaydı... Bu şehir gerçekten de bir harika bence bu şehre bir kaç günlüğüne gezi düzenlememiz lazım. Çünkü şuanda yazarken dahi Şehir ve göl aklıma gelip, burnumun direği sızladı... 

Antalya gezi yazısını şimdilik burada bitiriyorum. Ancak henüz yolda olduğumuzu daha Antalya'ya dahi ulaşamadığımızı unutmayın... Yani anlayacağınız yine sizi bir gezi yazısı dizisi bekliyor. Devamını haftaya Perşembe günü yazmayı düşünüyorum. Yeni postlarda görüşmek dileği ile hoşça kalın...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar. Bugün sizlere yine taslaklarda kalmış bir tarif olan gül tatlısının tarifini vermek istiyorum. Bu tarif görünt...

Merhabalar sevgili okurlar. Bugün sizlere yine taslaklarda kalmış bir tarif olan gül tatlısının tarifini vermek istiyorum. Bu tarif görüntü ve lezzet olarak davet sofralarına hatta bayram tatlılarına çok güzel bir alternatif oluyor. Allah nasip ederse kızımın diş buğdayını yapmayı düşünüyorum. O zaman da tatlı olarak bu gül tatlısını yapacağım. (Bakalım Allah izin verecek mi?)

İsterseniz hemen tarife geçelim de sizlerde hazır zaman varken bugün tatlı olarak bu tarifi yapın. Hele ki aranızda bugün için özenli bir sofra kurmayı düşünen okurlarım varsa. Bence hiç zaman kaybetmeden hemen yapmaya koyulun.

Gül Tatlısı Tarifi

Şerbetli gül tatlısı malzemeleri

  • 1 paket margarin 
  • Yarım su bardağı yoğurt 
  • 1 su bardağı irmik 
  • Yarım su bardağı ay çiçek yağı 
  • 1 yumurta 
  • 1 kabartma tozu 
  • 1 vanilya 
  • Aldığı kadar un 


Şerbeti için;
  • 3 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı su

Şerbetli gül tatlısı nasıl yapılır?

Gül tatlısını yapmaya ilk olarak şerbetinden başlayın. Derin bir tencereye önce şeker ve suyu koyarak kaynatın. 10-15 dakika kadar kaynatıp, soğumaya bırakın.

Daha sonrada tatlının hamurunu yapmaya koyulun. Bunun için derin bir kaba eritilmiş margarin, sıvı yağ, yoğurt ve irmiği ekleyip, bir çırpıcı ile karıştırın.

Şerbetli gül tatlısı nasıl yapılır?

Daha sonrada üzerine vanilya, kabartma tozu ve unu ilave ederek kıvamlı bir hamur elde edin. Sonrada hamuru merdane ile çok kalın olmayacak şekilde açın. (Yukarıdaki fotoğraf kolajında gözüküyor)

Açtığınız hamuru çay bardağı ile kesin. Kesilen dairenin üç tarafını bir bıçak yardımı ile çizik atın. Yine yukarıdaki kolajda gözüküyor. Sonrada içine bir tane fındık koyup, yukarıda da gözüktüğü gibi katlayın. Böylece bir tane gül şekli elde etmiş olacaksınız. 

Diğer tüm hamurları aynı işlemi uygulayıp, gül tatlısının gül şeklini hamur ile elde etmiş olacaksınız. Sonrada hazırladığınız tüm gül şeklindeki hamurları altını yağladığınız bir fırın tepsisine dizin.

Şerbetli gül tatlısı nasıl yapılır?


Sonrada önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında altı ve üstü nar gibi kızarana kadar. Yaklaşık 30 dakika kadar pişirin. Fırından sıcak olarak çıkan gül tatlısına soğuk şerbeti dökün. Sonrada bir kenara koyup, şerbetini çekip, soğumaya bırakın. 

Gül Tatlısı Tarifi

Sonrada istediğiniz şekilde süsleyip, servis edin....

Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyetler olsun...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar. Küçük oğlumun sosyal bilgileri dersinde her hafta bir etkinlik çalışması oluyor. Normalde etkinlikleri çocuklardan ç...

Merhabalar arkadaşlar. Küçük oğlumun sosyal bilgileri dersinde her hafta bir etkinlik çalışması oluyor. Normalde etkinlikleri çocuklardan çok veliler kafa yorup, yaptığı için ben pek tasnif etmiyorum. Ancak bazı etkinlikler o kadar eğlenceli ki ailecek eğlenceli vakitler geçirmenize neden oluyor. :)

İki hafta önce, bizim nesilin yapboz olarak tabir ettiği; ancak (ecnebi düşkünlüğümüz sebebi ile onların tabiri ile anılmaya başlandığı için) şimdiki nesil puzzle olarak bilinen bir etkinlik ödevi vardı. Ödevimiz her hangi bir nesne, hayvan yada insan resmini istediğiniz şekillerde ve istediğiniz parçada yapboz yapmaktı...


Fotoğraftan Yapboz (Puzzle) Yapımı

Fotoğraftan puzzle nasıl yapılır?

Düşündüm, taşındım. Ve aklıma kurban bayramı günü çektiğim şekerden iyi bayramlar yazan, üç kardeşin birada bulunduğu resmi yapboz yapmaya karar verdim. İlk önce bir kırtasiyeden o resmi A5 kağıdına çıkarttım. O fotoğrafı bir kartona yapıştırdım. Sonrada kartonun arkasına rastgele şekiller çizip o şekilleri makas ile kestim. Hepsi Bu kadar....

Fotoğraftan puzzle nasıl yapılır?

Şekiller aceleye geldiği için pek güzel olmadı. Eminim ki sizler daha özenli ve güzel yapabilirsiniz.
Sonrasında ise çocuklar ile birlikte eğlenerek yaptık. Hatta dakika tutup en hızlı kim yapıyor oyunu dahi oynadık. Biz nerdeyse 1 hafta ara ara çıkarıp, bu yapbozu yaparak oynadık. Daha sonrasında her oyuncaktan sıkıldıkları gibi bundan da sıkıldılar. Bende kaldırdım. Aradan biraz zaman geçtikten sonra tekrar çıkarırsam eminim ki bir kaç gün yine eğlenerek oynarlar. :)

Bence bu çalışmayı küçük çocuklarınız için bir aktivite çalışması olarak yapabilirsiniz. Tabi onlar için yaşlarına göre parçayı azaltabilir yada çoğaltabilirsiz.  Ben bu yayını sizlere fikir vermek maksatlı yazdım. Hatta bundan sonra bu tarz çalışmaları fırsat buldukça da ekleyeceğim. Çünkü biliyorum ki çoğu anne bu tarz etkinlik fikri almak için googleye aratma yapıyorlar. O şekilde arama ile gelmiş bir kişi iseniz. Buraya da bir göz atmanızı tavsiye ederim. Orada da sizlerin ilgisini çeken çok çalışma var.
Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve iyi eğlenceler dilerim.... ;)


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Canım kızım kusmuklu prensesim artık 5 aylık bir bebek... Hatta 17 gün sonra 6. ayına girecek Allah'ın izni ile... Bu ayda kızım kendi...

Canım kızım kusmuklu prensesim artık 5 aylık bir bebek... Hatta 17 gün sonra 6. ayına girecek Allah'ın izni ile...
Bu ayda kızım kendi kendine agu, gugu, ecu,egü, anii gibi sesler çıkararak keyfinin yerinde olduğunu bildirirken AAA, AHHH, EHHH, IHH diyerek bağır-arakta birilerine seslenip, halinden hoşnut olmadığını kendince anlatmayı öğrendi. Özellikle uykusu geldiğinde eli ile gözüne ve burnuna sürterek öyle yüksek sesli bağırıyor ki. Burada bana ''Anne gel beni rahatlat ya ayağında yada beşiğim de sallayarak uyut. Veyahut meme emdirerek uyut. Ben kendi kendime uykuya dalamadım'' demek istiyor.
Acıkınca ise iki elini birden ağzına sokup şapur şupur emerek bağırıyor.. Burada da ''Çok acıktım. Acil karnımı doyur!'' diyor.
Altı pis olduğu anlarda ise üstündeki kıyafetleri eli ile tutup çekiştirerek bağırıyor. Birde öyle kendi başına kaldığı zamanlarda da bağırıyor ki evlere şenlik. Bu bağırma ise ''Çok sıkıldım.Çabuk yanıma gelip benimle oynayın!'' demek istiyor. Minnoşum maşallah öyle akıllı ki çıkardığı sesler ve vücut dili ile derdini anlatabiliyor. Yada ben onu çok iyi tanıdığım için bebişim lep demeden lep lebi dediğini, anlıyorum. ;)

Miray Su 5 Aylık

Eylül ayı; okul sezonun açıldığı ay olduğu için abileri ile çok meşgul olduğum için 5 aylık konsept fotoğrafını bir hafta geç çekmek zorunda kaldım. Tabi okul sezonuna uygun bir konsept yapmasam olmazdı. Bende hemen yine aklıma gelen ilk nesneler ile bir konsept belirleyip, kızımın fotoğraflarını çektim. Aslında instragram sayfamda daha fazla konseptli fotoğraf paylaşıyorum. Orayı takip ederseniz bu aylık fotoğraf konseptlerinden daha fazlasını bulabilirsiniz.

Okul sezonu demişken kızım 5 aylıkken okula başladı. Özellikle öğlenci olan abisini bırakmaya kesin benimle birlikte gidiyor. Ama abisini almaya havalar müsaade ettikçe gidiyor. Bazen hava çok soğuk olduğu zaman uyutup, büyük abisinin yanına bırakıp gidiyorum. Allah'tan okul yürüme mesafesi ile 10 dakikalık bir mesafede olduğu için abi ile yalnız bir 15-20 dakika kalabiliyor. Yoksa diğer türlü soğuk havalarda, hatta yağmurlu, karlı havalarda dahi yanımda götürmek zorunda kalacaktım. Buda daha çabuk hastalanmasına neden olacaktı. Çok şükür ki bu aya kadar doğumdan kaynaklanan köprücük kemiği kırıklığından başka hastalığı olmadı. Maşallah demeyi unutmayın!

Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere artık sırt üstü yattığı zaman hemen yüz üstü dönüp, ellerini öne doğru uzatıp, poposunu kaldırarak arka arka gitmeye çalışıyor. Tabi bizim nazlı prenses kendini fazla yormayı sevmediği için bir iki zorlayıp, sonra hemen kafasını yere koyup, ellerini emmeye koyuluyor.

Dişi henüz çıkmadı. Ama çok kaşındığı belli. Eline ne alırsa hemen ağzına alıp, dişlerine sürtüyor. Hatta emerken dişleri kaşınıyor sanırım. Çünkü bazen damakları ile sıkıp canımı öyle bir acıtıyor ki anlatamam... Önündeki oyuncak yada kaleme uzanıp, eli ile tutup, kendine çekmeye başladı. Artık çıngıraklarını ellerine alıp, sağa sola çarparak kendi ses çıkartabiliyor.

Ellerine yine hayran hayran bakıp, her parmağını ince ince inceleyip, sonra elini ağzına almaya devam; hatta artık ellerine olan ilgisi yanında ayaklarına da ilgi duymaya başladı. Bu ayda özellikle ayaklarını elleri ile tutarak ağzına götürmeyi sık sık yapmaya başladı. Özellikle bezini değiştirirken hemen o boşlukta ayaklarını kaldırıp, ayak baş parmağını hemen ağzına sokup, emiyor.

Daha dün 5 aylık hamilelik günlüğümü yazarken. Cinsiyeti kız mı yoksa erkek mi tam belli olmadığını yazmışım...
Şimdi de kızımın 5 aylık günlüğünü yazdım.
İlerleyen yıllarda da belki kim bilir bu bloğumu yazmaya devam edersem 5 yaş kutlamasını yazarım. Allah onların acısını bana yaşatmasında ben her hallerini buraya en ince ayrıntısına kadar yazmaya varım...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar. İnstragramda paylaştığım üzere çarşamba günü kızım için eve bir paket geldi. Online bebek alış-verişi yapmak bildiği...

Merhabalar arkadaşlar. İnstragramda paylaştığım üzere çarşamba günü kızım için eve bir paket geldi. Online bebek alış-verişi yapmak bildiğiniz üzere biraz riskli bir durum. Çünkü bebeklerin narin cildine her kumaş türü uymuyor. Online alış-verişte ise kumaşların cinsini anlamak pek mümkün olmuyor. Geçen hafta bir mail ile tanıştığım toker bebe kaliteye öncelikle önem veren  Ankara da bulunan bir e ticaret mağazası...
Anne-bebek, Araç-gereç, bakım-banyo, bebek bezi ıslak mendil, bebek odası, beslenme, oyuncak ve giyime dahil bir sürü ürünü bağrında barındırıyor.



Siteye şöyle bir göz atayım diye girdim. Ama bir türlü çıkamadım. Özellikle bebek giyim kategorisi o kadar kaliteli ve güzel ki ücret sınırı olmasa hemen hemen hepsini sipariş etmek isterdim :)

Ben şimdilik o ürünler arasında kızımın en çok ihtiyacı olduğunu düşündüğüm bu ürünleri aldım. Malum önümüz kış. Havalar soğumaya başladı. Bizde kızımla abilerini okula bırakmak için sık sık dışarı çıkıyoruz. Soğuk havalarda dışarı çıkarken giymesi için bir tanede lacivert ve beyaz yatay çizgili bir mont siparişi verdim. Ürün elime gelince kumaşın yumuşaklığı ve dokusu öyle güzel ki hiç tereddüt dahi etmeden kızıma giydireceğim tarzda bir ürün ile karşılaştım.




Vee ayakkabı-şapka bu günlerde indirimde olduğu için ücreti oldukça uygun olan bu ikili takım ile kokoş olan küçük hanımların kokoşluğuna kokoşluk katacak cinsten. Biz okula giderken bu ikilimizi sürekli kullanıyoruz.

Doğum yapacak olanlar yada yakını doğum yapacak olanlar bence sizlerde e-toker.com  sitesine bir göz atmadan bebek alış-verişi yapmayın. Çünkü şuanda 200 TL alış veriş yapanlara anında 50 TL indirim var. Üstelik kaliteli ürünler yanında sitede devamlı her sorunuzu cevaplayan canlı destek ile çok kolay bir alış-veriş yapmanız mümkün...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Balığın faydalarını artık bilmeyenimiz yok diye düşünüyorum. Haftada en az 1 defa balık yememiz gerektiğini ise uzmanlar bangır bangır bağı...

Balığın faydalarını artık bilmeyenimiz yok diye düşünüyorum. Haftada en az 1 defa balık yememiz gerektiğini ise uzmanlar bangır bangır bağırmakta. Benimde zaten sitede bir kaç tane balık tarifim var. İnşallah dahada ekleyeceğim. Çünkü henüz sitemde yayınlamadığım ama arşivimde bekleyen balık tarifleri var.

Menüde balık olunca yanına bir salata kafi geliyor. İçecek olarak ise bence en güzel şalgam yakışıyor. Peki ya yemeğin sonunda şöyle güzel bir tatlı ile o öğünü taçlandırmaya ne dersiniz? Tatlı olarak sütlü tatlı pek tercih edilmez. Nedenini yine herkesin bildiğini düşünüyorum. Bilmeyen sorabilir Şerbetli tatlı ise çok ağır kaçar. Peki ya ne tür bir tatlı gider diye soracak olursanız da Restoranlarda dahi tercih edilen fırında sıcak helva çok güzel gider. 


Fırında sıcak helva nasıl yapılır

Yapımı çok basit, lezzeti bomba, görüntüsü olay olan fırında sıcak helva tarifini bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü gerçekten de çok lezzetli bir tatlı. Hazır balık sezonuda açılmışken bence balık yaptığınız zaman hemen tatlı olarakta fırında sıcak helva yapın.


Fırında sıcak helva malzemeleri

  • 250 gram tahin helva
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • 2 tatlı kaşığı limon suyu
  • 1 çay kaşığı limon kabuğu rendesi

Fırında sıcak helva nasıl yapılır

Fırında sıcak helva nasıl yapılır?

İlk olarak tahin helvasını küpler halinde doğrayıp, derin bir kaba alın. Daha sonrada helvanın üzerine sütü, oda sıcaklığında ki tereyağını, limon suyunu ve limon rendesini ekleyip blenderden geçirin.

Hazırladığınız helva karışımını karışımın miktarına göre 1 yada 2 adet toprak fırın kabına koyun. Yalnız kabın tamamını doldurmayın. Çünkü fırında pişerken şişiyor. O zaman kaptan fırınınıza taşabilir. O yüzden siz kabın yarısını çok az geçmiş şekilde koyun. 

Sonrada fırının ızgarasını açıp, üzeri kızarana kadar fırında bekletin. Sonrada sıcak sıcak servis edin.

Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyetler olsun der ve ben kaçarım. 🙋


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

2014 yılında evimizi aldığımızı hatta ev aramak için ne kadar çok kendimizi paraladığımızı ara ara bloğuma yazmıştım. Çünkü ev arayışında ...

2014 yılında evimizi aldığımızı hatta ev aramak için ne kadar çok kendimizi paraladığımızı ara ara bloğuma yazmıştım. Çünkü ev arayışında olmak için emlakçı emlakçı gezmek çok yorucu ve ayrıca sınırlı sayıdaki ev sayısı sebebi ile ya gönlünde yattığı gibi bir ev bulamıyor. Yada bulduğun  ev semt ve yer olarak senin istediğin yerde olmuyor. Tabi birde bunun maddi boyutu var ki; oraya hiç girmiyorum. Yoksa bir girsem çıkamam konu bambaşka bir hal alır...
Bu sene ise ev almak isteyen (Yurt dışında yaşayan) görümcem kısıtlı tatilinde o emlakçı benim, bu emlakçı senin şeklinde gece gündüz ev aramasına rağmen istediği gibi bir ev bulamadı. 

Türkiye'nin En Akıllı Gayrimenkul Sitesi
Eşim ise iş yerinde ve evde boş zamanlarında Zingat.com sitesi sayesinde  görümcemin istediği semtte, istediği özellikli ve hatta düşündüğü ücretli tüm evleri listeledi. Böylece listedeki evler arasında seçim yapmak daha kolay oldu. Ve görümcemin gönlünü fetheden, kafasına yatan bir evi çok kolay şekilde buldu. Yoksa diğer türlü bir sürü ev arasında istediğin özellikte ve bütçede ev bulmak gerçekten de çok zor. Hatta bazen öyle yoruluyor ve bıkıyorsun ki. İlk ev arayışında iken düşündüğün özellik ve miktardan tamamen çıkmış bir ev alıyor. Yada ev alma işini başka bir zamana erteliyorsun. Evet eskiler evdeki hesap çarşıya uymaz demişler. Ama eskiden zingat.com olmadığı için bu söz denilmiş bence. Bu site sayesinde artık evde kendi hesap ve düşüncene uygun bir ev bulup, alabilir veyahut kiralayabilirsin.
Tabi zingat.com sitesi sadece ev alanların işine yaramıyor. Ev kiralama yada  gayrimenkul alımı hatta satımı yapmak isteyen kişilerinde işine yarar. Satmak isteyen kişiler ev yada gayrimenkullerini bu siteye ilan vererek daha çabuk şekilde elden çıkartabilirler. Çünkü günbe gün herkes tarafından duyulan bir kuruluş olduğu için gün içinde o kadar çok ziyaretçisi var ki. Normal emlakçılarda satılma ihtimalinden daha yüksek ihtimal ve hızda evinizi yada gayrimenkulünüzü satabilirsiniz.

Zingat.com modern bir anlayışla, hem mülk sahiplerine hem de konut arayışında olan kullanıcılara faydalı olacak birçok özellikle, online emlak arama deneyimine yeni bir yaklaşım getirmiş. Bence çokta iyi etmiş. Peki ya sizce?

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Selam millet! Kızım beş ayını bir hafta geçti. Artık 6. aya girmesine sayılı günler kaldı. Malum. 6. ay demek ek gıda demek. Kızımın babas...

Selam millet!
Kızım beş ayını bir hafta geçti. Artık 6. aya girmesine sayılı günler kaldı. Malum. 6. ay demek ek gıda demek. Kızımın babası hemen bu ayda kızıma mama sandalyesi alarak ek gıdaya geçiş için hazırlık yapmış. İyide düşünmüş; lakin mama sandalyesinin minderi yok. Mindersiz sandalye almış. Taş gibi sert plastik üzerine onun narin poposunu oturtmaya gönlüm razı gelmedi. Ayrıca minder almak ise biraz müsriflik geldi. Çünkü minder fiyatları neredeyse mama sandalyesi ile aynı ücrette...


Eee o zaman geriye ne kalıyor? Dikiş dikmeyi seven, hobi sever anasından da hemen bir mama sandalyesi kılıfı dikmek kalıyor. Bildiğiniz üzere bu tarz işlerle uğraşmak benim işim. O sebepten bende hemen kollarımı sıvayıp, minder dikimine koyuldum.

Mama sandalyesi minderi nasıl dikilir?

Mama sandalyesi dikmek için elimizde yeterli miktarda kumaş. Minderin içine koymak iççin elyaf. Patron çıkarmak için gazete kağıdı. Ve tüm bu dikiş işlemlerini yapacak bir adet dikiş makinesi gerekli...


İlk olarak mama sandalyesinin patronunu gazeteler ile çıkarın. Sırt, oturma kısmı ve arka ayrı ayrı olsun. Sadece oturma kısmı ile birlikte yanları bir yaptım. Benim kumaşım az olduğu için yanları az yaptım. Siz biraz daha geniş yapıp tamamen yanları kaplayabilirsiniz. Patron çıkarırken kemeride göz önünde bulundurarak çıkarın. 

Mama sandalyesinin patronun çıkardıktan sonra kumaşı ikiye katlayıp, üzerine çıkardığınız patronu koyup bir sabun yardımı ile kumaşın üzerine çizin. Sonrada kesin...

Kesme işlemleri bittikten sonra kenarlarını makine ile dikin. Sadece içine elyaf koymak için bir kenar bırakın. Sonrada istediğiniz miktarda göz kararı kadar elyafı içine yerleştirin.

Arka kısmın içine elyafı doldurduktan sonra elyafın içinde kaymaması için ters U şeklinde bir dikiş dikin.


Sonrada arka ile altı uçlarından dikiş dikerek birleştirin. En son sırtın arkasını farklı renk süslü püslü bir kumaş yada benim gibi dantel dikerek dikin. Nede olsa kız çocuğu süsü püsü sever demi. 


Bu arka kısım göze hoş gözüktüğü gibi minderin mama sandalyesinden kaymasını da engelleyip, sabit kalmasını sağlayacak.

Umarım anlatımın anlaşılır şekilde olmuştur. Aslında bu tarz Diy projelerini kamera çekerek yapsam daha anlaşılır olur, biliyorum. Ancak kamera çekecek ne bir makinem nede çekenim olmadığı için şimdilik bu şekilde idare edin artık. Anlamadığınız yer olursa mesaj yada yorum yolu ile sorabilirsiniz...

Biz mama sandalyesini şimdilik yemek yerken Miray oyalansın diye kullanıyoruz. Çünkü normal zamanlarda oyun oynayan yada uyuyan çocuk biz ne zaman yemek yemeye oturduk. Hemen bas bas bağırıyor. Evet evet bağırıyor. Bizim kız ağlamayı kendine yediremediği için bağırıyorda.... ;)


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Eşimin iki tane doğum günü var. İlki babasının nüfus cüzdanına yazdırdığı; nüfus cüzdanı çıkarken kafasından uydurduğu uydurmasyon doğum gü...

Eşimin iki tane doğum günü var. İlki babasının nüfus cüzdanına yazdırdığı; nüfus cüzdanı çıkarken kafasından uydurduğu uydurmasyon doğum günü. Diğeri ise 1983 günü regaip kandili hangi güne geliyorsa o şekilde bulduğu doğum tarihi. Eskiden öyle günümüzde olduğu gibi çocuk doğdu. Hadi doğum belgelerini al ve nüfus cüzdanı çıkar şeklinde değilde. Çocuk okula başlayacağı zaman gerekli olduğu için 7 yaşında çıkarılmış. Tabi aradan koskoca 7 yıl geçtiği için anne ve babalar çocukların doğum tarihini unutuyor. Seneyi yaşına göre buluyorlar ama ay ve günü bulmak bazen mümkün olmadığı için o gün akıllarına hangi ay gelirse o ayı ve günü yazdırırlarmış.

Normalde ben: ''iki doğum günü mü olurmuş hiç?'' diyerek asıl doğum gününde eşimin doğum gününü kutlardım. Ama diğeri de nüfus cüzdanında yazdığı doğum tarihi olunca eşim onunda kutlanmasını istiyor diye hissedince hemen en basitinden 'R' harfi şeklinde bir doğum günü pastası ve onun sevdiği yiyeceklerden oluşan bir sofra kurdum.


Aslında bu şekilde bir kutlama olduğunu eşime hiçbir şekilde sezdirmedim. Onun için, bu doğum günü tamamen sürpriz olacaktı. Ama aksilik olacak ya! O gün bir firmada işi olan eşimin işi erken bitince eve erken döndü. Tabi erken döneceğini haber vermeden aniden gelince benim sürprizde elimde patladı. 🙈🙌
O geldiğinde evin içinde düdüklü ve fırında pişen yemen kokuları eşliğinde; elimde kreme torbası ile pastanın kremasını sıkarken yakalandım. 😔
Ben elimdeki kreme torbası ile şaşkoloz şekilde kaldım. Ve eşime ''ama aşkım bugün erken geleceğini neden daha önceden söylemedin?'' diye ufaktan birde sitem edip, sürpriz-imim mahvolduğunu belirtip, hemen onu mutfağa girmesine izin vermeden salona yolladım. 😁


Halbuki kızımın şimdilik masa kurmama yardımı olmadığı için, oda babasına doğum günü hediyesi olarak; doğum günün kutlu olsun baba niyetine yazılan ''canım babam'' yazısını yazdırıp. babasına gönderecektim. Ama bu sefer doğum gününü hatırladığımı düşünür ve sürpriz yapacağımızı anlar diye onu doğum gününü kutladıktan sonra göstereyim diye düşünmüştüm. Bu kutlama tam bizim için sen hayaller kuraraken, hayatın sana sunduğu gerçekler sözünün bir özeti gibi oldu. 😓


Amma öyle, amma böyle derken bir ailecek kutlama daha tarihe not olarak düştü. Biraz geçte olsa burada da bulunsun. Nede olsa bu günlük ailemin geçmiş arşivi...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.