Merhabalar sevgili okurlar, Benim lise yıllarında fark edip, ilk başta GÖZLÜK TAKMAYI güzel birşeymiş gibi düşünüp. Doktorun: ''G...

Merhabalar sevgili okurlar,

Benim lise yıllarında fark edip, ilk başta GÖZLÜK TAKMAYI güzel birşeymiş gibi düşünüp. Doktorun: ''Göz numaran 0,25 ile 0,75 sana dinlendirici yazacağım'' demesi ile çok sevinip, büyük bir hevesle aldırdığım gözlükleri 1,5 sene zar zor takıp, sıkılmıştım.

Sonrada göz doktoruma: ''Gözlük yerine, lens takmak istediğimi'' söylemiştim. (o yıllarda lens takımı yeni yeni moda oluyordu.) Göz doktorum: ''Bana, lense hiç bulaşmamam gerektiğimi; ama illaki ben lens takmak istiyorum desende lensi de yazabileceğini'' söylemişti. Tabi gençlik ve ergenlik yılları olunca. Hiç kimsenin sözünü tutmak istemiyorsun. Kafana bir şeyi koyduysan illaki onu yapacaksın yoksa, diğer türlü kurtlanır-sın :) Ayyy şimdi yazarken düşündüm de; ben Emir için dik başlı bu çocuk, kime çekmiş diyordum. Bu çocuk bana çekmiş ya!..

Ihım ıhım konuyu dağıtmadan kaldığımız yerden devam edelim. Doktorum lens kullanmakta ısrarlı olduğumu görünce lens yazmıştı. Tabi bu lens Seffah lenslerden... Lens takmakta hiç öyle düşündüğüm gibi olmadığını kullanarak bizzat test edip, anlamış ve yine 1 sene yada 1,5 sene kadar zar zor takıp; lens kullanmayı da bırakmıştım.



Nede olsa göz numaram o kadar büyük olmadığı için, benim için pek problem arz etmiyordu. Gözlüksüz ve lenssiz üniversite okudum... Evlendim... Ve hatta iki tane oğlum oldu. Onların gözlerinde problem oldu. Onlar için zaman zaman üzülüp, kahır-landım. Sonra çocuklarında daha büyük sağlık problemleri olanları görünce, kendi çocuklarımın haline şükredip, kahırlandığım için kendimden utandım. Gibi aylar, yıllar geçti gitti...

Daha ki bu seneye kadar. Bu sene yolda iken uzaktaki tabelaları okuyamadım. Televizyon izlerken, uzaktan televizyonda ki kişilerin yüzlerini tam seçemez oldum. Hatta sokakta bir tanıdık ile karşılaşınca (en kötüsü de o) o tanıdık yaklaşana kadar yüzünü seçemediğim için, doğal olarak sanki bir yabancıymış gibi tepki verince; her önüne gelen bana: 'çok havalı, burnu havada' diye düşünmeye başladı.

Bu şekilde örnekleri çoğaltılabilir... Durum iyice vahimleşince; geçen hafta çocukların rutin göz kontrollerinde bana da randevu aldık. Göz doktoruna girmeden önce göz ölçümü yapıldı. Sonrada doktor muhanesi yapıldı. Ve sonuç: Gözlerimden biri 1,25 diğeri ise 1,50 olmuş. Ayrıca nur topu gibi 0,75 de astigmatım olmuş.

Lise yıllarımdaki gözlük ve lens takma anımı bildiğim için doktorumuzdan hemi gözlük reçetesi, hemi de lens reçetesi yazmasını istedim. Gözlüğümü hemen göz polikliniğinin yanında ki optikten sipariş verip, aldım. Lens içinde hangi marka lens ve hangi renk lens (evet bu sefer renkli lens istiyorum) siparişi vermek konusunda biraz araştırma yapıp, daha sonra almayı düşünüyorum.

Not: Bilgisayarın karşına geçip, bu yazıyı yazmadan önce gözlüğümün fotoğrafını çektim. Daha sonrada gözlüğün camını silip, gözüme takıp. O şekilde yazı yazmayı düşünüyordum. Nede olsa gözlük camlarım bilgisayarın zararlı ışınlarına karşı koruyucu özellikli camlardan. Görelim bakalım gözlerimi nasıl koruyacak... Diye söylenirken; koruduğunu göremeden gözlüğün altındaki ince, şeffaf pilastik gibi bir şey koptu... Evet cumartesi 1, pazar 2, bugün 3 demeden gözlüğümün çerçevesini kopardım. :(

Efe benim bu halimi görüp: ''Anne daha dikkatli olman gerekiyor, öyle sık sık silmemen gerekiyordu. Bak gördün mü kırdın'' diyor...

Eee nede olsa tecrübe yaşla alakalı değil. Kuzum gözlük kullanma konusunda benden daha tecrübeli. Ondan öğrenecek daha çok şeylerim var, anlaşılan.... 

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.