Bizim jenerasyon çok iyi bilir ki renkli renkli, birbirinden güzel kokulu silgiler bizim yıllarda çok moda idi. Ben ilk okul 2. sınıfta ik...

Bizim jenerasyon çok iyi bilir ki renkli renkli, birbirinden güzel kokulu silgiler bizim yıllarda çok moda idi. Ben ilk okul 2. sınıfta iken bir kız arkadaşımın annesi ona şeker pembesi, renginde, çilek gibi kokan bir silgi almış. Oda okula getirip, diğer öğrencilere gösterip hava atıyordu. O yıllarda onun silgisini görünce çok imrenmiştim. Hatta bende babamın başının etini bir müddet ''kokulu silgi istiyorum'' diye yemiştim. Ama babam bana sürekli ''senin silgin var''(benim silgim ise kokusuz klasik yeşil silgiler-dendi) diye bana o yıl kokulu silgi almamıştı.
Ama o silgi sürekli aklımda kalmıştı. Nerde ise her teneffüs arkadaşımın sırasına gidip, o silgiyi bir kere koklamıştım. :) Tabi sonraki sene yeni okul alış-verişinde bende kokulu silgi aldırmıştım. Ama yinede 2. sınıfta iken o kokulu silgiyi o kadar çok isteyipte, sahip olamamam halen aklıma gelir.

O yüzdendir ki; mümkün mertebe çocuklarımın aklında bir şey kalmasın diye arkadaşlarında gördükleri ve çok sahip olmak istedikleri bir şeyi genellikle alırdım. Evet alırdım diyorum. Çünkü bu seferde çocuklar doyumsuz oluyor. Bırak arkadaşlarından gördüklerini, sokakta, AVM de, markette, oyuncakçıda ne görürse ister hale geliyorlar. Bu durumu da engellemek için. Onlara devamlı kararlı cevaplar verip.
- Hayır olmaz o oyuncağı alamayız. Çünkü senin zaten ona benzer bir sürü oyuncağın var. Ayrıca biz ne karar vermiştik. Bundan sonra size özel günlerde hediye oyuncaklar alacağız.

Ben bu konuşmayı yapınca tabi onlarda beni ikna etme yoluna giriyor. 'anne ne olur al, al, al, al,....'' şekilde biraz mızmızlanmaya başlıyor. Hata bazen abartıp, bağırıp çağırarak ağlamaya kalkışıyor ki. Beni bezdirip, istediği oyuncağı alayım diye. Ama genellikle bu gibi durumlarda kararımda kesin olur ve onun istediği oyuncağı almadan oradan ayrılırız.

Benim bu şekilde ki tutumum sayesinde kuzularım öyle benden çok ısrar ederek oyuncak istemezler. Çünkü bilirler ki onların doğum günleri, 15 tatil, yaz tatili gibi günlerde anne ve babası zaten onların istedikleri oyuncaklardan onlara alacak.

Ama gel gör ki çocuk oldukları için sınıflarında arkadaşlarında gördükleri bazı şeyleri yine istemekten kendilerini alamıyorlar.

Bu yılda özellikle ilk okul çocuklarında çok yaygın olan. Renkli lastikler ile yapılmış, lastik bileklik akımına benim oğlumda kapılmış durumda. Ara ara benden istedi. Bende netten bu lastiklerin zehirli. Hatta kanserojen madde içerdiğini okuduğum için almak istemedim. Ve nedenini oğluma açıkladım. Kuzum benim tavrımı bildiği için fazla ısrar etmedi. Hatta bir ara artık evde bu lastik bilekliklerden hiç söz dahi etmiyordu. Bende bu duruma sevinmiş ''çok şükür unuttu'' herhalde demiştim.

Ama bir gün elinde iki küçük poşet renkli lastikler ile geldiğini görünce çok şaşırdım. Ve anladım ki bu renkli lastikler öyle geçici bir heves değil, ciddi ciddi istiyormuş. :(

Hemen karşıma alıp:
- Oğlum ama biz seninle ne konuştuk. Dedim. Ama o beni hiç dinlemeden:
- Anneee ne olurr yap!... diye tutturunca aklıma ilk okul 2. sınıfta iken istediğim kokulu silgi geldi. Ve o an nasıl hiç kimseyi dinlemeden o silgiyi istemişsem. Şuanda kuzum da aynen benim durumumda, aklına bu bileklik takılmış. Yapayım da en azından bir iki taksın. Sonra unutur zaten diye düşündüm.
Hatta facebook sayfamda da paylaşmış. Bu renkli lastik bilekliği nasıl yapılır demiştim.
Youtebe kanalından lastik bileklik yapılışı diye bir aratınca gördüm ki bu akım benim düşündüğümden de fazla imiş. İnsanlar bu renkli lastiklerden; saat kordonu, yüzük. hatta çanta ve telefon kılıfı dahi yapanlar olmuş. Benim yapacak olduğum bilekliklerden ise sadece bir tane değil. çeşit çeşit renk ve modellerde yapıp, kollarına takıyorlarmış. Allah'tan benim kuzum bir taneye razı diye kendimi birde teselli ettim. :) (bu züğürt tesellileri de olmasa, halimiz nice olurdu. Kim bilir.)

Bu tarz renkli lastik bileklikler için apar atları da varmış. Hatta bazı kişiler tığ yada çatal ile yapıyorlarmış. Ama ben en basiti vede malzemesiz olan el ile yapılanına bakıp öğrendim. Ve yapım aşamalarını facebook sayfamda yapamayıp-ta, nasıl yapıldığını soranlar için bilgi versin diye çekip, yüklemiştim.

Bilekliği akşam yaptığım için, yapınca bir iki taktılar sonra uyudular. Sabah ben uyanmadan erkenden kalkmış ve bilekliği koluna takmıştı bile. Okula götürüp arkadaşlarına gösterecekmiş. :D

Sonra bir kaç gün yine bir kardeşi, bir kendisi taktı. Tabi bu esnada benimde gözüm sürekli bileklikte bu bilekliği nasıl unutacaklar da bende çöpe atacağım diye?

Aradan 3 gün geçince, yataklarını düzeltirken içinde buldum. Tabi tahmin edeceğiniz üzere sanki mal bulmuşa döndüm. Ve hemen bir poşete koyup, direk çöpe attım.

Bir kaç gün sürekli bana sorup, bilekliğini aradılar. :)

Ben: '' Aaaa kaybettiniz mi? Ben görmedim. Belkide kolundan düşürmüşsündür. Gibi söylemlerde bulunup ona o bilekliği unutturdum. :P

Böylece bir akım krizini daha atlatmış bulunduk... Bakalım önümüzdeki senelerde nasıl bir akım ve sorunlar ile karşılaşacağız. Allah bilir...

Hoşça kalın.

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.