Kocişkonun sınavı bitmesi şerefine, çocukları bu hafta sonu bir yerlere götürmek istedik. Çocuklara 'bu pazar nereye gitmek istersini...

Kocişkonun sınavı bitmesi şerefine, çocukları bu hafta sonu bir yerlere götürmek istedik. Çocuklara 'bu pazar nereye gitmek istersiniz?' Diye sorunca... İkisi bir ağızdan ''hayvanat bahçesiii!'' Diye koro şeklinde cevap verince.
Büyük hayvanat bahçesi daha açılmadığını, onun yerine ''akvaryuma gitmek ister misiniz?'' diye sorduk. 
Küçük: Anne akvaryum ne?
Ben: Akvaryumda bir çeşit hayvanat bahçesi gibi. Orada da hayvanlar var ancak bu hayvanlar kara da yaşayan cinsten değil, suda yaşayan hayvanlar.
Büyük heyecanlı bir şekilde hemen konuşmaya atılıp: Ben biliyorum. Köpek balığı, yunuslar var değil mi?
Küçük: Anne köpek balıkları var mıdır?
Ben: Bilmiyorum ki oğlum. Bende daha önceden hiç gitmedim. Gidersek sizinle birlikte ilk kez gideceğim. Ancak vardır diye düşünüyorum.
Küçük: Hımmm o zaman ben gitmek istemiyorum.
Ben: Neden, ne oldu ki?
Küçük: Anne hadi köpek balıkları bize saldırırsa...
Ben: Yok oğlum saldırmaz, onlar kalın bir camın arkasında olurlar. Üstelik olup olmadığını dahi bilmiyoruz belkide yoktur!..
Der ve sonra akvaryumda nasıl balıklar olabileceğini ona anlatıp, çocuğa akvaryum gezisi heveslendirilir.
 Bizim anlattıklarımız ile iyice heveslenen küçük ''hadi gidelim ne duruyoruz'' der.. :)
'Sahi ya, ne duruyoruz!..' der ve hemen hazırlanıp yola çıkarız. Ancak ne dolmuş, ne belediye otobüsü ile yolculuk çocuklar ile uygun olmadığını tecrübeye tabi öğrenmiş olduğumuz için özel araç ile yola koyuluruz. 
Ankara Keçiören'deki 'deniz dünyası' na giderken özel arabanız ile gitmişseniz hiç ''acaba arabamı nereye park ederim?'' diye endişelenmeyin. çevresinde büyük bir ücretsiz otoparkı var.

Keçiörene girince güya güneşli olan hava, hemen bozup aniden yağmur tutmaya başlaması ile bahar yine bizi önce ısıtıp sonra ıslatmayı başardı... :) Allah'dan havanın bu durumunu bildiğim için aniden değişecek hava şartlarına göre hazırlıklı olarak yola çıkmıştık.

Neyse efendim; her ne kadar yağan bahar yağmuru olsa da yağmurda daha fazla ıslanmamak için hemen akvaryuma girdik. Giriş olarak müze kartı geçerli değil. Hemen girişte gişeden bilet almak gerekiyor. Bilet ücretleri büyükler için 3 TL, Öğrenciler için 1 TL, Okula gitmeyen çocuklar için ücretsiz. 
Ücretlerini ödeyip biletleri aldıktan sonra hemen akvaryuma giriş yapıyorsunuz. Akvaryuma girişte hemen sizi bir yuvarlak hol karşılıyor. Orada 50 ton sulardan oluşan akvaryum bölmeleri var. 


Bu hol da 'mersin balıkları' ve et yemeleri ile meşhur 'prinhalar' ve 'tatlı su köpek balıkları' var.
İlk evden çıkmadan önce ''köpek balığı olsa ben gitmem''diyen Efe. Deniz dünyasına geldikten sonrada ''ama bu köpek balıkları çok küçük, bunların büyükleri yok mu?'' diyerek. Bu seferde büyüklerini görmek istedi. Bu çocukların ne sağı ne solu hiç belli olmuyor sahiden de... :P


Orta da yuvarlak şekilde bir akvaryum yine var ancak içleri boş ve ışıksız. Ne için oraya o şekilde akvaryum yapmışlar? Daha önceden BALIKLAR vardı da sonradan öldüler mi? Bilinmiyor. Ancak ışıksız bölümler göze pek hitap etmiyor. Zaten balık olan akvaryumlarda da bence ışıklar yetersiz. Daha ışıklı vede dikkat çekici olabilirdi.


Yuvarlak bölümdeki tüm balıkları izledikten sonra sizi bir tünel akvaryum karşılıyor. Tünel akvaryumun aşağı yukarı uzunluğu 7,5 metre kadar, yüksekliği ise 3 metre kadar olmalı diye tahmin ediyorum.
Tünel akvaryumda da aynı şekilde ışıklandırma eksik ve flaşlı çekim yasak olduğu için doğru düzgün fotoğraflar çekemedim. Ancak çektiğim bir iki fotoğrafı burada paylaşmak istiyorum. Çünkü bana göre çocuklar tarafından en dikkat çekici ve ilgi çeken yer tünel akvaryum...


 Bir grup halinde giden bu balıkları izlemek çok eğlenceli idi...


Ya bu, alt ağız bölmesinden sanki ziyaretçilere gülücükler saçıyor gibi tüm tünel akvaryumun her tarafını dolaşması ile orada ki tüm insanların ilgisini üzerine çeken balığa ne dersiniz...


Ve tatlı su köpek balığı, bizim ufaklıklarını en çok ilgisini çeken. ''keşke biraz daha büyük olsa idi'' diyerek izledikleri balık :)
 Tünel akvaryumda yer alan tüm balıkları uzun uzun inceledikten sonra devam ediyorsunuz. Ve sizi yine yuvarlak bir akvaryum karşılıyor. Buranında dört bir yanında akvaryumlar var ve ortada yuvarlak bir bölüm var yine... Maalesef ki ışıklandırma burada da eksik!.. :/


 Çocukların bilmem ama eşimle benim hayallerimde ki akvaryum kadar değildi... O sebepten bizim için biraz hayal kırıklığı oldu... Bence daha güzel vede eğlenceli hale getirebilirlerdi. Misal ilk iş olarak ışıklandırmalar güçlendirilmeli diye düşünüyorum..



Balıklar hakkında bilgilendirme olarak koydukları panolarında kimisi kapkaranlık yazılar okunmuyor. Kimisinde ise hiç bir şey yoktu. o sebepten bazı balıklar ne balığı, nereden gelmiş? Pek bilgi sahibi olamadık. Bu beyaz ve sarı renkli balıkta o balıklardan biri... Ama ben rengine, özellikle o altın sarısı rengine bittim. :) bence çok güzeldi...


Gezinize yine devam ettiğiniz zaman bu seferde sizi çıkış kapısının hemen sol tarafında deniz kabukları ve tablolar olan bir bölüm karşılıyor...


Bu bölümde ayrıca denizlerde çıkan tuz oranlarını veren ve ne kadar tuz çıktığını gösteren bir bölüm var.


''Akvaryum gezisi bundan ibaret'' Diye düşünerek çıkarken; sizi karşılayan bir bölüm var. Bu bölümde timsah ve su kaplumbağaları bulunuyor.


 Efe ve Emir özellikle timsahı izlerken -her ne kadar ilk başlarda korksalar da sonradan merakla incelediler...

Veee böylece Ankara da gezilecek yerler yazı dizisine bir yazıyı daha eklemiş bulunmaktayım. ''Keçiören deniz dünyası'' akvaryumu evet biz büyüklerin beklentilerimizi pek karşılamadı. Ancak çocukları çok mutlu etti. Ki bence bu şekilde sadece çocukları mutlu etmesi bile gitmek için çok büyük bir neden...

Çocuklar bu akvaryumu gezerken farklı balıkları incelemesi ve bu balığın ismi ne? Gibi merakla sorular sorup öğrenmek isteme gayretleri çok güzeldi. O sebepten çocuklarınızı farklı bir yerlere götürmek isteyen velilerin listelerine burayı da eklemelerini öneririm.


Hoşça kalın.








Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım
Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.