Ülkemizde hatta dünya da olan haksızlıklar o kadar çok ki bunu bilmemek imkansızken. Birde bu yapılan haksızlıkları çocuklar üzerinden yap...

Ülkemizde hatta dünya da olan haksızlıklar o kadar çok ki bunu bilmemek imkansızken. Birde bu yapılan haksızlıkları çocuklar üzerinden yapılınca insan bir sinirleniyor!... Güya çocuklara bazı duyguları aşılamak için öğretim yapan; eğitim ve öğretim görevleri hazırladıkları sınavlarda sonuçları göz göre göre hatalı yapması -bunu öğretimde ki kişiler yaparsa- bu çocukları kime emanet edeceğiz diye bir düşündürüyor...


İsterseniz size, beni bu kadar çok sinirlendiren haksızlığı en başından anlatayım. Emir'in sizlerin de bildiği üzere satranç konusunda çok hevesli, hatta yetenekli olduğu için haftanın 3 günü okulundaki satranç kursuna gidiyor. Bu kursta özel bir okulun -güya çocuklara kitap okuma alışkanlıklarını kazandırmak için-  düzenlenen bir sınavı olduğunu kuzum öğrenmiş. Ödül olarak verilen tablet ve bilgisayar gibi... hediyelerde ona cazip gelince katılmak istemiş. Satranç öğretmeni de kuzumun çok akıllı olduğunu bildiği için:
-Tamam Emir seni bu sınava yazdıralım. Hatta sınavdan çıkacak kitapları da ben sana hediye olarak vereceğim. Sınav gününe kadar bu kitapları oku. Sınava annem ve baban da izin verirse ben seni götürüp getireceğim demiş.

Emir o gün akşam okuldan alıp eve götürdüğüm sırada ayakları yerden kesilircesine mutlu. Yerinde duramayarak sağa sola zıplayarak eve gidişi vardı ki onun o hali ile mutlu olmamak imkansız. Ara ara sorular sorarak mutluluğunun nedeni öğrendim. Ama açıkçası nedeni öğrendikten sonra ben pek de mutlu olmadım. Çocuklara bu kadar küçük yaşta böyle bir sınavlar yapılması (ödüllü) dahi olsa bana yanlış geliyor. Çünkü zaten hayatlarının ilerleyen yıllarında devamlı sınav olacağı için. O stresi şimdiden çocuklara yaşatmak bana pek güzel bir şeymiş gibi gelmiyor.

Ama oğlun o kadar mutlu iken. Üstelik birde o sınavdan o tableti almaya, o kadar çok hevesli iken ona ''Hayır ben izin vermiyorum. Bu sınava katılamazsın'' demek biraz gattarlık olur diyerek düşündüğüm için. ''Aaaa ne kadar güzel oğlum'' diyerek onun mutluluğuna ortak olmaya çalıştım.


O sınav gününe kadar kuzum sesli olarak evde olduğu zamanlar bu 3 hikayeyi, 2 şer defa baştan sona kadar okudu... Normal günlerde olsa ona bu kadar fazla kitap okutamaz. Okumamak için daldan dala atlar en sonunda ya benim okumama razı olur. Yada birlikte okumamıza razı olur öyle okurdu. Ama bu sınavdan sonra her boş vaktinde hemen eline kitabını alıp bir köşeye çekilip kitap okuması açıkçası beni mutlu etmişti.

Veee o gün geldi çattı... Pazar günü olacak sınava öğretmeni -diğer sınava girecek olan arkadaşlarını da alıp evimize geldi. Emir'i de alıp götürdü...

Sınav 50 sorudan oluşuyormuş. Üç hikayede ki konulardan oluşan 50 soru. Neyse efendim kuzum bu sınavı kazasız , belasız yapıp tekrar geldi.(çok şükür)

Sonra aradan tam olarak emin değilim ama bir ay olsa gerek. Zaman dilimi sonra sonuçlar açıklanmış. Oğlumun sonucu o okulun verdiği sonuca göre 38 doğru 12 yanlış çıkmış. Öğretmenine kitapçık ve de cevap anahtarı da geldiği için. Birlikte okulda soruları çözmüşler. Böylece çocuklar yanlışlarını, nerede hata yaptıklarını anlamışlar.

Benim kuzum o kadar saf ve kalbi temiz ki ''acaba kaç yanlışı var'' diye yanlışlarını saymadan çantasına soru kitapçığını koyup eve gelmiş... Evde bana:
-Anne bak bu sorularımız okulda öğretmen ile birlikte çözdük. 38 doğrum, 12 yanlışım varmış dedi. Ve bana verdi.

Ben soru kitapçığı elime alıp öylece üstün körü yanlışları nelermiş onlara bakarken, birde baktım ki çocuğumun yanlışı aslında 12 yanlış değil de daha azmış gibi geldi. Sonra sırası ile yanlışlarını saydım. Yanlış  sayısı 7 çıktı(!) Acaba yanlış mı saydım diye tekrar, tekrar hatta bir kere de doğru sayısını saydım. Yok sonuç 7 yanlış 43 doğru olarak çıkıyor.

Hemen kuzumu çağırıp ona bu soruları kimle cevapladıklarını, cevapları nereden aldıklarını sorunca öğrendim ki. Cevaplar sınav yaptıkları yerden, öğretmene ulaşmış. O şekilde cevaplamışlar. ''Ama oğlum senin yanlışın 12 değil ki 7 tane. Sen hiç okulda yanlışlarını saymadın mı?'' Diye sordum.
Çocuk:
-yok anne hiç saymadım, cevapladık, daha sonrada hemen soru kitapçığını çantama koydum. Yanlış ve doğru sayım da öğretmene sınav yerinden gelmiş.

Ben hemen kuzuma aslında yanlış sayısı ve doğru sayısı o şekilde değilde. Bu şekilde 7 yanlış ve 43 doğru şeklinde olduğunu söyledim.

Kuzum ertesi gün satrançta gidince; satranç öğretmenine gösterip, yanlış ve doğru sayılarını göstermiş. Öğretmeni de: ''Belki optik formuna yanlış işaretlemiş-sindir. Olamaz mı Emir?'' demiş. Emir ise ''yok olamaz, ben yanlış yapmayayım diyerek cevapladığım da optik forma dikkat ederek işaretledim'' demiş.

Yani sözün özü arkadaşlar kuzum daha bu yaşında ilk sınav haksızlığını yaşamış oldu. :/

İlerleyen yıllar da zaten öğrenip, görecek olduğu bir gerçeği küçük yaşta görmesi babası ile beni tedirgin etti... Ama maalesef ki çocuklarımızı pamuklar içinde veyahutta bir cam fanusta büyütemediğimiz için mecburen hayatın gerçek yüzünü görerek (bizim elimizde olmayan sebeplerden ötürü) büyüyorlar... :(

Hoşça kalın...
Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.