Havaların iyice soğuması ile tüm insanlarda virüs dolaşmakta; sokaktaki insanlar burunları kızarmış, gözleri yaşlı halde sağa sola hapşır...

Havaların iyice soğuması ile tüm insanlarda virüs dolaşmakta; sokaktaki insanlar burunları kızarmış, gözleri yaşlı halde sağa sola hapşırıp, tırs kırarak dolaşıyorlar. Onların o hallerini gördükçe çocuklarımda yakalanıp evimize de o hastalık gelecek diye çok korktuğum için mümkün mertebe çocukları; insanların toplu halde bulundukları kapalı ortama götürmüyorum... Neyse ki son bir haftadır da okul tatil olduğu için Emir'in okuldan hastalık kapma gibi bir riski de yoktu. Ama bu şekilde gidemez haftaya okullar var. Emir okula gitmek zorunda, okulda ise eminim ki en az yarı çocuk hastalanmış sağa sola tıksırır olacakları için kuzumda eninde sonunda narin olan vücudu daha fazla dayanamayıp hastalığa teslim olacak diye korktuğum için. Kendi kendime çareler düşünmeye başladım...
''Acaba ne yapsam da bu kuzuların vücutlarını daha fazla dirençli hale getiririm. NE YAPSAM?... NE YAPSAM?:.. Diye düşünmeye başladım. Tamam portakal ve mandalinayı fazlası ile kuzulara yediriyorum. Hatta Emir'im en az benim kadar bitki çayları da içiyor... Ya sebze... Evet sorun çocukların fazla sebze yememeleri... Özellikle kış sebzelerini doğru düzgün ağızlarına almıyorlar...'' 

Diye düşünerek hemen interneti açıp faydalı kış sebzeleri diye aratınca: Ooo neler neler çıktı. Ispanağın dan tutunda lahana, karnı bahar, brokoli gibi... bir sürü sebze ve faydaları çıktı. Bu sebzelerin içinden brokolinin faydaları dikkatimi çekti. Mübarek sebze sen sanırsın tek başına eczane deposu. Nerede ise her organa faydalı ve ölümden başka her hastalığa çaresi var. Tamam aranan meyve bulunmuştur!.. ''Ben kuzulara biran önce brokoli yedirmem lazım'' diyerek netten ikinci araştırmayı brokoli sevmeyen çocuklara brokoli nasıl yedirilir. Oldu. Bunda da yine bir sürü yöntem vede fikirler vardı. Ama özellikle bu yöntemlerden çoğu ananın hem fikir olduğu bir şey vardı. Oda çorbası ile hiç sevmeyen kişiler brokoli yiyorlarmış...

BROKOLİ ÇORBASI TARİFİ VE ÇOCUKLARA BROKOLİ YEDİRME ÇABALARIM

Hımmm harika... O zaman aranan yemekte bulundu akşam şöyle sıcak sıcak dumanı üstünde bir brokoli çorbası yapalım da midemiz vede organlarımız bayram etsin. İyice güçlensin de bizleri hastalıklardan korusun. Efe'ye kötü virüsü anlatırken kullandığımız benzetme gibi iyi askerler kötü askerlere karşı savaşabilsin. :) Demi ama...

Brokoli Çorbası Tarifi

Malzemeler:
-Alttaki resimde de gördüğünüz üzere biraz brokoli
-2 adet orta boy havuç
-1 adet orta boy kuru soğan
-2 adet orta boy patates
-Tuz
-Zeytin yağı
-damak tadınıza uygun baharat


brokoli çorbası tarifi

Tüm bu malzemeleri bir güzel yıkadıktan sonra kabaca kesip önce yağ sonra soğanı biraz kavrukladım. Daha sonrada havuç, patates vede brokolileri iri olarak doğrayıp düdüklü tencerenin içine koydum daha sonra tüm bunları birbiri ile tanışmaları için bir beş dakika tahta bir kaşıkla karıştırdım. En sonunda ise bir ısıtıcıdan sıcak su ısıtıp üstleri iki karış gecene kadar döküp düdüklünün ağzını kapattım. Sonrada düdüklünüzün pişirme süresi kadar ocakta pişirin.

Pişme işi bittikten sonra tencerenin ağzını açtım. Sonrada pütürlü olmasın ağza gelmesinde çocuklar rahatsız olmasın diyerek bir mikser ile de ezdim. 

Veee işlem tamam benim brokoli çorbam hazır oldu. Hatta facebook sayfamda da bugün günlerden vitamin vakti diyerekten böbürlene böbürlene çorbamı paylaşmıştım. :)

Benim hayal ettiğime göre çocuklar hatta eş kişisi dahi büyük bir zevk ile çorbamı içip, vitaminler alıp kolay kolay hastalanamayacaklar. Hatta süper anne olarak iltifatlar alacaktım. Teoride böyle yapmaları gerekiyordu. Ama maalesef ki teoride olan şeyleri pratikte yapmak pek mümkün olmadığı gibi çorbamı da öyle benim düşündüğüm gibi içmediler.. :(

Önce herkesin çorbasını itina ile kaselerine koyup. 
-Ooo bugün size bir çorba yaptım ki ba-yı-la-caksınız!...
Efe:Anne onun rengi neden öyle?
Ben: Oğlum bu iyi askerlere faydalı olduğu için o renkte.
Efe suratını hafif kırıştırarak: hımmm...
Ben:Hadi ama bakın çorbanız soğuyor. Tadına bakmadan karalar almayın. Önce tadına bakın.

Bu arada kocişkoyada hemen bir bakışla ''çabuk çorbanı iç'' ifadesi kullandım. Herkes önce bir kaşık aldı. Sonra...
Emir: Anneciğim üzülme ama ben pek beğenmedim. Hemen;
Efe de: Evettt bende beğenmedim. Çok kötü...
Kocişkoda kafası ile onaylıyor, aynen diyerek.

Sen o kadar hayaller kur, sonrada git mutfakta bu çorbayı yapmak için uğraş, hazırla önlerine koy onlar sevmesin. Sinirler basmaya başladı.
-Hemen karar vermeyin önce tabağınızdaki çorbayı bitirin, daha sonra konuşun. Efe hemen kaseyi önünden masanın ortasına doğru itti 'ben içmem' diyerek.
Emir ile kocişkoya 'hadi ama siz kasenizi bari için sonra başka içmeyin. Bakın brokoli çok faydalı bir sebze, lütfen ama... ' Diyerek acıtırakson uyguladım. 
Kocişko: Tamam hadi çocuklar kasemizi çabukça bitirelim daha sonra bir daha içmeyiz dedi.
Emir ile Efe hiç oralı değil başka bir şey yemek istiyoruz biz çorba içmeyiz diyerek mızmızlanmaya başlayınca ikinci silahımı kullandım.
Ben: Heyyyt ulan çabuk kasenizdeki çorbanızı için yoksa size başka yemek vermem.
Emir zorla iki üç kaşık daha aldı. efe bir kaşık aldı yarısı midesine yarısı masaya döküldü. İçten içe de ne kadar midelerine giderse kar kardır diye düşünüp seviniyorum. Çok mu kötüyüm ne ;)

Ve son silahım olan onlara bir sürprizim var diyerek onların sevdiği tatlıyı gösterdim.
-Bakın kasesini ilk kim bittirse bu tatlıdan yiyebilecek dedim. 
Emir hemen: Tamam ben bitiririm diyerek kaseyi kafasına dikti. :)
Efe yine yarısı içine yarısı masaya bir iki kaşık daha aldı.

Öyle böyle derken kocişko ile Emir'e bir kase çorbayı zorla da olsa içirdim. Ama Efe'ye içiremedim. Baktım elini ağzı ile tutup ' midem bulanıyor' filan demeye de başlayınca daha fazla zorlamadım.

Daha sonra o bir tencere çorbayı onların önünde iki gün ısıtıp ısıtıp imrendirmek için. 'Ohh çok lezzetli imiş Ohhh vitamin deposu imiş ' diyerek içtim. Ama hiç biride imrenip bize de ver demediler... :(

Ama ben durur muyum? Cıksss, yine durmadım bu seferde yemeyeceklerini bile bile en azından evde fazla fazla görsünler de öğrensinler diyerek brokoli salatası yapmak için önce brokolileri haşladım, daha sonrada onları süzüp, daha önceden hazırladığım sarımsaklı yoğurdu üzerlerine döktüm en üstüne de salçalı sos masaya getirdim. Emir görüntüyü beğendi tadına baktı. Veee bingo beğendi... :) Kocişkoda aynı şekilde. Efe hiç tadına dahi bakmadı.. Ama olsun elde var iki diyerek sevindim. Bundan sonra bizim evde brokoli salatası olacak öyle çorba yapmak için uğraşmak yerine, önce brokolileri haşla, sonra üzerine yoğurt ve sos bitti.. Üstelik fazla haşlamadan yaptığım için vitamin değeri de ölmüyor. Miss daha ne olsun bundan iyisi şamda kayısı. :)


Hoşça kalın.









Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.