Ramazan ayında insanın karnı aç olunca, gözü de aç oluyor. O sebepten de normal akşam öğünlere nazaran, yemek çeşidini ve miktarı biraz da...

Ramazan ayında insanın karnı aç olunca, gözü de aç oluyor. O sebepten de normal akşam öğünlere nazaran, yemek çeşidini ve miktarı biraz daha fazla tuttuğu için eve aldığımız ekmekler tüketilmiyor. Eee o ekmekler ne oluyor. Tabi ki bir müddet sonra bayatlıyor. O şekilde de kullanılmasa bu seferde küflenip, doğruca çöpe gidiyor.

En çok ekmek tüketen ve çöpe atan bir toplum olduğumuzu zaten biliyoruz. Peki ya ekmeklerin özellikle Ramazan ayında daha fazla çöpe gittiğini biliyor muydunuz? Ne kadar acı, ama gerçek. :( Bu mübarek ayda özellikle aç olanların halini anlayıp daha çok tutumlu olup, yoksullara yardım etmemiz gerekirken. Ekmeklerimizi diğer aylardan daha çok çöpe atarak, israf ediyoruz....

bayat-ekmekli-patlican-kofte

Halbuki o ekmekleri bayat olarak tüketemez-seniz ki aynı şekilde bende tüketemem. Çokta güzel tatlısından tutta, kebabına kadar bir sürü çeşidini yapıp değerlendirebiliriz. Bugün size o bayat ekmeklerinize ikinci bir şans verecek başka bir tarif paylaşmaya geldim...

Bu sefer yine bir köfte. Ama bu köfte öyle sizin bildiğiniz köftelerden değil. Bu köfte yaz mevsiminde özellikle manav tezgahlarında boy gösteren. Biz büyüklerin çok sevdiği ama çocukların pek arası olmadığı bir sebze olan patlıcan ile birlikte yapılan bir köfte... Bence bu köfteden yapın. Çünkü bu köfteden yaparsanız, bayat ekmekleriniz çöpe gitmediği gibi patlıcan yemeyen çocuklarınızda hiç anlamadan patlıcan da yemiş olur. ;) Bir taşla iki kuş... Ne dersiniz güzel olmaz mı? ;)

Bayat Ekmekli Patlıcan Köfte

Bayat Ekmekli Patlıcan Köfte Malzemeleri

  • 3 patlıcan
  • 1 küçük soğan
  • 1 diş sarımsak
  • 1 çay bardağı bayat ekmek tozu
  • 1 yumurta
  • 1 tutam maydanoz
  • Tuz
  • Karabiber
  • Kırmızıbiber
  • Sıvı yağ

Bayat ekmekli Patlıcan Köfte Nasıl Yapılır?


İlk olarak patlıcanları soyup, minik küpler halinde doğrayıp bir tencereye koyun. Üzerini geçmeyecek kadar sıcak su koyup, ocakta haşlayın. Patlıcanlar yumuşayınca üstünü bastırarak suyunu iyice süzün. Soğan,maydanoz ve sarımsağı incecik doğrayın. Daha sonra diğer malzemelerle birlikte patlıcana ekleyip iyice yoğurun. En son robottan çektiğiniz bayat ekmekleri de azar azar cıvıklığa göre ayarlayabilirsiniz.


Bayat ekmekli patlıcan köfte harcını normal bir köfte harcı kıvamında yoğurduktan sonra istediğiniz şekli verip, yağda kızartın. Sonrada sıcak sıcak servis edip, normal günde patlıcan yemeyen çocuklar parmaklarını ısırarak yesinler. :P

Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyetler olsun.

Hoşça kalın...

Akşamları evde dizi izlerken yada boş boş otururken elim boş oturmayı sevmiyorum. O günlerde elimde ya bir örgü olur. Yada hobi amaç...

tığ işi elbise modeli

Akşamları evde dizi izlerken yada boş boş otururken elim boş oturmayı sevmiyorum. O günlerde elimde ya bir örgü olur. Yada hobi amaçlı bir uğraş olur. Böylece kendimi daha iyi hissederim. Yoksa diğer türlü elimi kolumu nereye koyacağımı bilmeden öyle şaşkaloz şekilde kalırım. :)

Bu şekilde boş duramama huyum, çocukluğumda rahmetli dedemin anlattığı bir hikaye sayesinde oldu. Onun anlattığı hikayeye göre:

''Peygamber Efendimiz yolda yürürken bir adam görmüş. Adam öylece boş boş oturuyormuş. Onu o şekilde görünce, o adama hiç selam dahi vermeden adamın yanından geçmiş. Geri dönerken yine aynı adam aynı yerde duruyor. Ama bu sefer elinde bir çubuk toprağa çizikler atıyormuş. Adama bu sefere selam vermiş. Adam bu durumu görünce çok şaşırmış Ve sormuş.
- Bir 10 dakika önce önümden geçerken bana selam vermeden geçmiştiniz. Şimdi ise selam veriyorsunuz. Ne değişti de şimdi selam verdiniz. Yaa Allah'ın resulü demiş.
Peygamber Efendimiz (SAV) ise:
- Biraz önce önünden geçerken hiçbir şey ile uğraşmadan öylece boş boş duruyordun. O sebepten selam vermedim. Çünkü boş duran insanı Ne Allah sever, nede ben... Ama şimdi ise elinde bir çubuk toprağa bir takım şekiller çiziyorsun. Belli kafanda bir düşünce var, onu düşünmek ile meşgulsün. O sebepten selam verdim. Demiş..''

Hikaye aşağı yukarı bu şeklide idi. Dedem bu hikayeyi anlatınca -çok iyi hatırlıyorum, hemen elime bir çubuk alıp toprağı karıştırmaya başlamıştım.

O gündür, bu gündür ne zaman boş kalırsam aklıma bu hikaye gelir. Ve hemen kendime uğraşacak bir şeyler bulurum. ;)
Bu uğraşlar arasında en sevdiğim uğraş ise örgü örmek. Özellikle küçük yeni doğmuş bebekler için örgü örmeyi daha çok seviyorum. Bu seferde dünyaya yaklaşık 2 ay sonra gelecek olan bir bebek için elbise, şapka ve saç bantı ördüm.

Tığ İşi Kız Çocuk Elbise Modeli Ve Yapılışı

Örgü Elbise Nasıl Örülür?


Bu elbiseyi 5 numara tığ ile ördüm. İlk olarak boyun kısmından başladım. Önce başka bir elbise modelin boyun kısmını baz alarak zincir çekin. Daha sonra o zincirin iki ucunu birleştirip büyük bir daire olsun. Sonrada zincirlerin üzerinden ikili tırabzan şeklinde her zincirin üzerine batıp, örün.

Tabi kol kısımlarını ayırmak, o kol oyuklarını vermek için iki zincir çekip, sonra tırabzan ile örmeye devam edin. Yukarıdaki resimde de net olarak gözüküyor. Zaten örgü örme işinden anlayanlar ne demek istediğimi çok iyi anlamıştır. Anlamayanlar hiç çekinmeden soru sorabilir.

Kol ve omuz kısmını ister bir elbiseye ölçerek, isterseniz de göz kararı olarak karar verin. İstediğiniz boyutta ördükten sonra kol kısımlarını atlayıp, örmeye devam edin. Burada ben örgü olarak her tırabzanın arasına zincir çekip öyle ördüm. Böylece bek kısmına küçük bir şerit geçirip, elbiseyi daha şeker yapmış olacağım.

Bel kısmını ister benim modelim gibi zincir ve tırabzan şeklinde örün. İsterseniz de direk etek kısmı modeli ile örmeye başlayabilirsiniz. Etek ucu modeli ise klasik her dantel örmeyi bilen kişilerin bildiği model. Zaten fotoğrafta net olarak gözüküyor.

örgü elbise modeli

Şapka(bere) modeli ise ör sök modelinden; yakında onun modelini de buraya ekleyeceğim.

Saç bantı ilse elbisenin etek ucu modelinin aynısı.

Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin...

Hoşça kalın...

Konyalı olduğumu sık sık yazdığımı ama Konya mutfağına ait bir lezzet paylaşmadığımı Nurselin mutfağını izlerken fark ettim. Ve hemen ilk...

Konyalı olduğumu sık sık yazdığımı ama Konya mutfağına ait bir lezzet paylaşmadığımı Nurselin mutfağını izlerken fark ettim. Ve hemen ilk aklıma gelen Kaymaklı höşmerim tarifini bloğuma eklemek ile başlamak istedim. Bundan sonra ara ara Konya mutfağından lezzetlerde gelecek ;) Beklemede kalın...

Konya-Mutfagindan-Kaymakli-Hosmerim-Tarifi
Höşmerim Tatlısı aslında un helvası gibi ama burada un helvasından fark olarak; içinde kaymak ve yumurta var. O kaymağım tatlıya verdiği lezzet kesinlikle tartışılmaz, bir harika.... ;) Tabi bu lezzetin yanında bol kaloride var. Amaan boş-ver bu mübarek Ramazan ayında bu lezzetten yiyerek kalori alsak ne olacak ki? Zaten uzun oruç saatlerinde bu kalorinin fazlasını veririz. Dimi ama. :D

İsterseniz daha fazla uzatmadan hemen tarifi vereyim de sizde bu iftar sofrasına tatlı olarak kaymaklı höşmerim yapın. Ne dersiniz güzel olmaz mı? Bak baştan söyleyeyim. Tatlıyı yapınca beni unutmak yok. Beğendiğinizde (bence beğenmeme gibi bir imkanınız yok) benim adımı anıp, dua edeceksiniz ona göre Haaa... Tamam mı, anlaştık mı?

Kaymaklı Höşmerim Malzemeleri:

  • 400 gram kaymak
  • 20 yemek kaşığı un
  • 2 su bardağı süt
  • 3-4 kaşık bal
  • 1 su bardağı şeker

Konya Mutfağından Kaymaklı Höşmerim Nasıl yapılır?


İlk olarak geniş bir tavaya kaymak konulup eritilir. Ben burada kaymağı hazır değilde, her süt kaynattığım da sütün yüzünde oluşan kaymağı alıp, derin dondurucuda saklıyordum. O kaymaktan yaptım. Daha bir lezzetli oldu. Tavsiye ederim.

Kaymak eridikten sonra içine un ekleyip. Sürekli karıştırarak unu  tıp ki bir un helvası kavurur gibi kavurun. Unun rengi pembeleşince ocağın altını kapatıp, dinlendirin.

Kavurduğunuz un dinlenirken sizde bir kenarda önce yumurtaları bir kaba kırıp onun üzerine de şekerleri ekleyip iyice çırpın. Daha sonrada sütü de ekleyip şerbetini hazır edin. Sonra kavurduğunuz unun altını tekrar açıp, bir iki karıştırarak biraz daha kavurun. Sonrada hazırladığınız sütlü karışımı kavurduğunuz unun üzerine dökün. Sonra da devamlı karıştırarak kıvam almasını sağlayın.

kaymaklı-höşmerim-tarifi

Kıvam aldığını anlamak için ya tadın. Ağzınıza aldığınız zaman damağınıza yapışmıyorsa olmuş demek. Ama ''ben orucum nasıl tadına bakacağım''  derseniz de sütlü karışımı dökünce önce sulu bir karışım olacak. Sonra o karışım iyice kaynayıp suyunu çekecek. En sonda tüm un tekrar eski hali gibi olunca bir kaşık yardımı ile tavanın üstünden bastırıp, düzeltin.

Bu şekilde bir kaşık yardımı ile kaymaklı höşmerimin üstünü düzeltmenizde ki maksat altını kızartmak için. Ocağın altını da kısıp bir kaç dakika altını kızartın. Sonrada servis tabağına ters olarak çevirin. Kızarmış kısmı üste gelecek şekilde... 

Sıcak sıcak servis edin. En son servis ederken ister pudra şekeri serpip servis edin. İsterseniz de bal döküp servis edin. Ben bal döküp servis ettim. Böylece çaktırmadan çocuklara balda yedirmiş oldum ;)

Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyetler olsun...

Hoşça kalın.

En son kazandığım çekiliş sonucu normalde devamlı olarak korkarak yaklaştığım internet alış-verişini artık sevmeye başladım. :) Eveeeet ...

En son kazandığım çekiliş sonucu normalde devamlı olarak korkarak yaklaştığım internet alış-verişini artık sevmeye başladım. :) Eveeeet bu durum kocişko için biraz sakıncalı ama çok eğlenceli. Üstelik içimde zor bastırmaya çalıştığım kıyafet sevgisi de böylelikle tekrar gün yüzüne çıkmışa benziyor. Hadi hayırlısı bakalım....


Hazır yaz mevsimin gelişi ile tatildir, düğündür, nişandır birbiri arkasına gelince ee insan gar-dolabına yeni parçalar eklemek istiyor. Şöyle bir göz gezdirmem sonucu beğendiğim parçaları kolaj yaptım. Buradan kocişkoya duyurulur. :P

Sheinside seçimleri-sheinside kombinleri

Siyah v yaka, dantel kollu tunik çok şık, onun altına da siyah beyaz çizgili bir pantolon çok iyi gitmez mi? Ama sende çok renksiz oldun derseniz de hemen elimize yaz renklerinden oluşan renkli bir çanta aldık mı işlem tamam olmuştur. ;)

Tunik burada

Pantolon burada

Çanta burada


Sheinside seçimleri-sheinside kombinleri

Bordo rengi eteğin rengine ve kumaşına bittim. Çok şık. Etek üzerine salaş gömleklerde çok yakışıyor. Özellikle yaz ayında bu gömleği giyip efil efil eserek gezebiliriz. Gerçi henüz tam olarak yaz gelmedi. Ama bu aydan sonra çok büyük sıcakların bizi beklediğini meteoroloji söylediğine göre ayakkabıları da yazlık seçmeliyiz. Yazın ayakkabı rengi olarak beyaz ve gümüş rengi yada renkli ayakkabı kullanmayı çok severim.

Bordo rengi pileli etek burada

Lacivert renkli gömlek burada 

Gizli platformlu gümüş renkli ayakkabı burada


Yep-yeni yayınlarda görüşmek dileği ile Hoşça kalın...

Anneler günü kadar olmasa da kendi çapında babalar günü içinde reklamlar çıktı. Tabi insan psikolojisini hesaba katarak yapılan reklamlar ...

Anneler günü kadar olmasa da kendi çapında babalar günü içinde reklamlar çıktı. Tabi insan psikolojisini hesaba katarak yapılan reklamlar bazen öyle bir damardan vuruyor ki. Evimizin içinde dahi o reklamın etkisini bazen gülerek, bazende hüzünlenerek hissettiğimiz anlar oldu/oluyor...

Bu seneki babalar günü reklamını ilk izlediğimizde daha başlarında babaların kah tesisatçı, kah mangalcı, kah yolu en iyi bilen, kah berber oluşu gibi... Gösterimlerde eşim ilk gördüğünde ''Bakk gördünüz mü tüm babalar aynıymış.'' diye gururlanarak. ''Biz olmasak siz ne yapardınız'' diye böbürlenirken ben hiç ses etmeden reklamı izlemeye devam ettim. ( Bu arada reklamı benimde ilk izlemem) Sonra reklam tüm işleri babaların ellerine yüzlerine bulaştırmaları ile devam edince. Biz çocuklar ile kahkaha atmaya başlayınca... Tabi babamız bozuldu. ''Hiçte bile ben elime yüzüme bulaştırmıyorum. Oğlum senin saçını gayet güzel kesmiyor muyum? (buda başka bir yazının konusu) Tesisat işinde de çok yeri tamir etmedim mi? Mangal konusunda da elime kimse su dökemez gibi'' reklamın ilerlemesinin aksine, ne kadar iyi olduğu söyleyerek hepimizin gözünün içine bakıp; bizden tasdik almak istedi. Tabi biz reklamın sonunu görünce koptuk... Çocuklar ile birlikte gözlerimizde yaşlar gelircesine gülerken. zavallı babamızda boynunu bükmüş bizi izlediğini görünce ben dayanamadım. ''Hiç olur mu? Bu bir reklam ve saçmalık. Tabi ki de sen çok güzel mangal yapıp, tesisat konusunda çok iyisin ve yol bulma konusunda da değme navigasyona taş çıkaracak kadar iyisin'' diye onu övmeye başlayınca çocuk gibi sevindi. Bu erkekler gerçekten de bir çocuk ruhlular...

Eeee bu reklam faslından sonrada babalar günü geldi çattı. Çocukların önce babalarına hediye play-station oyunu almak, oyun konsolu almak, çakmak almak gibi fikirleri olsa da ben o şıkları eledim. Çünkü tüm o hediyeleri babanın parası ile alınmış olacağı için aslında reklamların aksine hiçte öyle mutlu olmayıp, 'Bu hediye için bu kadar para verilir mi'' gibi şekilde çok para harcandığını düşünüp üzülürler. O sebepten çocuklara babalarını mutlu etmek için onun için bir pasta yapmayı önerdim.

Tabi benim küçük ahçılarım bu fikre de bayılıp, ikisi de hazır ol vaziyette doğruca mutfağın yolunu tuttular.


Evde olan kedi dili bisküvileri ile damla çikolatalı kedi dili pastası yaptık. Bu pastanın tarifini şimdi size uzun uzun vermeyeceğim. Çünkü daha önceden paylaştığım çilekli kedi dili pastası yapımı gibi yapılışı.  Bu pastanın diğer pastadan farklı olarak iki tane farkı var. Bunlar:


  1. Bunlardan biri süsleme şekli. Biz bu pastayı çilekli değilde; damla çikolatalı yaptık. Ve en üste krem şanti yaptık. Çünkü babamız krem şanti ve çikolatalı pastaları çok sevdiği için onun istediği gibi yaptık.
  2. Diğer farkı ise bu pastanın yapımında kremayı Emir karıştırarak pişirdi. Efe krem şantiyi mikser ile çırptı. Kedi dillerini ise süte batırıp, çizme işlemini ben, Efe ve Emir birlikte yaptık. Tabi arada ''abim benden çok yaptı'' gibi söylenmeler olduğu için süte banmış kedi dilleri elden ele dolaştığı için biraz dağıldılar. Ama tat olarak bence en az diğer pasta kadar lezzetliydi. :)
Babalar gününü sabahında ise; üzerimize zıplayarak bizi uyandıran iki tosundan sonra ellerinde kağıt önce bir şiir okuma faslı, sonrada Efe -Ankaralı babanın tarzı olan oyun havaları söyleyerek güne başladık. Tabi sonra oruç olduğumuz için ne kahvaltı, nede pastamızı yiyebildik. Ama bizde iftarı babamız için daha da güzel geçir(t)mek için, babamızın annesi ve kardeşlerini de iftara çağırdık. Boll kahkaha ve eğlence eşliğinde bir gün geçti. Gün sonunda babamızın gözlerinden yaşlar geldi. :) Çocukların onun için sürekli bir şeyler yapması babamızı çok duygulandırmış. :)

Onların hep birlikte birbirlerine sarılmasını izlemek çok güzel bir duyguydu. Bence mutluluğun tablosunu yapmak isteyen bir ressam için ondan güzel kare olamazdı...

Hoşça kalın...

Sevgili arkadaşım Nebihan Akça'nın düzenlediği sponsor çekilişi ben kazandığımı öğrenince nasıl mutlu oldum anlatamam.  :D Firma yetk...

Sevgili arkadaşım Nebihan Akça'nın düzenlediği sponsor çekilişi ben kazandığımı öğrenince nasıl mutlu oldum anlatamam.  :D Firma yetkilisi ile de görüşüp 50 dolarlık hediye çekilişini alınca sheIn alış-veriş sitesinden kendim için bir tane iç çamaşırı, elbise ve tunik aldım.

Ben normalde öyle dış kıyafetleri internetten sipariş vermeyi pek sevmezdim. Alacağım ürünü önce bir dokunup, o kıyafetin enerjini almalıyım. Sonrada o ürünü denemeliyim ki sonra almaya karar vereyim. (Çünkü bir kıyafeti görünce çok beğenip. Ama deneyince hiç yakışmadığı günler oldu. Hatta bir kıyafeti uzaktan çokta beğenmeme rağmen yanımdaki arkadaş ve firmadaki yetkili kızın ısrarları ile denemem sonucu o kıyafetin bana ne kadar çok yakıştığını görüp, almışlığım çok olmuştur.)

 Hele ki birde bu alış-veriş sitesi bir yurt dışı sitesi olursa gözüm iyice korkar ve hiç internetten dış kıyafet alış-verişi yapmazdım. Ama bu çekiliş sayesinde ön yargılarım biraz dahi olsa yıkıldı. Çünkü sorunsuz şekilde siparişimler im elime ulaştı. Üstelik sipariş verdiğim kıyafetler tamda sitede gözüktüğü ve benimde hayal ettiğim gibi oldu.;)

Sheinsiden Hediyeler

Alış-veriş paketim elime ulaşır ulaşmaz hemen ilk aklıma gelen kombini halıya koyup, resmini çektim. Ama inşallah en kısa zamanda üzerime de giymek nasip olur da; sizlere üzerimdeki halini de paylaşırım. Tunik burada

Sheinsiden Hediyeler

Burada da uzun maksi elbiseyi kombinledim. Ben bu iki kıyafeti de en yakın zamanda giymek için can atıyorum. Bakalım nereye giderken giymek nasip olacak. bekleyeceğiz, göreceğiz :P

Hoşça kalın...

Kışlık tüm malzemelerimi kendim yaparım. Dışarıda satılanlar herne kadar ''organik'' diye satılsa dahi; yapıldığını gözüm...

Kışlık tüm malzemelerimi kendim yaparım. Dışarıda satılanlar herne kadar ''organik'' diye satılsa dahi; yapıldığını gözüm görmediği için gönül rahatlığı ile tüketemem. O sebepten bende kışlık konserveler, tarhana, kurutmalar, turşu gibi yapabildiğim kışlık hazırlıklarını yazdan yapar, kaldırırım.

Geçen hafta sonu pazardan bir 6 kiloluk üzüm yaprağı alıp, onun salamurasını yaparken facebook fan sayfama resim koyunca, oradan bir iki arkadaş nasıl yapıldığını sordu. Bende hemi onların sorularına cevap vermek maksatlı; hemi de arşivimde bu tarifimde kalmasını istediğim için bu gün sizlere üzüm yaprağı salamura tarifi vereceğim.
Üzüm Yaprağı Salamurası

Ben bu tarifi kayın validemden öğrendim. Sürekli bu şekilde yaparım. Senelerce hiçbir şey olmaz. Hatta halen geçen seneki salamura(m) var. Dün ramazan ayının ilk günü olduğu için o salamuradan yaprak sarması sardım. Üstünden bir sene geçmesine rağmen bidonun üstünde ne borlanma, nede çürüme olmamış. Aynen koyduğum gibi duruyordu. O sebepten bu tariften çok eminim. Gönül rahatlığı ile yapabilirsiniz.

6 Kiloluk Üzüm Yaprağı Salamurası İçin Malzemeler:

  • 6 kilo üzüm yaprağı
  • 1.5 kilo kaya tuzu
  • Kaynar su

Üzüm Yaprağı Salamurası Nasıl Yapılır?


İlk olarak bir pazar yada marketten taze, fazla damarlı olmayan, elinizin içinde avuçlayıp-bırakınca kırılma yada dağılma olmadan aynen kalan üzüm yapraklarından -ihtiyacınız kadar- satın alın.

Daha sonra aldığınızı yaprakları eve gelir gelmez hemen yapmaya koyulun. Poşetin içinde faza bekletip, yaprağı yakmayın. İlk olarak bir sofra bezinin üzerine aldığınız tüm yaprakları döküp, çoluk-çocuk hep birlikte büyük sapları koparın. Aman burada dikkat edin de sapın hepsini koparmayın. Çok az sap kalması gerekiyor.

Üzüm Yaprağı Salamurası Tarifi

Tüm yaprakların fazla saplarını kopardıktan sonra tüm üzüm yapraklarını geniş bir leğenin içine deste deste yaparak dizin. Bir kenarda da ayrıca bolca kaynar su kaynatın. Daha sonrada o kaynar suyun içine kaya tuzunu koyup, karıştırarak eritin. Sonrada bir leğenin içine dizdiğiniz üzüm yaprağının üzerine kaynar suyu dökün. Sonrada üzerini bir kapak yada sini ile kapatıp bir gece bekletin.

Arada bir iki defa yaprakları altı üst edin ki yaprakların her tarafı eşit şekilde tuzlansın. Bir gece beklettiğiniz üzüm yapraklarını daha sonra suyunu bir elleyin. Kaynar su buzz gibi olmalı. Suyu buz gibi olmuşsa üzüm yaprağını basacağınız bidonu getirip 10 ar 10 ar deste halinde elinize alın. Sonra o destenin ortasına biraz daha tuz ekleyip, ikiye katlayın. Sonrada bidona basın. Burada önemli olan elinize alıp, katladığınız desteleri çok güzel şekilde basmak. Eğer sizin gücünüz yetmezse eşiniz yada annenizden yardım alın. Çünkü burada önemli olan güzel basılması; ne kadar güzel basılırsa o bidon o kadar çok yaprak alır. Ve ayrıca hava alamadığı için bozulma yapmaz.

Tüm yapraklarınızın arasına az az tuz serpmeyi unutmayın. Tüm yapraklarınızı bu şekilde bidona güzelce bastıktan sonra serin, güneş görmeyen bir yerde saklayın. İstediğiniz zaman açıp, üzüm yaprağından sarma yapabilirsiniz. Hiçbir şekilde problem olmaz. Ancak bidonun ağzını açıp, ihtiyacınız kadar üzüm yaprağını aldıktan sonra tekrar  sıkıca kapatın. Çünkü bidonun ağzından hava alması yaprakları bozar.

Allah hazırladığımız tüm kışlıklarımızı ağız tadı ile yemeyi nasip etsin... (amin)

Hoşça kalın.


Emir 3. sınıfı bitirirken de bize çok güzel bir karne getirerek bitirdiği için; ona ödül vermek maksatlı (uzun zamandan beri benden isted...

Emir 3. sınıfı bitirirken de bize çok güzel bir karne getirerek bitirdiği için; ona ödül vermek maksatlı (uzun zamandan beri benden istediği) pastahane simidi yaptım.

simit tarifi

Yaz tatilleri de geldiği için çocuklar artık evde daha fazla zaman geçirecek. Tabi evde durunca da sürekli canları 'abur cubur' ister. Onların 'abur cubur' isteklerine karşılık olarak bu şekilde ev yapımı, lezzetli, ve aynı zamanda lezzetli olduğu kadar sağlıklı da olan tariflerden yapıp onların gönüllerinin kraliçesi olun. :)

Bu simit tarifi aynen pasta hanelerde aldığınız simitler gibi yumuşak ve lezzetli oluyor. Çocuklar bu simitlerden yerken ''anne sen bir harikasın'' diyerek iltifatlar ederek yiyorlar. Benden söylemesi.... :D

Simit Tarifi İçin Malzemeler:

Hamuru için malzemeler:

  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 1 su bardağı sıvı yağ
  • 3 çorba kaşığı toz şeker
  • 1 çorba kaşığı tuz
  • 1 adet yaş maya
  • Alabildiği kadar un

Sosu için malzemeler:

  • Yarım çay bardağı pekmez
  • 1 çay bardağı su
  • 1 çay bardağı susam

Simit Yapılışı:

pastahane-simidi-nasil-yapilir

Yoğurma kabının içine maya, süt, sıvı yağ ve suyu da ekleyip iyice karıştırın. Sonra tuz ve şekeri de ekledikten sonra azar azar un ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin.

Daha sonra o hamurun üzerini örtüp, mayalamaya bırakın. Bir iki saat bekleyişten sonra küçük olan hamur kabarıp nerede ise iki katı olur. Bakınız yukarıdaki kolajda gözüküyor.

Sonra mayadan yumurta kadar parçalar koparıp, bezeler yapın. Sonra o bezeleri yine yukarıdaki kolajda gördüğünüz gibi uzun uzun şeritler yapın.

resimli-anlatimli-simit-tarifi

Hazırladığınız şeritlerin üzerine bir bez örtüp, onları dinlendirirken siz bir kenarda bir tavada susamları hafif rengi kahverengiye dönene kadar kavurun. Aman kavururken sürekli karıştırmayı ihmal etmeyin. Yoksa maazallah yakabilirsiniz. Bir yandan da pekmez ve suyu karıştırıp onu da yanınıza koyun.

Sonra daha önceden hazırladığınız şeritlerden ikisini alıp yukarıdaki kolajda gördüğünüz gibi şeritleri birbirine sarın. Sonra o birbirine sardığınız şeritlerin uçlarını birleştirip. Yuvarlak simit şekli verin.

Sonra o simitleri önce pekmezli su karışımına batırın. Daha sonrada hemen yanınızdaki susama bulayıp, yağlanmış fırın tepsisine koyun. Tüm hamurdan yaptığınız şeritleri tek tep aynı işlemi yapın.

simit-yapilisi

Sonra fırın tepsisinde ki simitlerinizi önceden ısıtılmış fırına atıp, altı ve üstü nar gibi kızarana kadar pişirin. Zaten fırında simitleriniz pişerken evinize öyle bir koku yayılıyor ki kendinizi bir simit kafe de gibi hissetmeye başlayacaksınız. :)

simit tarifi ve sunumu

Sonrada yanında tavşan kanı demli çay ve krem peynir, zeytin üçlüsü ile birlikte afiyetle mideye indirin. :D

Yapacak olanlara şimdidien önce kolay gelsin; sonrada da afiyetler olsun.

Hoşça kalın.

İlk göz ağrım, Emir'im 3. sınıfı bitirdi. Veee 4. Sınıfa geçti.. :) O karnesini öğretmeninden alıp, daha sonrada coşku ile bana ...

İlk göz ağrım, Emir'im 3. sınıfı bitirdi. Veee 4. Sınıfa geçti.. :)

3. sınıf arkadaşları ve öğretmeni

O karnesini öğretmeninden alıp, daha sonrada coşku ile bana ''hepsi çok iyi'' diyerek karnesini verince ilk aklıma daha dün gibi 3. sınıfa başlaması geldi 

Daha sonra Efe ile başladığı okul hayatına daha kardeşinin yaşı küçük ve hazır olmadığını düşündüğümüz için yine yalnız olarak  okul hayatına devam etti.

Sonra kardeşini okuldan alınmasının hemen ardından evimizi başka bir mahalleye taşıdık. Tabi buda otomatik olarak. Emir için yeni bir okul demek oldu. Canım kuzum ilk okul. 3. sınıfın 2. ayında okulunu değiştirdi. Bu sayede onun için daha ilk okul yıllarında arkadaşları ve öğretmeninden ayrılıp, yeni bir okul ve arkadaşları oldu. Tabi alışmak öyle kolay olmadı. Zaman zaman birlikte hüzünlendik ve ''anne keşke o okulumdan ayrılmak zorunda olmasa idim'' dedi.  :(
Zaman zaman ise ''anne  Mehmet arkadaşımı çok seviyorum. İyi ki bu okula yazılmışım da onu tanımışım. Yoksa onu hiç tanımayacaktım''dedi... :)

Emir ve öğretmeni

Oğlum yeni okuluna başlayınca öğretmenleri ile konuşup. Oğlumu yeni okulunda da satranç kursuna yazdırdım. Bu kurs haftanın 3 günü okulda olduğu için sabah 10.30 da başlayan okulu; akşam üzeri 18.00 de bitti. Bu duruma zaman zaman üzülsem de. Sonrasında gördüm ki. Oğlum satranca gitmekten zevk alarak gidiyor. Onun o halini görünce üzülmekten vazgeçtim.

Satranç sevgisi; hatta bazen öyle ağır bastı ki hobi olmaktan çıkıp, hırs olacak diye çok korktum. Ama Allah'tan korktuğum başıma gelmedi.(ohhh neyse ki)  Geçen sene satrançtan 2. oluduğu için gümüş madalya alan kuzum bu senen 4. olduğu için hiçbir şey alamadı. Ama bence bu bile büyük başarı... Çünkü bu sene onun için her şeyi yenden başlayıp, alışması gerekti. Eeee nede olsa yeni bir okul demek tüm okul hayatına yeniden sıfırdan başlamak gibi bir şey demek değil mi(!)

Yok okuluna alıştı, yok alışmadı derken birde bakmışız ki; göz açıp kapayana kadar yarı dönem bitmiş bile. Sonra okuluna gidip yarı dönem karnesini aldık. Ama o karne alışında ki isteksizlik halini görünce içerleyip burada (bizim zamanımız ile şimdiki zaman arasında karne heyecanı farkı) diye paylaşmıştım.

15 Tatil, kar tatilleri derken bol tatilli bir yarı yıldan sonra tekrardan okula başlayıp, 2. dönem ders yılına başladılar. Bu dönem onun için daha bir kolay oldu. Artık eskisi kadar eski okulundan ve arkadaşlarından pek söz etmez oldu. Artık daha fazla yeni arkadaşlarından bahsedip, zaman zaman onlara kızıp. Zaman zaman da gözlerinde kocaman bir gülümseme ile anlatmaya başladı.

Tabi bu dönem ödevlerini artık kendi başına yaptı. Bana düşen sadece kontrol etmek oldu.
Bazen hep birlikte evde deneyler yaptık, Ahşap boyamalar yaptık.  Küçük ev aleti olan, kartondan ütü dahi yaptık. :) 

Hatta  bu kısacık okul hayatında birde haksızlığa şahit oldu... :/  Gibi....

Tabi bir sürü olumsuz olaylar yanında bir sürü güzelliklerde oldu. Bana bir anneler günü hediyesi hazırladılar ki halen o gün aklımda. :)
                                         .........................................

Şeklinde uzar gider... Önemli olan tüm yaşanan bu olay ve ödevlerden ders alması değil mi? Bence kuzum bu 3. sınıfta hayat tecrübesi ve olgunluk yönünden diğer yıllara nazaran daha çok şeyler öğrendi. Ve yaşadı... Buda onu bu hayat yolunda daha emin adımlar atarak yürümesine sebep olacak. (inşallah)

karne hediyesi


Bize yine çok güzel bir karne getirince, onun başarısını ödüllendirmek için ona küçük bir hediye olarak tablet hediye ettik. Kuzum bu başarısı inşallah ilerleyen senelerde de aynen bu şekilde devam eder.

Hoşça kalın...


Ailecek sohbetler eşliğinde uzun uzun yapılan akşam yemekleri bir başka güzeldir. Bugün sizlere arşivimde takılı kalmış, öyle güzel bir ak...

Ailecek sohbetler eşliğinde uzun uzun yapılan akşam yemekleri bir başka güzeldir. Bugün sizlere arşivimde takılı kalmış, öyle güzel bir akşam yemeği fotosunu paylaşacağım. Beni uzun zamandır takip edenler bilir ki sofra düzeninde renkleri faklı şekilde kombinasyon etmeyi severim. :) Alttaki sofrada en sevdiğim renkler olan kırmızı ve siyahın kombinasyonu şeklinde tasarlayıp, kurduğum sofra...
siyah ve kırmızı akşam sofrası

Benim küçük kuzum tam bir et-kolik :D Özellikle etli yemeklere bayılır. Onun için Efe'ye sürpriz bir masa hazırlarsam hemen en basitinden sade pirinç pilavı ve saç kavurma yaparım. Sonra otur karşısına onun büyük iştahla yediği yemeği izle. Tabi izlerken gülmek serbest :D

siyah ve kırmızı akşam sofrası

Berat kandili günü ailecek oruç tuttuk. Aslına bakarsanız biz eşim ile birlikte oruç tutmak için sahur yaparken çocuklarda tamamen tesadüfen uyanıp, bizi mutfakta yemek yerken görünce, şaşırıp ''neden yemek yediğimizi'' sordular.

Bizde onlara yarın mübarek bir gün olan berat kandili olduğunu ve onun için oruç tutacağımızı söyleyince. İkisi de ''bizde sahur yapmak istiyoruz. Sabah bizde oruç tutacağız.'' Dediler. Emir'in geçen sene Ramazan ayında oruç tutmuşluğu olduğu için onun tutacağına emindik. Ama Efe daha küçük olduğu için dayanamaz(!) diye düşünmüştük.
 Ertesi gün çocuklara ''sabah kahvaltısı hazırlayayım mı?''diye yönelttiğim soruya ikisi bir ağızdan ''HAYIR'' Dediler. Öğle vakti oldu yine bir şey ne yediler, ne içtiler. Üstelik birde inanılmaz derecede enerjiklerdi. Onların o hallerini gören, oruç olduğuna inanmaz. O derece yani...
 Emir'in okul vakti geldi. Onu okula hazırlarken yine ne olur olmaz diye beslenmesini de hazırlayıp, oğluma verdim. ''Eğer okulda acıkırsa beslenmesindeki yiyeceklerden yiyebileceğini'' söyledim.

Evde Efeye yine her saat başı acıkıp acıkmadığını sorduğumda ''ben orucum''sözünü ile karşılaşınca artık bıraktım, tutsun diye... Saat 18.30 den sonra Emir'i de okuldan alıp, gelince:

Efe ile Emir artık acıkmaya başladılar. Bana sürekli gelip: ''Anne akşam yemeğine ne yaptın\Ezan okunmasına daha kaç saat var.'' Diye sormaya başladılar. Ama tabi artık son 2 saatten az kaldığı için, bu saatten sonrada orucu bozmalarını biz istemedik. Zaten onlarda bozmayı hiçbir zaman istememiş-tiler...

Ve nihayet ezan okundu. Kuzularımın ikisi de o gün oruç tuttular.... Yaz günü, günler çok uzun ve sıcak dayanamayız diyen büyükler utansın.


mavi ve beyaz sofra düzeni

Yukarıdaki sofrada o akşam, sahur için hazırladığım sofra... Mavi ve beyaz renkli sofram...

hafta sonu kahvaltısı

Hafta sonları da kahvaltı masası hazırlamayı çok severim. Genellikle cumartesi akşamı çocuklarında geç yatma izinleri olduğu için, sabah geç kalkarlar. Evdeki fertler uyurken ben sabah uyanır kahvaltıyı hazırlayıp, daha sonra onlara misss gibi çay kokusu eşliğinde uyandırırım...

Yukarıda ki sofrada öyle bir hafta sonu kahvaltısından çekilmiş bir kare.

Bir aileyi bir arada tutan en güzel etkenlerden biri ailecek hep birlikte oturulan sofralardır. O sofralarda öyle şen şakrak kahkahalar ve muhabbetler edilir ki. O muhabbetlerin yerini hiçbir muhabbet dolduramaz. O sebepten bence bu şekilde hep birlikte yemek yiyebildiğiniz zamanlar sizlerde sofralarınıza biraz daha özen gösterin. Çünkü sevgi emek ister, emek verilerek alınan sevginin yerini ise hiçbir şey dolduramaz...

Hoşça kalın...

Bayat ekmek tarifleri listeme bugün yeni bir tarif daha ekleyeceğim. Bu börekler hafta sonu kahvaltılarınızı şenlendirdiği kadar, pikniğe ...

Bayat ekmek tarifleri listeme bugün yeni bir tarif daha ekleyeceğim. Bu börekler hafta sonu kahvaltılarınızı şenlendirdiği kadar, pikniğe giderken de bayat ekmekli sigara böreklerinden kızartıp, sepetinize ekleyebilirsiniz. Bence en çok sevilen ve çok çabuk biten bir börek çeşidi. Bu tarif sayesinde bayat ekmekleri değerlendirmiş olduğum gibi, ayrıca çok lezzetli, çıtır böreklerde yapmış oluyorum. Eee daha ne olsun bundan iyisi Şam da kayısı...:D

bayat ekmekli sigara börek tarifi

Bayat ekmekli  (Galetalı) Sigara Böreği Malzemeleri:

  • 1 Paket hazır sigara böreği yufkası
  • 1,5 su bardağı çekilmiş bayat ekmek içi
  • 2 yumurta
  • Sıvı yağ

Bayat ekmekli sigara böreği iç malzemesi:

  • Beyaz peynir
  • İnce kıyılmış maydanoz
  • Tuz
  • İsteğe göre baharat

bayat ekmekli tarifler resimli anlatım


Bayat ekmekli sigara böreği yapılışı:

İlk olarak hazır yufkaları alıp üçgen şekilde şekiller kesin. Ya da marketlerde hazır üçgen parçalara kesilmiş şekilde satılan yufkalardan alıp, yapabilirsiniz. Ben bu tarifi yaparken hazır kesilmiş olan yufkadan alıp yapmıştım.

Sonra iç harcını bir kaseye hazırlayın. Bir başka kaba da yumurtaları kırıp, çırpın. Sonrada üçgenlere tek tek yukarıdaki resim kolajında da gördüğünüz gibi geniş kısımlarına iç harçtan koyup, sarın. En son sarma işlemini bitirdikten sonra uçları ıslatıp, yapıştırın ki açılma yapmasın. Bu şekilde tüm üçgen parçaları tek tek iç harç koyup, sarın.

Tüm yufkayı sigara böreği şeklinde sardıktan sonra daha önceden kırıp, çırptığınız yumurtaya batırın. Sonrada bir robot ile çektiğiniz bayat ekmeklere bulayın. Bu işlemi sardığınız tüm sigara böreklerine yapın.

En son olarakta bir tavaya sıvı yağ koyup, iyice ısıtın. Sonrada hazırladığınız tüm bayat ekmekli sigara böreklerinizi nar gibi kızartın.

bayat-ekmekli-sigara-böreği-tarifi


Sıcak sıcak servis yapın. Bu bayat ekmekli sigara böreklerini yanına bir çay ve zeytin yeter... Çünkü bu börekleri önce bir tane elinize alıp bir kokulayın. Daha sonra bir parça ısırın. O ısırma esnasında çıkardığı çıtırtı, zaten başlı başına bir harika.... Daha sonra çiğneyip, yuttuktan sonra damağınıza öyle bir lezzet yayılıyor ki o lezzete bayılacaksınız...:)

Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyetler olsun...

Hoşça kalın.



Yazar:   Sunay Akın Sayfa Sayısı:  235 Baskı Yılı: 2009 Yayın Evi: Kültür yayınları Sunay Akın 'ın şiirleri ve ses t...

Yazar: Sunay Akın

Sayfa Sayısı: 235

Baskı Yılı: 2009

Yayın Evi: Kültür yayınları
SUNAY AKIN - AY HIRSIZI KİTABI YORUMU
Sunay Akın'ın şiirleri ve ses tonuna hayran biri olduğum için kitaplarını da severim diye düşünmüştüm. Ama sanırım onun yazdığı hikayeler bana çok fazla geldi. Yoksa başka bir açıklaması yok.

Çünkü Sunay Akın'ın ay hırsızı kitapta olması gereken ilgi çekici anlatım tarzı var, konuları çok akıllıca anlatılmış, hikayelerde gerçek hayattan kesintiler halinde, kitabın üslubu sanki senin karşında hikaye anlatıyor gibi... Eeee var oğlu var. Ben bu kitabı niye sevemedim? Aslında sevemedim de demeyelim de; bir solukta okuyamadım diyelim.

Çünkü kitapta anlatılan olay ve kurgular o kadar farklı ve hiçbir zaman duymadığımız konular olunca, insan o hikayeyi okurken ister istemez merak ediyor. Kitabı bırakıp, o konuyu bir araştırma duygusu ile kapılıyor.

Birde farklı farklı konuların hepsini ay ve uzay sevdasına bağlamış. Ama tabi konular farklı; ilk pilottan tutunda, şairler ve Atatürk'ün hayatı, oyuncaklar olmak üzere birbiri ile alakasız konularda olunca kafam bir dağılıyor. Kitabı okurken sanki o kitap beni yoruyormuş hissi uyandırıyor. Çünkü yazılan her hikayede ayrı bir mesaj ve bilgi olunca insan kendini bir zorluyor. ''acaba bu hikayede ne anlatılmak isteniyor'' diye.

O sebepten ben Sunay Akın'ın Ay Hırsızı kitabını öyle bir solukta okuyamadım. Ki bence öyle bir solukta okunacak kitapta değil. Bu kitap evinizin bir rafında olacak; arada boş bir zamanınızda 1-2 hikayesini okuyup, o hikayeler için kafa yoracaksın. Sonra ise kapatacaksın... Yoksa diğer türlüsü yorar... Diye düşünüyorum.

Peki siz Sunay Akın'ın kitaplarını okudunuz mu? Siz ne düşünüyorsunuz?

Hoşça kalın...

Hobi işleri ile uğraşmak insanın ruhunu dinlendirip, arındırdığı gibi elde edilen sonuç ile de mutlu olmanızı sağlar . O sebepten ben ara ...

Hobi işleri ile uğraşmak insanın ruhunu dinlendirip, arındırdığı gibi elde edilen sonuç ile de mutlu olmanızı sağlar. O sebepten ben ara ara bu şekilde küçük hobi çalışmaları yaparak, kendime terapi uygularım.

 En son yaptığım ipten avize yapımında da sizlere ev yapımı tutkal tarifini paylaşacağımı söylemiştim. Şimdi size bu tutkalın tarifini vereceğim. Ben bu tutkal ile ipten avize ve peçete dekupajı yaparken kullandım. İkisinde de sonuç harikaydı.

peçete dekupaj çalışması

Ev Yapımı Tutkal Nasıl Yapılır?


Ev yapımı tutkal için malzemeler:

  • 1 bardak un
  • 1,5 bardak su
  • Yarım bardaktan biraz az şeker
  • 1 tatlı kaşığı sirke
  • 1 yumurta akı

Ev yapımı tutkal yapılışı: Bir cezveye yumurta akı, şeker ve unu koyup daha sonra bu karışımın üzerine gerekli olan suyun yarısını koyun. Sonra iyice karıştırın. Tüm karışımı topaksız şekilde karıştırdıktan sonra kalan suyu da döküp karışımı biraz inceltin. Sonrada ocağın altını kısık ayarda açıp, karıştırarak pişirin. Ev yapımı tutkal karışımın, son karışımı olan sirkeyi de ekledikten sonra koyu bir karışım olunca ocağın altını kapatın. 

peçete dekupaj tutkalı yapımı

Ev yapımı tutkal nasıl kullanılır?

Tutkalı yaptıktan sonra soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra bir spatula yardımı ile uygulamak istediğiniz yere ince bir tabaka halinde sürün. Bu tutkalı çeşitli hobi çalışmalarınızda kullanabilirsiniz. Ev yapımı tutkal ile yaptığınız çalışma sonunda kalan tutkalınızı başka zaman kullanmak isterseniz. Ağzı kapalı bir kaba koyun. Bu şekilde ağzı kapalı kapta bir kaç gün saklayabilirsiniz.

Ev Yapımı Tutkal İle Peçete Dekupajı Nasıl Yapılır?


Peçete dekupajı yapacağınız objeyi önce beyaz bir boya ile boyayın. Ben sizlere bugün eski bir sehpanın üzerine yapılan peçete dekupajının yapılışını en ince ayrıntısına kadar paylaşacağım.

peçete dekupaj örnek modelleri

  • İlk olarak peçete dekupajı uygulayacağınız sehpanın üzerini bir güzel zımparalayın. Daha sonra beyaz bir boya ile bir kat boyayın. Sonra boyanın kurumasını bekleyin. İlk kat genellikle tam beyaz olmaz o sebepten panik yapmayın. İlk kat boyadıktan sonra 2. katı uygulayın. Daha sonra isteğinize göre 3 veya 4 kat olarak boyayın. Her kat arasında en az bir gün beklerseniz boyama işleminiz daha başarılı olur.
  • Boyama işlemini tamamladıktan sonra yukarıda yazdığımı gibi daha önceden yapıp soğuttuğunuz ev yapımı tutkalı peçete dekupajı uygulayacağınız yere bir sünger veyahut spatula ile sürün.
  • Sonrada dekupaj yapmayı düşündüğünüz bir peçeteyi alıp, en üst katını açıp, alın. Burada kat ayırma işlemini çok dikkatli yapın. Çünkü peçetenin en üst katı çok ince olduğu için çok çabuk yırtılır.
  • Daha sonrada katını ayırdığınız peçeteyi daha önceden sürdüğünüz tutkalın üzerine çok muntazam bir şekilde yapıştırın. Burada önemli olan peçete dekupajı yaparken kırışma ve toparlanma olmadan yapabilmektir.
  • Kendi yaptığınız tutkal diğer hazır tutkallara nazaran daha geç kurur, o sebepten çok sabırlı olun.
  • Tutkalı ilk uyguladığınızda tutkalın rengi çok net gözükür. Ama kurudukça tutkal şeffaflaşır ve hiç gözükmez. O sebepten sakın ''eyvah tutkalım gözüküyor peçete dekupajını güzel yapamadım'' diye düşünüp, üzülmeyin.

Benim yaptığım bu çalışma ilk peçete dekupajı çalışması olduğu için hatam olabilir. Beni o konuda maruz görün. :) Yapacak olanların kafasına takılan bir soru olursa hiç çekinmeden bana sorabilirsiniz. Elimden gelen yardımı yaparım.


Hoşça kalın.









Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Çocuklara bir şey öğretirken onu oyun ile öğretme taraftarıyım. Çünkü biliyorum ki çocuklara klasik olarak ''şunları ezberle'...

Çocuklara bir şey öğretirken onu oyun ile öğretme taraftarıyım. Çünkü biliyorum ki çocuklara klasik olarak ''şunları ezberle'' şeklinde eğitim verdiğimiz zaman bir süre sonra o ezberlenen bilgiler hafızadan siliniyor. Ama maalesef ki eğitim sistemimiz genellikle ezber şeklinde kurulu olduğu için öğretmenlerimizde -belkide kolaylarına geldiği için- ezberleme yollarını deniyorlar. Peki ya sonuç? Çocuk elinde bir liste ''oflaya puflaya'' ezberlemeye çalışıyor. 

Peki ya ezberleyebiliyor mu? Evet ezberliyor... Çünkü onların beyinlerin büyük bir bölümü boş olduğu için, çok çabuk hafızaları alıyor. Ama bilerek, kavrayarak öğrenmediği için bir sene sonra o konuyu sor, unutmuş olur.. :(

Bende o sebepten zaman zaman bazı konuları oyuna çevirip, çocuklara oyun oynar şekilde öğretiyorum. Bakınız eş anlamlı tombalalar sayesinde Emir'in eş anlamlılar kelime hazinesi çok geniştir. :)

Geçen hafta Emir elinde bir liste:
-Anne bu lisede yazan şehirler, hangi bölgede yer alıyor, öğrenmem lazım. Öğretmen soracak? dedi..

Tabi suratta bıkkınlık ve istemsiz bir hal ile birlikte. Sanki bana ''anne beni kurtar; ezberlemek istemiyorum'' der gibi. Oğlumun o halini görünce listeyi elime alıp; ''acaba ne yapabilirim?'' diye düşünmeye başladım... 
çocuklara şehir ve bölgeleri öğretme oyunu

Çocuklara bölgeleri ve şehirleri öğreten tombala nasıl hazırlanır?

Biraz düşündükten sonra tombala mantığı şeklinde bir etkinlik yapmak, aklıma geldi. :) Bunun için gerekli olan bir boş beyaz sayfa, kalem ve makastı...

Tüm malzemeleri çocukların yanına getirip; Emir'in eline kalem ve sayfayı verip. O listede yazan tüm şehri, iki parmak boşluklar halinde yazmasını istedim. Emir tüm şehri yazdıktan sonra bu etkinliğe Efe'yi de dahil etmek için. Efe'nin eline de bir makas verip; her şehir ismini tek tek kesmesini istedim. Böylece Efe'ye de ince motor eğitimi vermiş oldum.

Emir önce tek tek yazdıktan sonra, Efe de Emir'in yazdıkları şehirlerin hepsini tek tek kesti. Onların yazıp, kestikleri şehirler yazılı küçük kağıtları katlayıp bir kutuya hepsini koyduk. Sonra da Emir ve Efe sırayla içinden bir tane kağıt çekip, o çıkan şehir hangi bölge de söylemeye başladı. Tabi bu oyun sayesinde o şehirler hangi bölgede öğrendiği gibi, nesi meşhur onu dahi öğrendiler...

Türkiye haritası puzzle oyunu

Emir öğrenirken, Efe bazen arada kaytarsa da zaman zaman oda bu oyuna dahil olduğu için, bazı şehirlerin hangi bölgede olduğunu öğrendi. Emir bir kağıt çektiğinde o şehri okuyup sorduğumda hemen Efe, Emir'den önce davranıp cevapladığı anlarda oldu. Tabi sonrası kahkahalar ve abiye ''ben senden iyi biliyorum'' şeklinde abiyi sinir etme ve gıcık etmeler ardı arkasına sıralansa da. Sonuç ikisi de çok iyi öğrendi.

Hatta Efe puzzle oynamayı çok sevdiği için ona da bir tane Türkiye haritası puzzlesi aldım. Şimdi bu puzzleyi yaparak, doğu ve batıyı da kavramaya başladı...

Emir şimdi 81 ilin hangi bölgede olduğunu ve neleri meşhur hepsini çok iyi biliyor. Hatta arada şehir tombalasını bana getirip: ''Anne hadi biraz daha oynayalım'' diyor. Böylece ilk başlarda benimle oynadıkları oyunu daha sonra bir bahane ile yanlarından kalkıyorum. Sonrada gizli gizli onları izlediğimde görüyorum ki; ikisi birlikte eğlenerek oynuyorlar... :) Ohhh mis gibi hemi eğleniyor, hemi de öğreniyor olmaları... Keşke bu mantığı öğretmenlerimizde kavrasa da onlarda çocukları bu şekilde öğretse olma mı?

Hoşça kalın...

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.