Emir'in yeni okulundan, ikinci olarak(?) değiştirdiği öğretmeni Ankara'ya Emir'in dediğine göre mecburiyetten gelmiş tam bir ...

Emir'in yeni okulundan, ikinci olarak(?) değiştirdiği öğretmeni Ankara'ya Emir'in dediğine göre mecburiyetten gelmiş tam bir Ankara düşmanı biri. Sürekli çocuklara: 
''Ankara'nın nesi güzel ki denizi bile yok, buranın nesini seviyorsunuz ki'' diye bir sürü buna benzer saçma sapan sorular sormuş.
 Bende ''Allah'a Allah'a o sevmiyorsa durmasın Ankara da ona zorla mı tutuyoruz, Ankara'yı yaratan ile İstanbul'u yaratan aynı kişi değil mi? Sanki denizi İstanbullular kendileri mi yapmışlarda bu kadar çok övünürler. Onlarda deniz varsa bizde de göller var. Biz göller ile deniz manzarası ve havası isteğimizi gideriyoruz.'' Dedim.
Ben bunları söyledikten sonra Emir hemen:
-Anne bu hafta sonu göle gidelim mi dedi? :)  (Çocuğa Ankara da çok güzel göller var dersen oda heves eder tabi doğal olarak, Suç çocukta değil ki çocuğun aklına getirende, yani bende... Evet itiraf ediyorum biranda gaza geldim Ankara'nın göllerini (başıma gelecekleri bilmeden) çocukların karşısında övmeye başladım :( )
Ben: Immm hava soğuk ama üşürsünüz...
Emir: Üşümeyiz hadi ama ne olur... Ne olur... Ne olur...
Diye ısrarları kardeşi ile de birleşince yalvarma derecesine gelince. Bizde onları kırmamak için ayrıca kışın Mogan gölüne hiç gitmediğimiz için kışın orası nasıl onuda görmek adına pazar günü düştük yollara..


Mogan gölü; Ankara'nın Göl başı ilçesinde bulunuyor. Araba ile gelenler için girişte her araba başına 6 TL ücret isteniyor.

Mogan gölün etrafında, uzun bir yürüyüş alanı, luna park ve piknik alanları yapılmış. Birde çok fazla restoran işletmeleri var. Ki bence çok fazla(!) Özellikle gölün çevresini bu işletmelerin işgal etmesi biraz sinir bozucu ama yinede yürüyüş alanında yeteri kadar göl kenarı mevcut olduğu için insan o yürüyüş alanları ile teselli oluyor.


Biz çocuklar ile yürüyüş alanında bol bol yürüyerek ördekleri vede martıları seyrettik. Hııı birde tabi ki bol bol fotoğraf çektim ve çektik.. :) Biz bu güne kadar Mogan parkına genellikle yaz yada ilkbahar mevsiminde piknik maksatlı gittiğimiz için. Kışın nasıl olduğunu hiç bilmiyorduk. Ama bu gidişimizde öğrendik ki Mogan gölü ve parkı kışında bir harika!.. Özellikle etrafta fazla insan olmadığı için gönül rahatlığı ile doya doya gezebiliyorsunuz. :)


Yaşlı ağaçların kesilip yerine yeni fidanların dikili alana gelince çocuklar ''Anne o ağaçlar ölmüş mü dediler?'' Bende onlara'' O ağaçlar yaşlandıkları için kesilmiş ama yerine yenileri dikilmiş ki yeşillik alan bitmesin diye dediğimde.
Emir:Anne tıbki insanlar gibi değil mi onlarda yaşlanınca ölüyor dedi..
Canım kuzum çok yerinde vede doğru bir tespit yaptı. Doğadaki her şey gibi insanlarda dahil her şeyin bir sonu oluyor. Mevsimlerin bile ilk bahar mevsiminde her şey yeni doğarken kış mevsiminde ağaç yaprakları, çiçekler ölüyor...


Ama her şeye rağmen hayat yaşamaya değer. her mevsimin ayrı bir güzelliği var sonbahar vede kışın görüntüsü ayrı bir güzel. Üstelik bazı meyve ve sebzelerde kışın yeniden hayata gelip yazın ölüyorlar portakal ve mandalina gibi... :) Cenabı Allah o kışın vücudumuz için gerekli olan meyveleri o mevsimde yaratmış İnsanı bu kadar düşünen vede onun hayatı için ondan çok düşünen bir kudret için Allah'a olan görevimiz yapılmazsa nankörlüğün en büyüğünü yapmış olmaz mıyız?...


Biz çocuklar ile çok eğlendik. Bol bol deniz havası olmasa da göl havası alıp ciğerlerimize bayram havası yaşattık :) Artık onlarda ellerine mendil alıp halay çekmişlerdir, herhalde... :))


Bu arada size bir sır vereyim mi? 
Ben sanırım geleceğin büyük bir fotoğrafçısını evimde yetiştiriyorum. :) Bizim resmimizi çekerken bir görseniz bir havalar, bir tiripler, şekilden şekle girmeler... :) Çok komik halleri vardı onun o halini çekmek için elime telefonumu alınca bana hemen
-Anne dikkatimi dağıtma pozunu bozma diye azarladı... Eee çocuk haklı bu kareyi yakalamak için çok büyük çaba sarf etti. :)


Ama ben onların bu karelerini iki saniyede habersiz olarak çektim :) Kardeşlik bambaşka bir şey ya!... Bak şimdi kardeşlerimi özledim :(


Bu ahşap yürüyüş yoluna ben bayıldım. Yazın gittiğimde buralarını hiç görmemiştim. Biz genellikle park ve piknik alanlarında olduğumuz için bu taraflarını hiç görmemişim ama gerçekten de çok harika bir yermiş... Tek kelime ile ba-yıl-dım!... :)


Ama düşünüyorum da sanırım yazın buralar bu kadar güzel olamaz... :( Çünkü yazın çok kalabalık olduğu için bu kadar etkili vede sesiz olmadığı için. Bu derece büyülü olamazdı...


Gri gök yüzü rengi ile birlikte bir bütün gibi olan gri göl içinde ki ördekleri bir harika görüntü oluşturmuşlar. Özellikle onları seyrederken ara ara gölün altına geçip ağızlarında küçük bir solucan yada balık ile çıkıp onları yediklerini izlerken, çocuklar ile birlikte çığlıklar atarak onları izledik. :) Bu arada orada üşürler yazıkkk diyede  üzülen bir çocuğa her ne kadar onlar üşümez Allah onları öyle yaratmış dememize rağmen inandıramadık ve ara ara onlarla birlikte bizde üzülmüş gibi yaptık :) 


O kadar çok yürü,  koş, hareket et, bir yerde bünyede yoruluyor. Biraz mola vermek bizimde hakkımız. :)


Küçük bir alanda tutulan ördek sürüsü vardı...


Buradaki ördeklerde Efe'nin keşfettiğine göre beyaz olanlar kızlar, siyah olanlar ise erkeklermiş, yeşil olanlarda babalar imiş...
Ben: Neden oğlum öyle diyorsun? Dediğimde
Efe: Anne baksana burada bir sürü beyaz ve siyah var gölün üstünde kiler ise yeşiller onlar baba işe gitmişler bunlarda anne ve kızlar evde kalmışlar. Bak şurada ki yeşil olanda onları korumak için evde kalmış... Dedi. :)

Ben demedim Efe öyle dedi. :) Oğlum öyle diyorsa öyledir. BİTTİ. :))

Hoşça kalın.








Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.