Yazar:   Ahmet Ümit Sayfa Sayısı:  392 Yayın Evi: Doğan kitap Bab-ı esrar, Ahmet Ümit' in ilk okuduğum eseri ve bunda...

Yazar: Ahmet Ümit

Sayfa Sayısı: 392

Yayın Evi: Doğan kitap


Bab-ı esrar, Ahmet Ümit'in ilk okuduğum eseri ve bundan sonra eminim ki son olmayacak. Artık tüm eserlerini merak eder oldum. Bu romanını okuduktan sonra, diğer yazdığı romanları da okumak için çok sabırsızlanıyorum. Ama bu romandan sonra diğer romanlar için beklentim büyük, umarım diğer romanları beklentimin altında değildir. 

Kitabın konusu Konya da yaşamış olan Mevlana ve Şems Tebriz-i arasındaki aşk'a küçük küçük dokunarak hemi öğretiyor. Hemi de 700 Yıllık bir mistik olayı tekrar roman kahramanı suretinde de olsa gözlerimizin önüne getiriyor. Açıkçası bu kitabı okurken Mevlana Celalettinin Ruminin eseri dinleyi vede mesnevi kitabını okumama rağmen mesnevilik vede Şems Tebriz-i hakkındaki bilgimin be kadar eksik olduğunu anladım ve bir Konya'lı olarak kendi kendime kızdım.

Çünkü bu kitaptan sonra öğrendim ki Mevlana'nın kızlığı Kimya ile Şems Tebriz-i evlenmiş. Şems Tebriz-i ise o kızı kıskançlık sonucu boğarak öldürmüş. Kimya öldürdükten sonra Mevlana'nın küçük oğlu Alaaddin'in de  içinde olduğu 7 kişilik bir gurup ile Şems Tebriz-yi bıçaklayarak öldürülmüşler ve sonrada kuyuya atmışlar. Mevlana Celaleddin Rumi'nin büyük oğlu, Şems Tebriz-yi rüyasında sürekli ıslak bir halde ''benim üstümü ört'' diyerek görmesi üzerine, Şems Tebriz-i'yi arayarak, cesedini bir kuyu içinde bulmuş ve çıkarmış... Vs.. Gibi şeyleri bu romanı okurken öğrendim.

Roman her ne kadar bilindik vede tanınmış iki kişiyi anlatır olsa da; olayda mesnevi Poyraz vede Londra'lı Susan'dan olma olan Karen Kimya üzerinden yazılıyor. Karen Kimya henüz 10 yaşında iken babası onu Afkanistan'lı bir dostu ile bırakıp gidiyor. Ve bir daha babasını ne görüyor nede haber alıyor. Karen Kimya yıllar sonra işi gereği bir otelin yangını çözmek için Konya'ya gidiyor. Ve orada onu o kadar enteresan günler bekliyor ki kimi zaman hangisi gerçek, hangisi hayal karıştırıyor... Ara ara rüyasına giren Şems Tebriz-i mi dersin; otelde çıkan bir yangın sonucu ölen kişilerin kaza sonucu değilde bir sabotaj sonucumu öldükleri; ve son olarak ise ettiklerini canı ile ödeyen iki kişinin ölümü mü dersiniz... Buna benzer kah gerilim yüklü, kah polisiye tarzı bu romanda zaman zaman meraklanacak. Zaman zaman gerilecek siniz. Ama hepisinden de önemlisi çok zevkle okuyacaksınız.

İsterseniz romanın tüm içeriğini anlatmayayım da okumayanlar varsa okurken en az benim kadar merak vede büyük bir sabırsızlık ile romanı okusun. Ben bu kitabı elime alınca ilk bölümü okuduğum andan beri elimden hiç düşürmedim. sürekli her fırsatta elime alıp okumak için resmen fırsatlar yarattım. Yazarın başrol kahramanı Karen Kimya yerine sanki kendim geçtim ve o olaylar olurken en az Karen Kimya kadar bende heyecanlandım ve sonucunu merakla bekledim...

Kitabı uykularımdan vede kendime ayırdığım zamanlardan fedakarlık vererek bir haftada okudum. :) O sebepten okumayanlara kesinlikle tavsiye ederim. Ben okumakta geç kalmışım ama sizler geç almayın hemen en yakın kitapçıdan bir tane alıp okuyun.



Hoşça kalın.









Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım
Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.