Hiç unutmam ben küçükken babamda bir not doyumsuzluğu vardı. Bir yazılı yada sınav olacağı günü hiç durmaz çalışır o gece sabaha kadar de...

Hiç unutmam ben küçükken babamda bir not doyumsuzluğu vardı. Bir yazılı yada sınav olacağı günü hiç durmaz çalışır o gece sabaha kadar ders çalışırdım. Sonuçlar açıkladığında ise hemen koşa koşa babamın yanına gider:
Ben:Baba matematik, Türkçe vb. sınavım sonuçları okundu?
Babam: Kaç aldın?
Ben: 85
Babam çok az neden çalışmadın? (nee çalışmadım mı! İnsaf be baba sende bilyon ki sabahlara kadar ders çalıştım. Ne yapayım sorular çok zordu. Herkes düşük puan aldı. Diye içten geçirir, sessiz sessiz babama kızar, sonrada boynumu büker giderdim.)

Babam benim kahramanımdı ya, illaki ondan takdir alcamya her sınav sonucunda bu şekilde yapar 85 ve üstü aldığımda babamın yanına koşup sınav sonucumu söylerdim. Üstelik babam her seferinde bana neden bu kadar aldın? gibi sorular sorup notum dan memnun olmayacağını bildiğim halde.

Hayır 85 üstü aldığımda sevinse, yine sevinmezdi 95 alsam bu sefer neden 100 değilde 95 benim kızım 100 almalı derdi. 100 aldığımda ise önce ağzının ucu ile bir aferin der sonra hemen senden başka 100 alan oldu mu? Kaç kişi 100 aldı? Adları ne gibi sorular sorardı. 100 aldığım zaman benden başka 100 almış varsa yine mutsuz olurdu. Babama göre o sınıfta tek 100 alan kişi ben olmalı idim. Ancak o zaman çok mutlu olur benim yüzümden öper ve bana sıkı sıkı sarılırdı. Bende onun beni takdir edip öpüp sarılmasını çok sever ve babamın bu şekilde takdirini almak için elimden geleni yapardım. Hatta sırf bu yüzden sınavlarda arkadaşlarıma kopya dahi vermezdim ki onlar benim gibi 100 almasın diye. :) Hoca çok serbest, kopya çekilmeye sınıf çok müsait olursa o zamanda tembel arkadaşlarıma kopya verirdim. Onlar nasıl olsa 100 alamaz diye. Onda da en fazla 2 bilemedin 3 soru kopyesi verirdim.

Babamın bu not doyumsuzluğu benim beynime öyle bir işlenmiş ki resmen içime girmiş olsa gerek ki, geçen sene bende aynen babam gibi oğlumun 80 ve 85 li notlarına kızar neden az aldın diye tavırlar yapardım. Sonra kendi kendime düşündüm ki ben ne yapıyorum. Babamın bana yaptığı şeyi bende ona uyguluyorum. Bırak çocuk kaç alırsa alsın sen onun notlarından mutlu ol daha fazla çalışması için teşvik edeceksen bu şekilde değil daha farklı yollarda yap diye. Kendi kendime kızdım. Ve irkildim kendime geldim.

Bu sene Allah'a şükür ki o not doyumsuzluğu huyumu tamamen üzerimden attım. Dün oğlum 85 almış, akşam üzeri onu okuldan alıp eve geldiğimiz zaman yolda söyledi.
Emir: Anne sınavdan 85 aldım.
 Ben: Aferin oğlum, çalışkan oğluşum benim diyerek kafasını okşadım.
Emir: Anne sen eskiden neden 100 almadın diye kızardın ne oldu? dedi...
Ben: Evet oğlum haklısın o zaman çok büyük hata yapıyormuşum. Hatamı şimdi anladım artık bundan sonra yapmayacağım.
Emir: Anne, anneler hata yapmaz ki? 
Bu sözünden sonra anladım ki oda beni rol modeli olarak alıyor. Ona göre ben hiç hata yapmam, hatta her şeyin en iyisini bilirim olarak biliyor. Geçenlerde bir soruda takılmış soruya baktım bende hatırlayamadım.''oğlum ben bu soruyu bilmiyorum git defterin yada kitabından bakta ona göre çöz dedim. Oda anne anneler her şeyi bilir. Sen bu soruyu bilirsin. Lütfen bana da nasıl yapıldığını göster demesin mi? Neyse ki tamam biliyorum ama unutmuşum sen o dersin kitabını bana bir getir dedim de sonra kitaptan bakıp öğrenip oğluma anlattım.'' da oğlumun gözündeki karizmamı çizdirmedim. :)

Şuanda içimdeki o not doyumsuzluğu yok, bu şekilde gayet huzurlu vede sakinim. Umarım bir daha hiç gelmezde bende bu hayatı ne oğullarıma nede kendime rezil etmeden mutlu mesut yaşar gideriz. ;)


Bu şekilde ödev yapıp sınav çalışan çocuğa neden not doyumsuzluğu göstereyim ki(!)

Hoşça kalın.


Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.