Bu lafı ilk defa bir akrabanın düğününde duymuştum. O günden beri dilime pelesenk oldu bir olayda bir eksik yada hata görürsem hiç affetm...

Bu lafı ilk defa bir akrabanın düğününde duymuştum. O günden beri dilime pelesenk oldu bir olayda bir eksik yada hata görürsem hiç affetmem hemen yapıştırırım. ''O kadar kusur kadı kızında da olur'' diyerek :)

Ben henüz 7-8 yaşlarında bir çocuğum. O zamanları daha köyde yaşıyoruz. Köy hayatını bilenler bilir, köylülerin tek eğlencesi ya bayramlar yada düğünlerdir, o zamanları herkes süslenir püslenir orada eğlenirler. İşte öyle bir günde babamın amcasının oğlu evleniyordu. Gelin yabancı bir köyden geldiği için çoğu kişiler gelini hiç görmediği için merak ediyorlardı. Acaba güzel mi? Boyu kısa veyahut uzun  mu?.... gibi soruların cevabını almak için hepsi gelin geldikten sonra kırmızı duvağın üzerinden kalkıp gelinin yüzünü görmeyi bekliyorlardı. Ve gelin arabadan inip, geleneklerimize göre olan tastaki suyu ayağı ile tepme, buğdayı avuç avuç eli ile alıp sağa sola fırlatma gibi geleneğimizide yaptıktan sonra kaynanası gelinin yüzünü açtı.. Herkes özellikle de kadınlar gelinin suratına bakıyor hepsi iyi kilosu normal, boyu da iyi ne çok uzun ne kısa , ağzı,saçları derken biri oradan ''aaa gelinin burnu biraz uzun mu ne?'' dedi..Diğer kadınların hepsi bakışlarını gelinin burnuna odaklayıp bir iki saniye baktıktan sonra içlerinden biri ''yok yok  o kadar kusur kadı kızından da olur. Maşallah gelinimiz güzel'' dedi. Sonra diğer kadınlarda o kadını tasdikleyip ''evet evet o kadar kusur kadı kızında da olur'' dediler. O zamanlar bende olayları tam anlamamış bir geline bir kadınlara bakıp anlamaya çalışıyordum. :) (hey gidi günler hey )

Bu anımı neden anlattığıma gelirsek. Bu sefer kusuru evimizde buldum. Evet buldum diyorum çünkü bu evi almaya karar verdikten bu zaman kadar sürekli 'bu kadar güzel vede donanımlı bir evi neden bu kadar makul bir ücrete satıyorlar? Yoksa evde bizim bilmediğimiz bir kusur mu var diyerek sürekli bir tetik halinde idim.''

Çünkü biz ev almaya karar verdiğimiz andan beri o kadar çok harabe vede kötü evlere girdik, işin komik yanı ise o evlere istenen ücretler o kadar çok tuzlu idi bu evin yanında ev dahi denilmeyecek tarzda evler olduğu halde..

Sizlerin gözünde canlanması için, girdiğimiz diğer evlerin genel görüntüsünden bahsedeyim. Yerler kara beton, petek vede kombi ise fii tarihinden kalma gözüküyor, mutfaktaki dolap o kadar çok aşınmış ki bir dokunsan dökülecek tarzda duruyor, kapılardan ise söz dahi etmek istemiyoruz, pencereler mi? Onlarda ahşap ama bu öyle sizin bildiğiniz ahşap tarzında bir ahşap değil... Ahşapın, 'şap'ı gitmiş geriye 'ah' ı kalmış diyeyim gerisini siz düşünün artık.

Bu tarzlarda evi görünce, bizim istediğimiz tüm özellikleri içinde barındıran, hatta bizim bu kadarda olmaz diyerek hayal dahi edemediğimiz başka başka özellikleri olan bir evi o harabe evlere kıyasla çok daha uygun ücrete almış olmamız açıkçası beni korkutuyordu. Bu evin bizim bilmediğimiz bir kusuru kesin vardır diyerek.

Ama biz evi aldık, temizlik yaptık, hatta taşınıp yerleştik ama hiçbir kusur karşımıza çıkmadı. Daha ki dün poyraz esene kadar. :( Bizim evin kusuru poyraz mı derler yoksa kaba yeli mi tam olarak bilmiyorum ama rüzgar esince lavabolardan çok pis koku geliyor.. :( Öyle ağır vede pis koku geliyor ki o kokuyu bastırmak için dün evi resmen parfüm ile yıkadım :(

Akşam kocişko gelince durumu ona da anlattım ''aşkım bizim evin kusurunu buldum, evimiz rüzgar esince çok pis kokuyor'' diyerek oda ne derse beğenirsiniz ''ee o kadar olacak o kadar kusur kadı kızında da olur'' dedi.. :) Buyur buradan yak benden duyduğunu bana satıyor.. :)



Hoşça kalın.








Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım
Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.