Merhabalar sevgili okurlar, bugün sizlere Kapadokya gezisi yazısına kaldığım yerden devam etmek istiyorum... Kusura bakmayın ara ara aral...

Merhabalar sevgili okurlar, bugün sizlere Kapadokya gezisi yazısına kaldığım yerden devam etmek istiyorum... Kusura bakmayın ara ara aralar vermek zorunda kalıyorum ama, o kadar çok fotoğraflar var ki onlar içinde işime yarar olanlarını seçip daha sonra bloğumun ismini üzerine yazmak ile uğraştığım içi biraz zaman alıyor.


En son yazımda da belirttiğim üzere Orta hisar kalesinin uç noktasına çıkarken yükseklikten korkmaya, hatta orada teyit ettiğim üzere yükseklik korkumun olması sebebi ile Kapadokyanın peri bacalarından sonra bir başka simgesi olan sıcak balon turlarına binemedim... :(


Eşim daha biz kapadokya gezisine çıkmaya karar verdiğimiz andan itibaren ''bence balonlar hiç güvenilir değil ben kesinlikle binmem'' diye tavrını belirtmişti... O öyle derken bende:
-Yaaa aşkım ama oraya kadar gidip te balona binmemek olmaz ben binmek istiyorummm :( Dediğimde bana:
-Tamam sen bin ben aşağıda seni bekler senin fotoğraflarını çekerim...derdi..
O bana öyle dedikten sonra bende kocişko binmeden binmenin pek heyecanlı olmayacağını düşündüğüm için acabalardaydım... Binsem mi? Yoksa binmesem mi? Diye...

Ama sonradan bunu düşünmek ile kendimi sıkmak istemediğimden oraya gidince karar veririm. Bakarsın kocişko oraya gidince bu kararından vazgeçer binmek ister diye düşünmüştüm... :)

Evet öyle düşünmüştüm düşünmesine ama maalesef olaylar benim istediğim gibi gelişmedi Orta hisar kalesi gezisinden sonra bende iyiden iyiye korktum ve balona binmekten vazgeçtim. :)

Tamam balona binmekten vazgeçtim ama o balonları havada binlerce çiçek gibi süzülüşünü görme zevkinden de vazgeçmek istemiyordum. Onun için karşımıza çıkan ilk balon şirketinden, balonların nereden, saat kaçta kalktıklarını öğrendikten sonra gece saatimizi sabah 4.30'a kurup yattık...

Sabah alarm acı acı çalınca kocişko:
-Bu ne ya tatilde mi erken kalkmak zorundayım ben vazgeçtim kalkmayacağım, balon görmek istemiyorum... :) Diye mızmızlanmasına rağmen zorla yataktan kaldırıp göremeye gitmek için yola koyulduk...

Çünkü balonların kalkış noktaları göreme deymiş... Sabahın köründe yola düştüğümüzde yolda balon şirketlerinin servislerinden başka kimse yoktu... Sanki o saatlerde Göreme ,sadece balon şirketleri vede binecek olan insanlar için ayrılmıştı...

Bizde servisçileri de takip ederek bir balon şirketinin kalkış noktasına gittik...


Sabahın köründe daha güneş doğmadığı için, Göreme serin serin esiyordu o sebepten yanınıza bir tane mont almayı unutmayın yoksa balonların kalkmasını beklerken üşür hatta tir tir titrersiniz. :)


Elimize kahvelerimizi alıp balonların nasıl soluk iken yavaş yavaş şiştiğini bizzat gördük. Hatta şiştiğinde öyle büyüdüğü ki deha sal bir şey oldu. :) Bizim televizyonlardan gördüğümüzden daha büyük vede güzel bir şeymiş. Onların o hallerini görünce kahve ile de iyice uykusu açılan kocişko mızmızlanmayı bırakıp.
-Aşkım iyi ki gelmişiz çok güzel bir şeymiş bunlar dedi.. :)

Balon turlarına binen kişiler genellikle Japon ve Çinlilerden oluşuyordu... Balonlar şiştikten sonra binenlere bakınca gördüğüm kadarı ile hiç Türk binen yoktu. O Çinlilerin içinde tek başına balon yolculuğu yapmak gerçekten de çok sıkıcı olabilirdi o sebepten bende binmediğime bir kez daha sevindim. :) Çünkü benim istediğim binmekten çok o güzellikleri görüp o atmosferin zevkini yaşamaktı. Yoksa binecek olsa idim korkudan ne etrafıma bakabilir nede yolculuktan bir şey anlardım :)



Balonlar teker teker havalanınca gördüm ki oda ne bu balon turları döne döne yapılıyormuş. :) Al sana binmediğine sevinmen için bir neden daha, döne döne uçma düşüncesi bile midemi bulandırmaya yetti. :)



Balonların büyük çoğunluğu kalktığında birde baktım ki gökyüzü rengarenk balonlar ile kapladı.. :) O Baloları gökyüzünde izlemek anlatılmaz bir duygu, ancak yaşanınca anlaşılır :) Hatta onları izlerken Göreme de yaşayan insanları kıskandım. :) Çünkü onlar bu güzellikleri her gün görme vede izleme imkanları oluyor :) Ne kadar şanslılar... :)


Güneş doğduktan sonra hava iyiden iyiye aydınlanmaya vede ısınmaya başlayınca, üzerimizdeki montları çıkarıp balonların inişlerini izledik.


Gökyüzünde nazlı nazlı uçan balonlar daha sonra yavaş yavaş bir kelebek gibi süzülerek aşağıya inmeye başladılar... Onların inişlerini izlemekte ayrı bir sevinçti. Özellikle içindeki yolcuların inmeye yaklaştığında bağrışlarını vede sevinç çığlıklarını duymak ayrı bir mutluluktu :)


Balon izleme maceramızı da atlattıktan sonra Çavuşine giderken Göremeye bir kez daha uğrayıp bu güzel şehri bir kez daha gezmek istedik. Çünkü bu şehri ikinci kez görmeye değecek tarzda güzel bir şehirdi...

Tekrardan geri dönmek üzere otelimizin olduğu yere, Ürgüp'e döndük... Otelde biraz dinlendikten sonra güzel bir kahvaltı, arkasından da Göreme'ye tekrar gidip Göreme açık hava müzesini görmek istiyorduk... Ama onuda başka bir postta yayınlamak istiyorum. :) O sebepten şimdilik burada kalsın devamı gelecek.. :)

Hoşça kalın...

En İyi Tarif Blogları
Bumerang - Yazarkafe
Blogger tarafından desteklenmektedir.