Yazar:  Necip Fazıl Kısakürek Sayfa Sayısı:  594 Baskı Yılı: 2002 Yayınevi: Büyük Doğu  Merhabalar arkadaşlar bugün siz...

Yazar: Necip Fazıl Kısakürek

Sayfa Sayısı: 594

Baskı Yılı: 2002

Yayınevi: Büyük Doğu 


tokideki sesin okuduğu kitap çöle inen nur Necip Fazıl Kısakürek

Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere dün akşam bitirdiğim bir kitabı paylaşmak istiyorum...

Çöle inen nuru... Bu kitabı elime alınca Peygamber Efendimizin hayatını anlatan bir kitap olacağı hiç aklıma gelmedi ama okumaya başlayınca anladım ki Allah'ın sevgilisinin hayatını daha doğmadan öncesinden başlayarak, doğumunu, sahabilerini,arkadaşlarını, savaşlarını ve müstakbel eşlerine varana kadar her konuya değinmiş bir kitap ve tabi ki sonunda vefatı o bölümü okurken gözlerim yaşardı... :( Ve O mübarek insanları gören kişileri kıskandım... Ama Peygamberimizin şu sözünden sonra içim rahatladı ve yüzümde tebessüm oluştu... :) Peygamber Efendimiz en sadık dostu olan Ebu Bekir'e ''Benden sonra gelecek olan kardeşlerimi görmeyi çok isterdim'' demiş... Ebu Bekir ise '' Ya Allah'ın sevgilisi biz senin kardeşlerin değilmiyiz'' deyince ona '' siz sahabimsiniz ama benden sonra beni tanımadan, görmeden kalplerinde benim sevgim olan insanlar ise benim kardeşlerimdir'' demiş... Ne kadar güzel bir söz değil mi?... :) Allah hepimizi Peygamber Efendimizin (sav) kardeşleri olmayı nasip etsin...(amin)

Kitaptan bazı alıntılar yaptım ki yazarın dilini sizlerde görün diye...

Ebu Leheb, yeğeninin dünyaya gelişinde gösterdiği sevince rağmen O’nun davasına en büyük düşman kesilecek, dipsiz küfür ummanı içinde kaynayıp gidecek ve ölümünden sonra bir gün mü’minlerin gözüne rüyada görünüp;

“Ah” diyecektir. “Cehennemdeyim ve azap içindeyim. Ancak pazartesi geceleri azabım hafifliyor. O zaman parmaklarımı emiyorum ve uçlarından çıkan suyu içiyorum. Zira pazartesi günü Allah Resulü’nün doğduğunu haber veren cariyeyi azat etmiştim. Bu hareketimin yüzü suyu hürmetine pazartesileri hafifliyorum.”

Peygamberimiz (s.a.v.) amcası Abbas'ı fidye vermeye davet edince şöyle dedi:

“Ben Müslümandım. İçimden kararımı vermiştim. Kureyş beni zorla getirdi.”

Allah Resulü (s.a.v.) buyurdular:

“Sözünün doğru olup olmadığını Allah bilir. Doğru söylüyorsan ecrini Allah’tan görürsün. Ama zahir olan şu ki bizi yok etmek isteyenlere katıldın.

“İstemeyerek…”

“Ya Abbas, nefsin ve kardeşlerinin oğulları için fidye ver.”

“Beni o hale getiriyorsun ki ömrüm oldukça Kureyş’e el açıp dilenmem gerekiyor.”

“Mekke’den çıkarken zevcene verdiğin altınlar ne oldu?”

Abbas donakaldı. Gerçekten sefere çıkarken zevcesine bir yığın altın vermiş ve başına bir hal gelecek olursa kendisi ve oğulları arasında paylaşılmasını tembih etmişti.

Bilen bir Abbas, bir karısı, bir de Allah.

Abbas haykırdı:

“Allah bir ve sen gerçek peygambersin… İman ediyorum…”

Abbas buna rağmen fidyelerini veren öbür esirlerle beraber Mekke’ye döndü. Fakat, için için Müslüman olarak… İman ettiği, Mekke’nin fethine kadar bilinmedi. Mekke’de Allah Resulüne gözcülük edecektir Abbas.

Yukarıdaki iki alıntıdan da anlayacağınız üzere dili çok akıcı vede samimi o sebepten insanı hiç sıkmadan akıp giden bir kitap... Tabi ki bunun en önemli nedenlerinden biride hayatını anlattığı kişi çok mübarek vede önemli bir insan olması etkeni de çok büyük....

Okumayanlara kesinlikle tavsiye ederim en yakın zamanda okuyun...

Hoşça kalın...


Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.