Okul bitmişti artık, hayatıma bir çizgi çizmem gerekiyordu. Ya iş hayatına atılmam gerekiyordu yada çok sevdiğim o adamla hayatımı birleşti...

Okul bitmişti artık, hayatıma bir çizgi çizmem gerekiyordu. Ya iş hayatına atılmam gerekiyordu yada çok sevdiğim o adamla hayatımı birleştirmem gerekiyordu. Bu düşünceler kafamda beni sürekli allak bullak ediyordu.Önce kendi kendime farz etki iş hayatına atıldın o zaman kendini nasıl hissedeceksin mutlu olacak mısın diye sorular sordum. Ama yok yüreğim vede kalbim hayalinde dahi hiç mutlu değildi. Bu sebepten bende ikinci yolu sevdiğim adamla evlenme yolunu tercih ettim.


8 Ocak 2005 de aileler arası nişanımız oldu. Sıra ev, eşya, ufak tefek ihtiyaçlar mevzusu gündeme gelmeye başladı. Ama benim evleneceğim vede sevdiğim adamda okulunu henüz benimle  birlikte bitirmişti. Onun bana sunabileceği maddi manada pek bir şeyi yoktu. Ama  beni çok seven vede sürekli arkamda olup kollayacak kocaman bir yüreği ve sevgisi vardı. Peki ama ne yapmam gerekiyordu? Ya bu evlilik işini erteleyip sevdiğim adamın biraz para biriktirmesi gerekiyor. Yada elde olanla idare edip bütçemizi vede boyumuzu aşmayacak şeylerle idare etmem gerekiyordu. Bunu içinde aynı iş hayatına atılıp atılmamakta olduğu gibi kendime sorular sordum. Bir kere içimin sesini dinlemeye başlamıştım artık, o sebepten mantığım hiç aktife geçmeden yine içimden geçenlere göre hareket ettim. Ve eşimin bana sunabilecekleri her şeyi kabul ettim. 


Ayrı ev tutamayacaktı bir müddet annesi ile birlikte yaşamam gerekiyordu. Tamam dedim bu postumda da yazdığım gibi ben annesiz büyüyen biriyim bu sebepten dedim ki belki bana daha iyi gelir anne sevgisini de tatmış olurum dedim. Ailesi ile aynı evde yaşayacağımız için eşya konusunda da sadece yatak odası alınacaktı onada tamam dedim. Veee 10 Temmuz 2005de düğünümüz oldu. 

Sevdiğim, herşeyim olan adamın ailesi elbette benimde ailem. Ama ev ev üstüne olmuyormuş bunu tecrübeye tabi kalarak söylüyorum. Çünkü her iki tarafta ne kadar iyi, anlayışlı olursa olsun bazı noktalarda ipler kopma noktasına geliyor. Bu bunalımlı ilk evlilik yıllarında benim kafamın karışmaya başladığı hatta sevdiğim adamla kavgama dahi sebep olmaya başladığı bu günlerde evimize öyle güzel vede büyük bir haber girdi ki tüm sorunları her şeyi unutturdu.:)

Bu güzel haber canım, yaşama sebebim olan Emir'imin hayatımıza girme müjdesi idi. Artık hamile idim benim içimde bir can vardı ve o can benden bir parçadan oluşmuştu. Dünyaya benim bir parçam olarak gelecekti. Bundan güzel bir haber olabilir miydi. Bu parçam için, bazı şeylere katlanmam gerekiyordu. Ve bende öyle yaptım hayatıma artık sırf çocuğumu dünyaya getirmek için adamıştım. Allah da çok şükür nasip etti 25 Nisan 2006 da sağlıklı sıhhatli nur topu gibi bir oğlum oldu. Adını da benim istediğim gibi Emir koyduk o bana Allah'ın bir emri idi:) Allah'ın bana sunduğu vede emanet ettiği emanetlerin en güzeli idi.


Ve şimdi bakıyorum da hayatıma Emir girdikten sonra hayatım sürekli güzelleşti. Ayrı bir eve çıkıp ev aldık, araba aldık. Önceden bizim için hayal olan bir sürü şeye sahip olduk. Bizim hayatımıza bir bereket olarak girdi. :) İyiki de girdi. Şimdi canım kuzum tam tamına 7 yaşına girdi. Artık gözümüzün önünde gün geçtikçe büyüyen, koca adam olmaya başlayan bir kuzum var.( yazar bu esnada çok duygulanır. Gözleri yaşarır, devam edemeyecek hale gelir. O sebepten biraz ara vermesi gerekir.....)

.......................

Kahve molasından sonra tekrar devam etmek için döndüğümde gördüm ki ben içimi bayağı dökmüşüm.:) Sizlerin kafasını daha fazla ağrıtmadan bu postuma Emir 'ime iyiki benim hayatıma girdin, iyiki benim senin gibi oğlum var, iyi ki doğdun canım oğlummmmm diyerek noktayı koyuyorum.

Hepinize öpücükler.

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.