Antalya'ya kadar gelipte tekne turlarına katılmadan dönmeyelim dedik. Ve arabanın dümenini dönüş yolunda iken; Antalya'ya merkeze ...

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU (Antalya Gezisi 3. Kısım)

Antalya'ya kadar gelipte tekne turlarına katılmadan dönmeyelim dedik. Ve arabanın dümenini dönüş yolunda iken; Antalya'ya merkeze çevirdik. Ufak çaplı bir araştırma sonucu, öğrendik ki: Antalya merkezde kale içinin aşağısında yat limanı varmış. Bu limandan günü birlikte özel yat seyahatleri oluyormuş. Bizde telefonun navigasyonu ile kale içine girdik. Lakin bu kale içi tıp ki Ankara kalesinin çevresi gibi dar sokaklar ve eski tarihi evlerden oluşuyormuş. Tabi bu evlerde halen oturan kişilerde olunca araba ile kale içinden geçmek imkansız gibi. Geri dönelim desen dönmekte imkansız. Artık etraftaki insanlara sorunca araçlar için ayarlanmış özel bir park alanı olduğunu öğrendik. Ve zar zor oraya gidip; arabamızı park ettik. Buradan Antalya kale içi yat limanına gidecek olan kişilere tavsiyem arabanızı kesinlikle kalenin içine sokmayın! Biz bir hata ettik, siz etmeyin!



ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU


Antalya yat limanı olarak anılan yer ise bir zamanlar Antalya şehrinin limanıymış. Türkiye'nin güney kıyısında Mersin'den sonra gemilerin yanaşabileceği 2. büyük limanmış. Günümüzde ise; bu limandan sadece yatlar yaralanmakta. Özellikle kıyıya bağlanmış günübirlik çevre gezisi yapılan yatlar ile dolu...

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU



Zaten siz limana inince her yatın kenarında bir çığırtkanın: ''hemen kalkıyoruz!'' diyerek müşteri topladığını göreceksiniz. Orada ki yatlardan çocukların ilgisini çeken bir yata  ücretimizi ödeyerek biletimizi aldık. 

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU


Çocuklar yatın içinde ilk başta biraz ürktüler. Lakin bir 10 dakika kadar sonra alışıp, bizlere pozlar dahi verdiler. Bu yat gezide; sanırım yüzmekten sonra en çok hoşlarına giden ve hatıralarında kalan anı olarak kalacak herhalde... Çünkü şuanda bile onlara '' Antalya gezisinde neler yaşadık. Hatırlıyor musunuz?'' diye sorunca hemen ''Anne ne çok yüzdük. O su kaydırağın da kaymak çok eğlenceli idi. Diye bir başlayıp, Antalya da bindiğimiz tekne ne kadar eğlenceliydi. Suyun üstünde gitmek harika bir duyguymuş'' diye cümlelerini bitiriyorlar.

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU

Benim için ise 1 saatlik yat turu kısa geldi. Tam doyamadım. Resmen tadı damağımda kaldı. Ama yinede azda olsa yaşadık diyede hatırımda kalan en güzel Antalya gezi anımdı. Bize bu duyguyu yaşattığı için kocişkoma bir kezde buradan teşekkür etmek istiyorum. ''Aşkım çooook teşekkürler! Devamını bekliyoruz ha, ona göre ;) ''

ANTALYA KALE İÇİ YAT TURU

Antalya kale içinde kesik minare vede Hıdırlık tepesi olarak anlılan iki tane tarihi yerler var. Ancak havanın çok sıcak olması vede benim hamile olmam sebebi ile oraları gezemedik. Hatta yukarıda ki fotoğrafta arka tarafta gözüken bayraklı kale gibi olan yer Hıdırlık  tepesiymiş. Bizzat içlerine gidip, gezemedik ama araba ile giderken kesik minarenin önünden geçtik. Şimdi fotoğraflara baktım; ama maalesef ki oranın fotoğrafını çekmeyi atlamışım.

Bizim Antalya kale içi yat turu gezimiz bu şekilde oldu. İstanbul feribot gezisi yazımı okumak isterseniz de sizleri buraya alayım.


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Benim kusmuklu prensesim yaşını yarıladı ya!!! Şuan düşününce bir tuhaf geliyor. İnanamıyorum. Sanki şaka gibi. Ama maalesef ki gerçek kızı...

Miray Su 6 Aylık

Benim kusmuklu prensesim yaşını yarıladı ya!!! Şuan düşününce bir tuhaf geliyor. İnanamıyorum. Sanki şaka gibi. Ama maalesef ki gerçek kızım 6 aylık hatta 2 hafta sonra 7. ayına girecek. Hep yazıyorum, yine yazacağım; zaman çok zalimsin... :(

Can kızım evet hızlı hızlı büyüyor. Ancak büyümenin getirdiği güzellikleri de yaşamıyor değiliz. Misal artık daha çok oyun oynamak istiyor. Beni babasını ve abilerinden birini görünce ayağını yere vura vura bir zıplaması var ki harika!
Özellikle babası şarkı söylediği zaman poposunu sallamaya başlaması ayrı bir cilve. Ki zaten babasına öyle cilveler döküyor ki aklınız hayaliniz durur. Sanırım kızım babayı bizden daha çok sevecek gibi... ;)

Miray Su 6 Aylık

Ben yine diğer aylar gibi hemen bir konsept belirledim ki. Zaten konsept belliydi. 6 aylık demek ek gıda demek, olduğu için ek gıdayı konsept alarak kendimce bir şeyler tasarlayıp, fotoğraf  çektim. Kızım büyüdükçe bu şekilde konseptli fotoğraflar çektiğim için mutlu oluyorum. Çünkü ilerleyen yıllarda kızım büyünce 1. ayından başlayarak nasıl geliştiğini ve neler yaşadığını kendisi okuyacak. (güzel bir duygu olsa gerek)

Kızımın 6 aylık aşı ve doktor kontrolünde kilosu 7 kilo 460 gram geldi. Hafif burun akıntısı vardı. Onun için doktor bir ilaç yazdı. Gerçi ben o ilacı almadan 1-2 kere calpol vererek iyi yaptım. Bence şimdiden bebeklere antibiyotik vermemeliyiz. Onlar için en güzel antibiyotik anne sütü diye düşünüyorum. Özellikle halsiz olduğu anlarda daha sık emziriyorum. Çünkü biliyorum ki emzirerek daha hızlı iyileşiyor.

Emeklemeyi henüz tam bilmiyor. Ama sırt üstü yere bıraktığım zaman hemen yüz üstü dönüyor ve poposunu kaldırarak sürüne sürüne öne arkaya gidiyor. Hatta son bir haftadır yuvalanmayı öğrendi. Yuvalana yuvalana kanepelerin ve masanın altına girip, orada kalıyor. Çıkamayınca da bas bas bağırıyor. :) Babası kızımın bu şekilde yuvalanmasını gördükçe: ''Sanırım bizim kız emeklemeyi yanlış anladı. Kıza emeklemeyi gösterin' diyor. :)
Halen kendi başına oturamıyor. Desteksiz oturtunca öne doğru eğilip, düşüyor. Eline bir oyuncak verince bir elinden diğer eline alıyor. Ses çıkarması için sağa sola sallıyor. Hatta yere vuruyor. Yakınına sevdiği oyuncakları bırakıyoruz. Böylece o oyuncakları görünce, onu almak için uğraşarak, yerden alıyor.

Akşam yemeklerinde biz yemek yerken onuda masanın bir kenarına; mama sandalyesine koyup, oturtuyoruz. Sonrada önüne yiyecekler koyuyorum. O önündeki yiyecekleri eli ile alıp, ağzına götürüyor. Hatta bazen alacağım diye yere düşürünce de düşürdüğü yere bakarak bağırıyor. Bizden yere düşen mamasını alıp, vermemizi istiyor. İştahı şimdilik çok iyi. Meyve ve çorbalara bayılıyor. Ne versek iştahla yiyor. Ama yoğurdu pek sevemedi. Ama ben yinede arada bir kaşık verip, teklif ediyorum. İnşallah sevecek...

Kendisi ile konuşmamızı halen çok seviyor. Hatta biz konuşurken melodi sel sesler çıkararak, bize cevap dahi veriyor. O şekilde melodi sel sesler çıkardıkça 'bak ... demek istiyor.' Diye kendimizce onun çıkardığı seslere anlam yüklüyoruz. Canım kızım resmen evimize neşe getirdi. İyi ki onu doğurmuşum. İyi ki kızım dünyaya gelmiş. Çok şükür ki Rabbim bize 3. çocuğu nasip etmiş.
Bazen düşünüyorum da kızım hayatımızda değilken biz nasıl mutlu oluyorduk? Nasıl neşeleniyorduk ki? Sanki ondan öncesi yokmuş gibi. O hep bizimleymiş gibi geliyor. Hayatımıza öyle bir girdi ki bize hep o varmış hissini yükledi...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bugün Antalya gezi yazıma; kaldığımız otelde nasıl vakit geçirdiğimizi kaleme alacağım. İlk bölümde de yazdığım üzere hamile olduğum için ...

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK (Antalya gezisi 2. Kısım)

Bugün Antalya gezi yazıma; kaldığımız otelde nasıl vakit geçirdiğimizi kaleme alacağım. İlk bölümde de yazdığım üzere hamile olduğum için öyle karış karış gezmek benim gözümde de büyüdüğü için bu sefer 'otel tatili' yapmayı düşünerek tatile çıkmıştık. Üstelik sabah akşam kah denizde; kah havuzda yüzerek eğlenmeyi çocuklarda çok istiyordu. ''Madem o kadar çok istiyorsunuz bu senede sizin istediğiniz gibi bir tatil olsun'' diyerek karar verip, öyle tatile çıkmıştık. Tabi canım kocişkom benim gezgin ruhumu da hoşnut etmek için yol üstünde ki bir iki güzelliğe de uğramayı ihmal etmedi. Tabi biliyor karısını nasıl mutlu edeceğini ;)

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK

Kadriye Sarp otel özellikle tesettürlü bayanların ve ayrıca çocuklu ailelerin rahat edebileceği tarzda mütevazi ve samimi bir otel. Çünkü bu oteldeki kişiler genellikle senin benim gibi çoluk çocuklu oldukları için. Çocukların en ufak arsızlıkların da gözleri ile sizi taciz etmiyorlar. Aksine onlarında başına geldiği için pek umursamıyor; sanki bir şey olmamış gibi davranıyor. Bence bu seçenek çok önemli. Bazı otellerde tesettürlü bayanlara sanki bir öcüymüş gibi bakan, çocuklara ise uzaylıymış gibi davranan insanlardan çok fazla var. O kişilerin olduğu yerde bulunmaktan hoşlanmadığım için orada tatil yapmak bana eğlenceden ziyade işkence gibi geliyor.

Kadriye sarp otelde; bir çocuk havuzu ve yetişkin havuzu ve bir tanede aqua parkı var. Havuzlar öyle çok büyük değil. Zaten havuzda genellikle çocuklar yüzeceği için çok büyük olmaması bizim için bir artıydı. Daha rezervasyon yaptırmadan önce iki çocuk olduğunu söylerseniz, odaya çocuklar içinde yatak ekliyorlar.


KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK


Klimalı, 7-24 sıcak sulu, internetli ve televizyonlu olan odaları da ferah ve temizdi. Yalnız çarşaflar günlük değil 2 günde bir değişiyordu. Otelin gözüme batan tek eksi yönü diyebilirim.

Biz araba ile geze geze geldiğimiz için yol yorgunu idik. O yüzden hemen kendimizi odaya atıp, duşumuzu alıp, rahatlayıp öyle dışarı çıktık. Ki zaten aqua parkı görünce heyecanlanan çocukları daha fazla tutmakta imkansızdı. Bıraksak kendi başlarına aşağıya inip, havuzda yüzecekler...

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK

Onlar babaları ile havuzda yüzerken bende bir köşede bir şeyler yiyip, içerek onları izledim. Onların kahkalarını dinlemek gerçekten de çok güzeldi. Üstelik bol kitap okuma zamanım oldu. Sürekli midem bulandığı için dinlenmek bana çok iyi geldi. 

Sabah kahvaltısından sonra sahile inip, denizde de öğlen yemeğine kadar kaldık. Ki zaten orada ücretsiz içecek, gözleme ve hamburger yiyip, içebileceğin yer olduğu için öğlen yemeğine gitmeye de gerek yoktu. Ancak ben her ne kadar gölgede şezlongda olsam da sıcak hava ve nem bunalttığı için odada dinlenmem gerektiği için öğlen geri dönüyorduk. Üstelik öğlen yemeğinde sıcak çorba içmeden fastfood tarzına yönelsek çocukların midesini bozarız diyede korkuyordum.

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK

Akşam yemekten sonra Belek'in merkezine gidip, oraları gezdik. Belek'te de tıp ki diğer tatil semtlerinde de olduğu gibi gece herkes sokaktaydı. Sokak aralarında canlı müzik ve eğlenceler aniden karşınıza çıkma ihtimali yüksek. Üstelik parklarına gidip, çocukları parkta oynatırken, bizde bir bankın üzerinde çekirdek çitleyerek onları izleme zevkinden de mahrum kalamazdık.

Caratta ceratta kaplumbağalarının yumurtlama alanları olduğu için bu kaplumbağalardan sahilde görmek mümkün. Özellikle sabahın ilk saatlerinde kumsal altındaki yavrular içgüdüsel olarak kumsalın yüzüne çıkıp, sahile ulaşırmış. Biz o saatlerde genellikle uyuyor olduğumuz için hiç canlı ceratta ceratta kaplumbağalarından görmedik. Ancak gece şehir merkezinde gezerken ceratta kaplumbağasının heykelini görüp; ''Hiç olmazsa heykeli ile birlikte fotoğrafımız olsun, istedik.''

KADRİYE SARP OTELDE TATİL YAPMAK


Biz tatil mekanı olarak Antalya'nın Serik ilçesine bağlı bir turizm mekanı olan Belek'i seçtik. Belek Akdeniz bölgesinin en nitelikle turistlik konaklama tesislerine sahip olduğu için çoğu turistin tercihleri arasında. Belek'in etrafında meşhur golf sahaları, şelalesi ve antik kenti gibi çok gezilecek yerlerde var. Ama biz daha önceden de bir kaç kez yazdığım üzere bu tatili gezi tatili değilde, otel tatili olarak düşündüğümüz için oralara gitmedik. Şimdi pişman mıyım diye sorarsanız? Evet derim. Ancak şuanda hamile olmadığım için öyle düşündüğümü biliyorum. Yine aynı şekilde hamile, üstelik sıkıntılı bir hamile olsaydım yine gitmek istemez ve gitmezdim. Ona adım gibi eminim...

Evet çok fazla gezmedik. Ancak hiçte gezmedik değil. O yüzden Antalya gezisi yazı dizim burada bitmiyor. Daha devamı var. Haftaya perşembe günü görüşmek dileği ile Hoşça kalın....

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

En son yazdığım Bebekli gezide bir cümle yazmıştım. ''Biz kızımla daha karnımda iken gezmeye başlamıştık'' diye hahh işte ...

EĞİRDİR GÖLÜ (Antalya Gezisi 1. Kısım)

En son yazdığım Bebekli gezide bir cümle yazmıştım. ''Biz kızımla daha karnımda iken gezmeye başlamıştık'' diye hahh işte şimdi tam olarak yazdığım o cümlenin açılımını paylaşmaya ilk bölümüne başlıyorum....

Henüz 3 aylık bir hamileyim. Ancak bulantı, halsizlik hatta kansızlık aralarında yarış eder durumda... Ama yinede bana gezme olsun yeter ki. Biri gezme derse herhalde hasta yatağımdan kalkıp; ''hadi gezmeye gidelim'' derim diye düşünüyorum. 🙈🙊🙉

Neyse efendim. Biz yine eşimin senelik izninde ailecek bir yerlere gitmeye karar verdik. Ancak bu sefer farklı şehirleri keşfetmekten ziyade daha önceden gittiğimiz bir şehre gidip, otelde yatıp, dinlenerek geçirmeye karar verdik. Bu kararı verme nedenimiz tabi ki benim kansızlık, halsizlik ve bulantı sorunlarım yüzünden. Eşim ve çocuklar havuzda ve denizde yüzerken bende bol bol yatıp, dinlenecektim.

Her şey dahil bir otelde yer ayırtıp, yolculuğa koyulduk...

EĞİRDİR GÖLÜ

Yolculuğa yine sabah ezanları dahi okunmadan çıktık. Yataklarında uyur olan çocukları kucağımıza alıp, arabanın arkasına yatırdık. 
Onlar uyandıktan sonrada bir köy konağının yanına durup, çocukları giydirdim. 😊

EĞİRDİR GÖLÜ

Antalya'ya Isparta üzerinden gidip: ''Hiç olmazsa Ispartayı bari görmüş oluruz.'' diye düşündük.

Çocukları giydirip, tuvalet ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra tekrar arabaya atlayıp, yolumuza devam ettik...

Biranda karşımıza çıkan Eğirdir gölününü gören çocuklar hemen heyecanlanıp: ''Baba bu deniz miii?'' diye hayran hayran izleyerek, bizi soru yağmuruna tutular. Nede olsa Ankara da doğup, yaşadıkları için. Onlar için göl Mogan gölü şeklinde ucu bucağı gözüken su birikintisi olarak algılanmıştı. Bu şekilde ucu ve bucağı gözükmeyen su birikintisinin göl olduğunu öğrenince hemen peşinden Türkiye'nin kaçıncı büyük gölü olduğunu merak ettiler.
Türkiye'nin en büyük gölü Van gölü, 2. büyük gölünün ise Tuz gölü, 3. büyük gölü Beyşehir gölü, 4. büyük gölü eğirdir gölü olduğunu öğrendiler..

EĞİRDİR GÖLÜ

Hava mis, manzara süper olunca hemen bir kenara arabayı park edip, bu güzelliği hiç olmazsa tadımlık dahi olsa görmeye karar verdik.
Bizim keşfimiz Antalya'ya giderken yol üzerinde karşımızda çıktığı için ancak biraz soluklanıp, o muhteşem Eğirdir gölünü izleyip, serin sularına ayaklarımızı sokmak ile kaldı. Ancak Isparta'nın şirin ilçesi olan Eğirdir; başlı başına gezilip, görülmesi gereken bir yer.

EĞİRDİR GÖLÜ



Friglerden, Lidyalılara, Pers İmparatorluğundan,  Seleukoslulara ve Romalılara kadar pek çok medeniyetin hüküm sürdüğü bir ilçedir Eğirdir...
Anadolu Selçuklu egemenliğinde iken, Selçuklu Sultanları doğal güzellikleri sebebiyle ilçeyi yaklaşık 75 yıl sayfiye şehri olarak kullanmış. Ve hatta o dönemde Eğirdir'e 'Cennetabad' olarak adlandırmışlar.

EĞİRDİR GÖLÜ


Ülkemizin en büyük doğal tatlı su gölü olan Eğirdir gölünü sadece tadımlık görmek yetmez. Bu gölü ve şirin ilçeyi karış karış gezip, doymak gerekir diye karar verip. Gezi rotamıza bir ara Eğirdir'e de yer vermeye orada kararlaştırıp, yolumuza devam ettik.

EĞİRDİR GÖLÜ

Ancak karnımızda; acıktık gürültüleri gelmeye başlayınca bu şehrin birde çorbasını ve yemeklerini tatmak için hemen karşımıza çıkan ilk restoranda gittik. Öyle açtık ki hangi restoranda gittiğimizi dahi hatırlamıyorum. 'Şuanda düşündüm de sahi bu restorandın ismi neydi?' diye ama yok aklıma ismi gelmiyor... :) Ancak o mercimek çorbasının lezzeti halen şuanda damağımda. O çorba gerçekten de çok lezzetli miydi; yoksa biz çok aç olduğumuz için bize mi öyle geldi? Onu bilmiyorum. Ama dediğim gibi tadı şuanda bu satırları yazarken dahi damağıma gelip, ağzımı sulandırıyor... 😋

EĞİRDİR GÖLÜ

Hıı bu arada Eğirdir'in bir başka güzelliği ise etrafındaki arsalarda çok fazla meyve ağaçları; özellikle elma ağaçları vardı. Türkiye'nin elması ile meşhur ili Amasya olduğunu bilmesek, Eğirdir sanacaktık. O derece fazlaydı... Bu şehir gerçekten de bir harika bence bu şehre bir kaç günlüğüne gezi düzenlememiz lazım. Çünkü şuanda yazarken dahi Şehir ve göl aklıma gelip, burnumun direği sızladı... 

Antalya gezi yazısını şimdilik burada bitiriyorum. Ancak henüz yolda olduğumuzu daha Antalya'ya dahi ulaşamadığımızı unutmayın... Yani anlayacağınız yine sizi bir gezi yazısı dizisi bekliyor. Devamını haftaya Perşembe günü yazmayı düşünüyorum. Yeni postlarda görüşmek dileği ile hoşça kalın...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar. Bugün sizlere yine taslaklarda kalmış bir tarif olan gül tatlısının tarifini vermek istiyorum. Bu tarif görünt...

Gül Tatlısı Tarifi

Merhabalar sevgili okurlar. Bugün sizlere yine taslaklarda kalmış bir tarif olan gül tatlısının tarifini vermek istiyorum. Bu tarif görüntü ve lezzet olarak davet sofralarına hatta bayram tatlılarına çok güzel bir alternatif oluyor. Allah nasip ederse kızımın diş buğdayını yapmayı düşünüyorum. O zaman da tatlı olarak bu gül tatlısını yapacağım. (Bakalım Allah izin verecek mi?)

İsterseniz hemen tarife geçelim de sizlerde hazır zaman varken bugün tatlı olarak bu tarifi yapın. Hele ki aranızda bugün için özenli bir sofra kurmayı düşünen okurlarım varsa. Bence hiç zaman kaybetmeden hemen yapmaya koyulun.

Gül Tatlısı Tarifi

Şerbetli gül tatlısı malzemeleri

  • 1 paket margarin 
  • Yarım su bardağı yoğurt 
  • 1 su bardağı irmik 
  • Yarım su bardağı ay çiçek yağı 
  • 1 yumurta 
  • 1 kabartma tozu 
  • 1 vanilya 
  • Aldığı kadar un 


Şerbeti için;
  • 3 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı su

Şerbetli gül tatlısı nasıl yapılır?

Gül tatlısını yapmaya ilk olarak şerbetinden başlayın. Derin bir tencereye önce şeker ve suyu koyarak kaynatın. 10-15 dakika kadar kaynatıp, soğumaya bırakın.

Daha sonrada tatlının hamurunu yapmaya koyulun. Bunun için derin bir kaba eritilmiş margarin, sıvı yağ, yoğurt ve irmiği ekleyip, bir çırpıcı ile karıştırın.

Şerbetli gül tatlısı nasıl yapılır?

Daha sonrada üzerine vanilya, kabartma tozu ve unu ilave ederek kıvamlı bir hamur elde edin. Sonrada hamuru merdane ile çok kalın olmayacak şekilde açın. (Yukarıdaki fotoğraf kolajında gözüküyor)

Açtığınız hamuru çay bardağı ile kesin. Kesilen dairenin üç tarafını bir bıçak yardımı ile çizik atın. Yine yukarıdaki kolajda gözüküyor. Sonrada içine bir tane fındık koyup, yukarıda da gözüktüğü gibi katlayın. Böylece bir tane gül şekli elde etmiş olacaksınız. 

Diğer tüm hamurları aynı işlemi uygulayıp, gül tatlısının gül şeklini hamur ile elde etmiş olacaksınız. Sonrada hazırladığınız tüm gül şeklindeki hamurları altını yağladığınız bir fırın tepsisine dizin.

Şerbetli gül tatlısı nasıl yapılır?


Sonrada önceden ısıtılmış 200 derecelik fırında altı ve üstü nar gibi kızarana kadar. Yaklaşık 30 dakika kadar pişirin. Fırından sıcak olarak çıkan gül tatlısına soğuk şerbeti dökün. Sonrada bir kenara koyup, şerbetini çekip, soğumaya bırakın. 

Gül Tatlısı Tarifi

Sonrada istediğiniz şekilde süsleyip, servis edin....

Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyetler olsun...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar. Küçük oğlumun sosyal bilgileri dersinde her hafta bir etkinlik çalışması oluyor. Normalde etkinlikleri çocuklardan ç...

Fotoğraftan Yapboz (Puzzle) Yapımı

Merhabalar arkadaşlar. Küçük oğlumun sosyal bilgileri dersinde her hafta bir etkinlik çalışması oluyor. Normalde etkinlikleri çocuklardan çok veliler kafa yorup, yaptığı için ben pek tasnif etmiyorum. Ancak bazı etkinlikler o kadar eğlenceli ki ailecek eğlenceli vakitler geçirmenize neden oluyor. :)

İki hafta önce, bizim nesilin yapboz olarak tabir ettiği; ancak (ecnebi düşkünlüğümüz sebebi ile onların tabiri ile anılmaya başlandığı için) şimdiki nesil puzzle olarak bilinen bir etkinlik ödevi vardı. Ödevimiz her hangi bir nesne, hayvan yada insan resmini istediğiniz şekillerde ve istediğiniz parçada yapboz yapmaktı...


Fotoğraftan Yapboz (Puzzle) Yapımı

Fotoğraftan puzzle nasıl yapılır?

Düşündüm, taşındım. Ve aklıma kurban bayramı günü çektiğim şekerden iyi bayramlar yazan, üç kardeşin birada bulunduğu resmi yapboz yapmaya karar verdim. İlk önce bir kırtasiyeden o resmi A5 kağıdına çıkarttım. O fotoğrafı bir kartona yapıştırdım. Sonrada kartonun arkasına rastgele şekiller çizip o şekilleri makas ile kestim. Hepsi Bu kadar....

Fotoğraftan puzzle nasıl yapılır?

Şekiller aceleye geldiği için pek güzel olmadı. Eminim ki sizler daha özenli ve güzel yapabilirsiniz.
Sonrasında ise çocuklar ile birlikte eğlenerek yaptık. Hatta dakika tutup en hızlı kim yapıyor oyunu dahi oynadık. Biz nerdeyse 1 hafta ara ara çıkarıp, bu yapbozu yaparak oynadık. Daha sonrasında her oyuncaktan sıkıldıkları gibi bundan da sıkıldılar. Bende kaldırdım. Aradan biraz zaman geçtikten sonra tekrar çıkarırsam eminim ki bir kaç gün yine eğlenerek oynarlar. :)

Bence bu çalışmayı küçük çocuklarınız için bir aktivite çalışması olarak yapabilirsiniz. Tabi onlar için yaşlarına göre parçayı azaltabilir yada çoğaltabilirsiz.  Ben bu yayını sizlere fikir vermek maksatlı yazdım. Hatta bundan sonra bu tarz çalışmaları fırsat buldukça da ekleyeceğim. Çünkü biliyorum ki çoğu anne bu tarz etkinlik fikri almak için googleye aratma yapıyorlar. O şekilde arama ile gelmiş bir kişi iseniz. Buraya da bir göz atmanızı tavsiye ederim. Orada da sizlerin ilgisini çeken çok çalışma var.
Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve iyi eğlenceler dilerim.... ;)


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Canım kızım kusmuklu prensesim artık 5 aylık bir bebek... Hatta 17 gün sonra 6. ayına girecek Allah'ın izni ile... Bu ayda kızım kendi...

Miray Su 5 Aylık

Canım kızım kusmuklu prensesim artık 5 aylık bir bebek... Hatta 17 gün sonra 6. ayına girecek Allah'ın izni ile...
Bu ayda kızım kendi kendine agu, gugu, ecu,egü, anii gibi sesler çıkararak keyfinin yerinde olduğunu bildirirken AAA, AHHH, EHHH, IHH diyerek bağır-arakta birilerine seslenip, halinden hoşnut olmadığını kendince anlatmayı öğrendi. Özellikle uykusu geldiğinde eli ile gözüne ve burnuna sürterek öyle yüksek sesli bağırıyor ki. Burada bana ''Anne gel beni rahatlat ya ayağında yada beşiğim de sallayarak uyut. Veyahut meme emdirerek uyut. Ben kendi kendime uykuya dalamadım'' demek istiyor.
Acıkınca ise iki elini birden ağzına sokup şapur şupur emerek bağırıyor.. Burada da ''Çok acıktım. Acil karnımı doyur!'' diyor.
Altı pis olduğu anlarda ise üstündeki kıyafetleri eli ile tutup çekiştirerek bağırıyor. Birde öyle kendi başına kaldığı zamanlarda da bağırıyor ki evlere şenlik. Bu bağırma ise ''Çok sıkıldım.Çabuk yanıma gelip benimle oynayın!'' demek istiyor. Minnoşum maşallah öyle akıllı ki çıkardığı sesler ve vücut dili ile derdini anlatabiliyor. Yada ben onu çok iyi tanıdığım için bebişim lep demeden lep lebi dediğini, anlıyorum. ;)

Miray Su 5 Aylık

Eylül ayı; okul sezonun açıldığı ay olduğu için abileri ile çok meşgul olduğum için 5 aylık konsept fotoğrafını bir hafta geç çekmek zorunda kaldım. Tabi okul sezonuna uygun bir konsept yapmasam olmazdı. Bende hemen yine aklıma gelen ilk nesneler ile bir konsept belirleyip, kızımın fotoğraflarını çektim. Aslında instragram sayfamda daha fazla konseptli fotoğraf paylaşıyorum. Orayı takip ederseniz bu aylık fotoğraf konseptlerinden daha fazlasını bulabilirsiniz.

Okul sezonu demişken kızım 5 aylıkken okula başladı. Özellikle öğlenci olan abisini bırakmaya kesin benimle birlikte gidiyor. Ama abisini almaya havalar müsaade ettikçe gidiyor. Bazen hava çok soğuk olduğu zaman uyutup, büyük abisinin yanına bırakıp gidiyorum. Allah'tan okul yürüme mesafesi ile 10 dakikalık bir mesafede olduğu için abi ile yalnız bir 15-20 dakika kalabiliyor. Yoksa diğer türlü soğuk havalarda, hatta yağmurlu, karlı havalarda dahi yanımda götürmek zorunda kalacaktım. Buda daha çabuk hastalanmasına neden olacaktı. Çok şükür ki bu aya kadar doğumdan kaynaklanan köprücük kemiği kırıklığından başka hastalığı olmadı. Maşallah demeyi unutmayın!

Yukarıdaki fotoğrafta da gördüğünüz üzere artık sırt üstü yattığı zaman hemen yüz üstü dönüp, ellerini öne doğru uzatıp, poposunu kaldırarak arka arka gitmeye çalışıyor. Tabi bizim nazlı prenses kendini fazla yormayı sevmediği için bir iki zorlayıp, sonra hemen kafasını yere koyup, ellerini emmeye koyuluyor.

Dişi henüz çıkmadı. Ama çok kaşındığı belli. Eline ne alırsa hemen ağzına alıp, dişlerine sürtüyor. Hatta emerken dişleri kaşınıyor sanırım. Çünkü bazen damakları ile sıkıp canımı öyle bir acıtıyor ki anlatamam... Önündeki oyuncak yada kaleme uzanıp, eli ile tutup, kendine çekmeye başladı. Artık çıngıraklarını ellerine alıp, sağa sola çarparak kendi ses çıkartabiliyor.

Ellerine yine hayran hayran bakıp, her parmağını ince ince inceleyip, sonra elini ağzına almaya devam; hatta artık ellerine olan ilgisi yanında ayaklarına da ilgi duymaya başladı. Bu ayda özellikle ayaklarını elleri ile tutarak ağzına götürmeyi sık sık yapmaya başladı. Özellikle bezini değiştirirken hemen o boşlukta ayaklarını kaldırıp, ayak baş parmağını hemen ağzına sokup, emiyor.

Daha dün 5 aylık hamilelik günlüğümü yazarken. Cinsiyeti kız mı yoksa erkek mi tam belli olmadığını yazmışım...
Şimdi de kızımın 5 aylık günlüğünü yazdım.
İlerleyen yıllarda da belki kim bilir bu bloğumu yazmaya devam edersem 5 yaş kutlamasını yazarım. Allah onların acısını bana yaşatmasında ben her hallerini buraya en ince ayrıntısına kadar yazmaya varım...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bumerang - Yazarkafe

UYARI

Bu blogta yer alan tüm yazılar bana aittir. Söz konusu içerikler benim iznim olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.
Blogger tarafından desteklenmektedir.