Merhabalar sevgili okurlar; uzun bir yaz tatili sonunda nihayet okullar açıldı. Evet nihayet diyoru...

2016-2017 Eğitim ve Öğretim Yılına Başlamak

Merhabalar sevgili okurlar; uzun bir yaz tatili sonunda nihayet okullar açıldı. Evet nihayet diyorum çünkü benim kuzuların ikisi de okulundaki arkadaşlarını çok özlediler. Çok şükür ki ikisi de arkadaşlarından ayrılmadı. Ancak yepyeni öğretmenler ile 2016-2017 yılı eğitim ve öğretim yılına başladılar.

İsterseniz ilk olarak evin asisi olan Emir ile başlayalım. Emir bu sene 5. sınıf, yani yeni eğitim-öğretim sistemine göre orta okul 1. sınıf öğrencisi. Sabahçı olan kuzumu sabah erkenden kaldırıp, kahvaltı yaptırdıktan sonra; birlikte okul yollarına düştük.
Yolda ara ara yaptığımız muhabbetlerden de anladığım üzere her derse farklı bir öğretmen girecek olmasından dolayı biraz korkusu var.

İlk okul yılında dahi 4 tane öğretmen değiştirmiş bir çocuk olduğu için. Ona:
-Oğlum sen farklı öğretmenler ile birlikte ders yapmaya alışıksın. Diğer yıllarda sürekli öğretmenin değişmesine rağmen hiçbir şekilde afallama olmadan okula devam ettin. Keza aynı şekilde okul başarında da düşüş olmadığı gibi artışlar dahi oldu. O yüzden bence hiç korkma. Eminim sen tüm öğretmenlerine akıllılığın, dürüstlüğün ve çalışkanlılığın ile kendini sevdireceksin. Dedim.

Benim bu sözlerimden sonra biraz olsun rahatlayıp:

-Haklısın anne... dedi.

Müdür beyinde dediğine göre henüz bazı branş öğretmenlerinde eksiklik varmış. İki haftaya kadar öğretmen eksikliği hallolacakmış. (umarım biran önce tamamlanır.)

fotoğraf geçen seneden, bugün kuzularımın fotoğraflarını çekmeyi atlamışım. :(


Efe evin maskotu ise bu sene 2. sınıfa başladı. Onunda arkadaşları aynı. Ancak öğretmeni bu sene müdür yardımcılığa tayin edildiği için yeni bir öğretmen gelecekmiş. Yeni bir öğretmen gelene kadar çocuklar açıkta kalmasın diye şimdilik çocukların başında...

Emir sabahçı; Efe ise öğlenci. İkisinin de arkadaşları aynı, öğretmenleri değişecek. Bence bu durum pekte önemli değil. Nasıl olsa sınıf sayıları yükseldikçe farklı fraklı öğretmenler ile ders alacaklar. O yüzden şimdiden alışsınlar. Önemli olan sevdiği arkadaşları ile aynı olmaları. Çünkü o arkadaşları ile nerde ise 7-8 ay kadar yedikleri içtikleri ayrı olmayacak.

Benden durumlar ise; bu yıl anlaşılan okul yolunu yol edeceğim. Hatta okul yolunda doğurursam hiç şaşırmayın.. ;)

2015 ve 2016 eğitim ve öğretim yılına başlama yazım...

2014-2015 eğitim ve öğretim yılı yazım

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, son 2 haftadır üzerimde büyük bir halsizlik ve yorgunluk vardı ki soyma...

Tokideki Ses'in 2 Aylık Hamilelik Günlüğü

Merhabalar sevgili okurlar, son 2 haftadır üzerimde büyük bir halsizlik ve yorgunluk vardı ki soymayın. Resmen elimi kolumu kaldıracak güç yoktu. O değilde; uykumda gelmiyor. Öyle bir enkaz yığını gibi kanepenin bir köşesine yığılıp kalıyordum. Bu durumlarımı hamilelik ile yorumlayıp; ufaktan ufağa bu hamileliğim diğer hamileliklerime kıyasla daha zor geçeceğinin sinyallerini almaya başlamıştım. Tabi bu durumda beni korkutuyordu.

Çünkü ben herne kadar hamile bir kadın olsam da; aynı zamanda sorumluluğumda iki tane çocuğum olan bir anneydim... Üstelik bu çocuklar okula gidecekler, Okulun açılmasına da sayılı günler kalmışken... Allah'ıma binlerce kez şükür olsun ki bu sabah gözümü açtığımda kendimi diğer geçen günlere nazaran daha enerjik ve güçlü olarak uyandım. (çok şükür)

Bunun şerefine hemen ekranın karşısına geçip, bir durum değerlendirmesi postu hazırlamaya koyuldum.

1-8 Haftalık hamilelik gelişmelerim


İlk olarak hamile olduğumu öğrendiğim günlerde büyük bir gaz sıkıntım vardı. Bu gaz sıkıntısı karnıma kramplar girmesine neden olduğu için iki büklüm halde kalıyordum. Bu sorunu çözmek için ilk olarak gazlı içecekleri hayatımdan tamamen çıkardım. Bol bol su içmeye başladım. Ki normalde de zaten çok su içen bir insan olduğum için hiç zorlanmadan içtim.

Herne kadar halsiz olsam da kendimi zorlayarak da olsa bol bol hareket edip, yürüyüşler yaptım. Ve çay içmeyi kahvaltı haricinde kestim. Onun yerine bitki çayları içmeye başladım. Şimdilik yaptığım bu durumlar gaz sıkıntımı çözdü gibi. Umarım tamamen çözülmüştür de, bir daha o şekilde sorun yaşamam.

Bu arada ben geçen iki hamileliğimde de öyle ne kan hapları, nede folik asit içmemiştim. Ama bu hamileliğimde ara ara da olsa folik asit içmeye başladım. Çünkü her gittiğim hastanede doktor folik asit içmemi önerince bende 1 gün içiyorsam 1 gün içmeyerekten olsa içiyorum.

Veee bulantı!.. İlk 3 ay bulantılarım diğer hamileliklerimde de olurdu. Bu hamileliğimde de var. Özellikle sabah kalktığımda her görüntü ve kokuya içim kalkıyor. Zar zor kahvaltı hazırlayıp, kahvaltı yapmaya başlayınca çok şükür ki geçiyor. Ama tabi burnumun koku alması çok hassaslaştı. Üst kattaki komşuların her öğünde ne yediklerinin kokusu ve yaptıkları temizliklerde ki deterjan kokusu burnuma kadar geliyor. :(

Fiziksel olarak ise ilk zamanlar gaz sebebi ile sanki bir 4-5 aylık hamili gibiymiş gibi olan karnım indi. Dışarıdan beni görenler hamile olduğumu halen anlamıyor. Söylediğim zamanda şaşırıp ''yaaa öyle mi? Hiç belli değil'' diyorlar. Ama tabi biliyorum ki bu ilerleyen haftalarda değişecek. Bakalım bu hamileliğimde kaç kilo alacağım hep beraber göreceğiz.

Tokideki Ses'in 2 Aylık Hamilelik Günlüğü

Yukarıda ki fotoğraftaki fasulye kadar olan şekilde bebeğimin ilk fotoğrafı. Şimdilik cinsiyeti belli değil. Sağlıklı sıhhatli osunda gerisi önemli değil. Diye dilim söylese de içimden kız çocuğum olsun istiyorum. Ancak abileri onunda erkek olmasını istiyorlar. Çünkü erkek kardeşleri olursa ona oyuncaklarını vereceklermiş. Veraset olarak kardeşlerini görüyorlar. :) Ben 'olsun oğlum kız kardeşiniz olursa ona da verirsiniz' dediğimde bana : ''anne kız kardeşimiz olsa bizim oyuncaklarımızı beğenmez. O yüzden erkek olsun'' diyorlar. :)

Tabi şaka bir yana cinsiyeti ikinci plan. Allah sağlıklı sıhhatli. Ve hayırlı bir evlat nasip etsin... Gerisi teferruat, nasıl olsa...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, bugün eylül ayına, namı değer hüzün ayına girdik. Eylül ayı için hüzün ...

Kışlık Domates Konservesi Tarifi (ev yapımı)

Merhabalar sevgili okurlar, bugün eylül ayına, namı değer hüzün ayına girdik. Eylül ayı için hüzün ayı denir. Ancak bana göre hüzün ayından ziyade kışlık konserve, turşu ve sos ayı olarak bilinir. Bu ayda her şeyin doğalını ailesine sunmak isteyen biz annelerin mutfağında hummalı bir çalışma olur.

Bende sizlere henüz 2. postasını yaptığım kışlık domates konservesi tarifimi paylaşacağım. Eminim çoğu anne biliyor ve yapıyordur. Ancak henüz tecrübeli olmayan kadın ve annelerden bilmeyenler vardır. Onlara yol göstermek maksatlı ve Tarifler çubuğundaki kategorimde bu tarifinde yer almasını istediğim için; uzun zamandır aklımda olan, ancak devamlı ertelediğim yayını nihayet bugün paylaşacağım. ( Ne demişler geç olsun; ama güç olmasın..)


Kışlık Domates Konservesi Tarifi (ev yapımı)


Kışlık domates konservesi malzemeleri

  • 10 kilo domates
  • 2 yemek kaşığı konservelik tuz
  • 2 yemek kaşığı zeytin yağı
  • Cam kavanoz
  • Kullanılmamış kavanoz kapağı

Kışlık domates konservesi nasıl yapılır?

İlk olarak domatesler genişçe bir leğende tertemiz yıkanır. Daha sonrada üzerine su ısıtıcısında kaynattığınız suyu döküp, sıcak su içinde bir kaç dakika bekletin. 

Daha sonrada sıcak suda bekletilen domatesleri tek tek soyun. Sıcak suda bekleyen domatesin kabuğu daha çabuk soyulur. Tüm domateslerin kabuğunu tek tek soyduktan sonra her domatesi sırası ile tek tek doğrayın. Sakın rondodan geçirmeyin (sulanır) 


Kışlık Domates Konservesi Tarifi (ev yapımı)

Tüm domateslerin doğrama işlemleri bitirdikten sonra genişçe bir tencereye doğradığınız tüm domatesleri ekleyip, pişirin. Domatesler tencerede kaynamaya başladıktan sonra bir 10-15 dakika kadar daha ara ara karıştırarak pişirin.

En sonunda indirmeye yakın zeytin yağı ve tuzunu da ekleyip, son kez bir kez daha karıştırıp, ocaktan indirin. Sonrada temiz kavanozlara bir kepçe yardımı ile sıcak sıcak doldurup, yeni kapaklarını sıkıca kapatın.( Cam kavanozları her sene aynı kavanozu kullanabilirsiniz. Ancak kapaklarını her sene yenileyin. Yoksa diğer türlü konservenin kapağı iyi tutmadığı için atar ve kışlık konserveleriniz bozulur)

Kavanozları doldurup, kapaklarını sıcak sıcak kapattıktan sonra hemen tezgah üzerine ters çevirerek koyun. Bir gece o şekilde beklettikten sonra güneş görmeyen bir yere kaldırın. Ben tüm hazırladığım kışlıkları bodrumdaki kilerimize kaldırıyorum...

Kışın yemeklerde, makarnalarda, çorbalarda, soslarda hatta içine  iki yumurta kırıp menemen gibi kahvaltılarda dahi kullanabilirsiniz. Bu kışlık domates konservesi kışın resmen her yemekte eliniz gidecek ve içinizden ''keşke yazın daha fazla yapsaydım' diyeceksiniz. O zaman kışın bu pişmanlığı yaşamamak için hemen kollarınızı sıvayın ve kışlık domates konservesi yapın...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar sevgili okurlar, bugün sizlere İzmir'in meşhur köftesi olan ödemiş köftesinin tarifi...

Ödemiş Köftesi Tarifi

Merhabalar sevgili okurlar, bugün sizlere İzmir'in meşhur köftesi olan ödemiş köftesinin tarifini paylaşacağım. Ödemiş köfte diğer köfteler gibi içine bayat ekmek\galete unu girmiyor, Onun yerine irmik giriyor...

Ödemiş Köftesi Tarifi

İrmiği genellikle tatlılarda çok kullanırız. Ancak köfte içinde de en az tatlılara yakıştığı kadar yakışıyor. Bence görüntüsü dillere destan, lezzeti olay olan ödemiş köftesinden sizlerde yapın. Pişman olmayacaksınız....


Ödemiş Köftesi Tarifi


 Ödemiş köftesi malzemeleri

  • Yarım kilo kıyma
  • 1 Çay bardağı irmik
  • 1 adete kuru soğan
  • Kimyon
  • Karabiber
  • Tuz 
  • Tere yağ
  • Toz kırmızı biber 
  • Yarım ekmek (siz bu ekmeği bayat ekmekleri değerlendirmek için, bayat ekmeklerden kullanın)
  • Domates
  • Maydanoz

Ödemiş köftesi nasıl yapılır?

İlk olarak kuru soğanı alıp, bir rende ile rendeleyin. Daha sonrada yoğurma kabına kıymayı, irmiği, baharatlarını ve biraz önce rendelediğiniz soğanı da ekleyip, yoğurun.

Köfte harcınızı bir güzel yoğurup hazırladıktan sonra dinlendirmeden hemen harçtan parçalar koparıp, parmak şeklinde şekiller verin. Aşağıdaki kolajda gözüküyor...

Ödemiş köftesi nasıl yapılır?

Tüm ödemiş köftesi harcını parmak şeklinde şekiller vererek hazırladıktan sonra üzerini streç film ile kaplayıp, buzdolabına kaldırın. En az bir yarım saat kadar dinlendirin. Burada ödemiş köftesinin bir başka özelliği köfteyi dinlendirmek. Onun için siz bu köfteleri gece yapın, sabaha kadar buzdolabında dinlendirin. Yada sabah yapın ve akşam yemeği saatine kadar dinlendirirseniz köfteniz daha güzel olur.

Köfteyi kızartacağınız zaman ilk olarak bir tavada tereyağı ve toz kırmızı biberi alıp, eritin. Sonrada yarım ekmeği (siz bayat yarım ekmek kullanacaktınız unutmayın) ortadan ikiye kesip erimiş olan tereyağınıza bandırın. Ekmeğin her tarafına kırmızı toz biberli tere yağ ile yağladıktan sonra istediğiniz şeklide kesip, servis tabağının en altına döşeyin.

Köftelerinizi de döküm bir tavada her tarafı eşit şekilde kızartın. Sonrada kızarttığınız ödemiş köftelerini de tereyağlı bayat ekmeklerin üzerine dizin.

En son üzerine domates dilimleri ve maydanoz ile süsleyip, servis edin. Afiyetler olsun...


Ödemiş köftesi nasıl yapılır?

Bu arada bu ödemiş köftelerini isterseniz mini bir piknik yapacağınız zaman enlemesine ortadan ikiye bölüp, tere yağ ile yağladığınız ekmeğin içine ödemiş köftesini koyup, ekmek arası ödemiş köftesi hazırlayabilirsiniz. Sonrada ailecek yaptığınız mini pikniklerde yanında bir tane ayran ile afiyetle yiyin. Gerçekten de çok güzel oluyor. Biz genellikle parklarda piknik yapacağımız zaman piknik menümüz ekmek arası ödemiş köftesi ve ayran ikilisi oluyor.

Yapacak olanlara şimdiden kolay gelsin ve afiyetler olsun...



Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar, bugün sizlere, dün haberdar olduğum bir müjdeyi paylaşmak için geldim... ...

Tokideki Ses'in Hayatındaki Yeni Mucize

Merhabalar arkadaşlar, bugün sizlere, dün haberdar olduğum bir müjdeyi paylaşmak için geldim...


hamile olduğumu öğrendiğim akşamı babamız hemen bir pasta aldı. Ve küçük çaplı bir kutlama yaptık. :)


Yaklaşık 3 ay önce biz ailecek evimize yeni bir nefes, yeni bir kalp atışının girmesini çok istedik. Aslında bu düşünceye daha 6 ay önce Efe'nin ''anne neden benim bir kardeşim yok? Herkesin kardeşi var; ama benim yok'' demesi üzerine kafama takılmıştı. Ancak pek üstünde durmamıştım.

Çekirdek ailemiz ile yaptığımız her muhabbette devamlı yeni bir çocuğun ailemize girmesi hakkındaki konuşmalarımız üzerine düşündümde; sanki biz evimize yeni meleğin girmesini -ailecek- çok istiyoruz... Bunun üzerine okulların kapanması ile birlikte bu konuyu ciddi ciddi konuşup, kararlaştırdık. Evet yeni bir mucize istiyorduk!. Ancak bu yeni mucizenin bizim hayatımıza mutluluk ve hayır getirmesini istiyorduk. O yüzden her namaz arkasında ''Allah'ım hakkımızda hayırlı ise nasip et. Hakkımızda hayırlı değilse nasip etme'' diye dua ettim. Binlerce kez şükürler olsun ki, Rabbim nasip etti. İnşallah hayırlısı ile dünyaya sağlıklı ve sıhhatli olarak gelir... (hani amin yok mu?)

Hamile olduğumu nasıl anladım?

Yeni bir meleğin hayatımıza girmesine karar verdiğim andan itibaren her rengli oluşumda garip duygulara kapıldım. Tarifi imkansız bir duygu... Şöyle belirteyim ki; Ne hamile olmadığıma sevindim, nede üzüldüm. Sanki bir boşluğa düşmüş gibi hissiz kaldım.

Son iki haftadır. Üzerimde büyük bir gerginlik vardı. Devamlı duygu değişimi yaşadım. Bazen çok mutlu olup, kahkahalar ile gülerken; aniden yoktan sebeplere sinirlenip. Karşımdaki kişiye adeta 'neden gözünün üstünde kaşın var' diye çatmak istedim. Birde üzerimde aşırı yorgunluk ve halsizlik var ki, evlere şenlik. Mutfaktan su almaktan dahi yorulur ve soluk soluğa kalır oldum. İlk başlarda 'acaba havalar yüzünden mi böyleyim' diye düşünürken. Bu durumun üstüne pazar günü canımın aşırı tavuk döner çekmesi ve pazartesi günü kahvaltısında da aşırı mide bulantısı üzerine; kendi kendime teşhisi koydum. Ben hamile idim... Yalnız emin değildim, ya değilsem?..

Bu durumu kesinleştirmek için hemen en yakın ecza haneye gidip bir hamilelik testi aldım. Veeee bingo testi uygular uygulamaz hemen 3-4 saniye içinde iki çizgi nem net çıktı... Evet 3. bir çocuğa hamileydim!... :)

Hemen bu durumu çocuklarım ile paylaştım. Ki zaten onlarda yeni bir kardeşin hayatlarına girmesini yukarıda da yazdığım üzere aylar öncesinden konuşuyorlar ve istiyorlardı. O yüzden ikisi de çok mutlu oldu. Hemen beni kanepenin üzerine oturtup, Emir sırtıma kırlent koydu. Efe de hemen mutfaktan bana bir bardak su getirdi. Bundan sonra benim her istediğimi yapıp, onlar bana hizmet edeceklermiş. (ilerleyen aylarda bu düşünceleri değişecek mi? Yaşayıp, göreceğiz..)

Kocişko ise bana son bir haftadan beri sürekli bir test alıp, yapmamı istiyordu. Çünkü o yine benim 'yok hamile değilim' sözüme karşın; yine hamile olduğumu iddia ediyordu. Yine diğer çocuklarımda oldu gibi benim hamile olduğumu benden önce anladı. ;)
Ama biz yinede çocuklar ile konuşup, bu müjdeli haberi babamız eve gelince söyleyip, ondan bir tatil sözü almayı kararlaştırdık. Ve başardıkta. İnşallah kurban bayramında kısa bir tatil arası vereceğiz.

Şimdilik çok yeni olan hamileliğin keyfini yaşıyorum. Ancak ilerleyen aylarda neler yaşayacağımı yaşayıp, hep beraber göreceğiz. Bu arada tokideki sesin bloğunda bundan sonra zaman zaman hamilelik günlüğü yazıları şeklinde yeni bir seri olacak, haberiniz olsun. Yanlız bu hamile günlüğü serisi yanında yine diğer kategoriler enerjim ve sağlığım müsade ettikçe devam edecek, merak etmeyin...

Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Bende bizim jenerasyon gibi sokaklarda oyun oynayan çocuklardandım. Tıp ki diğer çocuklar gibi öğl...

Çocukların dışarıda oyun oynamasına izin veren annenin imtihanı

Bende bizim jenerasyon gibi sokaklarda oyun oynayan çocuklardandım. Tıp ki diğer çocuklar gibi öğlen yemeğini doğru düzgün evde yemez. Annem her defasında 'gel de doğru düzgün yemek ye' sözlerini tınlamaz, ekmek arası bir şeyler ister. Sonrada elime aldığım dürümü ısıra ısıra dışarı çıkıp. Oynadığım oyuna kaldığım yerden devam ederdim. Akşam ezanına kadar oynama sürem olur. Ezanlar okununca koşa koşa eve giderdik.

Sokakta oyunlar oynayan çocuklar olarak bizlerin ne kadar şanslı olduğumuzu hemen hemen her pedagog yazdığını da gördükçe; çocuklarımı sık sık dışarı çıkardım. İlk başlarda küçük oldukları için kendi başlarına sokağa bırakmaz, benimle birlikte indirirdim. Özellikle Emir'i 8 yaşına kadar arkadaşları ile birlikte aşağı indirmedim. Ama bu durum Efe için daha erken oldu 5,5-6 yaşlarında abisi ile birlikte onları sokağa çıkmasına izin verdim. Gerçi bunda etrafında oyun alanları olan bir sitede oturmamızın da etkisi büyük.

Sokakta çocuklar oyun oynayınca ekrandan uzaklaşıyor, arkadaşları ile sosyalleşiyor, annesi olmadan kendi başının çaresine bakmayı öğreniyor gibi bir sürü artıları var. Ancak bunun yanında duyduğumuz çocuk tacirleri, organ mafyaları gibi bir sürü embesil insanlarda sokaklarda olduğu için ister istemez biz analar; korkarak çocukların aşağı inmesine razı oluyoruz.


Çocuklar her aşağı inme zamanlarında onlara: ''aman sitenin etrafından uzaklaşmayın, biri sizi çağırırsa yanına gitmeyin, biri size dokunursa bağırın, kimsenin verdiğini yemeyin/içmeyin, birbirinizle kavga etmeyin, Emir kardeşini gözünün önünden ayırma, Efe abinin sözünü dinle, biri size bir şey derse gelin bana söyleyin'' gibi ardı sıra sıralan tembihlerimi de ettikten sonra çocukları aşağı inmesi için bırakırım. Çocuklar aşağı inince hemen ya yemek yapmaya koyulur, yada evi temizlemeye başlarım. Ancak benim veletler her 10 dakika da bir Emir; bir 10 dakika sonrada Efe zile basıp, ya birini şikayet eder, yada evden su, oyuncak ve yiyecek gibi bir şeyler ister. İsterseniz sizlere dün yaşadığımız günü özet olarak yazayım da benim ne demek istediğimi anlayın...

Çocuklar sabah hemen sitenin önünde olan kur'an kursuna sabah 9,15 gibi kahvaltı yapıp gittiler. 12,30 da tekrar eve geldiler. Onlar eve gelince hemen sofrayı hazırlayıp, birlikte yemek yedik. Sonra kursta neler öğrendiklerini ve neler yaptıklarını bana sırası ile anlattılar. Tabi bunun yanında birbirlerini şikayet edip, ispiyonlama da var. Sonra günlük bir saat tablette oyun oynama saatlerini kullanmak istediler, izin verdim. Süreleri bittikten sonra her 'hadi kapatın,. Zamanınız doldu' ikazlarıma 'anneea bir 5 dakika dahaaa!' diye bir 10-15 dakika daha uzatıyorlar ki, ona da ayrı gıcık oluyorum. Sanırım bununla ilgili ayrı bir yazı yazsam daha iyi. Çünkü bu konuda da çok dertliyim, çoookk!...

Neyse efendim ben bizimkilere zar-zor tableti kapattırıyorum. Zaten bu sırada da bizim kapı zili çalar ve komşunun çocukları 'Emir ile Efe aşağı inebilir mi? Aşağıda top oynayacağızda' diye... Bizimkiler arkadaşlarının seslerini duyunca hemen koşup, gelip, İkisi bir ağızdan 'annea ne olur izin ver, aşağı inelim, n'olur n'oluuuuuur!' diye ısrarlarına razı olup. 'tamam gidin ama, sitenin yanından uzaklaşmayın, kimsenin yanına gitmeyin, kimsenin verdiği bir şeyi yiyip\içmeyin' diye sıralamaya başladığımda ikisi bir ağızdan tamam biliyoruz. 'biri bize dokunursa annne! diye bağıracağız, kavga etmeyeceğiz' diye benden önce tembihlerimi, benimle dalga geçerek sıralama başlarlar. Şımarık veletler ne olacak ;)

Onlar arkadaşları ile birlikte aşağı inince bende hemen akşam yemeğini yapmaya koyulmak için mutfağa geçer geçmez; hemen kapı zili yine çalar. Kapıyı açarım karşımda Emir...
'Ne oldu evladım, niye geldin? Kardeşin nerede?' sorularıma.
'anne kardeşim, arkadaşlarım ile birlikte beni bekliyor. Ben top almaya geldim.' diyerek topunu alır gider. Tabi ben yine arkasından dikkatli oynayın. kimse ile kavga etmeyin diye hemen bir iki ikaz daha yükleyip, kapıyı kapatır. Sonrada tekrar mutfağa geçip, ne yemek yapsam diye düşünmeye başlarken bizim kapı zili yine çalar. Bu sefer Efe...
'ne oldu Efe?' 'anne abim beni oynatmıyor?'
'git abini bana çağır' Efe koşarak giderken, yavaş git, düşeceksin, dikkatli ol. Diye hemen arkasından yine ufak çaplı bir ikaz uyarısı yapar sonra tekrar akşam için ben n'yapacaktım? diye düşünmeye koyulur koyulmaz. Yine kapı zili çalar. Emir ile Efe...
Emir: ne var ya annne!
Ben: kardeşini de oynat. Yoksa aşağıda top oynamanıza izin vermem.
Emir:Ama kardeşim oyunumuzu bozuyor, onu oynatmam, banane bananaeeee!
Ben: O zaman sende oynayamazsın. Efe sende oyun bozarlık yapma. Doğru düzgün oyun oyna. Yoksa bir daha aşağı inmenize izin veremem.
Efe:Tamam anne düzgün oynayacağım. Ama abim de beni oynatsın. Hemen Emir'e bakarım.
Emir: İyi tamam oynasın. Ama oyunumuzu bozarsa, hemen oyundan çıkartırım. Hemen Efe'ye bakarım
Efe: İyi tamam. Bozmayacağım..

Der ve ikisi birden aşağı iner.

Ben yine ne yemek yapacaktım?' sorusunu düşünmeye kaldığım yerden devam ederken. Köfte patates yapmaya arar verir. Kıymayı derin dondurucudan çıkarıp, patatesleri soymak için almaya gidip, alır. Sonrada müzik açıp, elime bıçağı tam almışken. Kapı yine zııır zırıır çalıyor. Hemen kapıyı açar. Bu sefer karşımda Emir, Efe ve mahallenin diğer çocukları 'susamışlar'

Her çocuğa teker teker su verip, susuzluklarını da giderdikten sonra onlar, aşağı iner. Bende hemen bıçağı elime alıp, patates soymaya koyulurum. Bu sefer aşağıdan Emir 'annneeaaa! annneeeaaa!' diye bağırıyor. Balkona çıkıp: 'Ne oldu?'
Emir: anne kardeşim yine şımarıyor. Oyunumuzu bozuyor. Kardeşimi yanına çağır.
Ben: Efe bak doğru düzgün oynamazsan; bu sefer abine izin verir, sana vermem...
Efe: Ama ben top oynamak istemiyorum, su tabancası ile oynamak istiyorum.
Ben: İyi tamam sana su tabancanı vereceğim, ama abinlerin üzerine su sıkma ağaçlara ve çiçeklere su sık tamam mı?
Efe:Tamam
Su tabancasının içine su doldurup, balkondan aşağı atarım. Aradan bir 5 dakika geçmeden yine kapı zııır zırıır. Bana ufaktan ufağa gelmeye başladılar içimden 'la havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim' diyerek kapıyı açar. Karşımda Efe, elinde su tabancası, sırıtarak 'su doldur'
Sinirle suyu doldurur eline de bir litrelik pet şişesi verip, gönderirim. Bu sefer hemen patatesleri hızlı hızlı soyup, yıkamak için mutfağa götürüp, yıkar. Sonra tekrar salona geçerken yine zil zıııır zıııır çalar. Hemen kapıyı açarım. Emir ile Efe 'anne arkadaşların bakkaldan dondurma alacaklar. Bizde istiyoruz bize para ver' Madem arkadaşları alıyor. Onların yanında mahçup kalıp, onların ağzına bakmasınlar diye, dondurma parasını verir ve gönderirim.
Sonrada hızlı hızlı patatesleri doğramaya koyulurum. Patateslerin doğranmasını, bitirdikten sonra mutfağa tekrar geçip, patateslerin içine su doldururken kapı yine zıır zııır çalıyor. Kapıyı aç. Karşımda Efe. Elinde boş pet şişesi ve su tabancası ile birlikte artık bunlarla oynamayacakmış. Oyuncaklarını koymaya gelmiş. Elinden oyuncaklarını alır ve gönderirim.

Sonra çocuklara birde tatlı niyetine puding yapayım diye puding yapmaya koyulurken yine kapı zııır zııır... Kapıyı aç Emir.
Ben: Ne var..
Emir: Hemen ayakkabılarını çıkararak çişim geldi.
Tuvalete gidip, çişini yapıp sonra yine çıkar. Aradan bir 3 dakika geçmeden bu seferde Efe 'çişim geldi' diyerek eve girer. Oda tuvaletini yapıp çıkar... Gibi uzarr gider...

Güya sokakta oyun oynayan çocukların analarına 'ohh ne rahat. Bebeleri dışarı bırakıp, kafa dinliyor' diye düşünülür ya. Vallahi tamamen yanlış düşünce. Çocuğu evde ekran başında olan ana daha rahat. Çünkü çocuklar ekran karşısına geçince saatlerce ne çişleri geliyor, ne acıkıyorlar, ne susuyorlar, nede o oyunu oynamaktan sıkılıyorlar. Saatlerce, ne kadar izin verirsen ekranın karşısında çakılıp, kalıyorlar. Ama sokağa çıkan çocuk. Evde iken hiç aklına gelmeyen acıkma ve susması sık sık aklına gelir, zırt pırt eve gelip gelip gidiyorlar!

Buda demek oluyor ki. Eveet biz anaların saçları kafalarında diken diken oluyoor, hatta bir ara gözlerinden alevler fışkırıyor; ama en azından çocuklar ekran karşısında bırakmayıp, sokağa saldığımız için çocukların çocukluğunu yaşamasına izin vermiş olduğumuzu düşünerek avunuyor ve bu duruma katlanıyoruz...


Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

Merhabalar arkadaşlar, bugün sizlere yaz tatlısı çeşitlerine yeni bir tarif eklemeye geldim. Bu tar...

Vişneli Prenses Tacı Tatlısı Tarifi

Merhabalar arkadaşlar, bugün sizlere yaz tatlısı çeşitlerine yeni bir tarif eklemeye geldim. Bu tarifte vişnenin verdiği hafif mayhoşumsu tadı ile birlikte irmiğin uyumu ağızda lezzet bombası yaşatacak.

Vişneli Prenses Tacı Tatlısı Tarifi

Tatlı-mızın adı:Vişneli prenses tacı tatlısı,.. Gördüğünüz üzere adı ve görüntüsü harika! Eeee bu tatlının lezzetinide biraz önce kelimelerin elverdiği şekilde anlattığım üzere enfes bir şey. O zaman ne duruyorsunuz? Vişneli prenses tacı yapsanıza! Vişneli prenses tacı yapsanıza! :P (Tamam tamam sululuğu bırakıp, tatlının tarifini vereceğim)


Vişneli prenses tacı tatlısı malzemeleri

Vişne soso için:
  • 3 su bardağı vişne suyu
  • 1 çay bardağı şeker
  • 3,5 çorba kaşığı nişasta

İrmikli muhallebisi için:
  • 3 su bardağı süt
  • 6 yemek kaşığı irmik
  • 6 yemek kaşığı şeker
  • 1 paket vanilya
  • 1 tatlı kaşığı tereyağ

Vişneli prenses tacı nasıl yapılır?

Evinizde vişne varsa bir avuç dolusu kadar vişneyi üç buçuk su bardağı suda bir kaç dakika kaynatıp, süzün. Yada benim daha önceden verdiğim konsantre vişne suyundan bir üç su bardağı vişne suyu alıp, yapın. Ben bu tarifi öyle yaptım.

Vişne suyunun içine nişasta ve şekeri de ekleyip, iyice karıştırarak ocağın üstünde kıvam alana kadar pişirin. Vişneli prenses tacının vişne sosu kıvam aldığında ocağın altını kapatıp, ılımaya bırakın. O esnada kullanacağınız kalıbı su ile ıslatın. Ben silikonlu kek kalıbını kullandım. Siz zevkler ve imkanlar çerçevesinde istediğiniz kalıbı tercih edebilirsiniz. Ilıyan vişne sosunu ıslatılmış kalıbın içine dökün. Sonra hemen buzdolabına kaldırıp, dinlenmeye bırakın.

Vişne sosunuz buzdolabında dinlenirken; sizde irmikli muhallebiyi yapmaya koyulun. Süt irmik ve şekeri ekleyip, yine karıştırarak muhallebi kıvamını alana kadar pişirin. Sonrada ocağın altını kapatıp, tereyağ ve vanilyasını ekleyip, iyice çırpın. Bu çırpma işlemini irmikli muhallebinizde topaklanma olduysa bir mikser ile de yapıp, pürüzsüzleştirebilirsiniz. 

Vişneli Prenses Tacı Tatlısı Tarifi

İrmikli muhallebide hafif ılıyınca, buzdolabında dinlenen vişne sosunun üzerine döküp, üzerini düzleyip, buzdolabına kaldırın. Buzdolabında 5 saat (1 gece bekletirseniz daha güzel sonuç alırsınız) kadar dinlendirin. Sonrada bir servis tabağına ters çevirip, kalıptan çıkarın.

Sonrada sıcak bir akşamda sevdiklerinize ikram edip, önce onlarda iltifatlar alıp, sonra takdirler alın. ;) Benim gibi gazla çalışan annelere duyrulur!. :D



Bana Ulaşabileceğiniz Diğer Sosyal Hesaplarım

En İyi Tarif Blogları
Bumerang - Yazarkafe
Powered by Blogger.